Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ
fe in eǎ'raDū fe mā erselnāke ǎleyhim HafīZen in ǎleyke illā l-belāğu ve innā iƶā eƶeḳnā l-insāne minnā raHmeten feriHa bihā ve in tuSibhum seyyietun bimā ḳaddemet eydīhim fe inne l-insāne kefūrun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yüz çevirirlerse artık biz, seni onları korumaya göndermedik ki; sana ancak tebliğ etmek düşer ve şüphe yok ki biz, insana, katımızdan bir rahmet tattırdık mı sevinir, övünür onunla, fakat elleriyle hazırlayıp kazandıkları bir kötülüğe uğrarlarsa da gerçekten insan, pek nankördür.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yüz çevirirlerse artık biz, seni onları korumaya göndermedik ki; sana ancak tebliğ etmek düşer ve şüphe yok ki biz, insana, katımızdan bir rahmet tattırdık mı sevinir, övünür onunla, fakat elleriyle hazırlayıp kazandıkları bir kötülüğe uğrarlarsa da gerçekten insan, pek nankördür.
Adem Uğur
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
Ahmed Hulusi
Eğer yüz çevirirlerse (keyifleri bilir); seni onlara bekçi olarak irsal etmedik! Sana düşen yalnızca bildirimdir! Doğrusu insana bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla mutlu olur. . . Eğer ellerinin getirisi dolayısıyla kendilerine bir bela isabet ederse, muhakkakki insan çok nankördür!
Ahmet Tekin
Eğer Rablerinin davetinden yüz çevirirler, tebliği engelleme tedbirleri alırlarsa, bilesin ki, biz seni onlar üzerinde denetim, zabıta görevi yapmaya göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Biz insana, tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda sevinir. Ama geçmişte elleriyle, bizzat yaptıkları kötülükler, işledikleri günahlar sebebiyle, başlarına bir felâket gelirse, işte o zaman insan şükürden uzaktır, pek nankördür, nimeti unutup bela okur.
Ahmet Varol
Eğer yüz çevirirlerse biz seni onların üzerlerine koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. Ama ellerinin öne sürdüklerinden dolayı başlarına bir kötülük gelse o zaman insan pek nankördür.
Ali Bulaç
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık Biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.
Ali Fikri Yavuz
Yine (iman etmekten) yüz çevirirlerse, biz de seni üzerlerine (amellerini gözetecek) bir bekçi göndermedik ya!... Sana düşen ancak tebliğdir. Doğrusu biz, insana, tarafımızdan bir nimet taddırdık mı; o, bununla ferahlanır. Fakat insanlara kendi ellerinin kazancı yüzünden başlarına bir fenalık gelirse, o vakit insan (nimetlerin) hepsini unutan bir nankördür.
Ali Rıza Safa
Yine de yüz çevirirlerse, seni, onların üzerine gözetmen olarak göndermedik. Senin görevin, yalnızca bildirmektir. Aslında, insan, Bizden bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinir. Fakat kendi elleriyle yaptıklarının sonucu olarak bir kötülük dokunduğunda, insan, kesinlikle çok nankörleşir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür.
Bekir Sadak
Eger yuz cevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekci gondermedik; sana dusen sadece tebligdir. Dogrusu Biz insana katimizdan bir rahmet tattirirsak ona sevinir; ama elleriyle yaptiklari yuzunden baslarina bir kotuluk gelirse iste o zaman gorursun ki insan gercekten pek nankrdur.
Celal Yıldırım
Öyle iken yüzçevirirlerse, biz seni onlar üzerine koruyucu gözetici (bir bekçi) olarak göndermedik. Sana gereken, sadece tebliğdir. Şüphesiz biz, insana kendi katımızdan bir rahmet tattırsak onunla sevinir. Kendi ellerinin hazırlayıp öne sürdükleri şey sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, o takdirde insan çok nankör olur.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, bil ki biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Şu bir gerçek ki, biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman ona sevinir; yapıp ettiklerinden ötürü başlarına bir fenalık geliverse, o zaman da insan pek nankör olur.
Diyanet İşleri
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
Diyanet İşleri (eski)
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.
Diyanet Vakfi
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine de aldırmıyorlarsa Biz de seni üzerlerine gözcü göndermedik ya! Sana düşen sadece tebliğdir. Fakat Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman bununla sevinirse de; kendi ellerinin yaptıkları yüzünden başlarına bir fenalık gelirse o zaman da insan hepsini unutan bir nankör olur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine aldırmıyorlarsa biz de seni üzerlerine mürakıb göndermedik a, sana düşen ancak tebliğdir fakat biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız vakıt onunla ferahlanır ise de kendi ellerinin takdim ettiği sebeblerle başlarına bir fenalık gelirse o vakıt insan hepsini unutan bir nankördür.
Erhan Aktaş
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kafir kesilir.
Fizilal-il Kuran
Eğer yüz çevirirlerse üzülme; biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ancak elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.
Gültekin Onan
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan (pek) kafir kesiliverir.
Hamdi Döndüren
Eğer onlar, yüz çevirirlerse, biz seni onlara koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen, sadece duyurmaktır. Biz insana, tarafımızdan bir nimet tattırdığımızda, ondan dolayı sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden, kendisine bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
Hasan Basri Çantay
Eğer onlar (imandan) yine yüz çevirirlerse biz seni (zaten) onların üzerine bir bekçi göndermedik ya. Sana aid olan (vazife), tebliğden başkası değildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni'met tatdırdığımız vakit o, bununla ferahlanır. Eğer onlara, kendi ellerinin öne sürdükleri (ihtiyarlariyle irtikab etdikleri) şeyler (günahlar) yüzünden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankördür.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki) biz seni onların üzerine bir gözetleyici göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet (22) tattırdığımız zaman ona sevinir. Eğer onlara kendi elleriyle öne sürdükleri bir kötülük dokunursa, işte o zaman insan pek nankördür! (22. Sağlık ve mal gibi.)
Hayrat Neşriyat
Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık (biz) seni onlara muhâfız olarak göndermedik. Şübhesiz sana düşen ancak tebliğdir! Bununla berâber doğrusu biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir. Fakat ellerinin takdîm ettiği (işlediği günahlar)yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, o takdirde gerçekten insan çok nankör bir kimse olur.
İbni Kesir
Eğer onlar yine yüz çevirirlerse; Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin vazifen, sadece tebliğdir. Gerçekten Biz, insana katımızdan bir rahmet tattırırsak; o bununla sevinir. Ama elleriyle işlediklerinden ötürü başlarına bir fenalık gelirse; işte o zaman insan, cidden pek nankördür.
Mehmet Okuyan
Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, şüphesiz ki insan çok nankördür!
Muhammed Esed
Ama onlar, (ey Peygamber, senden) yüz çevirip uzaklaşırlarsa (bil ki) Biz seni onların bekçisi olarak göndermedik. Sana düşen, yalnız (emanet edilen) mesajı iletmektir. Ve bakın, (Bizim mesajlarımıza yüz çevirmek, insan tabiatının zayıflığı ve kaypaklığından kaynaklanır; böylece,) Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir.
Mustafa İslamoğlu
Ne ki eğer onlar yüz çevirirlerse, unutma ki seni onların muhafızı olarak göndermedik: sana düşen sadece mesajı ulaştırmaktır. Ve Biz ne zaman insana katımızdan ikramda bulursak onunla gurur duyar, ne zaman da yaptıkları yüzünden başına bir musibet gelse, bu kez de insan kıymet bilmez bir nankör olup çıkar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık kaçınılırsa seni onların üzerine bir muhafız göndermedik. Senin üzerine düşen, tebliğden başka değildir ve şüphe yok ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlanır ve eğer onlara ellerinin takdim etmiş olduklarından bir kötülük isabet ederse artık şüphe yok ki, insan nankördür.
Ömer Öngüt
Eğer yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen yalnız tebliğ etmektir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak, o buna sevinir. Eğer ellerinin yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, o zaman da insan pek nankördür!
Suat Yıldırım
Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir.
Süleyman Ateş
Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
Süleymaniye Vakfı
Yüz çevirirlerse (bil ki) seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir /ayetleri bildirmektir. Biz insana tarafımızdan bir ikram tattırdığımızda onunla şımarır. Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başına bir kötülük gelse (ikramımızı unutur.) Çünkü insan çok nankördür.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yüz çevirirlerse çevirsinler; seni onları koruyasın diye göndermedik. Sana düşen, açık açık anlatmaktır. Biz insana ikramımızdan tattırırsak onunla rahatlar. Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başlarına bir sıkıntı gelse, o insan, yapılan iyilikleri görmezlikten gelir.
Şaban Piriş
Eğer sırt çevirirlerse, seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Tefhim-ul Kuran
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinç duyar. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda da insan bir nankör kesiliverir.
