Nisa Suresi 73. Ayet — Elfaz
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
1وَلَئِنْve le inve eğerBağlaç+Lam-ı Te'kid+Şart Edatı
2اَصَابَكُمْeSābekumsize erişirseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
3فَضْلٌfeDlunbir ni'metİsimف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek
4مِنَmine-tanHarf-i Cer
5اللّٰهِ(a)llahiAllah-Lafza-i Celal
6لَيَقُولَنَّle yeḳūlennederLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
7كَاَنْke ensankiHarf-i Cer+Masdar Harfi
8لَمْlemHarf-i Nefi
9تَكُنْtekunyokmuş gibiMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10بَيْنَكُمْbeynekumsizinleMekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
11وَبَيْنَهُve beynehukendisi arasındaBağlaç+Mekan Zarfı+Zamirب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
13يَالَيْتَنِيyā leytenīEY/HEY/AH keşke benNida Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
14كُنْتُkuntuolsaydımMazi Fiil+ZamirFi'l-i Maziك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
15مَعَهُمْmeǎhumonlarla beraberMekan Zarfı+ZamirNefs-i Mütekellim Vahde
16فَاَفُوزَfe efūzekazansaydımSebep Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzariف و زBaşarmak, zafer kazanmak, hedefe ulaşmak, galip gelmek, sahip olmak, arzularını elde etmek, kaçmak, kurtuluş, güvenlik, edinmek, kazanmak. Güvenlik/sığınma/mutluluk/huzur yeri/zamanı, kaçış yeri.