Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

ḳāle ḳarīnuhu rabbenā mā eTğaytuhu ve lākin kāne fī Delālin beǐydin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2قَرِينُهُḳarīnuhuق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.onun arkadaşı
3رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
4مَا
5اَطْغَيْتُهُeTğaytuhuط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıben onu azdırmadım
6وَلٰكِنْve lākinzaten
7كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidi
8فِيiçinde
9ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
10بَعِيدٍbeǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Arkadaşı, Rabbimiz der, onu, taşkınlığa ben sevketmedim ve fakat o, pek uzak bir sapıklık içindeydi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Arkadaşı, Rabbimiz der, onu, taşkınlığa ben sevketmedim ve fakat o, pek uzak bir sapıklık içindeydi.

Adem Uğur

Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.

Ahmed Hulusi

Onun karini ("insan" olarak hitap bilince olup; karini, beden olarak da anlaşılabilir veya cinn dostu) dedi ki: "Rabbimiz, onu ben tuğyan ettirmedim (azdırmadım), ne var ki o (inanç olarak) uzak bir sapkınlık içinde idi. "

Ahmet Tekin

Onun arkadaşı şeytan: 'Ey Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Fakat kendisi tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindeydi.' der.

Ahmet Varol

Yakını der ki: 'Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat o uzak bir sapıklığın içindeydi.'

Ali Bulaç

Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."

Ali Fikri Yavuz

(Onun dünyadaki) arkadaşı (olan şeytan şöyle) der: “- Ey Rabbimiz! Onu, ben azdırmadım; fakat kendisi uzak bir sapıklık içinde idi.”

Ali Rıza Safa

Onun yanındaki, şöyle der: "Efendimiz! Onu, ben azdırmadım; zaten derin bir sapkınlık içindeydi!"

Bayraktar Bayraklı

Arkadaşı diyecek ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."

Bekir Sadak

Yanindaki seytan: «Rabbimiz! Ben onu azdirmadim, fakat kendisi derin bir sapikliktaydi» der.

Celal Yıldırım

Yandaşı (olan şeytan, sapık inkarcı, şekillendirilmiş put): «Ey Rabbimiz! Ben bunu azdırmadım, ama o, uzak bir sapıklık ve şaşkınlık içinde idi,» (der).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yandaşı (şeytan), “Rabbim! Onu ben azdırmadım, o kendisi apaçık bir sapkınlık içinde idi” der.

Diyanet İşleri

Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

Diyanet İşleri (eski)

Yanındaki şeytan: 'Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı' der.

Diyanet Vakfi

Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yanındaki arkadaşı (şeytan) der ki: «Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Arkadaşı: "Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arkadaşı der: Ya rabbena onu ben azdırmadım velakin kendisi uzak bir dalal içinde idi.

Erhan Aktaş

Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

Fizilal-il Kuran

Yanındaki arkadaşı dedi ki: «Rabb'imiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi.»

Gültekin Onan

Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."

Hamdi Döndüren

Müşrikin arkadaşı olan (şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!”

Hasan Basri Çantay

Arkadaşı (olan şeytan) "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Fakat o, (zaten hakdan) uzak bir sapıklık içinde idi" dedi (ler),

Hasib Asutay

Arkadaşı olan (şeytan) dedi ki, 'Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.'

Hayrat Neşriyat

Onun arkadaşı (olan şeytan): 'Rabbimiz! Onu (ben) azdırmadım; fakat (o, haktan)uzak bir dalâlet içinde idi!' der.

İbni Kesir

Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.

Mehmet Okuyan

Yakınındaki (şeytan): “Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi uzak/derin bir sapkınlık içindeydi.” diyecektir.

Muhammed Esed

İnsanın öteki kişiliği: "Ya Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini kötülüğe bulaştıran ben değilim; (hayır,) ama o (kendi yüzünden) sapıklığa düştü!"

Mustafa İslamoğlu

Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişilik): "Rabbimiz!" der, "Onu azdırıp saptıran ben değildim; kaldı ki o zaten derin bir sapıklığın içindeydi."

Ömer Nasuhi Bilmen

Arkadaşı der ki: «Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, velâkin o uzak bir sapıklık içinde bulunmuş idi.»

Ömer Öngüt

Yanındaki arkadaşı der ki: "Ey Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi!"

Suat Yıldırım

Yanındaki arkadaş: "Ya Rabbî," der, "onu ben saptırmadım, kendisi zaten haktan iyice uzak bir sapıklık içinde idi."

Süleyman Ateş

Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

Süleymaniye Vakfı

(Onu suça sürükleyen) arkadaşı der ki: "Rabbimiz! Onu taşkınlığa ben sürüklemedim; o zaten derin bir sapkınlık içindeydi."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Beraberinde olan (suç ortağı) der ki: "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, ama o derin bir sapıklıktaydı".

Şaban Piriş

Yanındaki der ki: -Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.

Tefhim-ul Kuran

Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: «Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi.»

