İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.

وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِاِيمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

ve(e)lleƶīne āmenū ve ttebeǎthum ƶurriyyetuhum bi īmānin elHaḳnā bihim ƶurriyyetehum ve mā eletnāhum min ǎmelihim min şey'in kullu mriin bimā kesebe rahīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseler
2اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
3وَاتَّبَعَتْهُمْve ttebeǎthumت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve kendilerine uyanlar
4ذُرِّيَّتُهُمْƶurriyyetuhumذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.zürriyetleri de
5بِاِيمَانٍbi īmāninا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanimanda
6اَلْحَقْنَاelHaḳnāل ح قGeçmek, ulaşmak, elde etmek, yakalamak, yarılmak, birleşmek, eşit duruma gelmek veya kendini eşit duruma getirmek, takip etmek, bağlanmak, uyumlu olmak.kattık
7بِهِمْbihimkendilerine
8ذُرِّيَّتَهُمْƶurriyyetehumذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek.zürriyetlerini
9وَمَاve māve
10اَلَتْنَاهُمْeletnāhumا ل تAzalmak, azaltmak, eksilmekeksiltmedik
11مِنْmin-nden
12عَمَلِهِمْǎmelihimع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatkendi amelleri-
13مِنْminhiçbir
14شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
15كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
16امْرِئٍmriinم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkişi
17بِمَاbimāşeye
18كَسَبَkesebeك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kendi kazandığı
19رَهِينٌrahīnunر ه نRehin vermek, taahhüt etmek, sorumlu olmak, son olmak, devam etmek/sürmek/dayanmak/kalmak, kalıcı/sabit/istikrarlı/değişmez/sağlam, bir yere yerleşmek, kurulmak, sabit kalmak veya durmak, mülkü ipotek etmek, peşin ödemek, rehin olarak vermekbağlıdır

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükâfatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükâfatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.

Adem Uğur

İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.

Ahmed Hulusi

İman edenler ve imanlı olarak kendilerine tabi olan zürriyetleri var ya; onlara kendilerinden gelenleri de ekledik! Onların kazançlarından hiçbir şeyi de eksiltmedik. . . Her kişi yaptığının getirisine bağlıdır!

Ahmet Tekin

İman edenlerin, nesilleri de iman ile kendilerine tâbi olanların, işte biz onların nesillerinin mükâfatını da, atalarının mükâfatına denk tuttuk. Atalarının devamlı, bilinçli amellerinin mükâfatından da, bir şey eksiltmedik. Sonuçta ehliyeti hâiz herkes işlediği amellerin, hak ettiklerinin karşılığında sorumlu tutuluyor, kendisini rehin ediyor.

Ahmet Varol

İman edip nesilleri de imanda kendilerini izleyenler var ya, onların nesillerini kendilerine katmış ve kendi amellerinden bir şey eksiltmemişizdir. Her kişi kazandığına karşılık bir rehindir. [2]

Ali Bulaç

İman edenler ve soyları da kendilerini imanda izleyenler (var ya); biz onların soylarını da kendilerine katıp ekledik. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Her kişi, kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

Ali Fikri Yavuz

(Dünyada) iman edenlere ve zürriyetleri de iman edib kendilerine uyanlara, (ahirette) zürriyetlerine kavuştururuz. (Onları da, baba ve dedeleri gibi cennete koruz ve derecelerini yükseltiriz.) Bununla beraber (baba ve dedelerinin) amellerinden hiç bir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır, (iyi amel işlerse kurtulur, değilse helâk olur.)

Ali Rıza Safa

Hem inananları hem de soyları onlar gibi inanmış olanların soylarını onlara katarız ve yaptıklarından hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes, kendi kazandığının hesabını verir.

Bayraktar Bayraklı

İnananlar ve soyları da imanlı olarak kendilerine uyanları, soyları ile buluştururuz. Onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık rehindir.

Bekir Sadak

Inanan, soylari da inancta kendilerine uyan kimselere soylarini da katariz. Onlarin islediklerinden hicbir sey eksiltmeyiz. Herkes kazancina baglidir.

Celal Yıldırım

Onlar ki imân ettiler ve soyları da kendilerine imân ile uydular, soylarını onlara eriştirip katarız ve biz, onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İman eden, soylarından gelenlerin de aynı iman ile kendilerini izledikleri kimselerin yanlarına bu zürriyetlerini katacağız; bununla birlikte kendi amellerinden de bir şey eksiltmeyeceğiz. Herkes kendi yapıp ettiğinin hesabından kendisi sorumlu olacaktır.

Diyanet İşleri

İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.

