Nisa Suresi 90. Ayet — Elfaz
Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.
1اِلَّاillāancak hariçİstisna Edatı
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يَصِلُونَyeSilūnesığınan(lar)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو ص لUlaşmak, erişmek, bağlanmak, uygulamak, yakınlaştırmak, gelmek/iletmek/aktarmak, devam etmek, birlik (arkadaşlar/dostlar/sevgililer arasında).
4اِلٰىilāHarf-i Cer
5قَوْمٍḳavminbir toplumaİsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
6بَيْنَكُمْbeynekumsizinleMekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
7وَبَيْنَهُمْve beynehumkendileri arasındaBağlaç+Mekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
9اَوْevyahutBağlaç
10جَٓاؤُ۫كُمْcā'ūkumsize gelenlerMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
11حَصِرَتْHaSiratsıkılarakMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeح ص رDar olmak, kısıtlanmak, engellenmek. Birini sıkıştırmak ve kuşatmak/çevrelemek, birinin işine gitmesini engellemek, birini kuşatmak/sarmak/sınırlamak, birini hapsetmek/alıkoymak/tutmak/kısıtlamak/engellemek/saklamak, birinin yolculuğunu engellemek veya alıkoymak, birini istediği bir şeyden alıkoymak, bir şeyin tamamını almak, bir şeyi kendine almak/edinmek, bağırsak veya idrar yollarının tıkanıklığından muzdarip olmak, düşüncesini ifade edememek/söylemek istediğini söyleyememek, söylemek istediğini ifade edecek kelimeler bulamamak, konuşurken tereddüt etmek, okuma veya ezberlemede tereddüt edip devam edememek, engellenmek veya kısıtlanmak, cinsel ilişkiden uzak durmak, iktidarsız olmak, göğüste daralma, cimri/inatçı/tutumlu/açgözlü olmak, bir şeyi gizlemek, bir şeyi açığa vurmaktan kaçınmak.
12صُدُورُهُمْSudūruhumyürekleriİsim+Zamirص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.
13اَنْenMasdar Harfi
14يُقَاتِلُوكُمْyuḳātilūkumsizinle savaşmaktanMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
15اَوْevveyaBağlaç
16يُقَاتِلُواyuḳātilūsavaşmaktanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
17قَوْمَهُمْḳavmehumkendi toplumlarıyleİsim+Zamirق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
18وَلَوْve leveğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
19شَاءَşā'edileseydiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
20اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
21لَسَلَّطَهُمْle selleTahumonları salardıLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak
22عَلَيْكُمْǎleykumsizin üstünüzeHarf-i Cer+Zamir
23فَلَقَاتَلُوكُمْfe le ḳātelūkumsizinle savaşırlardıBağlaç+Lam-ı Te'kid+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
24فَاِنِfe inio haldeİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
25اعْتَزَلُوكُمْǎ'tezelūkumonlar sizden uzak dururlarMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıع ز لBir kenara koymak, uzaklaştırmak, ayırmak. Ma'zilun - geri kalanından ayrı bir yer, sakin yer, inziva yeri, uzak. Ma'zulun - uzaklaştırılmış. İ'tizal (fiil 8) kendini bir şeyden ayırmak veya uzaklaştırmak.
26فَلَمْfe lemBağlaç+Harf-i Nefi
27يُقَاتِلُوكُمْyuḳātilūkumsizinle savaşmazlarMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
28وَاَلْقَوْاve elḳavve isterlerseBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
29اِلَيْكُمُileykumusizinleHarf-i Cer+Zamir
30السَّلَمَs-selemebarış içinde yaşamakMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak
31فَمَاfe māSonuç Edatı+Harf-i Nefi
32جَعَلَceǎlevermemiştirMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
33اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
34لَكُمْlekumsizeHarf-i Cer+Zamir
35عَلَيْهِمْǎleyhimonların aleyhineHarf-i Cer+Zamir
36سَبِيلًاsebīlenbir yolİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep