Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ
ve eḳbele beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din yetesā'elūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَاَقْبَلَ | ve eḳbele | ق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek | ve dönmüş(ler) |
| 2 | بَعْضُهُمْ | beǎ'Duhum | ب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz | birkısmı |
| 3 | عَلٰى | ǎlā | — | |
| 4 | بَعْضٍ | beǎ'Din | ب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz | diğerine |
| 5 | يَتَسَاءَلُونَ | yetesā'elūne | س ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek | soruyorlar |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.
Adem Uğur
Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
Ahmed Hulusi
Birbirlerine dönüp geçmiş hallerini konuşurlar.
Ahmet Tekin
Cennettekiler dünyadaki hayatlarıyla ilgili birbirlerine dönüp sorarlar.
Ahmet Varol
Birbirlerine dönüp sorarlar.
Ali Bulaç
Kimi kimine dönüp sorarlar;
Ali Fikri Yavuz
(Cennettekiler) birbirine dönüb soruştururlar.
Ali Rıza Safa
Ve birbirlerine dönerek, soracaklar:
Bayraktar Bayraklı
Birbirlerine yönelip soru sorarlar.
Bekir Sadak
Birbirlerine donup sorusurlar:
Celal Yıldırım
Birbirlerine dönüp sorarlar;
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(Cennettekiler) birbirlerine dönüp sorarlar:
Diyanet İşleri
Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.
Diyanet İşleri (eski)
Birbirlerine dönüp soruşurlar:
Diyanet Vakfi
Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Birbirlerine yönelip soruyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Birbirlerine dönmüş soruyorlar;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ba'zısı ba'zısına dönmüş soruşuyorlardır
Erhan Aktaş
Bir araya gelerek söyleşirler:
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bir araya gelerek söyleşirler:
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bir araya gelerek söyleşirler:
Fizilal-il Kuran
Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
Gültekin Onan
Kimi kimine dönüp sorarlar.
Hamdi Döndüren
Cennetlikler birbirlerine dönüp sorarlar:
Hasan Basri Çantay
(Ehl-i cennet) birbirine yönelib (hallerini ve amellerini) soruşdururlar,
Hasib Asutay
(Cennettekiler) birbirine dönüp soruyorlar
Hayrat Neşriyat
Hem (Cennet ehli) birbirlerine dönüp (hâllerinden) karşılıklı sorarlar.
İbni Kesir
Birbirlerine dönüp sorarlar:
Mehmet Okuyan
Onların bir kısmı bir kısmına dönüp soracaklar.
Muhammed Esed
Ve (böylece nimet tattırılanlar,) birbirlerine dönerek (geçmişte yaşadıkları hakkında) sorular soracaklar.
Mustafa İslamoğlu
Derken, birbirlerine dönüp sorular soracaklar...
Ömer Nasuhi Bilmen
(25-26) Bazıları bazısı üzerine yönelip sual ediverirler. Derler ki: «Biz muhakkak ki, evvelce ailelerimiz arasında korkar kimseler idik.»
Ömer Öngüt
Birbirine dönüp soruşurlar.
Suat Yıldırım
Birbirlerinin yanına gelip şöyle sorup sohbet etmeye başlarlar:
Süleyman Ateş
Birbirlerine dönmüş soruyorlar:
Süleymaniye Vakfı
Birbirlerine dönüp sorarlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Birbirlerine döner ve sorarlar:
Şaban Piriş
Birbirlerine dönüp sorarlar
Tefhim-ul Kuran
Kimi kimine dönüp sorarlar;
Ümit Şimşek
Birbirlerine dönüp hal hatır sorarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Birbirlerine dönüp soruşurlar. Ve derler:
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar bir-birinə üz tutub soruşacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar (dünyada gördükləri işlər barəsində) bir-birindən hal-əhval tutmağa başlayacaqlar.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Sie werden im Paradies aufeinander zugehen und einander fragen.
Almanca — Der Edle Quran
Und sie wenden sich einander zu und fragen sich gegenseitig.
Almanca — M. A. Rassoul
Und sie wenden sich fragend aneinander
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They will convey the thoughts reciprocally in talk, holding discourse of past events in life, relative to their affairs and actions, responses and reactions.
Abdul Haleem
They turn to one another and say,
Abdullah Yusuf Ali
They will advance to each other, engaging in mutual enquiry.
Abul A'la Maududi
They will turn to one another and ask (regarding the past events).
Aisha Bewley
Some of them will come up to others and they will question one another.
Al-Hilali & Khan
And some of them draw near to others, questioning.
Ali Quli Qarai
They will turn to one another, questioning each other.
Amatul Rahman Omar
And they will accost one another asking mutual questions.
Arthur John Arberry
They advance one upon another, asking each other questions.
Bijan Moeinian
They will talk to each other about their worldly lives saying:
E. Henry Palmer
And they shall accost each other and ask questions,
Edip-Layth
They came to one another asking.
George Sale
And they shall approach unto one another, and shall ask mutual questions.
Hamid S. Aziz
And some of them shall draw near unto others, inquiring,
Mahmoud Ghali
And some of them come forward to others, asking one another (Literally: some (others) (questions).
Marmaduke Pickthall
And some of them draw near unto others, questioning,
Mohamed Ahmed - Samira
They will ask each other questions,
Muhammad Asad
And they [who are thus blest] will turn to one another, asking each other [about their past lives].
Mustafa Khattab
They will turn to one another inquisitively.[1]
Progressive Muslims
And they came to one another asking.
Sahih International
And they will approach one another, inquiring of each other.
Sam Gerrans
And they will draw near to one another, asking of one another: —
Shabbir Ahmed
They will socialize and reminisce among themselves (recalling how they lived the previous life).
Syed Vickar Ahamed
They will approach one another, engaging in mutual inquiry and questioning.
Taqi Usmani
And they will advance to one another, asking (about each other’s welfare).
The Monotheist Group
And they came to one another asking.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et ils se tourneront les uns vers les autres sʹinterrogeant;
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew berê xwe didin hev û (rewşa xwe ya li dinyayê) ji hev dipirsin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En zij komen naar elkaar toe om elkaar te ondervragen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij zullen elkander naderen en wederkeerig vragen doen.
Hollandaca — Siregar
Zij zullen zich tot elkaar wenden en elkaar vragen stellen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И подходят одни из них к другим, спрашивая (друг друга о том, как они достигли такой награды от Аллаха).
Rusça — Osmanov
Одни из них будут подходить к другим, беседуя [о разном].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och de går fram till varandra och frågar (om det förflutna)