Mü'min Suresi 10. Ayet — Elfaz
İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.
1اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselereİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3كَفَرُواkeferūinkar eden(lere)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
4يُنَادَوْنَyunādevne(şöyle) seslenilirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı
5لَمَقْتُle meḳtu(size) kızmasıLam-ı Te'kid+İsimم ق تKişiden nefret etmek, nefret dolu olmak, nefret objesi olmak, iğrenç olmak.
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
7اَكْبَرُekberudaha büyüktürSıfatك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.
8مِنْmin-danHarf-i Cer
9مَقْتِكُمْmeḳtikumsizin kızmanız-İsim+Zamirم ق تKişiden nefret etmek, nefret dolu olmak, nefret objesi olmak, iğrenç olmak.
10اَنْفُسَكُمْenfusekumkendi kendinizeİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
11اِذْiƶziraZaman Zarfı
12تُدْعَوْنَtud'ǎvnesiz çağrılırdınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
13اِلَىilāHarf-i Cer
14الْاِيمَانِl-īmāniimanaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
15فَتَكْفُرُونَfe tekfurūnefakat inkar ederdinizBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret