Casiye Suresi 19. Ayet — Elfaz
Çünkü onlar, Allah'a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.
1اِنَّهُمْinnehumçünkü onlarHarf-i Nasb+Zamir
2لَنْlenaslaHarf-i Nefi
3يُغْنُواyuğnūsavamazlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti
4عَنْكَǎnkesendenHarf-i Cer+Zamir
5مِنَmine-tanHarf-i Cer
6اللّٰهِ(a)llahiAllah-Lafza-i Celal
7شَيْـًٔاşey'enhiçbir şeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
8وَاِنَّve inneve şüphesizBağlaç+Harf-i Nasb
9الظَّالِمِينَZ-ZālimīnezalimlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
13وَاللّٰهُve(a)llahuAllah iseBağlaç+Lafza-i Celal
15الْمُتَّقِينَl-mutteḳīnemuttakilerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi