Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O halde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an ile öğüt ver.

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ

neHnu eǎ'lemu bimā yeḳūlūne ve mā ente ǎleyhim bi cebbārin fe ƶekkir bi l-ḳurāni men yeḣāfu veǐydi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نَحْنُneHnubiz
2اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliyoruz
3بِمَاbimāşeyleri
4يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonların dedikleri
5وَمَاve māve değilsin
6اَنْتَentesen
7عَلَيْهِمْǎleyhimonların üstünde
8بِجَبَّارٍbi cebbārinج ب رKırık bir durumdan düzeltmek veya yoksulluk durumundan yeterliliğe getirmek. Kırık bir durumdan düzeltilmiş veya azaltılmış. 'Fakir bir insan kırık kemiği olan birine benzetilir ve onun servete kavuşması kemiğin yerine oturtulmasına benzetilir.' Başkasını [iradesine karşı] zorlamak, mecbur etmek, kışkırtmak, teşvik etmek veya ikna etmek. [Hesaplamada] onarım amacıyla bir şeyin eklenmesi. Kendini yüceltme, kibir, gurur, küstahlık, cesur, cüretkar, aşırı, zorba, buyurgan, aşırıya kaçan. Bir kral. 'Hiçbir peygamberlik makamı yoktur ki, birinin kendini yüceltmesi, kibri, gururu veya küstahlığı yoluyla yerine krallık makamı gelmiş olmasın.' Köle, hizmetkar. [Bir şey/kişi için] misilleme veya telafi edici para cezası alınmamış. Uzun boylu, elin erişemeyeceği yükseklikte, [meyvesini kesmek için uzun büyüyen hurma ağacına] tırmanmak ve mükemmelliği korumak.bir zorlayıcı
9فَذَكِّرْfe ƶekkirذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğüt ver
10بِالْقُرْاٰنِbi l-ḳurāniق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an ile
11مَنْmenkimselere
12يَخَافُyeḣāfuخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkan
13وَعِيدِveǐydiو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)tehdidimden

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz daha iyi biliriz ne dediklerini ve senin, onlara, dilediğini yapacak bir kudretin yok, artık, azaptan korkana Kur'ân'la öğüt ver.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz daha iyi biliriz ne dediklerini ve senin, onlara, dilediğini yapacak bir kudretin yok, artık, azaptan korkana Kurʼânʼla öğüt ver.

Adem Uğur

Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

Ahmed Hulusi

Biz, onlarda olarak, neler söylediklerini daha iyi biliriz! Sen onlar üzerinde zorla yaptırıcı değilsin! Azap uyarımdan korkana, Kur'an olarak (hakikati) hatırlat!

Ahmet Tekin

Biz onların söylediklerini iyi biliriz. Sen onlara zorbalıkla, diktatörlükle İslâm’ı kabul ettirmeye memur değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara, bu Kur’ânı tebliğ et, Kur’ân ile öğüt ver.

Ahmet Varol

Biz onların ne söylediklerini daha iyi biliyoruz. Sen onların üzerlerinde bir zorlayıcı değilsin. O halde sen tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

Ali Bulaç

Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.

Ali Fikri Yavuz

Biz, onların (Kureyş kâfirlerinin) neler demekte olduklarını pek alâ biliyoruz. Sen de onlara karşı (imana) zorlayıcı değilsin. O halde sen benim tehdîdlerimden korkacaklara bu Kur’an ile öğüd ver.

Ali Rıza Safa

Onların ne söylediklerini biliyoruz. Sen, onların üzerine zorlayıcı değilsin. Sözünü verdiğimden korkanlara, artık, Kur'an ile hatırlat!

Bayraktar Bayraklı

O halde onların ne dediklerini en iyi biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Sen, benim tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver!

Bekir Sadak

Onlarin dediklerini Biz biliriz. Sen onlarin uzerinde bir zorba degilsin; soz verdigim gunden korkanlara Kuran'la ogut ver. *

Celal Yıldırım

Biz, onların neler söylediklerini biliriz. Sen, onlar üzerinde zorbalık yapan değilsin. Tehdîdimden korkanlara Kur'ân ile öğüt ver.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların ne dediklerini biz daha iyi biliyoruz. Sen onları zorlamakla görevli değilsin, uyarımızı ciddiye alanlara Kur’an’ı durmadan oku!

Diyanet İşleri

Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O halde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an ile öğüt ver.

Diyanet İşleri (eski)

Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran'la öğüt ver.

Diyanet Vakfi

Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen de onlara karşı bir zorba değilsin. Şimdi benim tehditlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüt ver!

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz pek a'la biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veidlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver

Erhan Aktaş

Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Ben'im uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların ne dediklerini en iyi bileniz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların ne dediklerini en iyi Bileniz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.

Fizilal-il Kuran

Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlaştırıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

Gültekin Onan

Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kuran ile öğüt ver.

Hamdi Döndüren

Biz, onların söylediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Öyleyse sen, Benim tehdidimden sakınanlara Kur’an ile öğüt ver!

