Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَهِيدًا

ve inne minkum le men le yubeTTienne fe in eSābetkum muSībetun ḳāle ḳad en'ǎme (a)llahu ǎleyye iƶ lem ekun meǎhum şehīden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنَّve inneve şüphesiz
2مِنْكُمْminkumiçinizden
3لَمَنْle menbir kısmı var ki
4لَيُبَطِّئَنَّle yubeTTienneب ط اYavaşlamak, ağırdan almak, gecikmek, geri kalmak, hantallık göstermek, gecikmiş olmakpek ağır davranır
5فَاِنْfe ineğer
6اَصَابَتْكُمْeSābetkumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.size erişirse
7مُصِيبَةٌmuSībetunص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.bir felaket
8قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleder ki
9قَدْḳadmuhakkak
10اَنْعَمَen'ǎmeن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.lutfetti
11اللّٰهُ(a)llahuAllah
12عَلَيَّǎleyyebana
13اِذْ
14لَمْlem
15اَكُنْekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbulunmadım
16مَعَهُمْmeǎhumonlarla beraber
17شَهِيدًاşehīdenش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.hazır

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İçinizde mutlaka ağır davranan olacak ve size bir felâket gelip çatınca da diyecek ki: Allah, gerçekten de bana lütfetti de o zaman, onlarla berâber bulunmadım.

Abdulkadir Gölpınarlı

İçinizde mutlaka ağır davranan olacak ve size bir felâket gelip çatınca da diyecek ki: Allah, gerçekten de bana lütfetti de o zaman, onlarla berâber bulunmadım.

Adem Uğur

İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir felâket erişirse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

Ahmed Hulusi

Muhakkak sizden öylesi vardır ki, ağırdan alır. Sizin başınıza kötü bir şey gelirse "Allah'ın bana nimeti olarak onlarla beraber değildim" der.

Ahmet Tekin

İçinizden bazıları cihad konusunda kesinlikle ağırdan alırlar, ayak sürürler. Eğer sizin başınıza bir felâket gelirse: 'Allah bana lütfetti de, onlarla beraber bulunmadım' der.

Ahmet Varol

Sizin içinizde pek ağır davranan var. Sizin başınıza bir musibet geldiğinde 'Allah bana lütfetti de onlarla birlikte bulunmadım' der.

Ali Bulaç

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der.

Ali Fikri Yavuz

Gerçek sizden öylesi (münafık) vardır ki, ağır alacaktır. Eğer size bir felâket gelirse diyecek ki: “- Doğrusu Allah bana ihsan etti. Çünkü onlarla beraber savaşta bulunmadım.”

Ali Rıza Safa

Aslında, aranızdan kimileri yavaş davranır; bunun ardından başınıza bir yıkım gelirse, şöyle der: "Allah, bana iyilik ettiği için, onlarla birlikte bulunmadım!"

Bayraktar Bayraklı

Aranızda mutlaka geride kalanlar olacak ve o zaman başınıza bir felaket geldiğinde, "Onlarla birlikte bulunmamamız Allah'tan bize bir lütuftur" diyecekler.

Bekir Sadak

suphesiz aranizda pek agir davarananlar vardir; size bir musibet gelirse: «Allah bana iyilikte bulundu, cunku onlarla beraber bulunmadim» der.

Celal Yıldırım

içinizden öylesi var ki, ağır davranır; size bir musîbet dokunursa, «Herhalde Allah bana lütfetti, çünkü onlarla beraber hazır bulunmadım» der.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İçinizden bazıları vardır ki, pek ağırdan alır. Eğer başınıza bir felâket gelirse, “Allah yüzüme baktı da onlarla beraber bulunmadım” der.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: 'Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim' der.

Diyanet Vakfi

İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir felâket erişirse: «Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım» der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki, pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: «Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım.» der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber içinizden öylesi vardır ki, her halde ağırdan alacaktır. Eğer size bir felaket isabet ederse: "Gerçekten Allah bana lütfetti de, onlarla birlikte bulunmadım." der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih içinizden öylesi vardır ki her halde ağır alacaktır: bakar eğer size bir musibet isabet ederse "cidden, der: Allah bana lütfetti zira onlarla beraber hazır bulunmadım"

Erhan Aktaş

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi de onlarla beraber bulunmadım." der.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi de onlarla beraber bulunmadım." der.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi de onlarla bulunmadım." der.

Fizilal-il Kuran

İçinizde bu görevi gayet ağırdan alanlar var. Eğer bir musibet (başarısızlık- yenilgi) ile karşılaşırsanız 'Allah bana lütfetti de onlarla birlikte bulunmadım' der.

Gültekin Onan

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Doğrusu Tanrı, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der.

Hamdi Döndüren

İçinizden öyleleri var ki savaştan geri kalır. Başınıza bir felaket gelse o zaman o, “Allah bana lütufta bulundu da, onlarla birlikte bulunmadım!” der.

Hasan Basri Çantay

İçinizden (öylesi vardır ki) muhakkak ağır davranacakdır. Eğer size bir musiybet gelib çatarsa diyecek ki: "Allah bana cidden lutfetdi. Çünkü onlarla beraber bulunmadım"!

Hasib Asutay

Şüphesiz içinizde öylesi var ki, (sizinle birlikte savaşa çıkma konusunda) pek ağır davranır. (33) Eğer size bir musibet erişirse, 'Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım ' der. (33. Ağır davrananlardan kasıt, çeşitli bahanelerle savaşa katılmak istemeyen ve katılanları da engellemeye çalışan münafıklardır.)

Hayrat Neşriyat

Hiç şübhesiz içinizden öyleleri de vardır ki, (cihâda karşı) mutlaka ağır davranacaktır. Fakat size bir musîbet isâbet ederse: 'Allah bana lûtfetti de onlarla berâber hazır bulunmadım' der.

İbni Kesir

Aranızda pek ağır davranacak olanlar da var. Size bir musibet geldiği takdirde: Allah bana gerçekten lütfetti de onlarla beraber bulunmadım der.

Mehmet Okuyan

İçinizden (savaş konusunda) kesinlikle ağırdan alanlar vardır. Size bir musibet gelirse, (böyleleri) “Elbette Allah bana lütfetti de onlarla birlikte şahit olmadım (bulunmadım)” der.

Muhammed Esed

Aranızda mutlaka geride kalanlar olacak ve o zaman, başınıza bir felaket geldiğinde, "Onlarla birlikte bulunmamız Allahın bize bir lütfudur!" diyecekler.

Mustafa İslamoğlu

Aranızda elbette işi ağırdan alan kimseler olacak ve bir yenilgiyle karşılaştığınızda "Onlarla birlikte bulunmamam Allah'ın bana bir lutfudur" diyecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve şüphesiz sizden öyle kimse vardır ki, elbette ağır davranacaktır. Eğer size bir musibet isabet ederse, «Muhakkak Allah Teâlâ bana lütfetti, çünkü onlar ile beraber hazır bulunmadım» der.

Ömer Öngüt

Aralarında bazıları vardır ki pek ağır davranırlar. Eğer başınıza bir musibet erişirse: “Allah bana lütfetti de, ben onlarla beraber bulunmadım. ” der.

Suat Yıldırım

Aranızda öylesi vardır ki, işi ağırdan alır. Başınıza bir felâket gelirse der ki: "Neyse ki, Allah bana lutfetti de onlarla beraber çıkmadım."

Süleyman Ateş

İçinizden bir kısmı var ki, pek ağır davranır. Eğer size bir felaket erişirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.

Süleymaniye Vakfı

İçinizden ağır davranan mutlaka olacaktır. Başınıza bir iş gelse "Gerçekten Allah bana lütufta bulunmuş da onlarla birlikte olmamışım." diyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçinizden ağır davrananlar mutlaka olacaktır. Başınıza bir iş gelse "Gerçekten Allah bana iyilikte bulunmuş da onlarla birlikte olmamışım." diyeceklerdir.

Şaban Piriş

Elbette içinizde ağır davrananlar vardır. Şayet size bir musibet isabet edecek olursa: - Doğrusu Allah bana nimet vermiş de onların yanında olmadım, der.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz sizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: «Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım» der.

Ümit Şimşek

Sizden öyleleri var ki, işi ağırdan alır; başınıza bir musibet geldiği zaman da 'Allah bana lütfetti; iyi ki onlarla beraber değilmişim' der.

Yaşar Nuri Öztürk

İçinizden öylesi de var ki, ne olursa olsun ağırdan alır. Size bir musibet gelip çatarsa şöyle diyecektir: "İyi ki onlarla birlikte şehit olmadım. Allah bana lütufta bulundu."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İçərinizdə elələri də var ki, cihada çıxdıqda özlərini yubandırar və sizə bir müsibət üz vermiş olduqda: “Allah mənə mərhəmət göstərdi ki, mən onlarla birlikdə bəlaya düçar olmadım”– deyər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Aranızda elələri də (münafiqlər) vardır ki, (siz cihada çıxdıqda) ağır tərpənər və əgər sizə bir müsibət üz versə: ″Allah mənə lütf etdi ki, onlarla birlikdə (döyüşdə) olmadım″, - deyər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Unter euch gibt es manchen, der zögert und langsam ausrückt. Wenn euch (im Kampf) ein Unheil geschieht, sagt er: ʺGott hat mir eine Gnade erwiesen, daß ich nicht bei ihnen war.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Unter euch ist wohl mancher, der zurückbleibt, und wenn euch ein Unglück trifft, sagt er: ʺWahrlich, Allah ist gnädig zu mir gewesen, daß ich nicht bei ihnen zugegen war.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, manch einer von euch zögert. Und wenn ein Unglück euch heimsucht, sagt er: ʺALLAH hat mir bereits eine Wohltat erwiesen, daß ich unter ihnen nicht anwesend war.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among you are those who detach themselves from your regiment in thought and action that if you happen to suffer loss or be wedded to a calamity, any one of them would say "Allah has been gracious to me, for I was guided by intuition to engage myself in a skirmish and irregular encounter and detach myself from the pursuit of their hostile action".

Abdul Haleem

Among you there is the sort of person who is sure to lag behind: if a calamity befalls you, he says, ‘God has been gracious to me that I was not there with them,’

Abdullah Yusuf Ali

There are certainly among you men who would tarry behind: If a misfortune befalls you, they say: "Allah did favour us in that we were not present among them."

Abul A'la Maududi

Among you there is such who lags behind, then if some affliction strikes you, he says: 'Indeed Allah bestowed His favour upon me that I was not present with them.'

Aisha Bewley

Among you there are people who hang back and if you encounter a setback then they say, ‘Allah has blessed me in that I was not there with them. ’

Al-Hilali & Khan

There is certainly among you he who would linger behind (from fighting in Allâh’s Cause). If a misfortune befalls you, he says, "Indeed Allâh has favoured me in that I was not present among them."

Ali Quli Qarai

Among you is indeed he who drags his feet, and should an affliction visit you, he says, ‘It was certainly Allah’s blessing that I did not accompany them!’

Amatul Rahman Omar

And indeed there is among you who tarries behind (and does not leave to fight in the cause of Allâh). Then, if a calamity befalls you, he says, `Allâh has been gracious to me, indeed, since I was not present with them.'

Arthur John Arberry

Some of you there are that are dilatory; then, if an affliction visits you, he says, 'God has blessed me, in that I was not a martyr with them. '

Bijan Moeinian

Surely among you there are hypocrites who will [not join you in your campaigns and] stay behind. If a misfortune happens to you, they will say: "How kind of God not letting us to join them."

E. Henry Palmer

Verily, there is of you who tarries behind, and, if a mischance befalls you, says, 'God has been gracious to me, since I am not with them a martyr. '

Edip-Layth

From among you will be those that would lag behind, so that if disaster afflicts you he would say, "God has blessed me that I did not witness the event with them!"

George Sale

There is of you who tarrieth behind; and if a misfortune befall you, he saith, verily God hath been gracious unto me, that I was not present with them:

Hamid S. Aziz

Verily, there are some who tarry behind, and, if a mischance befalls you, they say, "Allah has been gracious to us, since we are not martyrs with them. "

Mahmoud Ghali

And surely among you there is indeed the one who definitely tarries behind. Then in case an affliction afflicts you, he would say, " Allah has readily favored me, as I was not a martyr-witness with them."

Marmaduke Pickthall

Lo! among you there is he who loitereth; and if disaster overtook you, he would say: Allah hath been gracious unto me since I was not present with them.

Mohamed Ahmed - Samira

Someone among you will surely lag behind, and if calamity should befall you, will say: "God was gracious to me that I was not among them. "

Muhammad Asad

And, behold, there are indeed among you such as would lag behind, and then, if calamity befalls you, say, "God has bestowed His favour upon me in that I did not accompany them. "

Mustafa Khattab

There will be some among you who will lag behind so that if you face a disaster, they will say, "Allah has blessed us for not being there among them."

Progressive Muslims

And from among you will be those that would lag behind, so that if disaster afflicts you he would Say: "God has blessed me that I was not a martyr with them!"

Sahih International

And indeed, there is among you he who lingers behind; and if disaster strikes you, he says, " Allah has favored me in that I was not present with them. "

Sam Gerrans

And among you is he who delays; then if calamity befalls you, he says: “God was gracious to me in that I was not present with them.”

Shabbir Ahmed

Among you there is he who would rather lag behind. If a setback occurs he would say, "Thank God! I was not present among them."

Syed Vickar Ahamed

There are certainly among you men, he who would fall behind: If a misfortune befalls you, he says: "Allah did favor me because I was not present with them. "

Taqi Usmani

Among you there is one who shall invariably fall back; then, if some calamity befalls you, he would say, "Allah has shown His favor to me, as I was not present with them."

The Monotheist Group

And from among you are those who would slow behind, so that if disaster befalls you he would say: "God has blessed me that I was not a martyr with them!"

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman di nav we de hin kes hene ku dixwazin mucahîdan ji şer bi paş ve bihêlin, êdî eger karesatek were serê we, ew dibêje: Xwedê qencî li min kir ku ez ne bi wan re bûm.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Onder jullie zijn er die treuzelen en als jullie dan onheil treft zegt zo iemand: ʺGod heeft mij genade geschonken, omdat ik niet met hen daarbij tegenwoordig was.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Er is menigeen onder u, die u langzaam zal volgen, en indien gij tegenspoed zult ondervinden, zal hij zeggen: God heeft mij eene bijzondere gunst bewezen, dat ik niet met hen was.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И поистине, среди вас есть такой [лицемеры, трусы и люди со слабой верой], который непременно отстает (когда другие выходят на встречу с врагами). И когда постигнет вас несчастие [смерть и поражение], он говорит (радуясь своей задержке): «Оказал мне Аллах милость, что я не присутствовал среди них».

Rusça — Osmanov

Воистину, среди вас найдется такой, который станет медлить с выступлением. И если вас постигнет поражение, он скажет: ʺАллах осенил меня милостью, и я не был с ними в числе погибшихʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det finns helt säkert den bland er som vill dröja sig kvar för att, om en svår motgång drabbar er, säga: ʺGud har varit mig nådig som har förskonat mig från att stupa som martyr tillsammans med dem!ʺ