Fussilet Suresi 26. Ayet — Elfaz
İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın."
1وَقَالَve ḳāleve dediler kiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3كَفَرُواkeferūinkar eden(ler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
4لَاlāNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
5تَسْمَعُواtesmeǔdinlemeyinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
6لِهٰذَاli hāƶābuHarf-i Cer+İşaret Zamiri
7الْقُرْاٰنِl-ḳurāniKur'an'ıMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane
8وَالْغَوْاve lğavve gürültü edinBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabل غ وSaçma konuşmak, bilerek veya bilmeyerek hata yapmak, boş sözler kullanmak, boş konuşmak, gürültü yapmak ve yaygara koparmak (sözü kesmek için), hafifçe konuşmak (başkasının duymasını engellemek için), konuşma hatası, istem dışı konuşma, gevezelik.
9فِيهِfīhionda (okunduğunda)Harf-i Cer+Zamir
10لَعَلَّكُمْleǎllekumbelkiHarf-i Nasb+Zamir
11تَغْلِبُونَteğlibūneona galib gelirsinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabغ ل بÜstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli.