Nisa Suresi 176. Ayet — Elfaz
Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size "kelale" (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
1يَسْتَفْتُونَكَyesteftūnekesenden fetva istiyorlarMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
2قُلِḳulide kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
4يُفْتِيكُمْyuftīkumsize şöyle açıklıyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
5فِيfīhakkındaHarf-i Cer
6الْكَلَالَةِl-kelāletikelaleMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
7اِنِinieğerŞart Edatı
9هَلَكَhelekeölenMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
10لَيْسَleyseyoksaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
11لَهُlehuonunHarf-i Cer+Zamir
13وَلَهُve le huve onlarBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
15فَلَهَاfe lehāo(kızkardeşi)nindirSonuç Edatı+Harf-i Cer+Zamir
17مَاmāne kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
18تَرَكَterakemiras bıraktıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
19وَهُوَve huvefakat kendisiBağlaç+Zamir
20يَرِثُهَاyeriṧuhāonun mirasını alırMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmak
21اِنْineğerŞart Edatı
22لَمْlemHarf-i Nefi
23يَكُنْyekunyoksa (kızkardeşinin)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
24لَهَاlehākendiHarf-i Cer+Zamir
26فَاِنْfe ineğer varsaİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
27كَانَتَاkānetāikisi kız olduMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
28اثْنَتَيْنِṧneteyniiki kardeşiİsimث ن يBükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek, düşmanlığı gizlemek. İkişer ikişer, çift çift, iki, iki ve iki. Sık sık tekrarlanan. Övmek, birisi hakkında iyi konuşmak. Bir şeyin tekrarı.
29فَلَهُمَاfe le humāonlarındırSonuç Edatı+Harf-i Cer+Zamir
30الثُّلُثَانِṧ-ṧuluṧāniüçte ikisiMarife (Belirlilik Takısı)+İsimث ل ثÜçe bölünmek veya sayıca üç olmak, bir şeyin üçte biri, üçte bir, üçer üçer, herhangi bir sayının üçte biri.
31مِمَّاmimmāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
32تَرَكَterakebıraktığı mirasınMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
33وَاِنْve inve eğerBağlaç+Şart Edatı
34كَانُواkānūolursa (birçok)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
36رِجَالًاricālenerkekİsimر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.
38فَلِلذَّكَرِfe li ƶ-ƶekerierkeğeSonuç Edatı+Harf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermek
39مِثْلُmiṧlukadar (verilir)İsimم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.
41الْاُنْثَيَيْنِl-unṧeyeyniiki kadınınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ن ثKadın olmak, yumuşak olmak, dişi olmak, nazik olmak, kırılgan olmak, ince olmak
42يُبَيِّنُyubeyyinuaçıklıyorMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
43اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
44لَكُمْlekumsizeHarf-i Cer+Zamir
45اَنْendiyeMasdar Harfi
46تَضِلُّواteDillūşaşırırsınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
47وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
48بِكُلِّbi kulliherHarf-i Cer+İsimك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
49شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
50عَلِيمٌǎlīmunbilirİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname