Casiye Suresi 20. Ayet — Elfaz
Bu Kur'an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.
1هٰذَاhāƶābu (Kur'an)İşaret Zamiri
2بَصَائِرُbeSāirukanıtlar(sunmakta)dırİsimب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
3لِلنَّاسِli n-nāsiinsanlaraHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
4وَهُدًىve hudenve yol göstericidirBağlaç+İsimه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
6لِقَوْمٍli ḳavminkavimler içinHarf-i Cer+İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
7يُوقِنُونَyūḳinūnekesin olarak inananMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişi