Fussilet Suresi 22. Ayet — Elfaz
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
1وَمَاve māve değildinizBağlaç+Harf-i Nefi
2كُنْتُمْkuntumsizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3تَسْتَتِرُونَtestetirūnegizleniyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıس ت رÖrtmek, gizlemek, kapamak, saklamak, korumak, perdelemek, maskelemek
4اَنْenMasdar Harfi
5يَشْهَدَyeşhedeşahidlik etmesindenMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.
6عَلَيْكُمْǎleykumaleyhinizeHarf-i Cer+Zamir
7سَمْعُكُمْsem'ǔkumkulaklarınızınİsim+Zamirس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
8وَلَاve lāve değildinizBağlaç+Harf-i Nefi
9اَبْصَارُكُمْebSārukumgözlerinizinİsim+Zamirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
10وَلَاve lāve değildinizBağlaç+Harf-i Nefi
12وَلٰكِنْve lākinfakatBağlaç+İstidrak Edatı
13ظَنَنْتُمْZenentumsanıyordunuz kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.
14اَنَّenneelbetteHarf-i Nasb
15اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
16لَاlāHarf-i Nefi
17يَعْلَمُyeǎ'lemubilmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
19مِمَّاmimmāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20تَعْمَلُونَteǎ'melūneyaptıklarınızınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat