Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمِينَ مَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

ve enƶirhum yevme l-āzifeti iƶi l-ḳulūbu ledā l-Hanāciri kāZimīne mā li Z-Zālimīne min Hamīmin ve lā şefīǐn yuTāǔ

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنْذِرْهُمْve enƶirhumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve onları uyar
2يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigüne (karşı)
3الْاٰزِفَةِl-āzifetiا ز فGece olmak, aniden gelmek, yaklaşmak, yakınlaşmak.yaklaşan
4اِذِiƶizira
5الْقُلُوبُl-ḳulūbuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpyürekler
6لَدَىledādayanmıştır
7الْحَنَاجِرِl-Hanāciriح ن ج رBoğazı keserek kesmek/öldürmek. Hançere - boğaz, soluk borusu, nefes alma yolu, soluk borusunun başı, gırtlağın tamamı.gırtlaklara
8كَاظِمِينَkāZimīneك ظ مKapatmak, durdurmak, soyutlamak, öfkesini bastırmak, tıkamak, bir şeyi kontrol ile doldurmak, ucunu çiğnemekten kaçınmak.yutkunur dururlar
9مَاyoktur
10لِلظَّالِمِينَli Z-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin
11مِنْminhiçbir
12حَمِيمٍHamīminح م مIsınmak, sıcak veya çok sıcak olmak, erimek, ateşlenmek, kaynamak (örn. su). Bir arkadaşa/dostuna/sevgi ya da tutku nesnesine sadık kalmak ve sevgi göstermek, birine endişeyle sevgi beslemek veya şefkat göstermek, sadık/yakın arkadaş/akraba. Yahmowm - siyah dağ, yoğun siyah duman, Cehennemin üzerini gölgeleyen örtünün adı.dostu
13وَلَاve lāve yoktur
14شَفِيعٍşefīǐnش ف عTek olanı çift yapmak, ikiye katlamak, eşleştirmek, bir şeyi çiftin biri yapmak, benzerine eklemek, yalnız olan bir şeye başka bir şey sağlamak, korumak, arabuluculuk yapmak, aracılık etmek, bir arabulucu olmak. shaf'un - çift, ikili. shafa'at - benzerlik/benzeşme, bir kişi için aracılık etmek veya dua etmek.bir aracıları
15يُطَاعُyuTāǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.sözü tutulur

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onları, yaklaşmakta olan o günle korkut, o gün, korkudan yürekler, ağızlara gelir, gönüller, dertle dolar, zâlimlere ne yardımı dokunacak bir dost bulunur, ne şefâati kabûl edilecek bir şefâatçi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onları, yaklaşmakta olan o günle korkut, o gün, korkudan yürekler, ağızlara gelir, gönüller, dertle dolar, zâlimlere ne yardımı dokunacak bir dost bulunur, ne şefâati kabûl edilecek bir şefâatçi.

Adem Uğur

Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçısı vardır.

Ahmed Hulusi

Yaklaşan ölüm süreci ile onları uyar! O zaman gamla dolu olarak yürekleri gırtlaklarına dayanmıştır! Zalimlerin ne bir dostu ve ne de itaat ederse (kurtaracak) bir şefi vardır.

Ahmet Tekin

Yaklaşmakta olan gün dolayısıyla onları uyar. O an, yürekler gırtlaklara dayanır. Dehşet içinde yutkunup dururlar. İnkâr ile, isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimlerin ne dostu, ne de sözü dinlenen bir aracısı, bir şefaat edeni vardır.

Ahmet Varol

Onları yaklaşan güne karşı uyar ki, (o zaman) yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostları ne de sözü dinlenir şefaatçileri olur.

Ali Bulaç

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, o müşrikleri gelmesi yakın) kıyamet günü ile korkut. O vakit kalbler, hüzünle dolu olarak gırtlaklara çıkmış yutkunur dururlar. Kâfirlerin ne bir yakını var, ne de şefaatı makbul bir şefaatçisi...

Ali Rıza Safa

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. Yürekler gırtlağa dayanmıştır; yutkunup dururlar. Haksızlık yapanlar için, ne bir dost ne de sözü dinlenecek bir ara bulucu yoktur.

Bayraktar Bayraklı

Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Yürekler gırtlaklara dayanacaktır, habire yutkunacaklar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir yardımcıları olacaktır.

Bekir Sadak

Onlari, yureklerin agiza gelecegi, tasadan yutkunacaklari yaklasan kiyamet gunu ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sozu dinlenecek sefaatcisi olur.

Celal Yıldırım

Onları yaklaşmakta olan gün (Kıyamet) ile uyar. Yürekler yutkuna yutkuna gırtlaklara dayanır o gün. Zâlimler için ne sıcak bir dost, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yaklaşan gün konusunda onları uyar; çünkü dehşet içinde yutkunurlarken yürekleri ağızlarına gelmiş olacak; zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi olacaktır.

Diyanet İşleri

Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.

Diyanet Vakfi

Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçısı vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yaklaşmakta olan o felaket (kıyamet) gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de o yaklaşan felaket gününü onlara haber ver ki, o zaman yürekleri gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar. Zalimler için ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem haber ver onlara o yaklaşan felaket gününü: O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar; zalimler için ne ısınacak bir hısım vardır, ne dinlenecek bir şefi.

Erhan Aktaş

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Onları yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları yaklaşan Kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.

Gültekin Onan

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman kalpler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

Hamdi Döndüren

Sen onları, yüreklerin ağza geleceği, insanların endişeden yutkunup duracakları “yaklaşan gün” konusunda uyar! Çünkü o gün zâlimlerin ne bir dostu ne de sözü tutulur bir aracıları vardır!

Hasan Basri Çantay

Onlara o yakın günün tehlikesini anlat. O zaman yürekleri — gamla dolu ve herkes ebsem olarak — ta gırtlakların yanındadır. Zaalimlerin ne müşfik bir yakın, ne de (şefaati) dinlenebilecek bir aracısı yokdur.

Hasib Asutay

Onları yaklaşan gün (6) konusunda uyar! Çünkü o anda (endişeden) yutkunurken yürekler gırtlağa dayanmıştır. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. (6. Kıyamet günü.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Onları o yaklaşan gün ile korkut! Çünki (amellerin ortaya saçılacağı o gün) yürekler, kederle yutkunan kimseler olarak gırtlaklara dayanmıştır! Zâlimler için ne bir dost, ne de (himâyesi) kabûl edilir bir şefâatçi bulunur!

İbni Kesir

Onları yaklaşan gün ile uyar. O zaman ki; yürekler ağızlara gelecek, tasadan yutkunacaklar. Zalimlerin ne dostu, ne de dinlenecek şefaatçısı olur.

Mehmet Okuyan

Yaklaşan gün hakkında onları uyar! Çünkü (o anda) dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelecektir. Zalimlerin hiçbir dostu ve sözü dinlenir hiçbir şefaatçisi yoktur.

Muhammed Esed

Bu sebeple, onları yüreklerin boğulurcasına gırtlağa dayanacağı o yaklaşan Gün'e karşı uyar! (o Gün) zalimler ne bir dost bulacaklar, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.

Mustafa İslamoğlu

Ve onları yüreklerin sahibini boğarcasına gırtlağa dayanacağı dehşet gününe karşı uyar: o gün zalimler ne samimi bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçi bulacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onları o yakın gün ile korkut. O vakit ki, yürekler gırtlağa dayanmış olarak korku ile dolmuş bulunur. Zalimler için ne bir yakın dost vardır, ne de itaat olunacak bir şefaatçi vardır.

Ömer Öngüt

Resulüm! Onları o yaklaşan güne karşı uyar. Öyle bir gün ki, yürekleri ağızlarına gelir ve kederlerinden yutkunur dururlar. Zâlimlerin ne bir dostu ne de sözü dinlenecek bir şefaatçısı vardır.

Suat Yıldırım

Onları, yaklaşan müthiş güne karşı uyar! Yürekler ağıza gelir, yutkunur da yutkunurlar. O zalim kâfirlerin ne dostları, ne de sözüne itibar edilir şefaatçileri olmaz.

Süleyman Ateş

Onları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o gün) yürekler, (korkudan adeta yerinden sökülüp) gırtlaklara dayanmıştır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü tutulur bir aracıları yoktur.

Süleymaniye Vakfı

Yaklaşmakta olan gün, yüreklerin ağza geleceği, yutkunup duracakları gün konusunda onları uyar. Yanlışa dalanların ne bir can dostu ne de sözü dinlenen bir şefaatçisi olacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok yakında gelecek olan o gün konusunda onları uyar. O, yüreklerin ağza geleceği, boğazların düğümleneceği gündür. Yanlış yapanların ne bir can yoldaşı olacak ne de sözü dinlenecek bir şefaatçısı

Şaban Piriş

Onları, iyice yaklaşan, korkudan yüreklerin ağza geldiği, gün ile uyar. Zalimler için bir koruyucu ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

Tefhim-ul Kuran

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyarıp korkut; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne de sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

Ümit Şimşek

Onları o yakın gün hakkında uyar ki, o vakit yürekler ağızlara gelir, yutkunur dururlar. Artık zalimler için ne bir candan dost bulunur, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları, yaklaşan felaket günü hakkında uyar! Yürekler gırtlaklara dayanmıştır; habire yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sözü dinlenir bir şefaatçıları.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları ürəklərin xirtdəyə çatacağı, özləri də qəm-qüssə içində olacaqları Yaxınlaşan günlə qorxut. O gün zalımların nə bir yaxın dostu, nə də sözü keçən bir şəfaətçisi olar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Onları (hövldən) ürəklərin ağıza gələcəyi (udquna belə biməyəcəkləri və ya ürəkləri qəm-qüssə ilə dolacağı) yaxın günlə (qiyamət günü ilə) qorxut. (O gün) zalımların nə bir dostu, nə də sözü keçən bir şəfaətçisi olar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Warne sie vor dem Tag der baldigen Auferstehung, wenn ihnen das Herz vor Panik bis zum Halse schlägt und sie verstockt keinen Laut von sich geben können! Die Ungerechten werden keinen Vertrauten und keinen Fürsprecher haben, der sich Gehör verschaffen könnte.

Almanca — Der Edle Quran

Und warne sie vor dem Tag der immer näher kommenden (Stunde des Gerichts), an dem die Herzen (vor Angst) in der Kehle sitzen und sie unterdrücken (ihren Grimm), an dem die Ungerechten weder einen warmherzigen Freund noch einen Fürsprecher haben, dem man gehorchen würde.

Almanca — M. A. Rassoul

Und warne sie vor dem immer näher kommenden Tag, da die Herzen voll innerer Trauer zur Kehle emporsteigen werden. Die Ungerechten werden weder einen vertrauten Freund noch einen Fürsprecher haben, auf den gehört werden könnte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und warne sie vor dem Tag des Heranrückenden, wenn die Herzen an den Kehlen würgend sitzen. Für den Unrecht-Begehenden gibt es weder einen engen Freund, noch einen Fürbittenden, dem entsprochen wird.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Caution them O Muhammad; against the approaching Day of Resurrection when the hearts sink, choking the breath, the tongue and the utterance, connoting extreme fear disabling them to put their thoughts into words; there and then shall they find no friend nor an intercessor whose mediation is accepted.

Abdul Haleem

Warn them [Prophet] of the ever-approaching Day, when hearts are at throats, choking them. The evildoer will have no friends, nor any intercessor to be heeded.

Abdullah Yusuf Ali

Warn them of the Day that is (ever) drawing near, when the hearts will (come) right up to the throats to choke (them); No intimate friend nor intercessor will the wrong-doers have, who could be listened to.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), then warn them of the Day that has drawn near, the Day when hearts full of suppressed grief will leap up to the throats and the wrong-doers shall neither have any sincere friend nor intercessor whose word will be heeded.

Aisha Bewley

And warn them of the Day of Immediacy when hearts rise choking to the throat. The wrongdoers will have no close friend nor any intercessor who might be heard.

Al-Hilali & Khan

And warn them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of the Day that is drawing near (i.e. the Day of Resurrection), when the hearts will be choking the throats, and they can neither return them (hearts) to their chests nor can they throw them out. There will be no friend, nor an intercessor for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers), who could be given heed to.

Ali Quli Qarai

Warn them of the Imminent Day when the hearts will be at the throats, choking with suppressed agony, [and] the wrongdoers will have no sympathizer, nor any intercessor who might be heard.

Amatul Rahman Omar

And warn these people of the day drawing nigh, (day by day,) when the hearts will leap to their throats due to suppressed grief. The unjust will have no warm (hearted) friend, nor any intercessor who will be listened to (and could prevail for them on that day).

Arthur John Arberry

And warn them against the Day of the Imminent when, choking with anguish, the hearts are in the throats and the evildoers have not one loyal friend, no intercessor to be heeded.

Bijan Moeinian

Let them know that the Day is approaching very fast when the hearts will leap up to the throat and they will stay motionless at awe. Wrongdoers then will be so sorry; they will have no friend or a counselor to defend them.

E. Henry Palmer

And warn them of the day that approaches, when hearts are choking in the gullets; those who do wrong shall have no warm friend, and no intercessor who shall be obeyed.

Edip-Layth

Warn them of the imminent day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. For the transgressors there will be no friend, nor intercessor to be obeyed.

George Sale

Wherefore warn them, O prophet, of the day which shall suddenly approach; when men's hearts shall come up to their throats, and strangle them. The ungodly shall have no friend or intercessor who shall be heard.