Hasan Basri Çantay

Biz onların neler demekde olduklarını çok iyi bileniz. Onların üstünde bir zorba değilsin sen. Onun için benim tehdidimden korkacaklara (sadece) Kur'an ile öğüt ver.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. (14) Artık tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver. (14. Yani onları zorla imana getirecek değilsin.)

Hayrat Neşriyat

Biz onların söylemekte olduklarını en iyi bileniz; sen ise onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin; o hâlde, tehdîdimden korkanlara Kur’ân ile nasîhat et!

İbni Kesir

Biz; onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen, onların üstünde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkacaklara Kur'an'la öğüt ver.

Mehmet Okuyan

Biz onların söylediklerini çok iyi bileniz. Sen onların üzerinde asla zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara (gerçeği) Kur’an’la hatırlat!

Muhammed Esed

Biz onların, (o yeniden dirilmeyi inkar edenlerin) ne söylediklerini iyi biliyoruz; ve sen onları hiçbir şekilde (inanmaya) zorlayamazsın. Ama sen yine de Benim uyarımdan korkabileceklere bu Kuran aracılığıyla hatırlatmada bulun.

Mustafa İslamoğlu

Biz onların neler söylediğini çok iyi biliyoruz; ne ki sen onları zorla (inandıracak) bir zorba değilsin: şu halde sen, Benim tehditlerimden korkanları bu Kur'an aracılığıyla uyarmaya devam et!

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz onların neler söyler olduklarını pek iyi bileniz ve sen onların üzerlerine bir cebredici değilsin. Artık Benim tehdidimden korkacaklara Kur'an ile öğüt ver!

Ömer Öngüt

Biz onların neler demekte olduklarını çok iyi biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin. Onun için sen sadece benim tehdidimden korkacak olanlara Kur'an ile öğüt ver.

Suat Yıldırım

Biz onların aykırı iddialarını pek iyi biliyoruz, ama sen onları kuvvet kullanarak imana getirecek bir zorba değilsin. Sen sadece uyaran bir elçisin. Senin yapacağın iş, sadece tehdidimden endişe edecek kimseleri Kur’ân ile irşad etmektir.

Süleyman Ateş

Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.

Süleymaniye Vakfı

Biz onların neler söylediklerini iyi biliriz. Sen onlara zorbalık edecek değilsin. Öyleyse tehdidimden korkanları Kur'an ile bilgilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onların ne dediğini iyi biliriz. Sen üstlerinde bir zorba değilsin; tehdidimden korkanları Kur'an ile bilgilendir.

Şaban Piriş

Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onları zorlayacak değilsin. Bu sebeple tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.

Tefhim-ul Kuran

Biz onların neler söylemekte olduklarını daha iyi biliriz ve sen onların üzerinde bir zorba da değilsin; şu halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.

Ümit Şimşek

Onların ne dediğini Biz pekalâ biliyoruz. Sen onlar üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Benim tehdidimden korkanlara sen Kur'ân ile öğüt ver.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onların nə dediklərini yaxşı bilirik. Sən onları məcbur edən deyilsən. Sən Mənim təhdidimdən qorxanlara Quranla öyüd-nəsihət ver!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onların nə dediklərini çox gözəl bilirik. (Ya Peyğəmbər!) Sən onlara zor edən (onları zorla imana gətirən) deyilsən. Sən Mənim təhdidimdən (əzabımdan) qorxablara Qurʼanla öyüd-nəsihət ver!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir wissen genau, was sie sagen. Du bist nicht da, um sie zu zwingen. Ermahne mit dem Koran diejenigen, die zu glauben willens sind und die Meine Drohung fürchten!

Almanca — Der Edle Quran

Wir wissen sehr wohl, was sie sagen, und du bist nicht als Gewalthaber über sie (eingesetzt). Darum ermahne (nur) mit dem Qurʹan (jeden,) wer Meine Androhung fürchtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir wissen am besten, was sie sagen; und du hast keine Gewalt über sie. Ermahne darum durch den Quran den, der Meine Drohung fürchtet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR wissen besser Bescheid über das, was sie sagen. Und du bist über sie kein Erzwingender. So ermahne mit dem Quran diejenigen, die sich vor Meiner Androhung fürchten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We know best what they -the infidels- say, and you O Muhammad never forced them to follow you or your admonition nor did you erect among them tyrannies. Therefore, keep reminding people of their duty to Allah, their Creator, and proclaim the Quran to those who regard Allah's warning with reverence and awe, tinged with latent fear.

Abdul Haleem

We know best what the disbelievers say. You [Prophet] are not there to force them, so remind, with this Quran, those who fear My warning.

Abdullah Yusuf Ali

We know best what they say; and thou art not one to overawe them by force. So admonish with the Qur'an such as fear My Warning!

Abul A'la Maududi

(O Prophet), We are well aware of what they say; and you are not required to force things on them. So exhort with the Qur'an all those who fear My warning.

Aisha Bewley

We know best what they say. You are not a dictator over them. So remind, with the Qur’an, whoever fears My Threat.

Al-Hilali & Khan

We know best what they say. And you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are not the one to force them (to Belief). But warn by the Qur’an; him who fears My Threat.

Ali Quli Qarai

We know best what they say, and you are not to be a tyrant over them. So admonish by the Qur’ān him who fears My threat.

Amatul Rahman Omar

We are well-aware of what they say. You are not one to overawe them and cannot reform them by means of force. (Therefore pay no heed to what they say, ) rather admonish with the Qur'ân such of them as shall fear My warning.

Arthur John Arberry

We know very well what they say; thou art not a tyrant over them. Therefore remind by the Koran him who fears My threat.

Bijan Moeinian

Indeed I (God) know what the disbelievers say. You (Mohammad) are not in a position to oblige them to embrace Islam. Your only task is to admonish those who mind my warnings with this Qur’an.

E. Henry Palmer

We know what they say; nor art thou over them one to compel. Wherefore remind, by the Qur'an, him who fears the threat.

Edip-Layth

We are totally aware of what they say, and you are not to be a tyrant over them. So remind with the Quran those who fear My promise.

George Sale

We well know what the unbelievers say; and thou art not sent to compel them forcibly to the faith. Wherefore warn, by the Koran, him who feareth my threatening.

Hamid S. Aziz

We know best what they say, and you (O Muhammad) are not one to compel them; but admonish by means of the Quran him who fears My warning.

Mahmoud Ghali

We know best whatever they say; and in no way are you a potentate over them. So remind by the Qur'an him who fears (My) threat.

Marmaduke Pickthall

We are Best Aware of what they say, and thou (O Muhammad) art in no wise a compeller over them. But warn by the Qur'an him who feareth My threat.

Mohamed Ahmed - Samira

We are cognisant of what they say; but it is not for you to compel them. So keep on reminding through the Qur'an whoever fears My warning.

Muhammad Asad

Fully aware are We of what they [who deny resurrection] do say; and thou canst by no means force them [to believe in it]. Yet none the less, remind, through this Qur’an, all such as may fear My warning.

Mustafa Khattab

We know best what they say. And you ˹O Prophet˺ are not ˹there˺ to compel them ˹to believe˺. So remind with the Quran ˹only˺ those who fear My warning.

Progressive Muslims

We are totally aware of what they say, and you are not to be a tyrant over them. So remind with the Quran those who fear My promise.

Sahih International

We are most knowing of what they say, and you are not over them a tyrant. But remind by the Qur'an whoever fears My threat.

Sam Gerrans

We best know what they say; and thou art not a tyrant over them. But remind thou with the Qur’an him who fears My warning.

Shabbir Ahmed

We know full well whatever they say, and you are, by no means, a compeller over them. Nevertheless, remind with this Qur'an, any who would fear My warning!

Syed Vickar Ahamed

We know best what they say, and you (O Prophet) are not the one to bring Faith in them by force. But warn (him, the weary and confused) with the Quran such as (he, who) fears My Warning!

Taqi Usmani

We know well what they say, and you are not (sent) as one who compels them. So exhort, through the Qur’ān, the one who fears My warning.

The Monotheist Group

We are fully aware of what they say; and you are not a tyrant over them. So remind with the Qur'an those who fear My promise.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous savons mieux ce quʹils disent. Tu nʹas pas pour mission dʹexercer sur eux une contrainte. Rappelle donc, par le Coran celui qui craint Ma menace.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em bi ya ku ew dibêjin baş dizanin. Tu li ser wan ne zordest î (ku bi zorê wan misliman bikî), tu tenê bi vê Quranê ew kesê ku ji ezabê min bitirse, şîret bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij weten het best wat zij zeggen en jij bent geen bewindvoerder over hen. Vermaan dan met de Koran wie Mijn aanzegging vreest.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij weten wel, wat de ongeloovigen zeggen; en gij zijt niet gezonden, om hen met geweld tot het geloof te dwingen. Waarschuw dus door den Koran hem, die mijne bedreiging vreest.

Hollandaca — Siregar

Wij weten het beste wat zij zeggen. En jij (Moehammad) bent niet als een dwinger over hen aangesteld. Vermaan daarom met de Koran degenen die Mijn Waarschuwing vrezen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мы лучше знаем, что они [многобожники] говорят [какую ложь они измышляют на Аллаха и как отвергают Его знамения], и ты (о, Посланник) – не принудитель для них (чтобы они стали покорными Аллаху). (Ты, о, Пророк, послан всего лишь для того, чтобы донести до них истину, поэтому) напоминай же Кораном тому, кто боится Моей угрозы (потому что тот, кто не боится Моей угрозы, ему не поможет напоминание)!

Rusça — Osmanov

Мы лучше знаем, что они говорят, и тебе не надо принуждать их [к вере]. Наставляй же Кораном тех, кто страшится Моей угрозы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi vet vad de (som förnekar uppståndelsen) säger, och du (Muhammad) kan inte tvinga dem (att tro); men varna med Koranens ord dem som fruktar Min varning!