Zuhruf Suresi 85. Ayet — Elfaz
Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na döndürüleceksiniz.
1وَتَبَارَكَve tebārakeve ne yücedirBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefâ'ul Bâbıب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmak
2الَّذِيelleƶīİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3لَهُlehukendisine ait olanHarf-i Cer+Zamir
5السَّمٰوَاتِs-semāvātigöklerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
6وَالْاَرْضِve l-erDive yerinBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
7وَمَاve māve bulunan her şeyinBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8بَيْنَهُمَاbeynehumāikisi arasındaMekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
9وَعِنْدَهُve ǐndehuO'nun yanındadırBağlaç+Mekan Zarfı+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
10عِلْمُǐlmubilgisiİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
11السَّاعَةِs-sāǎtisa'atinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak
12وَاِلَيْهِve ileyhive O'naBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
13تُرْجَعُونَturceǔnedöndürüleceksinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.