(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

وَقَالَ الَّذِي اٰمَنَ يَاقَوْمِ اِنِّٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ مِثْلَ يَوْمِ الْاَحْزَابِ مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَالَّذِينَ مِنْ بَعْدِهِمْ وَمَا اللّٰهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِلْعِبَادِ

ve ḳāle elleƶī āmene yā ḳavmi innī eḣāfu ǎleykum miṧle yevmi l-eHzābi / miṧle de'bi ḳavmi nūHin ve ǎādin ve ṧemūde ve(e)lleƶīne min beǎ'dihim ve mā (a)llahu yurīdu Zulmen li l-ǐbādi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2الَّذِيelleƶī(adam)
3اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
4يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
5اِنِّٓيinnīelbette ben
6اَخَافُeḣāfuخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkuyorum
7عَلَيْكُمْǎleykumüzerinize
8مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.mislinden
9يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününün
10الْاَحْزَابِl-eHzābiح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.hizipler
1مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
2دَأْبِde'biد ا بÇabalamak, gayret göstermek, emek vermek, didinmek, çalışkan olmak, gayretli olmak, yorulmak/yorgun düşmek, devam etmek, zorlamak, kovmak/uzaklaştırmak, avlamak, rehin vermek, sebat etmek, ısrar etmek, sürmek, dayanmak, özenli olmak, gayretli olmak, kararlılıkla çabalamak, zorlamak, sürmek, yolunda ilerlemek, sürekli çalışmak. Da'b - alışkanlık/örf/tarz/durum/iş, yapma şekli, durum, iş, istek. Da'ban - davranışa göre, sıkı ve sürekli çalışarak, yolunda giderek.durumu
3قَوْمِḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavminin
4نُوحٍnūHinن و حNûh
5وَعَادٍve ǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.ve 'Ad
6وَثَمُودَve ṧemūdeوثمودve Semud'un
7وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve
8مِنْmin
9بَعْدِهِمْbeǎ'dihimب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeonlardan sonrakilerin
10وَمَاve māve değildir
11اللّٰهُ(a)llahuAllah
12يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyecek
13ظُلْمًاZulmenظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmetmek
14لِلْعِبَادِli l-ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullara

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nûh, Âd ve Semûd kavimlerine ve onlardan sonrakilere olduğu gibi ve Allah, kullarına zulmetmeyi istemez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nûh, Âd ve Semûd kavimlerine ve onlardan sonrakilere olduğu gibi ve Allah, kullarına zulmetmeyi istemez.

Adem Uğur

Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.

Ahmed Hulusi

"Nuh toplumunun, Ad'ın (Hud'un toplumu), Semud'un (Salih'in toplumu) ve onlardan sonra gelenlerin benzeri. . . Allah kulları için bir zulüm irade etmez. "

Ahmet Tekin

'Nuh kavminin, Âd ve Semûd’un ve ondan sonrakilerin âkıbetlerine benzer bir felâketten korkuyorum. Allah zulmün hiçbir türünü kulları için istemiyor.'

Ahmet Varol

Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumları gibi. Allah kullar için zulüm istemez.

Ali Bulaç

"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez."

Ali Fikri Yavuz

Nûh kavminin, ad kavminin, Semûd kavminin ve daha sonrakilerin çektikleri azab gibi... (yoksa günahsızlara azab etmek suretiyle hiç bir zaman) Allah kullarına bir zulüm murad etmez.

Ali Rıza Safa

"Nuh toplumu, Âd, Semud ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Çünkü Allah, kullarına haksızlık yapmak istemez!"

Bayraktar Bayraklı

- İman etmiş olan kişi dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh kavminin, 'Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi toplulukların başlarına gelen bir sonuçtan korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir."

Bekir Sadak

(30-31) Inanmis olan adam dedi ki: «Ey milletim! Dogrusu ben sizin icin, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan topluluklarin ugradiklari bir gunun benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulum dilemez.»

Celal Yıldırım

(30-31) İmân eden adam ise, «ey milletim !» dedi, «elbette ben o sürü sürü toplulukların birleştiği gündeki gibi bir durumun; Nûh kavminin, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonraki kavimlerin durumu gibi bir duru mun sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına zulüm (etmek) istemez.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nûh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Allah asla kulları için zulmü istemez.

Diyanet İşleri

(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."

Diyanet İşleri (eski)

(30-31) İnanmış olan adam dedi ki: 'Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.'

Diyanet Vakfi

(30-31) İman etmiş olan dedi ki: «Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, (peygamberleri yalanlayan) toplulukların başlarına gelen bir âkıbetten korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Nuh Kavmi'nin, Âd'ın, Semud'un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah, kulları için bir zulüm istemez.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nuh kavmi'nin, Ad'ın, Semüd'un ve daha sonrakilerin maceraları gibisinden. Allah, kullarına haksızlık etmek istemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh kavmının Adın, Semudun ve daha sonrakilerin maceraları gibi ki Allah kullarına bir zulm istemez

Erhan Aktaş

"Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Nuh, Âd, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonraki toplumların durumu gibi. Allah, kullarına haksızlık edici değildir."

Fizilal-il Kuran

Nuh kavminin, Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi bir durumla karşılaşmanızdan korkuyorum. Allah kullara zulmetmek istemez.

Gültekin Onan

"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Tanrı, kullar için zulüm istemez."

Hamdi Döndüren

“Nuh kavminin, Ad kavminin, Semud kavminin ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi bir duruma düşmenizden kaygı duyuyorum. Allah kullarına zulmetmek istemez.”

Hasan Basri Çantay

(30-31) Mü'min olan (o zat) dedi ki: "Ey kavmim, hakıykat ben o sürüsürü fırkaların gününe misal (vermeniz) den, Nuuh kavminin, Aad'in, Semudun ve daha sonrakilerin haali gibi (bir maceraye sapıb felakete uğramanızdan) korkuyorum. (Yoksa) Allah kullarına bir zulüm dileyecek değildir".

Hasib Asutay

Nuh kavminin, Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Allah kullarına zulmetmek istemez.

Hayrat Neşriyat

(30-31) Îmân etmiş olan (adam) dedi ki: 'Ey kavmim! Doğrusu ben sizin üzerinize,(peygamberlerini yalanlayan) o toplulukların (uğradıkları o dehşetli azab) gününün benzerinden; Nûh kavminin, Âd, Semûd ve onlardan sonrakilerin âdetlerinin (başlarına gelencezâların) benzerinden, korkuyorum. Hâlbuki Allah, kullar(ın)a zulmetmeyi murâd ediyor değildir.'

İbni Kesir

Nuh kavminin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi. Allah, kullarına zulüm dilemez.

Mehmet Okuyan

Nuh kavminin, Âd ile Semûd (kavimlerinin) ve onlardan sonra gelenlerin durumunun örneği gibi. Allah kullarına haksızlık dilemez.

Muhammed Esed

Nuh kavminin, 'Ad ve Semud (kavimlerinin) ve onlardan sonrakilerin başına gelmiş olana benzer (bir durumun!) Ve unutmayın Allah, kulları için hiçbir haksızlık istemez.

Mustafa İslamoğlu

yani Nuh kavminin, Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin uğradığı türden bir helakın... Bir de (unutmayın) ki Allah, kullarına haksızlık etmeyi asla istemez."

Ömer Nasuhi Bilmen

«Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin adeti mislinden (korkuyorum) ve Allah kulları için bir zulüm irâde buyurmaz.»

Ömer Öngüt

"Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi. Allah kullarına zulmetmek istemez. "

Suat Yıldırım

(30-31) O imanlı zat bunun üzerine: "Ey benim milletim!" dedi, "Ben sizin hakkınızda Nuh milletinin, Âd milletinin, Semûd milletinin ve ondan sonraki milletlerin başına gelen âkıbetin sizin de başınıza gelmesinden endişe ederim. Yoksa suçsuzlara azab etmek sûretiyle Allah kullarına zulmetmek istemez."

Süleyman Ateş

Nuh kavminin, 'Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi (bir durumla karşılaşmanızdan kaygı duyuyorum). Allah kullara zulmetmek istemez, (günahsız kimselere ceza vermez).

Süleymaniye Vakfı

(Sizin sonunuz) Nuh'un halkı, Ad, Semud ve onlardan sonrakilerin sonu gibi (olur diye korkuyorum). Allah kullarına haksızlık etmek istemez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh, Ad ve Semud halkının, bir de onlardan sonrakilerin başına gelenler beni endişelendiriyor. Allah kullarına yanlış yapmaz.

Şaban Piriş

(30-31) İman eden kimse şöyle dedi: -Ey halkım! Ben, Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların başına geldiği gibi bir Azap Günü'nün başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez.

Tefhim-ul Kuran

«Nuh kavmi, Ad, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez.»

Ümit Şimşek

'Tıpkı Nuh kavminin, Âd ve Semud'un ve daha sonrakilerin başlarına gelenler gibi. Yoksa Allah kulları için haksızlık murad etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onların ardından gelenlerin serüvenleri gibi. Allah, kulları için zulüm istemiyor."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nuhun qövmünə, Ad və Səmud tayfalarına və onlardan sonra gələnlərə bənzər bəlanın gəlməsindən qorxuram. Allah bəndələrə zülm olunmasını istəməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nuh, Ad, Səmud qövmünün və onlardan sonra gələnlərin cəzası kimi bir cəza verilməsindən (ehtiyat edirəm). Allah Öz bəndələrinə əsla zülm etmək istəməz! (Allah Öz qullarına onlar günah etmədən cəza verməz, günahı olanları da cəzasız buraxmaz!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

wie das Volk Noahs, die ʹÂd, die Thamûd und die, die danach kamen. Gott will, daß Seinen Dienern keine Ungerechtigkeit geschieht.

Almanca — Der Edle Quran

etwas Gleichartiges wie das, was dem Volk Nuhs, den ʹAd, den Tamud und denjenigen, die nach ihnen waren, (widerfuhr). Und Allah will keine Ungerechtigkeit für die Diener.

Almanca — M. A. Rassoul

das gleiche, was dem Volke Noahs und den `Ad und den Tamud und denen nach ihnen widerfuhr. Und Allah will keine Ungerechtigkeit gegen die Menschen.

Almanca — Muhammad Zaidan

wie die Gewohnheit der Leute von Nuh, von ʹAad und von Thamud und denjenigen nach ihnen. Und ALLAH will keine Ungerechtigkeit für die Diener!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"like the manner of acting of the people of Nuh, and those of 'Ad, the 'Adites, and Thamud, -the Thamudites - and those who succeeded them whose disposition denoted indifference and unconcern, yet Allah means no injustice to His servants. "

Abdul Haleem

the fate of the people of Noah, Ad, Thamud, and those who came after them- God never wills injustice on His creatures.

Abdullah Yusuf Ali

"Something like the fate of the People of Noah, the 'Ad, and the Thamud, and those who came after them: but Allah never wishes injustice to his Servants.

Abul A'la Maududi

like the day that overtook the people of Noah and Ad and Thamud, and those who came after them. Allah does not wish to subject His servants to any injustice.

Aisha Bewley

the same as happened to the people of Nuh and ‘Ad and Thamud and those who followed after them. Allah does not want any injustice for His slaves.

Al-Hilali & Khan

"Like the fate of the people of Nûh (Noah), and ‘Âd, and Thamûd and those who came after them. And Allâh wills no injustice for (His) slaves.

Ali Quli Qarai

like the case of the people of Noah, of ‘Ād and Thamūd, and those who were after them, and Allah does not desire any wrong for [His] servants.

Amatul Rahman Omar

`(And I fear lest you should meet) the like of fate which followed the ways of the people of Noah and `âd and (the people of) Thamûd and those who came after them. And Allâh does not want His servants to go wrong.

Arthur John Arberry

the like of the case of Noah's people, Ad, Thamood, and those after them; and God desires not wrong for His servants. '

Bijan Moeinian

The fate of the people of Noah, Ad, Thamud and the other wrong doing nations and this in spite of the fact that God does not have any enmity with His creatures. "

E. Henry Palmer

the like of the wont of the people of Noah and 'Ad and Haman, and of those after them; for God desires not injustice for His servants.

Edip-Layth

"Like the fate of the people of Noah, Aad, and Thamud, and those after them. God does not wish any injustice for the servants."

George Sale

a condition like that of the people of Noah, and the tribes of Ad, and Thamûd, and of those who have lived after them: For God willeth not that any injustice be done unto his servants.

Hamid S. Aziz

"A plight the like of what befell the people of Noah and A'ad and Thamud and those after them, and Allah wills no injustice for His servants;

Mahmoud Ghali

The like of the steadfast manner of the people of Nûh, (Noah) and c?d, and Thamûd and the ones even after them; and in no way does Allah will an injustice for (His) bondmen.

Marmaduke Pickthall

A plight like that of Noah's folk, and A'ad and Thamud, and those after them, and Allah willeth no injustice for (His) slaves.

Mohamed Ahmed - Samira

Like the people of Noah, 'Ad and Thamud, and those that came after them. God does not want to be unjust to His creatures.

Muhammad Asad

the like of what happened to Noah’s people, and to [the tribes of] Ad and Thamud and those who came after them! And, withal, God does not will any wrong for His crea­tures.

Mustafa Khattab

like the fate of the people of Noah, ’Ȃd, Thamûd, and those after them. For Allah would never will to wrong ˹His˺ servants.

Progressive Muslims

"Like the fate of the people of Noah, 'Aad, and Thamud, and those after them. And God does not wish any injustice for the servants."

Sahih International

Like the custom of the people of Noah and of 'Aad and Thamud and those after them. And Allah wants no injustice for [His] servants.

Sam Gerrans

“The like of the case of the people of Noah, and ʿĀd, and Thamūd, and those after them; and God desires not injustice for the servants.

Shabbir Ahmed

The condition of Noah's people, and Aad and Thamud, and those who came after them. Allah never intends injustice for His servants.

Syed Vickar Ahamed

"Something like the fate of the people of Nuh (Noah), and ‘Ad, and the Samood (Thamud), and those who came after them: And Allah never wishes injustice to His servants.

Taqi Usmani

like the fate of the people of NūH and ‘Ād and Thamūd and those who were after them - and Allah does not intend to do any injustice to His servants.

The Monotheist Group

"Like the fate of the people of Noah, 'Aad, and Thamud, and those after them. And God does not wish any injustice for the servants."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Un sort semblable à celui du peuple de Noé, des ʹAad et des Thamûd et de ceux (qui vécurent) après euxʺ. Allah ne veut (faire subir) aucune injustice aux serviteurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ezabekî wekî ezabê gelê Nûh, Ad, Semûd û ew civatên ku piştî wan hatine. Xwedê ne ew e ku ji bendeyên xwe re zilmê bixwaze.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

iets dergelijks als het geval was met het volk van Noeh, de ʹAad en de Thamoed en hen die er na hen kwamen. Maar God wenst geen onrecht voor Zijn dienaren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Een toestand gelijk aan dien van het volk van Noach, en de stammen van Ad en Thamoed. En van hen, die na hen hebben geleefd; want God wil niet dat er eenige onrechtvaardigheid op zijne dienaren worde uitgeoefend.

Hollandaca — Siregar

Gelijk het lot van (het volk van) Nôeh, en de ʹÂd en de Tsamôed en degenen na hen.ʺ En Allah wenst geen onrecht voor de dienaren.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

наподобие того, что случилось с народами Нуха, ʹАда, Самуда и теми, которые жили после них. Ведь Аллах не любит притеснять рабов [Своих].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

det som drabbade Noas folk och (stammarna) Aad och Thamud och dem som kom efter dem - men Gud vill inte att Hans tjänare lider orätt.