(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُرِيدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَعِيدًا

e lem tera ilā (e)lleƶīne yez'ǔmūne ennehum āmenū bimā unzile ileyke ve mā unzile min ḳablike yurīdūne en yeteHākemū ilā T-Tāğūti ve ḳad umirū en yekfurū bihi ve yurīdu ş-şeyTānu en yuDillehum Delālen beǐyden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi
3اِلَىilā
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
5يَزْعُمُونَyez'ǔmūneز ع مİddia etmek, taşıyıcı, iletmek, söz vermek, iddia, sorumlu/hesap verebilir/yatkın, şiddetle arzu etmek veya heveslendirmekzanneden(leri)
6اَنَّهُمْennehumsadece kendilerinin
7اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandıklarını
8بِمَاbimāşeylere
9اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilene
10اِلَيْكَileykesana
11وَمَاve māve şeylere
12اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilene
13مِنْmin
14قَبْلِكَḳablikeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekve senden önce
15يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istiyorlar
16اَنْen
17يَتَحَاكَمُواyeteHākemūح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hakem olarak başvurmak
18اِلَىilā
19الطَّاغُوتِT-Tāğūtiط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıtağuta
20وَقَدْve ḳadoysa
21اُمِرُٓواumirūا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemredilmişti
22اَنْen
23يَكْفُرُواyekfurūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar etmeleri
24بِهِbihionu
25وَيُرِيدُve yurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).ve istiyor
26الشَّيْطَانُş-şeyTānuش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüŞeytan da
27اَنْen
28يُضِلَّهُمْyuDillehumض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.onları saptırmak
29ضَلَالًاDelālenض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapkınlıkla
30بَعِيدًاbeǐydenب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeiyice

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görmez misin sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inandıklarını sananlar, Şeytan tarafından yargılanmalarını dilerler, halbuki onu inkâr etmeleri emredilmişti onlara ve Şeytan, onları tamamıyla sapıtmak, doğru yoldan pek uzak bırakmak ister.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görmez misin sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inandıklarını sananlar, Şeytan tarafından yargılanmalarını dilerler, halbuki onu inkâr etmeleri emredilmişti onlara ve Şeytan, onları tamamıyla sapıtmak, doğru yoldan pek uzak bırakmak ister.

Adem Uğur

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

Ahmed Hulusi

Sana inzal olunana ve senden önce inzal olunana iman ettiklerini sananları görmüyor musun; inkar etmeleri emredildiği halde Tağut'u aralarına hakem yapmak isterler. . . Şeytan da onları geri dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklığa (şirke) düşürmeyi diler.

Ahmet Tekin

Sana indirilene Kur’ân’a, senden önce indirilenlere, diğer kutsal kitaplara inandıklarını ileri sürenleri görmüyor musun? Putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlerle, idarelerle şeytanî güçlerle, tağut ile ilişkilerini kesmeleri emrolunduğu halde, onların hâkimiyetine teslim olmak istiyorlar. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar da onların, bir daha dönemeyecekleri kadar, hak yoldan uzaklaşmalarının, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açmak istiyor.

Ahmet Varol

Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri görmüyor musun ki, Tağut'un hükmüne başvurmaya kalkışıyorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklığa çekmek istemektedir. [15]

Ali Bulaç

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

Ali Fikri Yavuz

Sana indirilen Kur’ân’a ve senden önce indirilen kitablara iman ettik, diye boş iddiada bulunanlara bakmaz mısın! O azgın şeytana muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onu (şeytanı) tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan ise, onları çok uzak bir sapıklığa düşürmek ister. (Bu âyet-i kerime, bir münafığın, bir Yahudi ile olan dâvasına hakem olarak Hazreti Peygamberi değil de Yahudi sihirbazı azgın şeytan Kâb İbni Eşref’i seçmek istemesi ile ilgili hâdise üzerine nâzil olmuştur. Şöyle ki: Yahudi, Hz. Peygamberin hakem olmasını ısrarla istemesi sonunda Peygambere gitmişler ve Hz. Peygamber de Yahudi lehine hüküm vermiştir. Bundan sonra münafığın arzusu üzerine Hz. Ömer’e gitmişler. Hâdiseyi ve daha önce Hz. Peygamberin verdiği hükmü dinleyen Hz. Ömer: “- Allah’ın ve Peygamberin hükmüne razı olmıyan hakkında hüküm budur”, diyerek kılıcı ile münafık’ın boynunu uçurur. )

Ali Rıza Safa

Hem sana indirilene hem de senden önce indirilene inandıklarını öne sürenleri görmüyor musun? Katışıksız dini kirletmek için uğraşanları, yargıcı yapmak istiyorlar. Oysa onu tanımamaları buyruk verilmişti. Şeytan, onları daha da saptırmak istiyor.

Bayraktar Bayraklı

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tağutu/Allah'a karşı gelen adamı inkar etmeleri kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde davalaşmak istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

Bekir Sadak

Sana indirilen Kuran'a ve senden once indirilenlere inandiklarini iddia edenleri gormuyor musun? Putlarinin onunde muhakeme olunmalarini isterler. Oysa, onlari tanimakla emr olunmuslardi. seytan onlari derin bir sapikliga saptirmak ister.

Celal Yıldırım

Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmedin mi ? Bâtılı temsîl edenin önünde muhakeme olmak isterler ; halbuki onu tanımamak (reddedip uymamak)la emrolunmuşlardı. Şeytan onları çok uzak bir sapıklıkla saptırmak ister.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu tanımamaları kendilerine emredildiği halde tâgūtun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırmanın yollarını arıyor.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

Diyanet İşleri (eski)

Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.

Diyanet Vakfi

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bakmaz mısın; o hem sana indirilene, hem senden önce indirilene iman ettiklerini söyleyip gezen kimselere ki, o azgın şeytan tarafından muhakeme edilmelerini istiyorlar. Oysa onu emrolunmuşlardı. O şeytan da onları, bir daha dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakmaz mısın şunlara: o hem sana indirilene hem senden evvel indirilene iyman ettiklerini söyler gezer kimselere? Ki o tağuta (o azgın şeytana) muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onu tanımamakla emrolunmuşlardı. O Şeytan da onları bir daha dönemiyecekleri kadar uzak bir dalale düşürmek istiyor.

Erhan Aktaş

Görüyor musun? Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri! Tağuti yasalarla yargılanmak istiyorlar. Oysa onlara, onu küfretmeleri emredilmişti. Zaten şeytan onları derin bir sapkınlıkla saptırmak istiyor.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Görüyor musun? Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürenleri! Tağuti yasalarla yargılanmak istiyorlar. Oysa onlara, onu küfretmeleri emredilmişti. Zaten şeytan onları derin bir sapkınlıkla saptırmak istiyor.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmüyor musun? Tağuti yasalarla yargılanmak istiyorlar. Oysa onlara, onu reddetmeleri emredilmişti. Zaten şeytan onları derin bir sapkınlıkla saptırmak istiyor.

Fizilal-il Kuran

Gerek sana ve gerekse senden öncekilere indirilen kitaplara inandıklarını ileri sürenleri görmüyor musun? Bunlar karşı çıkmakla, tanımamakla emredildikleri Tağutun hakemliğine başvurmak istiyorlar. Şeytan onları koyu bir sapıklığa düşürmek istiyor.

Gültekin Onan

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlara onu yadsımaları buyrulmuştur. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla saptırmak ister.

Hamdi Döndüren

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Onlar, Tagut’u inkâr etmekle emrolunmuş iken, yine onun hakemliğine başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırmak istiyor.

Hasan Basri Çantay

Sana indirilen (Kur'an-ı kerim) e de, senden evvel indirilmiş olan (kitab) lara da her halde iman etdiklerini boş yere iddia edenlere bir bakmadın mı ki — onu inkar etmeleriyle emrolundukları halde — yine sihirbazın huzurunda muhaakeme olunmalarını isterler. Şeytan da onları (bir daha dönemiyecekleri kadar) uzak bir sapkınlıkla büsbütün sapıtmak ister.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri (münafıkları) görmedin mi? Onu tanımamaları kendilerine emredildiği halde tağutun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapkınlığa düşürmek istiyor.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana indirilene (Kur’ân’a) ve senden önce indirilenlere(diğer kitablara) gerçekten îmân ettiklerini iddiâ edenleri gördün mü? Tâğûta (Allah’ın yerine itâat ettikleri kimseye) muhâkeme olmak (onun hükmüne tâbi' olmak) isterler; hâlbuki onu açıkça inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan ise onları (tâğûta meylettirerek, haktan) uzak bir dalâlet ile saptırmak ister.

İbni Kesir

Sana indirilene ve senden önce inidirilenlere; inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Küfretmeleri emrolunmuş iken Tağut'un önünde muhakeme edilmelerini isterler. Halbuki şeytan, onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor.

Mehmet Okuyan

Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu inkâr etmeleri emredilmiş olduğu hâlde Tağut’un (azgınlık edenin) önünde mahkemeleşmek istiyorlar. (Oysa) şeytan onları tamamen saptırmak istiyor.

Muhammed Esed

Sen (ey Peygamber), sana ve senden öncekilere indirilene inandıklarını iddia eden, (ama öte yandan) şeytani güçlerin hakimiyetine teslim olmakta beis görmeyenlerin farkında değil misin? Halbuki, Şeytanın kendilerini derin bir sapıklığa yöneltmek istediğini görerek onu inkar etmekle emrolunmuşlardı.

Mustafa İslamoğlu

Sana ve senden önce indirilenlere iman ettiğini sananlara bir baksana! Birbirlerini (İlahlık rolüne soyunan) şeytani güç odaklarının hakimiyetine çağırmakta bir sakınca görmüyorlar; oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlardı. Nitekim şeytanın tek arzusu, onları derin bir sapıklığa itmektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sana indirilmiş olana ve senden evvel inzal edilmiş bulunana imân ettiklerini zannedenlere bakmadın mı ki, onlar Tâğût'un huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkar etmekle memur bulunmuşlardı. O şeytan ise onları (doğru yoldan) pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.

Ömer Öngüt

Resulüm! Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara inandıklarını ileri sürerek boş iddiâlarda bulunanları görmüyor musun? Oysa onlar Tağut'un önünde muhakeme edilmelerini isterler. Oysa onu tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan da onları büsbütün saptırmak istiyor.

Suat Yıldırım

Baksana hem sana indirilen hem de senden önce indirilen kitaplara inandığını iddia eden o münâfıkların yaptıklarına! Kalkıp azgın şeytanın önünde muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onlara o şeytanı reddetmeleri emri verilmişti. Şeytan da onları haktan büsbütün saptırmak ister.

Süleyman Ateş

Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta (o azgın şeytana) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti. Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor.

Süleymaniye Vakfı

Hem sana indirilene hem de senden önce indirilenlere inandığını iddia eden kişileri görmedin mi? Kendilerine tağutu tanımama emri verildiği halde onun hakemliğine başvurmak istiyorlar. Şeytan ise onları derin bir sapkınlığa düşürmek istiyor.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hem sana hem de senden önce indirilenlere inandığını sanan kişileri hiç görmedin mi? O azgının önünde yargılanmak istiyorlar. Oysa bunlara, onları tanımama emri verilmiştir. O şeytan ise bunları derin bir sapıklığa düşürmek istemektedir.

Şaban Piriş

Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Oysa, onu tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan, onları uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.

Tefhim-ul Kuran

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

Ümit Şimşek

Görmedin mi şu kimseleri ki, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia ediyorlar, sonra da reddetmekle emrolundukları tâğutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırarak doğru yoldan iyice uzaklaştırmak istiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, inkar etmekle emrolundukları tağutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sənə nazil edilənə və səndən əvvəl nazil edilənlərə iman gətirdiklərini iddia edənləri görmədinmi? Onlar mühakimə olunmaları üçün tağuta müraciət etmək istəyirlər. Halbuki onlara tağuta inanmamaq əmr olunmuşdur. Şeytan isə onları dərin bir azğınlığa salmaq istəyir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sənə nazil edilənə (Qurʼana) və səndən əvvəl nazil edilənlərə (Tövrata, İncilə) iman gətirdiklərini iddia edənləri (münafiqləri) görmürsənmi? Onlar Tağutun (Şeytanın) hüzurunda mühakimə olunmaq (Şeytanın məhkəməsinə müraciət etmək) istəyirlər. Halbuki onlara (Şeytana) inanmamaları əmr olunmuşdur. Şeytan isə onları (doğru yoldan) çox uzaq olan zəlalətə sürükləmək istər

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wie seltsam sind jene Menschen, die behaupten, sie glaubten an die Offenbarung, die du erhalten hast und die Offenbarungen, die es vor dir gab, aber trotzdem auf das Urteil der bösen Mächte zurückgreifen wollen, obgleich ihnen doch befohlen worden war, sie zu leugnen. Der Satan will sie weit in die Irre führen.

Almanca — Der Edle Quran

Siehst du nicht jene, die behaupten, an das zu glauben, was zu dir (als Offenbarung) herabgesandt worden ist, und was vor dir herabgesandt wurde, während sie sich in Entscheidungsfragen an falsche Götter wenden wollen, wo ihnen doch befohlen worden ist, es zu verleugnenʹ? Aber der Satan will sie weit in die Irre führen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Hast du etwa nicht diejenigen wahrgenommen, die behaupten, sie hätten den Iman verinnerlicht an das, was dir hinabgesandt wurde, und was vor dir hinabgesandt wurde, wie sie sich At-taghut widmen wollen, um zwischen ihnen zu richten, obgleich ihnen bereits geboten wurde, ihm (At-taghut ) gegenüber Kufr zu betreiben?! Doch der Satan will sie in weite Irre gehen lassen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Have you seen O Muhammad into the irreverent disposition of those who allege that they have given credence to all that has been revealed to you and to all that has been revealed to Messengers before you, how they wish to resort to the Devil and to false deities for judgement of their disputes! Yet they have been commanded to reject and renounce every deity besides Allah. But AL-Shaytan and those with characteristics befitting him intend to lead them by the nose into the maze of error.

Abdul Haleem

Do you [Prophet] not see those who claim to believe in what has been sent down to you, and in what was sent down before you, yet still want to turn to unjust tyrants for judgement, although they have been ordered to reject them? Satan wants to lead them far astray.

Abdullah Yusuf Ali

Hast thou not turned Thy vision to those who declare that they believe in the revelations that have come to thee and to those before thee? Their (real) wish is to resort together for judgment (in their disputes) to the Evil One, though they were ordered to reject him. But Satan's wish is to lead them astray far away (from the right).

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) Have you not seen those who claim to believe in the Book which has been revealed to you and in the Books revealed before you, and yet desire to submit their disputes to the judgement of taghut (the Satanic authorities who decide independently of the Law of Allah), whereas they had been asked to reject it. And Satan seeks to make them drift far away from the right way.

Aisha Bewley

Do you not see those who claim that they have iman in what has been sent down to you and what was sent down before you, still desiring to turn to a satanic source for judgement in spite of being ordered to reject it? Shaytan wants to misguide them far away.

Al-Hilali & Khan

Have you not seen those (hypocrites) who claim that they believe in that which has been sent down to you, and that which was sent down before you, and they wish to go for judgement (in their disputes) to the Tâghût [1] (false judges) while they have been ordered to reject them. But Shaitân (Satan) wishes to lead them far astray[2].

Ali Quli Qarai

Have you not regarded those who claim that they believe in what has been sent down to you, and what was sent down before you? They desire to seek the judgment of the Rebel, though they were commanded to defy it, and Satan desires to lead them astray into far error.

Amatul Rahman Omar

Have you not considered the case of those who assert that they believe in what has been revealed to you and what has been revealed before you? On the contrary they desire to refer (their disputes) for judgment to the transgressor, whereas they were commanded to reject him, and satan desires to lead them astray to a far off straying.

Arthur John Arberry

Hast thou not regarded those who assert that they believe in what has been sent down to thee, and what was sent down before thee, desiring to take their disputes to idols, yet they have been commanded to disbelieve in them? But Satan desires to lead them astray into far error.

Bijan Moeinian

Have you noticed how those [hypocrites] who pretend that they believe in what is revealed to you, as well as the followers of the Scripture, refer to other evil sources [such as man made laws] to settle down their disputes? They do so in spite of being ordered that they must follow the Divine laws. They have indeed submitted themselves to Satan and are lost beyond any hope to return.

E. Henry Palmer

Do ye not see those who pretend that they believe in what has been revealed to them, and what was revealed before thee; they wish to refer their judgment to Taghut, but they are bidden to disbelieve therein, and Satan wishes to lead them into a remote error.

Edip-Layth

Did you not see those who claimed they acknowledged what was sent down to you and what was sent before you? They wanted to seek judgment through aggression, while they were ordered to reject it. It is the devil who wants to lead them astray.

George Sale

Hast thou not observed those who pretend they believe in what hath been revealed unto thee, and what been revealed before thee? They desire to go to judgment before Taghut, although they have been commanded not to believe in him; and Satan desireth to seduce them into a wide error.

Hamid S. Aziz

Do you not see those who pretend that they believe in what has been revealed to them, and what was revealed before you; they wish to refer their judgment to Taghut (the Evil One, or False Deities and authorities), but they were bidden to reject him. But Satan wishes to lead them into a remote error.

Mahmoud Ghali

Have you not regarded (the ones) who assert that they have believed in what has been sent down to you and what was sent down before you, (that they) would (go) for judgment to Taghût, (An idol worshiped by pagan Arabs) and they have already been commanded to disbelieve in it? And Ash-Shaytan (The all-vicious, i. e., the Devil) would (like) would (like) to lead them into far error.

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen those who pretend that they believe in that which is revealed unto thee and that which was revealed before thee, how they would go for judgment (in their disputes) to false deities when they have been ordered to abjure them? Satan would mislead them far astray.

Mohamed Ahmed - Samira

Have you never seen those who aver they believe in what has been revealed to you and had been to others before you, yet desire to turn for judgement to evil powers, even though they have been commanded to disbelieve in them? Satan only wishes to lead them astray, far away.

Muhammad Asad

ART THOU NOT aware of those who claim that they believe in what has been bestowed from on high upon thee, [O Prophet,] as well as in what was bestowed from on high before thee, [and yet] are willing to defer to the rule of the powers of evil - although they were bidden to deny it, seeing that Satan but wants to lead them far astray?

Mustafa Khattab

Have you ˹O Prophet˺ not seen those who claim they believe in what has been revealed to you and what was revealed before you? They seek the judgment of false judges, which they were commanded to reject. And Satan ˹only˺ desires to lead them farther away.

Progressive Muslims

Did you not see those who claimed they believed in what was sent down to you and what was sent before you They wanted to seek judgment using evil, while they were ordered to reject it. It is the devil who wants to lead them far astray.

