(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا عُرُبًا اَتْرَابًا لِاَصْحَابِ الْيَمِينِ
fe ceǎlnāhunne ebkāran / ǔruben etrāben / li eSHābi l-yemīni
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (78 / 78 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Cilveli, şirin sözlü, eşlerine âşık ve onlarla yaşıt kıldık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Cilveli, şirin sözlü, eşlerine âşık ve onlarla yaşıt kıldık.
Adem Uğur
Eşlerine düşkün ve yaşıt.
Ahmed Hulusi
(Ki o daha önce hiç görülmemiş - kullanılmamış türden bedenler) eşlerine aşık (dünyaya birbirine düşman olarak inen, insanı maddeye yönelttiren hayvani beden karşıtı olarak, insan şuuruna sahip bilince, özelliklerini itirazsız yaşatan. A. H. ) ve yaşıtlardır (bilinçle birlikte var olmuştur)!
Ahmet Tekin
Güzel, cilveli, nazlı, edalı, cıvıl cıvıl edebî konuşan, yaşları aynı, eşlerini çılgınca seven kadınlar haline getirdik.
Ahmet Varol
Eşlerine tutkun yaşıt kızlar.
Ali Bulaç
Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
Ali Fikri Yavuz
Kocalarına âşık yaşıtlar yaptık;
Ali Rıza Safa
Sevgi dolu ve uyumlu.
Bayraktar Bayraklı
- Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden,birçoğu da sonrakilerdendir.
Bekir Sadak
(35-38) Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmisizdir; onlari bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kilmisizdir. *
Celal Yıldırım
(36-37-38) Onları hep bakire, meymenetli olan eşlerine karşı sevgi dolu ve hep bir yaşıt kıldık.
Diyanet İşleri
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
Diyanet İşleri (eski)
(35-38) Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Diyanet Vakfi
(36-37) Onları, eşlerine düşkün ve yaşıt bâkireler kıldık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hep yaşıt sevgililer,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kocalarını çok seven aynı yaşta,
Elmalılı Hamdi Yazır
(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkar-i şeyda
Erhan Aktaş
Sahibini yadırgamayan.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sahibini yadırgamayan.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Yaşıt sevgililer.
Fizilal-il Kuran
Eşlerine aşık ve onlarla aynı yaşta,
Gültekin Onan
Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
Hamdi Döndüren
Hep yaşıt sevgililer kıldık,
Hasan Basri Çantay
(36-37) kız oğlan kızlar, zevcelerine sevgi ile düşkün, hep bir yaşıt yapdık,
Hasib Asutay
Eşlerine düşkün (ve) yaşıt (yaptık). (9) (9. Ayet dünya kadınlarını da kapsıyor.)
Hayrat Neşriyat
Eşlerine düşkün ve (onların hepsi) aynı yaştadırlar.
İbni Kesir
Eşlerine düşkün hep bir yaşıtlar.
Mehmet Okuyan
(Uyumlu), yepyeni olarak şekillendirdiğimiz ve tamamen yeni bir yaratılışla oluşturduğumuz kabartılmış döşeklerde (onlara ödüller verilecektir).
Muhammed Esed
sevgi dolu ve uyum içinde,
Mustafa İslamoğlu
Sevgi dolu, denk ve uyumlu;
Ömer Nasuhi Bilmen
(36-37) İşte onları bakireler kıldık. Kocalarına düşkün, hep bir yaşıt yaptık.
Ömer Öngüt
Eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta nâzeninler kılmışızdır.
Suat Yıldırım
(36-38) Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık.
Süleyman Ateş
Hep yaşıt sevgililer;
Süleymaniye Vakfı
Güler yüzlü, içleri temiz ve birbirlerine yaşıtlar yaptık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Güzel konuşurlar ve birbirleriyle yaşıttırlar.
Şaban Piriş
Eşlerine sevgi ile bağlı olarak.
Tefhim-ul Kuran
Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
Ümit Şimşek
Eşlerine âşık, hep bir yaşta.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşıt cilveli dilberler halinde,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
ərlərini sevən, həmyaşıdlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Ərlərini sevən, həmyaşıdlar edəcəyik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
liebevoll und gleichaltrig,
Almanca — Der Edle Quran
liebevoll und gleichaltrig,
Almanca — M. A. Rassoul
zu liebevollen Altersgenossinnen
Almanca — Muhammad Zaidan
anschmiegsamen Gleichaltrigen
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Distinguished for piety and for a pleasing voice concerted in harmonious music as sweet as the strings of nature's symphony.
Abdul Haleem
loving, of matching age––
Abdullah Yusuf Ali
Beloved (by nature), equal in age,-
Abul A'la Maududi
intensely loving and of matching age.
Aisha Bewley
devoted, passionate, of like age,
Al-Hilali & Khan
Loving (their husbands only), (and) of equal age.
Ali Quli Qarai
loving, of a like age,
Amatul Rahman Omar
They are the loving ones (of their husbands), suiting to their ages and matching them in every respect.
Arthur John Arberry
chastely amorous,
Bijan Moeinian
… loving mates…
E. Henry Palmer
darlings of equal age (with their spouses)
Edip-Layth
A perfect match.
George Sale
beloved by their husbands, of equal age with them;
Hamid S. Aziz
Loving friends, equals in age,
Mahmoud Ghali
Chastely amorous, like of age,
Marmaduke Pickthall
Lovers, friends,
Mohamed Ahmed - Samira
Loving companions matched in age,
Muhammad Asad
full of love, well-matched
Mustafa Khattab
loving and of equal age,
Progressive Muslims
Perfect and without spoil.
Sahih International
Devoted [to their husbands] and of equal age,
Sam Gerrans
Devoted, well-matched,
Shabbir Ahmed
Eloquent, made of the same mettle, harmonious, blending well in the society. ('Urub' from 'Arabi' = Eloquent. 'Turab' = Dust = Harmonious = Of the same mettle = Well-blended (43:18), (78:33)).
Syed Vickar Ahamed
Loving (by nature), equal in age—
Taqi Usmani
amorous to their husbands, matching them in age,
The Monotheist Group
Perfect, mature in age.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
gracieuses, toutes de même âge,
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
als vurig beminnende even oude gezellinnen
Hollandaca — Salomo Keyzer
Bemind door hare echtgenooten, die van gelijken ouderdom met haar zijn.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
мужей (своих) (всегда) любящими [они никогда не устают делать приятное своим супругам], сверстницами [равного и молодого возраста]
Rusça — Osmanov
любящими [женами], равными по возрасту