Nisa Suresi 72. Ayet — Elfaz
Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.
1وَاِنَّve inneve şüphesizİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb
2مِنْكُمْminkumiçinizdenHarf-i Cer+Zamir
3لَمَنْle menbir kısmı var kiLam-ı Te'kid+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4لَيُبَطِّئَنَّle yubeTTiennepek ağır davranırLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ط اYavaşlamak, ağırdan almak, gecikmek, geri kalmak, hantallık göstermek, gecikmiş olmak
5فَاِنْfe ineğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
6اَصَابَتْكُمْeSābetkumsize erişirseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
8قَالَḳāleder kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
9قَدْḳadmuhakkakKesinlik Edatı
10اَنْعَمَen'ǎmelutfettiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.
11اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
12عَلَيَّǎleyyebanaHarf-i Cer+Zamir
13اِذْiƶZaman Zarfı
14لَمْlemHarf-i Nefi
15اَكُنْekunbulunmadımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16مَعَهُمْmeǎhumonlarla beraberMekan Zarfı+Zamir