(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

يَاعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ اَلَّذِينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمِينَ

yā ǐbādi lā ḣavfun ǎleykumu l-yevme ve lā entum teHzenūne / (e)lleƶīne āmenū bi āyātinā ve kānū muslimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاعِبَادِyā ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekEY/HEY/AH kullarım
2لَاyoktur
3خَوْفٌḣavfunخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku
4عَلَيْكُمُǎleykumusize
5الْيَوْمَl-yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibugün
6وَلَاve lāve ne de
7اَنْتُمْentumsiz
8تَحْزَنُونَteHzenūneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülmeyeceksiniz
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
2اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden(ler)
3بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimize
4وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olanlar
5مُسْلِمِينَmuslimīneس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakmüslüman

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O kullarım, inananlardır delillerimize ve onlar, teslîm olanlardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

O kullarım, inananlardır delillerimize ve onlar, teslîm olanlardır.

Adem Uğur

Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullarım) idiler.

Ahmed Hulusi

Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular. . .

Ahmet Tekin

Benim kullarım, âyetlerimize inananlar ve İslâm’ı yaşayan müslümanlardır.

Ahmet Varol

Onlar ayetlerimize iman etmiş ve Müslüman olmuşlardır.

Ali Bulaç

"Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır."

Ali Fikri Yavuz

(Bunlar) o kimselerdir ki, ayetlerimize iman edib de (Allah’ın hükümlerine) boyun eğmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Onlar, ayetlerimize inananlar ve teslim olanlardır.

Bayraktar Bayraklı

"Bunlar, ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarımdır."

Bekir Sadak

Bunlar, ayetlerimize inanmis ve kendilerini Bize vermislerdir.

Celal Yıldırım

O kullar ki, âyetlerimize inandılar ve (bize, buyruklarımıza) teslimiyet gösterdiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(68-69) Ey kullarım, âyetlerimize iman edenler ve emirlerimize boyun eğenler! O gün size korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceksiniz.

Diyanet İşleri

(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

Diyanet İşleri (eski)

Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir.

Diyanet Vakfi

(68-69) Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(68-69) Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: «Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Benim ayetlerime iman edip de samimi müslüman olan kullarım!

Elmalılı Hamdi Yazır

Benim ayetlerime iyman edip de halis müsliman olan kullarım

Erhan Aktaş

"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

Fizilal-il Kuran

Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş kullarımdı.

Gültekin Onan

Ki onlar benim ayetlerime inananlar ve müslüman olanlardır.

Hamdi Döndüren

“Onlar âyetlerimize inanmış ve müslüman olmuş kimselerdir.”

Hasan Basri Çantay

(68-69) Ey benim ayetlerime iman edib de müslüman olan kullarım, bugün size hiçbir korku yokdur. Siz mahzun da olmayacaksınız.

Hasib Asutay

Ki onlar, âyetlerimize iman edenler ve Müslüman olanlardır.

Hayrat Neşriyat

Onlar ki, âyetlerimize îmân ettiler ve Müslüman kimseler oldular.

İbni Kesir

Onlar ki; ayetlerimize iman etmiş ve müslüman olmuşlardır.

Mehmet Okuyan

Onlar ayetlerimize inanan ve müslüman olan (kullar)dı.

Muhammed Esed

(Siz ey) mesajlarımıza iman etmiş ve kendilerini Bize teslim etmiş olanlar!

Mustafa İslamoğlu

(Ey) ayetlerimize iman eden ve kayıtsız şartsız teslim olanlar:

Ömer Nasuhi Bilmen

Öyle kullar ki, Bizim âyetlerimize imân ettiler ve müslüman oldular.

Ömer Öngüt

Onlar âyetlerimize inanmış ve müslüman olmuşlardı.

Suat Yıldırım

Ne mutlu onlara ki onlar, âyetlerimize inanmış ve Allah’a itaat etmişlerdir.

Süleyman Ateş

Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler.

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimize güvenen ve tam teslim olan (kullarım)...

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizler; ayetlerimize inanan ve tam teslim olanlar!

Şaban Piriş

-Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar!

Tefhim-ul Kuran

«Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır.»

Ümit Şimşek

Onlar, âyetlerimize iman etmiş ve hakka teslim olmuş kimselerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, ayetlerimize iman edip müslüman olmuşlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz ayələrimizə iman gətirib müsəlman olmusunuz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O bəndələr ki, ayələrimizə iman gətirib (Bizə) təslim olmuşlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind die, die an Unsere Zeichen glauben und sich Uns ergeben haben.

Almanca — Der Edle Quran

(ihr,) die ihr an Unsere Zeichen glaubtet und (Allah) ergeben wart.

Almanca — M. A. Rassoul

ihr, die ihr an Unsere Zeichen glaubtet und (Uns) ergeben waret.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, die den Iman an Unsere Ayat verinnerlicht haben und Muslime waren,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"You, and others such as you, who had honoured Our signs and resigned' themselves to Me and conformed to Islam".

Abdul Haleem

those who believed in Our revelations and devoted themselves to Us.

Abdullah Yusuf Ali

(Being) those who have believed in Our Signs and bowed (their wills to Ours) in Islam.

Abul A'la Maududi

you who believed in Our Signs and had surrendered yourselves (to Us)!

Aisha Bewley

As for those who had iman in Our Signs and became Muslims:

Al-Hilali & Khan

(You) who believed in Our Ayât (proofs, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and were Muslims (i.e. who submit totally to Allâh’s Will, and believe in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism).

Ali Quli Qarai

Those who believed in Our signs and had been muslims.

Amatul Rahman Omar

`(You) who believed in Our teachings and submitted (to Our will);

Arthur John Arberry

even those who believed in Our signs, and had surrendered themselves

Bijan Moeinian

"You believed in My revelations and submitted yourselves to my laws. "

E. Henry Palmer

who believe in our signs and who are resigned.

Edip-Layth

They are the ones who acknowledged Our signs, and had peacefully surrendered.

George Sale

who have believed in our signs, and have been Moslems:

Hamid S. Aziz

Those who believed in Our revelations and Surrendered (in Islam),

Mahmoud Ghali

The ones who believed in Our signs and were Muslims.

Marmaduke Pickthall

(Ye) who believed Our revelations and were self-surrendered,

Mohamed Ahmed - Samira

For (those of) you on that day who believed in My revelations and submitted.

Muhammad Asad

[O you] who have attained to faith in Our messages and have surrendered your own selves unto Us!

Mustafa Khattab

˹those˺ who believed in Our signs and ˹fully˺ submitted ˹to Us˺.

Progressive Muslims

They are the ones who believed in Our revelations, and had surrendered.

Sahih International

[You] who believed in Our verses and were Muslims.

Sam Gerrans

“Those who believed in Our proofs and were submitting:

Shabbir Ahmed

You who believed in Our Messages and surrendered to Us.

Syed Vickar Ahamed

(You are) those who have believed in Our Signs (verse of the Quran), and bowed (your wills) in Islam.

Taqi Usmani

-O those (servants) who believed in Our signs, and remained obedient.

The Monotheist Group

They are the ones who believed in Our revelations, and had submitted.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui croient en Nos signes et sont musulmans,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku bi ayetên me bawerî aniye û ji Xweda re berdest bûne…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die in Onze tekenen geloofden en zich (aan God) hadden overgegeven,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wie in onze teekenen hebben geloofd en aan mijn wil onderworpen (Moslems) zijn geweest, tot hen zal men zeggen:

Hollandaca — Siregar

(Zij zijn) degenen die in Onze Tekenen geloofden en die zich (aan Ons) overgaven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те, которые уверовали в Наши знамения (и исполняли то, с чем приходили посланники) и были полностью [и в душе и на делах] покорными (Аллаху).

Rusça — Osmanov

Те, которые уверовали в Наши знамения и были муслимами,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ni, som trodde på Våra budskap och som underkastade er Vår vilja!