Ümit Şimşek
Eğer arkalarını dönerlerse, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, tebliğ etmekten ibarettir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda onunla şımarır. Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelince de insan nankörleşiverir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Əgər üzlərini çevirsələr, unutma ki, Biz səni onlara nəzarətçi təyin etməmişik. Sənin vəzifən ancaq təbliğ etməkdir. Biz insana Öz mərhəmətimizdən daddırdıqda ona sevinir. Onlara öz əlləri ilə etdikləri əməllərin ucbatından bir bədbəxtlik üz verdikdə isə insanın nankor olduğunu görərsən.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Peyğəmbər!) Əgər (bu müşriklər sənin dəʼvətindən) üz döndərsələr (əsla ürəyini qısma). Biz səni onlara gözətçi göndərməmişik. Sənin öhdənə düşən ancaq (risaləti) təbliğ etməkdir. Əgər Biz insana Öz dərgahımızdan bir mərhəmət (neʼmət) daddırsaq, ona sevinər; yox, əgər onlara öz əlləri ilə etdikləri əməllərin ucbatından bir pislik toxunsa, (görərsən ki) insan, həqiqətən, nankordur!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wenn sie sich abwenden, so haben Wir dich nicht zum Wächter über sie gemacht. Dir obliegt nur, die dir offenbarte Botschaft zu verkünden. Wenn Wir den Menschen Barmherzigkeit von Uns spüren lassen, freut er sich so darüber, daß er Gott nicht gebührend dankt. Werden die Menschen aber wegen ihrer begangenen Untaten heimgesucht, sind sie verzweifelt.
Almanca — Der Edle Quran
Wenn sie sich nun abwenden, so haben Wir dich nicht als Hüter über sie gesandt. Dir obliegt nur die Übermittelung (der Botschaft). Und siehe, wenn Wir den Menschen von Uns Barmherzigkeit kosten lassen, ist er froh darüber. Wenn sie aber etwas Böses trifft für das, was ihre Hände vorausgeschickt haben, gewiß, dann ist der Mensch sehr undankbar.
Almanca — M. A. Rassoul
Kehren sie sich jedoch (vom Glauben) ab, so haben Wir dich nicht als deren Wächter entsandt. Deine Pflicht ist nur die Verkündigung. Wenn Wir dem Menschen von Unserer Barmherzigkeit zu kosten geben, so freut er sich über sie. Doch wenn ein Unheil sie um dessentwillen trifft, was ihre Hände vorausgeschickt haben: siehe, dann ist der Mensch undankbar.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und sollten sie sich abwenden, so entsandten WIR dich zu ihnen nicht als Bewahrenden. Dir obliegt nichts außer dem Verkünden. Und gewiß, wenn WIR den Menschen von Uns Gnade erfahren ließen, freute er sich darüber. Und wenn sie Schlechtigkeit trifft wegen dem, was sie eigenhändig machten, also gewiß, der Mensch ist äußerst kufr-betreibend.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And If they should turn a deaf ear, nonetheless, We did not send you O Muhammad to watch over their innocence and folly; you are only responsible for relating to them Our message. Yet if We should extend Our mercy to mankind and make them taste Our benediction, they rejoice beyond a common joy, and if a misfortune or a calamity befalls them in consequence of their wrongful or unclean hands, man looks for the how and the why and the wherefore and becomes sour and in bitterness he turns his worst side outwards.
Abdul Haleem
If they still turn away [remember that], We have not sent you [Prophet] to be their guardian: your only duty is to deliver the message. When We give man a taste of Our mercy, he rejoices in it, but if some harm befalls him on account of what he has done with his own hands, then he is ungrateful.
Abdullah Yusuf Ali
If then they run away, We have not sent thee as a guard over them. Thy duty is but to convey (the Message). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he doth exult thereat, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, truly then is man ungrateful!
Abul A'la Maududi
(O Prophet), if they turn away from the Truth, know that We did not send you to them as their overseer. Your task is only to convey (the Message). Indeed when We give man a taste of Our Mercy, he exults in it. But if any misfortune afflicts them on account of their deeds, man is utterly ungrateful.
Aisha Bewley
But if they turn away, We have not sent you to be their guardian. You are only responsible for transmission. When We let a man taste mercy from Us he exults in it. But if something bad strikes him for what he has done he is ungrateful.
Al-Hilali & Khan
But if they turn away (O Muhammad صلى الله عليه و سلم from the Islâmic Monotheism, which you have brought to them). We have not sent you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as a Hafîz (watcher, protector) over them (i.e. to take care of their deeds and to recompense them). Your duty is to convey (the Message). And verily, when We cause man to taste of Mercy from Us, he rejoices thereat; but when some ill befalls them because of the deeds which their hands have sent forth, then verily, man (becomes) ingrate!
Ali Quli Qarai
But if they disregard [your warnings], We have not sent you as a keeper over them. Your duty is only to communicate. Indeed when We let man taste Our mercy, he exults in it; but should an ill visit them because of what their hands have sent ahead, then man is indeed very ungrateful.
Amatul Rahman Omar
But if they turn away (inspite of all your exhortation) then (it is their own responsibility). We have not sent you as a custodian over them. Your duty is only to deliver (Our Message) well. Look! when We let a person to have a taste of Our mercy he rejoices over it. But if some evil befalls them on account of what they have themselves done (they are displeased thereat); as a matter of fact such a person is (really) ungrateful.
Arthur John Arberry
But if they turn away, We sent thee not to be a guardian over them. It is for thee only to deliver the Message. And when We let man taste mercy from Us, he rejoices in it; but if some evil befalls him for that his own hands have forwarded, then surely man is unthankful.
Bijan Moeinian
Now [after all being told, ] if the disbelievers turn away, remember that I have not sent you (Mohammad) as their guardian. Your only mission is to deliver the message. Man [in general] behaves in a proud manner when I (God) shower him with my mercy. When, on the contrary, in account of his deeds, a misfortune happens to him, he turns into disbelief!
E. Henry Palmer
But if they turn aside, we have not sent thee to them as a guardian, thou hast only thy message to preach. And, verily, when we have made man taste of mercy from us he rejoices therein; but if there befall them an evil for what their hands have done before - then, verily, man is ungrateful!
Edip-Layth
But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. When We let the human being taste compassion from Us, he becomes happy with it, and when adversity afflicts them because of what their hands have done, the human being becomes rejecting.
George Sale
But if those to whom thou preachest turn aside from thy admonitions, verily We have not sent thee to be a guardian over them: Thy duty is preaching only. When We cause man to taste mercy from Us, he rejoiceth thereat: But if evil befall them, for that which their hands have formerly committed, verily man becometh ungrateful.
Hamid S. Aziz
But if they turn away, We have not sent you as a warder over them; yours is only to deliver (the message). Surely when We make man taste mercy from Us, he rejoices there at; and if an evil afflicts them on account of what their hands have already done, then lo! Man is ungrateful.
Mahmoud Ghali
Yet, in case they veer away, then in no way have We sent you (as) a constant preserver over them; decidedly (your duty) is nothing except the proclamation of (the Message). And surely We, when We let man taste mercy from Us, he exults with it; and in case odious time afflicts them for what their hands have forwarded, then surely man is a constant disbeliever.
Marmaduke Pickthall
But if they are averse, We have not sent thee as a warder over them. Thine is only to convey (the message). And lo! when We cause man to taste of mercy from Us he exulteth therefor. And if some evil striketh them because of that which their own hands have sent before, then lo! man is an ingrate.
Mohamed Ahmed - Samira
If they turn away (you are not responsible); We have not appointed you a warden over them. Your duty is to deliver the message. When We let man taste of Our favours he begins to exult; but if misfortune befalls him, as a consequence of his own deeds, man is surely then ungrateful.
Muhammad Asad
BUT IF they turn away [from thee, O Prophet, know that] We have not sent thee to be their keeper: thou art not bound to do more than deliver the message [entrusted to thee]. And, behold, [such as turn away from Our messages are but impelled by the weakness and inconstancy of human nature: thus,] when We give man a taste of Our grace, he is prone to exult in it; but if misfortune befalls [any of] them in result of what their own hands have sent forth, then, behold, man shows how bereft he is of all gratitude!
Mustafa Khattab
But if they turn away, We have not sent you ˹O Prophet˺ as a keeper over them. Your duty is only to deliver ˹the message˺. And indeed, when We let someone taste a mercy from Us, they become prideful ˹because˺ of it. But when afflicted with evil because of what their hands have done, then one becomes totally ungrateful.[1]
Progressive Muslims
But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. And when We let the human being taste mercy from Us, he becomes happy with it, and when adversity afflicts them because of what their hands have done, the human being becomes rejecting.
Sahih International
But if they turn away - then We have not sent you, [O Muúammad], over them as a guardian; upon you is only [the duty of] notification. And indeed, when We let man taste mercy from us, he rejoices in it; but if evil afflicts him for what his hands have put forth, then indeed, man is ungrateful.
Sam Gerrans
And if they turn away — We sent thee not as a custodian over them; upon thee is only the notification. And when We let man taste mercy from Us, he exults thereat; but if evil befalls them because of what their hands sent ahead, then is man ungrateful.
Shabbir Ahmed
But if they turn away, We have not sent you as a guardian over them. Your job is to convey the Message. And behold, when We cause man to taste of Grace form Us, he rejoices in it. And if a calamity befalls them as a consequence of their own doings, then, behold, man is contentious against Divine Laws. (They say that God had so willed).
Syed Vickar Ahamed
But if they (those who stray) then turn away, We have not sent you (O Prophet,) as a guard over them. Your duty is only to convey (the Message to them). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he does feel very happy with it, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, (or because of what he himself has done) then truly, is man ungrateful!
Taqi Usmani
So, if they turn away, then We did not send you (O Prophet,) as a supervisor over them. You are not responsible but for conveying the message. And when We make man taste mercy from Us, he rejoices with it, and if an evil befalls him because of what their hands sent ahead, then man becomes ungrateful.
The Monotheist Group
But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. And when We let man taste a mercy from Us, he becomes happy with it; and when adversity afflicts them for what their hands have delivered, then man becomes rejecting!
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Sʹils se détournent, ...Nous ne tʹavons pas envoyé pour assurer leur sauvegarde: tu nʹes chargé que de transmettre (le message). Et lorsque Nous faisons goûter à lʹhomme une miséricorde venant de Nous, il en exulte; mais si un malheur les atteint pour ce que leurs mains ont perpétré..., lʹhomme est alors très ingrat!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Eger ew berê xwe jê vegerînin, bizane ku me tu li ser wan wek çavdêr neşandiye, bes erka te ragihandin e. Çi dema ku em ji cem xwe qenciyekê bi însên bidin çêjandin, bi wê dilşad dibe. Lê belê eger ji ber sûcên ku wan kirin belayek were serê wan, ha wê demê însan pir nankor e!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Als zij zich afwenden? Wij hebben jou niet als bewaker tot hen gezonden. Jij hebt slechts de plicht van de verkondiging. En wanneer Wij van Onze kant de mens barmhartigheid laten proeven, dan verheugt hij zich erover, maar als hem kwaad treft om wat hun handen eerder gedaan hebben dan is de mens ondankbaar.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar indien zij, tot wie gij predikt, zich van uwe vermaningen afwenden, waarlijk, wij hebben u niet gezonden om een bewaker over hen te wezen; uw plicht is slechts om te prediken. Als wij den mensch van onze genade doen proeven, verblijdt hij zich daarin, maar indien hem kwaad overvalt, om hetgeen zijne handen vroeger hebben bedreven, waarlijk, dan wordt de mensch ondankbaar.
Hollandaca — Siregar
En als zij zich dan afwenden: Wij hebben jou niet als waker over hen gezonden, jij bent niets dan een verkondiger. En voorwaar, wanneer Wij de mens een genieting van Ons laten proeven, dan is hij er blij meer. Maar als een tegenslag hem treft wegens wat zijn handen hebben voortgebracht: voorwaar, de mens is zeer ondankbaar.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Если же они [многобожники] отвернутся (от Веры в Аллаха), то (ведь) Мы ведь не послали тебя (о, Посланник) над ними хранителем (который охранял бы их деяния и затем был бы за это спрошен Аллахом). На тебе (о, Посланник) (лежит обязанностью) только доведение (до людей Истины, с которой тебя послал Аллах). И поистине, Мы, когда даем человеку вкусить Нашу милость (даруя ему богатство и другое), он радуется ей, а если его постигнет плохое [бедность, болезнь и другое] за то, что раньше уготовали его руки [за грехи, которые он совершил], то ведь человек неблагодарен (и считает беды и забывает о дарованных ему Аллахом благах).
Rusça — Osmanov
Мы ведь не посылали тебя стражем для них. Тебе надлежит лишь сообщить [откровение]. Воистину, когда Мы даем человеку вкусить Нашей милости, он ликует. Если же его поразит бедствие за то, что вершили его руки, то ведь человек неблагодарен.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
OM DE vänder dig ryggen (Muhammad, skall du veta att) Vi inte har sänt dig för att vaka över dem - du har bara att framföra (ditt budskap). Då Vi låter människan erfara Vår nåd (- en av dem som inte har mer än denna världens goda för ögonen -), jublar hon över denna (som hon ser det, framgång), men när hon till följd av sina egna handlingar drabbas av ett ont, förnekar hon Oss (och glömmer att hon är Oss tack skyldig).