Sahih International

Have you not seen those who claim to have believed in what was revealed to you, [O Muúammad], and what was revealed before you? They wish to refer legislation to Taghut, while they were commanded to reject it; and Satan wishes to lead them far astray.

Sam Gerrans

Hast thou not considered those who claim to believe in what is sent down to thee, and what was sent down before thee, desiring to go for judgment to idols when they were commanded to reject it? And the satan desires to lead them far astray.

Shabbir Ahmed

Have you thought of those who claim that they believe in what has been revealed to you (O Prophet), as well as in what was revealed before you? Yet, they resort to TAGHOOT (priests and monks of any religion) for judgment in their differences. They had been commanded to reject them but their rebellious desire misleads them far astray.

Syed Vickar Ahamed

Have you not seen those (hypocrites) who declare that they believe in the Revelations that have come to you and to those before you? Their (real) wish is to resort together for judgment (in their disputes) to the false judges (and the Satan), though they were ordered to reject them (and him). But Satan's wish is to lead them far astray (from the right).

Taqi Usmani

Have you not seen those who claim that they have believed in what was revealed to you and what was revealed before you? They want to take their disputes to the Tāghūt, while they were ordered to reject it. Satan wants to mislead them to a remote wrong way.

The Monotheist Group

Did you not see those who claimed they believed in what was sent down to you and what was sent before you? They wanted to seek judgment using evil, while they were ordered to reject it. It is the devil who wants to lead them far astray.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹas-tu pas vu ceux qui prétendent croire à ce quʹon a fait descendre vers toi (prophète) et à ce quʹon a fait descendre avant toi? Ils veulent prendre pour juge le Tâghût, alors que cʹest en lui quʹon leur a commandé de ne pas croire. Mais le Diable veut les égarer très loin, dans lʹégarement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Ma tu wan ên ku qaşo dibêjin: Wan bi ya ku ji te re hatî şandin û bi kitêbên ku ji (pêxember)ên beriya te re jî hatine şandin bawerî aniye, nanihêrî; ew dixwazin li ber hukmê Taxûtî mehkeme bibin? Hal ev e ku ferman li wan hatibû kirin ku ew Taxûtî înkar bikin. Şeytan jî dixwaze wan bi şaşiyeke mezin ji heqiyê dûr bixe.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hebt gij hen niet gezien, die beweren, aan datgene te gelooven wat u is geopenbaard en wat vóór u werd geopenbaard? Zij verlangen voor Thagut te worden gericht, hoewel het hun verboden is, in hem te gelooven. Maar satan wil hen ver van de waarheid leiden.

Hollandaca — Siregar

Heb jij degenen niet gezien die dachten dat zij geloofden in wat aan jou geopenbaard is en in wat er voor jou geopenbaard is? Zij willen volgens de Thaghôet berechten, hoewel hen toch bevolen was er niet in te geloven. En het is zo dat de Satan hen ver weg wil doen afdwalen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты (о, Пророк) не видел тех [лицемеров], которые утверждают, что они уверовали в то, что ниспослано тебе [в Коран] и что ниспослано до тебя [в писания, которые были ниспосланы прежним пророкам], и (в это же время) они хотят обращаться за судом к лжебогу [не к тому, что постановил Аллах], а хотя им приказано не веровать в него [в ложный закон]? И сатана (призывая их следовать ложному закону) хочет ввести их в далекое заблуждение.

Rusça — Osmanov

Разве ты не знаешь, что люди, утверждающие, что они уверовали в ниспосланное тебе и в ниспосланное до тебя, хотят, чтобы их рассудил Тагут? А ведь не велено им веровать в него! Но шайтан хочет ввергнуть их в заблуждение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

HAR DU inte lagt märke till dem som säger sig tro på det som har uppenbarats för dig och det som uppenbarades före din tid, hur de villigt underkastar sig onda makters dom, fastän de har uppmanats att förneka dem? Men Djävulens avsikt är att driva dem till syndens yttersta gräns.