Hamid S. Aziz

And warn them of the day that draws near, when heart shall rise up to the throats to choke them; the wrongdoers shall have no compassionate friend nor any intercessor who will be heard.

Mahmoud Ghali

And warn them against the Day of theImminent (Doom) as the hearts are close to the larynxes, and they are repressing (anguish inwardly); in no way will the unjust have any intimate (friend) nor any constant intercessor to be obeyed.

Marmaduke Pickthall

Warn them (O Muhammad) of the Day of the approaching (doom), when the hearts will be choking the throats, (when) there will be no friend for the wrong-doers, nor any intercessor who will be heard.

Mohamed Ahmed - Samira

Warn them of the coming day inevitable, when hearts would jump to the throats, filling them with anguish. The sinners will have neither friend nor intercessor whose (word) will be heeded.

Muhammad Asad

Hence, warn them of that Day which draws ever nearer, when the hearts will chokingly come up to the throats: no loving friend will the evildoers have, nor any intercessor who would be heeded:

Mustafa Khattab

Warn them ˹O Prophet˺ of the approaching Day when the hearts will jump into the throats, suppressing distress. The wrongdoers will have neither a close friend nor intercessor to be heard.

Progressive Muslims

And warn them of the imminent Day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. The transgressors will have no friend nor intercessor to be obeyed.

Sahih International

And warn them, [O Muúammad], of the Approaching Day, when hearts are at the throats, filled [with distress]. For the wrongdoers there will be no devoted friend and no intercessor [who is] obeyed.

Sam Gerrans

And warn thou them of the Day of the Drawing Near, when the hearts will choke in the throats: — No loyal friend for the wrongdoers! No intercessor who is obeyed!

Shabbir Ahmed

Hence, warn them of the Day which draws near - when the hearts will throb muffling the voices in the sound boxes. No bosom friend will be there for the violators of human rights, nor shall any mediator be granted audience.

Syed Vickar Ahamed

And warn them of the Day, which is (always) coming closer, when the hearts will (come) right up to the throats to choke (the unbelievers): No close friend, nor anybody will the wrongdoers have to plead, who could be listened from.

Taqi Usmani

And warn them of the Day of approaching horror, when hearts will jump up into the throats, (and they will be) choked. There will be neither a friend for the unjust, nor an intercessor to be listened to.

The Monotheist Group

And warn them of the imminent Day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. The transgressors will have no friend nor intercessor to be obeyed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et avertis-les du jour qui approche, quand les cœurs remonteront aux gorges, terrifiés (ou angoissés). Les injustes nʹauront ni ami zélé, ni intercesseur écouté.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tu wan bi wê roja ku nêzîkî wan dibe hişyar bike. Ji ber dijwariya wê rojê hindik dimîne ku dilê wan bê ber devê wan. Ji bo zaliman ne dostek ne jî şefaetkarekî ku (şefaeta wî) were qebûlkirin heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En waarschuw hen voor de dag van de aanstaande (opstanding) wanneer de harten bedrukt in de kelen kloppen. De onrechtplegers hebben dan geen echte vriend en geen bemiddelaar aan wie gehoor gegeven wordt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarschuw hen dus, o profeet! voor den dag die spoedig zal naderen, als de harten der menschen tot hunne kelen opstijgen en hen smoren. De ongeloovigen zullen geen vriend of tusschenpersoon hebben, die gehoord zal worden.

Hollandaca — Siregar

Waarschuw hen (O Moehammad) voor de Dag der Opstanding waarop de harten treurig in de kelen blijven steken. Voor de onrechtvaardigen is er geen boezemvriend en geen voorspreker die wordt gehoord.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И увещай (о, Пророк) их [людей] о Наступающем Дне [о Дне Суда], когда сердца [души рабов Аллаха] (от страха перед Его наказанием) (подступят) к горлам, [их души сойдут со своих мест и не будут ни выходить через рот, ни возвращаться обратно], (и) будут они сдерживать (в себе) (свой гнев, страх и печаль). Нет у беззаконников [многобожников] ни близкого [ни родственника, ни друга] (который помог бы ему), ни заступника, которому повинуются [который заступился бы за них перед их Господом, и заступничество которого было бы принято].

Rusça — Osmanov

Увещевай их [, Мухаммад, говори] о приближающемся [Судном] дне, когда сердца от страха [поднимаются] к горлу. Нет у нечестивцев ни близкого друга, ни заступника, которого они послушались бы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Varna dem att den Dag närmar sig då struparna skall snöras samman av ångest; (då) syndarna inte (skall kunna kalla till hjälp) en kär vän och alla förböner skall vara förgäves.