(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

قُلْ اِنَّ الْاَوَّلِينَ وَالْاٰخِرِينَ لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

ḳul inne l-evvelīne ve l-āḣirīne / le mecmūǔne ilā mīḳāti yevmin meǎ'lūmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنَّinneşüphesiz
3الْاَوَّلِينَl-evvelīneا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçöncekiler de
4وَالْاٰخِرِينَve l-āḣirīneا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve sonrakiler de
1لَمَجْمُوعُونَle mecmūǔneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.mutlaka toplanacaklardır
2اِلٰىilāiçin
3مِيقَاتِmīḳātiو ق تBir şeyi zamana göre sabitlemek, belirlemek/sınırlamak, zaman atamak/bildirmek/tayin etmek, zaman ölçüsü (örn. mevsim).buluşma vakti
4يَوْمٍyevminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir günün
5مَعْلُومٍmeǎ'lūminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebelli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Şüphe yok, öncekiler de, sonra gelenler de.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Şüphe yok, öncekiler de, sonra gelenler de.

Adem Uğur

De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

Ahmed Hulusi

De ki: "Muhakkak ki evvelkiler de sonrakiler de,"

Ahmet Tekin

'Önceki nesiller de, sonraki nesiller de elbette diriltilecek.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Şüphesiz öncekiler de sonrakiler de.

Ali Bulaç

De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, o münkirlere) söyle: “- Muhakkak bütün evvelkiler ve sonrakiler,

Ali Rıza Safa

De ki: "Kuşkusuz, hem öncekiler hem sonrakiler!"

Bayraktar Bayraklı

- Şöyle diyorlardı: "Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?" De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de,belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir."

Bekir Sadak

(49-50) De ki: «suphesiz oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun belirli bir vaktinde toplanacaklardir.»

Celal Yıldırım

(49-50) De ki: Öncekiler de, sen rakiler de mutlaka belli bir günün belirlenmiş vaktinde elbette biraraya toplanacaklar..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Hem öncekiler hem sonrakiler;

Diyanet İşleri

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

Diyanet İşleri (eski)

(49-50) De ki: 'Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır.'

Diyanet Vakfi

De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Öncekiler ve sonrakiler»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Muhakkak. Öncekilerin ve sonrakilerin tümü,

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Muhakkak bütün evvelin ve ahirin

Erhan Aktaş

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de diriltilecekler."

Fizilal-il Kuran

De ki: «Öncekiler de, sonrakiler de.»

Gültekin Onan

De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."

Hamdi Döndüren

De ki: “Hiç kuşkusuz, öncekiler de sonrakiler de,”

Hasan Basri Çantay

Söyle: "Şüphesiz hem evvelkiler, hem sonrakiler,

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de.

Hayrat Neşriyat

(49-50) De ki: 'Şübhe yok ki öncekiler de, sonrakiler de, bilinen bir günün belli bir vaktinde elbette toplanacak olanlardır.'

İbni Kesir

De ki: Şüphesiz hem öncekiler, hem sonrakiler,

Mehmet Okuyan

De ki: “Hem öncekiler (atalarınız) hem de sonrakiler,

Muhammed Esed

De ki: "Daha önce yaşamış olanlar da, sonrakiler de

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Şüphesiz hem öncekiler hem de sonrakiler,

Ömer Nasuhi Bilmen

(48-50) «Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?» De ki: «Şüphe yok evvelkiler de, sonrakiler de,». «Elbette malum bir günün muayyen bir vaktinde toplanılmış (olacaklardır).»

Ömer Öngüt

De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler. "

Suat Yıldırım

(49-50) De ki: "Öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün, belli vaktinde mutlaka toplanacaksınız."

Süleyman Ateş

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

Süleymaniye Vakfı

Onlara de ki: "Öncekiler de sonrakiler de,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara şimdiden de ki "Evet, eskiler de sonrakiler de

Şaban Piriş

De ki: -Öncekiler de sonrakiler de.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de,»

Ümit Şimşek

De ki: Öncekiler ve sonrakiler,

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Şübhəsiz ki, əvvəlkilər də, sonrakılar da,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) De: ″(Sizdən) əvvəlkilər də, sonrakılar da,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺDie Früheren und die Späteren

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Die Früheren und die Späteren

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWahrlich, die Früheren und die Späteren

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺGewiß, die ersten und die letzten

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad " The foremost and the utmost".

Abdul Haleem

Say [Prophet], ‘The earliest and latest generations

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Yea, those of old and those of later times,

Abul A'la Maududi

Tell them, (O Prophet): "The earlier ones and the later ones

Aisha Bewley

Say: ‘The earlier and the later peoples will certainly all be gathered

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "(Yes) verily, those of old, and those of later times.

Ali Quli Qarai

Say, ‘Indeed the former and latter generations

Amatul Rahman Omar

Say, `Most surely, the earlier people and the later ones

Arthur John Arberry

Say: 'The ancients, and the later folk

Bijan Moeinian

Say (Mohammad) to them:…

E. Henry Palmer

Say, 'Verily, those of yore and those of the latter day

Edip-Layth

Say, "The people of old and the later generations,"

George Sale

Say, verily both the first and the last,

Hamid S. Aziz

Say, "The first and the last,

Mahmoud Ghali

Say, (This is addressed to the Prophet) "Surely the earliest people and the later.

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): Lo! those of old and those of later time

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Indeed, the earlier and the later generations

Muhammad Asad

Say: "Verily, those of olden times and those of later times

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "Most certainly, earlier and later generations

Progressive Muslims

Say: "The people of old and the later generations, "

Sahih International

Say, [O Muúammad], "Indeed, the former and the later peoples

Sam Gerrans

Say thou: “The former peoples and the latter

Shabbir Ahmed

Tell them, "Verily, those of old, and those of later generations.

Syed Vickar Ahamed

Say: "Yes, verily, those of old and those of later times,

Taqi Usmani

Say, "All the earlier and the later ones

The Monotheist Group

Say: "The people of old and the later generations,"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺEn vérité les premiers et les derniers

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji wan re) Bibêje: Bi rastî yên pêşîn û yên paşîn jî…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺZij die er eertijds waren en zij die er later waren

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: waarlijk, zoowel de vroegeren als de lateren.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺVoorwaar, de vroegeren en de lateren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им) (о, Посланник): «Поистине, (и) первые и последние [все кто жил и будет жить на Земле],

Rusça — Osmanov

Отвечай [, Мухаммад]: ʺВоистину, и древние, и последующие поколения

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺDe som levde i äldre tid och de som är av senare släkten