Şura Suresi 31. Ayet — Elfaz
Yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah'tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur.
1وَمَاve māve değilsinizBağlaç+Harf-i Nefi
2اَنْتُمْentumsizZamir
3بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneaciz bıracacakHarf-i Cer+İsimع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.
4فِيfīHarf-i Cer
5الْاَرْضِl-erDiyer yüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6وَمَاve māve yokturBağlaç+Harf-i Nefi
7لَكُمْlekumsizinHarf-i Cer+Zamir
8مِنْminHarf-i Cer
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'tanLafza-i Celal
11مِنْminhiçbirHarf-i Cer
13وَلَاve lāne deBağlaç+Harf-i Nefi