Diyanet İşleri (eski)

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

Diyanet Vakfi

İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip zürriyetleri de iman ile arkalarından gelmiş olanlar, işte Biz, onların nesillerini de kendilerine katmışızdır. Bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey de eksiltmemişizdir. Herkes kazancına bağlıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve İyman edenleri ki zürriyyetleri de iyman ile arkalarından gelmiş, zürriyyetlerini kendilerine ilhak etmişizdir, bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey eksiltmemişizdir, herkes kazancına bağlıdır.

Erhan Aktaş

İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

Fizilal-il Kuran

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

Gültekin Onan

İnananlar ve soyları kendilerini inançta izleyenler; biz onların soylarını da kendilerine katıp ekledik. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Her kişi, kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

Hamdi Döndüren

İman edenlere ve zürriyetleri de iman edip kendilerine uyanlara, (ahirette) zürriyetlerini kavuştururuz. Hem onların amellerinden bir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlı olur.

Hasan Basri Çantay

İman edib de zürriyyetleri de iman ile kendilerine ta'bi olanlar (yok mu?) biz onların nesillerini de kendilerine katdık. Kendilerinin amelinden bir şey de eksiltmedik. Herkes kazancı mukaabilinde bir rehindir.

Hasib Asutay

İman eden ve soyları imanda kendilerine uyan kimselere soylarını da kattık. (3) Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir. (3. Böylece imanlı baba ve onun imanlı zürriyeti, cennete birlikte girerler. Bu Allah'ın ona, çocukları ile birlikte cennette yaşaması için verdiği bir lütuftur.)

Hayrat Neşriyat

Ve îmân edip zürriyetleri de kendilerine îmân ile tâbi' olanlara gelince, (biz) onların zürriyetlerini (Cennette) kendilerine katmışızdır; bununla berâber onların amellerinden kendilerine hiçbir şey eksiltmemişizdir. Her kişi, kendi kazandığına karşılık (bizzat kendi nefsiyle) bir rehindir!

İbni Kesir

İman edip de soyları da imanda kendilerine tabi olanlar; onlara, soylarını da kattık. Onların işlediklerinden hiç bir şey eksiltmedik. Herkes kazandığı ile bağlıdır.

Mehmet Okuyan

İman edenlere ve onlara imanla uyan nesiller(in)e gelince; biz onları (cennette) nesilleriyle buluşturacağız. Onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir.

Muhammed Esed

Kendileri iman eden ve soyları bu imanı sürdürecek olanlara gelince, Biz onları soyları ile bütünleştirecek ve işlerini heder ettirmeyeceğiz (ama, sonuçta) herkes kendi kazandığının hesabını verecek.

Mustafa İslamoğlu

Kendileri iman eden, ve soyları da bu muhteşem imanı izleyenlere gelince: Biz onları soylarıyla buluşturacağız ve kendi yaptıklarının (karşılığından) da hiçbir şey eksiltmeyeceğiz; (ne ki) herkesin (akıbeti) kendi kazandıklarına bağlıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o kimseler ki, imân ettiler ve kendilerine zürriyetleri de imân ile tâbi oldular, onlara zürriyetlerini de kattık ve onlar için amellerinden bir şeyi de eksiltmedik. Her bir şahıs, kendi kazandığı şeye bağlıdır.

Ömer Öngüt

İman edenleri ve kendilerini iman ile takip eden zürriyetlerini kavuştururuz. Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kazandıklarına karşılık bir rehindir.

Suat Yıldırım

Kendileri iman edip zürriyetleri de iman ile kendilerinin izinden gidenlerin nesillerini de kendilerine kavuştururuz. Onların emeklerinden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmeyiz. Onlardan her biri kazandığı güzel neticeleri ile daimdir.

Süleyman Ateş

Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

Süleymaniye Vakfı

İnanan ve soyları da inançta kendilerine uyan kimseler var ya, onların bu soylarını kendilerine katarız. Kendi amellerinin karşılığından bir şey de eksiltmeyiz. Herkes kazandığına bağlıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nesillerinden, inanıp güvenmiş (imanlı) olarak kendilerini takip etmiş olanları da o müminlere katarız. Onların yaptıklarından bir şey de eksiltmeyiz. Çünkü herkesi, kendi kazandığı bağlar.

Şaban Piriş

İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Çalışmalarından hiçbir şey eksiltmedik. Her kişi, kazancına bağlı bir rehinedir.

Tefhim-ul Kuran

İman edenler ve soyları da kendilerini imanda izleyenler (var ya); biz onların soylarını da kendilerine katıp eklemişiz. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Her kişi, kendi kazanmakta olduğuna karşılık bir rehindir.

Ümit Şimşek

İman edenleri ve onların nesillerinden iman ederek kendilerine tâbi olanları birbirine kavuşturmuş, kimsenin çalışmasından da birşeyi eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazancına bağlıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip zürriyetleri de imanda kendilerine uyanların, soy soplarını da kendilerine katmışızdır. Ve kendi amellerinden kendilerinin hiçbir şeyini eksiltmemişizdir. Her kişi, kazandığı karşılığında bir rehindir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Möminlərin imanda onların arxasınca gedən nəsillərini də Cənnətdə özlərinə qovuşduracağıq. Onların əməllərindən heç bir şey əskiltməyəcəyik. Hər kəs qazandığının girovudur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İman gətirib övladları imanla arxalarınca gedənlərin nəsillərini də (Cənnətdə) özlərinə qoşacağıq. Onların əməllərindən heç bir şey əskiltməyəcəyik. Hər kəs öz əməlinin girovudur!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gläubigen, deren Nachkommen ihnen im Glauben gefolgt waren, doch die ihren Rang nicht erreichten, vereinigen Wir mit diesen Nachkommen, ohne ihren Lohn für ihre Werke im geringsten zu schmälern. Jeder verantwortet nur seine eigenen Taten.

Almanca — Der Edle Quran

Und denjenigen, die glauben und denen ihre Nachkommenschaft im Glauben nachfolgt, lassen Wir ihre Nachkommenschaft sich (ihnen) anschließen. Und Wir verringern ihnen gar nichts von ihren Werken. Jedermann ist an das, was er erworben hat, gebunden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und diejenigen, die glauben und (diejenigen, die ihnen) folgen im Glauben von ihren Nachkommen; mit denen wollen Wir ihre Nachkommen vereinen. Und Wir werden ihnen ihre Werke nicht im geringsten schmälern. Jedermann ist von dem abhängig, was er gewirkt hat.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und denjenigen, die den Iman verinnerlichten, und deren Nachkommenschaft ihnen mit Iman folgte, schickten WIR ihre Nachkommen nach, und WIR minderten ihnen von ihrem Tun nichts. Jeder Mensch ist dessen, was er erwarb, haftbar.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those whose hearts reflected the image of religious and spiritual virtues and their deeds - wisdom and piety, and their progeny walked after them accepting their authority and example in faith, even thus their deeds be of a lesser calibre, will still be fitted for companionship together without being an expense to their fathers, and without making inroads on justice, for this is only Allah's grace. He confers it on whom He will, and every soul shall be pledged for its deeds.

Abdul Haleem

We unite the believers with their offspring who followed them in faith–– We do not deny them any of the rewards for their deeds: each person is in pledge for his own deeds––

Abdullah Yusuf Ali

And those who believe and whose families follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds.

Abul A'la Maududi

We shall unite the believers with those descendants of theirs who followed them in their faith, and shall not deny them any part of the reward for their good deeds. Every person is pledged to what he did.

Aisha Bewley

And We will unite those who had iman with their offspring, who followed them in iman, and We will not undervalue their own actions in any way. Every man is in pledge for what he earned.

Al-Hilali & Khan

And those who believe and whose offspring follow them in Faith: to them shall We join their offspring, and We shall not decrease the reward of their deeds in anything. Every person is a pledge for that which he has earned.

Ali Quli Qarai

The faithful and their descendants who followed them in faith —We will make their descendants join them, and We will not stint anything from [the reward of] their deeds. Every man is a hostage to what he has earned.

Amatul Rahman Omar

We shall unite with those who believe such of their children who follow them in Faith even (though they do not attain the high standard of their forefathers' righteousness) yet We will not deprive them the least of the reward of their deeds. Every soul stands pledged for his own deeds (and is neither deprived of the reward nor can escape the punishment of his bad deeds).

Arthur John Arberry

And those who believed, and their seed followed them in belief, We shall join their seed with them, and We shall not defraud them of aught of their work; every man shall be pledged for what he earned.

Bijan Moeinian

I (God) will join in paradise those who have believed with their offspring, who have followed their footsteps in faith. No one will be deprived of the reward for his deeds. The man’s soul [which is a collateral for what God has offered him in this world as a debt], will be freed of his debt.

E. Henry Palmer

And those who believe and whose seed follows them in the faith, we will unite their seed with them; and we will not cheat them of their work at all;- every man is pledged for what he earns.

Edip-Layth

Those who acknowledged, and their progeny also followed them in acknowledgement; We will have their progeny join them. We never fail to reward them for any work. Every person is paid for what he did.

George Sale

And unto those who believe, and whose off-spring follow them in the faith, We will join their off-spring in paradise: And We will not diminish unto them ought of the merit of their works. -- Every man is given in pledge for that which he shall have wrought. --

Hamid S. Aziz

And as for those who believe and whose offspring follow them in faith, We will unite with them their offspring and We will not deprive them of naught of their work; each individual is a pledge for his own deeds.

Mahmoud Ghali

And the ones who believed, and their offspring closely followed them in belief, We will join their offspring with them, and in no way will We withhold from them anything of their deed (s); every person will be a constant pledge for whatever he has earned,

Marmaduke Pickthall

And they who believe and whose seed follow them in faith, We cause their seed to join them (there), and We deprive them of nought of their (life's) work. Every man is a pledge for that which he hath earned.

Mohamed Ahmed - Samira

And those who believed, and whose progeny also followed them in their faith, will be united with their offspring. We will not deprive them of their labour in the least. Every man is bound to what he does.

Muhammad Asad

And as for those who have attained to faith and whose offspring will have followed them in faith, We shall unite them with their offspring; and We shall not let aught of their deeds go to waste: [but] every human being will be held in pledge for whatever he has earned.

Mustafa Khattab

As for those who believe and whose descendants follow them in faith, We will elevate their descendants to their rank, never discounting anything ˹of the reward˺ of their deeds. Every person will reap only what they sowed.[1]

Progressive Muslims

And those who believed, and their progeny also followed them in belief; We will have their progeny join them. We never fail to reward them for any work. Every person is paid for what he did.

Sahih International

And those who believed and whose descendants followed them in faith - We will join with them their descendants, and We will not deprive them of anything of their deeds. Every person, for what he earned, is retained.

Sam Gerrans

(And those who heed warning and whose progeny follow them in faith: We will join them with their progeny; and We will not defraud them anything of their deeds; every man is responsible for what he earned.)

Shabbir Ahmed

And they who attained belief, and whose children followed them in belief, We shall unite them with their children, and We shall not let any of their deeds go waste. Yet (as a rule) each person is held as a collateral against what he has earned. (The condition of every person will depend on his actions (74:38)).

Syed Vickar Ahamed

And those who believe and whose families follow them in Faith— To them We shall join their families: And We shall not take away from them (the reward) of their works: (Still) each person is accountable for his deeds.

Taqi Usmani

And those who believed and their children followed them in belief, We will join their children with them, and will not curtail (the reward of) any of their deeds at all. Every person will be pledged for what he earned.

The Monotheist Group

And those who believed, and their progeny also followed them in belief; We will have their progeny join them. We never fail to reward them for any work. Every person is paid for what he did.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui auront cru et que leurs descendants auront suivis dans la foi, Nous ferons que leurs descendants les rejoignent. Et Nous ne diminuerons en rien le mérite de leurs œuvres, chacun étant tenu responsable de ce quʹil aura acquis.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku wan bawerî anine û zuriyeta wan jî bi bawerî dabe pey şopa wan, Em ê zuriyeta wan jî bigihînine wan û em ji mukafata wan jî tiştekî kêm nakin. Her kes di gerewa keda xwe de ye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En bij hen, die gelooven, en wier nakomelingschap hen in het geloof volgt, zullen wij hunne nakomelingschap in het paradijs voegen. Wij zullen niets van de verdienste hunner werken verminderen. (Ieder mensch strekt tot gijzelaar, voor hetgeen hij zal hebben verricht).

Hollandaca — Siregar

En degenen die geloven en die in het geloof gevolgd worden door hun nakomelingen: Wij voegen hun nakomelingen bij hen en Wij verminderen (de beloning voor) hun daden niet. Ieder mens staat borg voor wat hij verrichtte.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А те, которые уверовали (и обрели высокие ступени в Раю) и последовали за ними их потомство в вере [уверовав] (но не достигнув степени своих родителей), – Мы присоединим к ним [к верующим родителям] (в Раю) потомство их [воссоединим их с верующими детьми] и нисколько не умалим из дел их [награды родителей]. Каждый человек является заложником того, что он приобрел [своих дел]. [Не возлагается грех одного человека на другого].

Rusça — Osmanov

Мы доставили их потомство к тем, которые уверовали и за которыми оно последовало в вере, и Мы нисколько не убавим [воздаяния за] их деяния. Каждый муж в ответе за то, что он вершил.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi skall låta deras efterkommande som följde dem i tron förena sig med dem utan att förminska något av deras egna förtjänster. Men var och en är ansvarig för sina handlingar.