Ümit Şimşek

Arkadaşı der ki: 'Rabbimiz, onu ben azdırmadım. O zaten derin bir sapıklıktaydı.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yoldaşı dedi ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yoldaşı (şeytan) deyəcəkdir: “Ey Rəbbimiz! Onu mən yoldan çıxartmadım, əksinə, o özü dərin azğınlıq içində idi!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yoldaşı (Şeytan və ya öz nəfsi) deyəcəkdir: ″Ey Rəbbimiz! Onu mən azdırmadım. Fəqət o özü haqq yoldan çox azmışdı!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der ihm beigestellte Teufel wird sagen: ʺUnser Herr! Ich habe ihn nicht zum Gewalttäter gemacht, sondern er selbst ist tief im Irrtum.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sein Geselle wird sagen: ʺUnser Herr, ich habe ihn nicht zu einem Übermaß (an Frevel) verleitet, sondern er (selbst) befand sich in tiefem Irrtum.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sein Gefährte spricht: ʺO unser Herr, ich verführte ihn nicht zur Empörung, sondern er selbst ging zu weit in die Irre.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sein (enger) Begleiter sagte: ʺUnser HERR! Ich ließ ihn nicht übertreten, sondern er war im weiten Irregehen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

His satanic friend or companion will say: "My Creator, I never incited him to evil; he was already and thus early an opinionated man who had erred and strayed from your ways like lost sheep".

Abdul Haleem

and his [evil] companion will say, ‘Lord, I did not make him transgress; he had already gone far astray himself.’

Abdullah Yusuf Ali

His Companion will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far astray."

Abul A'la Maududi

His companion said:" I did not incite him to rebel; he was far gone into error of his own accord."

Aisha Bewley

His inseparable comrade will say, ‘Our Lord, I did not make him overstep the limits. He was, in any case, far astray.’

Al-Hilali & Khan

His companion (Satan - devil)] will say: "Our Lord! I did not push him to transgression, (in disbelief, oppression, and evil deeds) but he was himself in error far astray."

Ali Quli Qarai

His companion will say, ‘Our Lord! I did not make him a rebel, but he [himself] was in extreme error. ’

Amatul Rahman Omar

(The disbeliever will blame) his (evil) associate (who) will say, `O our Lord! it was not I that seduced him to transgress but he himself was deeply sunk in error. '

Arthur John Arberry

And his comrade shall say, 'Our Lord, I made him not insolent, but he was in far error. '

Bijan Moeinian

His companion (Satan) will say: "Our Lord, I did not misled him, he himself (in his freedom of choose) chose to rebel. "

E. Henry Palmer

His mate shall say, 'Our Lord! I seduced him not, but he was in a remote error. '

Edip-Layth

His constant companion said, "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray."

George Sale

His companion shall say, O Lord, I did not seduce him; but he was in a wide error.

Hamid S. Aziz

His companion will say, "Our Lord! I did not lead him into transgression but he himself was in great error. "

Mahmoud Ghali

His comrade will say, "Our Lord, in no way did I cause him to be inordinate; but he was in far error. "

Marmaduke Pickthall

His comrade saith: Our Lord! I did not cause him to rebel, but he was (himself) far gone in error.

Mohamed Ahmed - Samira

His companion will say: "O Lord, I did not lead him to wickedness, but he was himself far astray. "

Muhammad Asad

Man’s other self’ will say: "O our Sustainer! It was not I that led his conscious mind into evil [nay, ] but it had gone far astray [of its own accord]!

Mustafa Khattab

One’s ˹devilish˺ associate will say, "Our Lord! I did not make them transgress. Rather, they were far astray ˹on their own˺."

Progressive Muslims

His constant companion said: "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray. "

Sahih International

His [devil] companion will say, "Our Lord, I did not make him transgress, but he [himself] was in extreme error. "

Sam Gerrans

His companion will say: “Our Lord: I did not cause him to transgress, but he was in extreme error.”

Shabbir Ahmed

Man's comrade (desire) will say, "Our Lord! I did not mislead him. He himself was far astray."

Syed Vickar Ahamed

His companion, (the Satan in the Hell) will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far away (from good). "

Taqi Usmani

His (evil) companion (i.e. the Satan) will say, "O our Lord, I did not cause him to rebel, but he was himself (involved) in straying far from the track."

The Monotheist Group

His associate said: "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Son camarade (le Diable) dira: ʺSeigneur, ce nʹest pas moi qui lʹai fait transgresser; mais il était déjà dans un profond égarementʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hevalê wî (şeytan) yê bibêje: Xwedayê me! Min ew ji rê dernexistiye. Lê belê ew bi xwe di nava jirêderketineke dûrî heq de bû.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zijn makker zal zeggen: O Heer! ik heb hem niet verleid; maar hij verkeerde in eene groote dwaling.

Hollandaca — Siregar

En zijn metgezel (de Satan) zegt: ʺOnze Heer, ik heb hem niet tot dwaling gebracht; hij verkeerde zelf in vergaande dwaling.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказал его товарищ [сатана, который был вместе с ним в мире]: «О Господь наш, я не сбивал [не заблуждал] его; но он сам был в далеком заблуждении!»

Rusça — Osmanov

Его приятель-шайтан скажет: ʺГосподи наш! Я не сбивал его с пути истины, напротив, он сам был в глубоком заблужденииʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

En vän som följde honom överallt (i livet) skall säga: ʺHerre, jag tvingade honom aldrig att göra det som är orätt; han hade gått vilse och drivit synden till dess yttersta gräns!ʺ