← Sureler

Mushaf — 89. Sayfa

‹
/ 604
›
4. Nisa Suresi

Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَلِيلٌ مِنْهُمْ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِهِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْبِيتًا

ve lev ennā ketebnā ǎleyhim eni ḳtulū enfusekum evi ḣrucū min diyārikum mā feǎlūhu illā ḳalīlun minhum ve lev ennehum feǎlū mā yūǎZūne bihi le kāne ḣayran lehum ve eşedde teṧbīten

O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

وَاِذًا لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّا اَجْرًا عَظِيمًا

ve iƶen le āteynāhum min ledunnā ecran ǎZīmen

Onları elbette doğru yola iletirdik.

وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا

ve le hedeynāhum SirāTen musteḳīmen

Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذِينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّنَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَفِيقًا

ve men yuTiǐ (a)llahe ve r-rasūle fe ulāike meǎ (e)lleƶīne en'ǎme (a)llahu ǎleyhim mine n-nebiyyīne ve S-Siddīḳīne ve ş-şuhedā'i ve S-SāliHīne ve Hasune ulāike rafīḳan

Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.

ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَلِيمًا

ƶālike l-feDlu mine (a)llahi ve kefā bi(a)llahi ǎlīmen

Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū ḣuƶū Hiƶrakum fe nfirū ṧubātin evi nfirū cemīǎn

Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَهِيدًا

ve inne minkum le men le yubeTTienne fe in eSābetkum muSībetun ḳāle ḳad en'ǎme (a)llahu ǎleyye iƶ lem ekun meǎhum şehīden

Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."

وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَالَيْتَنِي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا

ve le in eSābekum feDlun mine (a)llahi le yeḳūlenne ke en lem tekun beynekum ve beynehu meveddetun yā leytenī kuntu meǎhum fe efūze fevzen ǎZīmen

O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِ وَمَنْ يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ فَيُقْتَلْ اَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ اَجْرًا عَظِيمًا

fe l yuḳātil fī sebīli (a)llahi (e)lleƶīne yeşrūne l-Hayāte d-dunyā bi l-āḣirati ve men yuḳātil fī sebīli (a)llahi fe yuḳtel ev yeğlib fe sevfe nu'tīhi ecran ǎZīmen