Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"

اِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

inne (e)lleƶīne ḳālū rabbunā (a)llahu ṧumme steḳāmū tetenezzelu ǎleyhimu l-melāiketu ellā teḣāfū ve lā teHzenū ve ebşirū bi l-cenneti lletī kuntum tūǎdūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
3قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyen(lere)
4رَبُّنَاrabbunāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
5اللّٰهُ(a)llahuAllah'tır
6ثُمَّṧummesonra, ayrıca
7اسْتَقَامُواsteḳāmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğru olanlara
8تَتَنَزَّلُtetenezzeluن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.iner
9عَلَيْهِمُǎleyhimuüzerine
10الْمَلٰٓئِكَةُl-melāiketuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekler
11اَلَّاellā
12تَخَافُواteḣāfūخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkmayın
13وَلَاve lāve
14تَحْزَنُواteHzenūح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülmeyin
15وَاَبْشِرُواve ebşirūب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşfakat sevinin
16بِالْجَنَّةِbi l-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetle
17الَّتِيlletīöyle ki
18كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
19تُوعَدُونَtūǎdūneو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)size söz verilen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de, Rabbimiz Allah'tır dedikten sonra da dosdoğru hareket edenlere melekler indiririz de sakın korkmayın ve mahzûn olmayın ve müjdelenin, sevinin size vaadedilen cennetle deriz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçekten de, Rabbimiz Allahʼtır dedikten sonra da dosdoğru hareket edenlere melekler indiririz de sakın korkmayın ve mahzûn olmayın ve müjdelenin, sevinin size vaadedilen cennetle deriz.

Adem Uğur

Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki: "Rabbimiz, Allah'tır" deyip sonra bilfiil o doğrultuda yaşayanların üzerine melekler tenezzül eder (ilahi sıfatların Cemal kuvveleri zahir olur ki, bu şu demektir): "Korkmayın, mahzun olmayın ve vadolunduğunuz cennetiniz ile sevinin. . . "

Ahmet Tekin

'Rabbimiz Allah’tır' diyenlerin, ardından Allah’a giden doğru muhkem ve güvenli yolu takip edip itaatte daim olanların üzerlerine sık sık melekler iner. 'Öbür âlemdeki hayatınızdan, hesabınızdan korkmayın, geride bırakacaklarınızdan dolayı üzülmeyin, hüzünlenmeyin. Size va’dolunan cennet dolayısıyla sevinin.'

Ahmet Varol

'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler inerler (ve derler ki): 'Korkmayın, üzülmeyin ve vadedilmekte olduğunuz cennetle sevinin.

Ali Bulaç

Şüphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin."

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten: “- Rabbimiz Allah’dır.” deyib de sonra sebat gösterenler (ve salih amel işliyenler var ya), onların üzerine (ölüm anında veya dehşet halinde): “- Korkmayın, mahzun olmayın. Vaad olunduğunuz cennetle neşelenin.” diye melekler inecektir.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, "Bizim Efendimiz, Allah'tır!" diyerek doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner: "Korkmayın ve üzülmeyin; size sözü verilen cennetle sevinin!"

Bayraktar Bayraklı

"Rabbimiz Allah'tır" diyen ve sonra da doğruluktan ayrılmayanlara gelince, onların üzerine sık sık melekler iner ve şöyle der: "Korkmayınız ve üzülmeyiniz, size vaadolunan cennetle sevininiz!"

Bekir Sadak

(30-32) «ORabbimiz Allah'tir» deyip sonra da dogrulukta devam edenler, onlari, melekler, olumleri aninda: «Korkmayiniz, uzulmeyiniz, size soz verilen cennetle sevinin, biz dunya hayatinda da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarinizin cektigi, umdugunuz seyler, bagislayan ve aciyan Allah katindan bir ziyafet olarak size sunulur» diyerek inerler. *

Celal Yıldırım

Şüphesiz onlar ki Rabbimiz Allah'tır, dediler, sonra da dosdoğru oldular, üzerlerine melekler iner de, «hiç korkmayın ve üzülmeyin ; va'dolunduğunuz Cennet ile sevinin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Rabbimiz Allah’tır” deyip de dosdoğru çizgide yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: “Korkmayın, kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin!

Diyanet İşleri

Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"

Diyanet İşleri (eski)

(30-32) 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: 'Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur' diyerek inerler.

Diyanet Vakfi

Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Rabbimiz Allah'tır» deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: «Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haberiniz olsun ki "Rabbimiz Allah'tır." deyip de sonra doğru gidenler yok mu, onların üzerine melekler şöyle iner: "Korkmayın, üzülmeyin, va'dolunup durduğunuz cennet ile neşelenin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki "rabbımız Allah" deyip de sonra doğru gidenler yok mu onların üzerlerine şöyle melekler iner: korkmayın, mahzun olmayın va'dolunup durduğunuz Cennet ile neş'eyab olun!

Erhan Aktaş

"Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

Fizilal-il Kuran

Şüphesiz Rabb'imiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara «Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin!» derler.

Gültekin Onan

Şüphesiz: "Bizim rabbimiz Tanrı'dır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin."

Hamdi Döndüren

Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara (ölüm sırasında), “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaat olunan cennetle sevinin!” derler.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat "Rabbimiz Allahdır" deyib de sonra doğruluğu iltizam edenler (yok mu?) Onların üzerlerine "Korkmayın, tasalanmayın, va'd olunduğunuz cennetle sevinin" diye diye melekler inecekdir.

Hasib Asutay

'Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır' deyip, sonra da dosdoğru devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner (ve derler ki:) 'Korkmayın, üzülmeyin ve size söz verilen cennetle sevinin.' (10) (10. Melekler âyette nitelikleri belirlenen müminlere anılan bu müjdeleri ölüm sırasında verecekler.)

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki 'Rabbimiz Allah’dır' deyip, sonra (ihlâs ile) dosdoğru olanların üzerine(ölüm ânında, kabirde ve haşir meydanında): 'Korkmayın, üzülmeyin ve va'd olunup durduğunuz Cennetle sevinin!' diye melekler iner.

İbni Kesir

Muhakkak ki; Rabbımız Allah'tır, deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanların üzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin, derler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki “Rabbimiz Allah’tır.” deyip sonra doğru yolda olanlara melekler “Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen cennetle sevinin!” (diyerek) inerler.

Muhammed Esed

(Fakat,) "Rabbimiz Allah'tır!" diyen ve sebatla doğru yolu izleyenlere gelince, onların üzerine sık sık melekler iner (ve şöyle derler:) "Korkmayın ve üzülmeyin, işte alın size vaad edilmiş olan cennet müjdesini!

Mustafa İslamoğlu

Öte yandan, "Rabbimiz Allah'tır" diyen, sonra da dosdoğru çizgide yaşama kararlılığı gösterenlere gelince: onlara melekler sürekli inerler (ve derler ki): "Gelecekten dolayı kaygı duymayın, geçmişten dolayı da mahzun olmayın! Haydi sevinin size vaad edilmiş olan cennetle!

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok o kimseler ki, «Rabbimiz Allah'tır» dediler, sonra da istikamette bulundular, onların üzerlerine melekler ineceklerdir. «Korkmayın ve mahzun olmayın ve size vaad olunmuş olan cennet ile müjdelenin!» (diyeceklerdir).

Ömer Öngüt

"Rabbimiz Allah'tır. " deyip, sonra da doğru yolda sebat edenlerin üzerine melekler iner ve derler ki: "(Ölümden) korkmayın, (dünyada bıraktıklarınızdan dolayı da) tasalanmayın, vaad olunduğunuz cennetle sevinin!"

Suat Yıldırım

"Rabbimiz Allah’tır" deyip sonra da istikamet üzere, doğru yolda yürüyenler yok mu, işte onların yanına melekler inip: "Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vâd edilen cennetle sevinin!" derler.

Süleyman Ateş

"Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra doğru olanların üzerine melekler iner: "Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin! (derler)."

Süleymaniye Vakfı

"Rabbimiz Allah'tır!" deyip de dosdoğru olanlara ise melekler inerek şöyle derler: "Korkmayın, üzülmeyin; size söz verilen Cennet ile sevinin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Rabbimiz (Sahibimiz) Allah'tır" deyip doğru davrananlara, melekler inerek şöyle derler: "Korkmayın, kaygılanmayın; size söz verilen Cennet'le sevinin".

Şaban Piriş

"Rabbimiz Allah'tır" diyen sonra da dosdoğru olanlara: -Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennete sevinin, diye melekler iner.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz: Onlar «Bizim Rabbimiz Allah'tır» deyip sonra da dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki;) «Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size va'd olunan cennetle sevinin.»

Ümit Şimşek

'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra da dosdoğru istikamet üzere olanlara ise melekler inerler ve 'Korkmayın ve üzülmeyin,' derler. 'Size vaad edilen Cennetle sevinin.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, "Rabbimiz Allah'tır!" deyip sonra hiç şaşmadan yol alanlar üzerine, melekler ha bire iner de şöyle derler: "Korkmayın, üzülmeyin! Size vaat edilen cennetle sevinin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən də: “Rəbbimiz Allahdır!”– deyib sonra düz yol tutan kəslərə mələklər nazil olub deyirlər: “Qorxmayın və kədərlənməyin! Sizə vəd olunan Cənnətlə sevinin!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şübhəsiz: ″Rəbbimiz Allahdır!″ – deyən, sonra da (sözündə) düz olan kəslərə (ölüm ayağında) mələklər nazil olub (belə deyəcəklər): ″Qorxmayın və kədərlənməyin! Sizə vəʼd olunan Cənnətlə sevinin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die sagten: ʺGott allein ist unser Herrʺ und standhaft den geraden Weg gingen, zu denen steigen die Engel nieder und verkünden ihnen: ʺFürchtet euch nicht, seid nicht traurig und freut euch auf das euch verheißene Paradies!

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, diejenigen, die sagen: ʺUnser Herr ist Allahʺ, und sich hierauf recht verhalten, auf sie kommen die Engel herab: ʺFürchtet euch nicht, seid nicht traurig, und vernehmt die frohe Botschaft vom (Paradies)gartenʹ, der euch stets versprochen wurde.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich diejenigen, die sagen: ʺUnser Herr ist Allahʺ, und die sich dann aufrichtig verhalten - zu ihnen steigen die Engel nieder (und sprechen): ʺFürchtet euch nicht und seid nicht traurig, und erfreut euch des Paradieses, das euch verheißen wurde.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, auf diejenigen, die sagten: ʺUnser HERR ist ALLAHʺ, dann geradlinig wurden, werden die Engel nach und nach hinabgesandt: ʺHabt keine Angst, seid nicht traurig und freut euch über die Dschanna, die euch versprochen wurde.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who have proclaimed what they reverently entertained in their minds, and put their thoughts in words: " Our Ilah is Allah, the Creator. ", and they have always trodden the path of righteousness and lifted to Him their inward sight, invite the descent of the angels who come down to impel them to the feeling of security and intimate to them thus: " You are not to fear fate nor to grieve over predestined events, and rejoice your hearts and minds at the blissful tidings of winning the Paradise you were promised."

Abdul Haleem

As for those who say, ‘Our Lord is God,’ and take the straight path towards Him, the angels come down to them and say, ‘Have no fear or grief, but rejoice in the good news of Paradise, which you have been promised.

Abdullah Yusuf Ali

In the case of those who say, "Our Lord is Allah", and, further, stand straight and steadfast, the angels descend on them (from time to time): "Fear ye not!" (they suggest), "Nor grieve! but receive the Glad Tidings of the Garden (of Bliss), the which ye were promised!

Abul A'la Maududi

Those who say "Allah is our Lord" and then remain steadfast, upon them descend angels (and say): “Do not fear nor grieve, and receive good tidings of Paradise which you were promised.

Aisha Bewley

The angels descend on those who say, ‘Our Lord is Allah,’ and then go straight: ‘Do not fear and do not grieve but rejoice in the Garden you have been promised.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who say: "Our Lord is Allâh (Alone)," and then they stand firm,[1] on them the angels will descend (at the time of their death) (saying): "Fear not, nor grieve! But receive the glad tidings of Paradise which you have been promised!

Ali Quli Qarai

Indeed those who say, ‘Our Lord is Allah!’ and then remain steadfast, the angels descend upon them, [saying,] ‘Do not fear, nor be grieved! Receive the good news of the paradise which you have been promised.

Amatul Rahman Omar

Verily, those who say, `Allâh is our Lord,' and then remain steadfast (and follow the straight path), the angels will descend upon them (saying), `Have no fear nor grieve rather rejoice at the glad tidings of receiving the Gardens (of Paradise) which you have been promised.

Arthur John Arberry

Those who have said, 'Our Lord is God. ' then have gone straight, upon them the angels descend, saying, 'Fear not, neither sorrow; rejoice in Paradise that you were promised.

Bijan Moeinian

Those who used to say: "God is our Lord" and led a righteous life, will be welcomed by the Angles, saying: “have no fear or worry, you will enjoy the Paradise which was promised to you. ”

E. Henry Palmer

Verily, those who say, 'Our Lord is God,' and then go straight, the angels descend upon them - 'fear not and be not grieved, but receive the glad tidings of Paradise which ye were promised;

Edip-Layth

Surely, those who have said, "Our Lord is God," then they did right, the controllers will descend upon them: "You shall not fear, nor shall you grieve. Rejoice in the good news of Paradise that you have been promised."

George Sale

As for those who say, our Lord is God, and who behave uprightly; the angels shall descend unto them, and shall say, fear not, neither be ye grieved; but rejoice in the hopes of paradise, which ye have been promised.

Hamid S. Aziz

As for those who say, "Our Lord is Allah", then continue steadfast in righteousness, the angels descend upon them, saying, "Fear not, nor be grieved, and receive good news of the Garden which you were promised.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have said, "Our Lord is Allah, " thereafter they have gone straight, upon them the Angels keep coming down (saying), "Do not fear (anything), nor do you grieve, and have good tidings of the Garden that you are promised.

Marmaduke Pickthall

Lo! those who say: Our Lord is Allah, and afterward are upright, the angels descend upon them, saying: Fear not nor grieve, but hear good tidings of the paradise which ye are promised.

Mohamed Ahmed - Samira

Surely the angels will come down to those who say, 'Our Lord is God' and then remain steadfast, saying: "You should have neither fear nor regret, but rejoice in the happy news of Paradise that has been promised you.

Muhammad Asad

[But, ] behold, as for those who say, "Our Sustainer is God," and then steadfastly pursue the right way - upon them do angels often descend, [say­ing:] “Fear not and grieve not, but receive the glad tiding of that paradise which has been promised to you!

Mustafa Khattab

Surely those who say, "Our Lord is Allah," and then remain steadfast, the angels descend upon them,[1] ˹saying,˺ “Do not fear, nor grieve. Rather, rejoice in the good news of Paradise, which you have been promised.

Progressive Muslims

Surely, those who have said: "Our Lord is God", then they did right, the Angels will descend upon them: "You shall not fear, nor shall you grieve. Rejoice in the good news of Paradise that you have been promised."

Sahih International

Indeed, those who have said, "Our Lord is Allah " and then remained on a right course - the angels will descend upon them, [saying], "Do not fear and do not grieve but receive good tidings of Paradise, which you were promised.

Sam Gerrans

Those who say: “Our Lord is God,” and then take a straight path, the angels descend upon them: “Fear not, nor grieve; but rejoice at the Garden, which you are promised.

Shabbir Ahmed

But, behold, as for those who say, "Our Lord is Allah," and then remain steadfastly upright - upon them descend angels, saying, "Fear not, and grieve not, but hear good news of the Paradise that you are promised. ('Angels descending and saying' = Allah's Laws supporting the steadfastly upright who submit to Allah alone. (3:124-125), (8:10-12), (33:43), (46:13)).

Syed Vickar Ahamed

Verily, in the case of those (men) who say: "Our Lord is Allah," and further, (those who) stand straight and steadfast, the angels will descend upon them (from time to time and suggest) "You do not fear! And do not feel sad! But receive to the glad tidings (good news) of the paradise (of joy), about which you were promised!

Taqi Usmani

Surely, those who have declared: "Our Lord is Allah", then remained steadfast, on them the angels will descend, saying, “Do not fear, and do not grieve; and be happy with the good news of the Jannah (Paradise) that you had been promised.

The Monotheist Group

Those who have said: "Our Lord is God," then they did right, the angels will come down upon them: "You shall not fear, nor shall you grieve. Rejoice in the good news of the Paradise that you have been promised."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui disent: ʺNotre Seigneur est Allahʺ, et qui se tiennent dans le droit chemin, les Anges descendent sur eux. ʺNʹayez pas peur et ne soyez pas affligés; mais ayez la bonne nouvelle du Paradis qui vous était promis.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku dibêjin “perwerdegarê me Xwedê” ye, paşê xwe rast û durist jî dikin; (li ber mirinê) firîşte bi ser wan de tên (û ji wan re dibêjin;) metirsin, xemgîn mebin û bi wê bihişta ku soza wê ji we re hatiye dayîn, dilşad bibin!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maarzij die zeggen: ʺOnze Heer is Godʺ en die dan correct handelen, tot hen komen de engelen neer: ʺVreest niet en weest niet bedroefd, maar verheugt jullie in de tuin die jullie is toegezegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat hen betreft die zeggen: Onze Heer is God, en zij die zich oprechtelijk gedragen, de engelen zullen tot hen nederdalen en zeggen: Vreest niet, en treurt ook niet; maar verheugt u in de hoop van het paradijs, dat u is beloofd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые сказали: «Господь наш – Аллах», – а потом стоят прямо [были неуклонны в исполнении Его Слова], нисходят [опускаются] к ним ангелы (от Аллаха) (во время их смерти) (и говорят): «Не бойтесь (смерти и того, что за ней), и не печальтесь (о том, что вы оставляете в этом мире за собой: за своих детей, супруг и имущества), и радуйтесь Раю, который вам обещан!»

Rusça — Osmanov

Воистину, к тем, которые признали: ʺГосподь наш - Аллахʺ, - а потом были стойки, нисходят ангелы [и говорят:] ʺНе бойтесь и не печальтесь, возрадуйтесь раю, обещанному вам.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som säger: ʺGud är vår Herreʺ och som vill följa den raka vägen, till dem stiger änglarna ned (med hälsningen): ʺNi skall inte känna någon fruktan och ingen sorg skall tynga er! Tag emot det glada budskapet att paradiset som ni har blivit lovade (väntar er).