Kaf Suresi 22. Ayet — Elfaz
(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)
1لَقَدْle ḳadandolsunLam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2كُنْتَkuntesen idinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3فِيfīiçindeHarf-i Cer
4غَفْلَةٍğafletingafletİsimغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan
5مِنْmin-ndanHarf-i Cer
6هٰذَاhāƶābu-İşaret Zamiri
7فَكَشَفْنَاfe keşefnābiz açtıkİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك ش فÇekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak.
8عَنْكَǎnkesendenHarf-i Cer+Zamir
9غِطَاءَكَğiTā'ekesenin perdeniİsim+Zamirغ ط وÖrtmek, kaplamak, üstünü örtmek, saklamak, gizlemek, maskelemek, kapatmak
10فَبَصَرُكَfe beSarukeartık gözünİsti'nafiye Edatı+İsim+Zamirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
11الْيَوْمَl-yevmebugünMarife (Belirlilik Takısı)+İsimي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci
12حَدِيدٌHadīdunkeskindirİsimح د دBir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek, yasaklamak, geri püskürtmek/uzaklaştırmak/önlemek, ceza veya ceza vermek, bir şeyi diğerinden işaret veya not ile ayırt etmek veya ayırmak, bir bıçağı bilemek veya keskinleştirmek, bir kişiye veya şeye keskin veya dikkatli veya özenle bakmak, hitabet veya zeka veya anlayış veya öfke açısından keskin [veya etkili] olmak.