Nisa Suresi 157. Ayet — Elfaz
(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
1وَقَوْلِهِمْve ḳavlihimve demelerinden (ötürü)Bağlaç+İsim+Zamirق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِنَّاinnāelbetteHarf-i Nasb+Zamir
3قَتَلْنَاḳatelnābiz öldürdükMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
4الْمَسِيحَl-mesīHaMesih'iMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsim
5عِيسَىǐysāÎsaÖzel İsim
7مَرْيَمَmeryemeMeryemÖzel İsim
8رَسُولَrasūleelçisiİsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
10وَمَاve māoysaİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
11قَتَلُوهُḳatelūhuonu öldürmedilerMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
12وَمَاve māveBağlaç+Harf-i Nefi
13صَلَبُوهُSalebūhuasmadılarMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibص ل بÇarmıha germek suretiyle öldürmek, kemiklerden ilik çıkarmak. Salb - iyi bilinen bir öldürme şekli, çarmıha germe. Salabahuu - onu belli ve bilinen bir şekilde öldürdü, onu çarmıha gerdi. Aslaab (sulbun'un çoğulu) - omurgalar, beller. Masluub - çarmıha gerilmiş. Saliibun - belli ve bilinen bir şekilde öldürülmüş.
14وَلٰكِنْve lākinfakatZaid Harf+İstidrak Edatı
15شُبِّهَşubbihebenzer gösterildiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıش ب هbenzemek, benzetmek, özdeşleştirmek, taklit etmek, bir şeyi başka bir şeyle ortak veya bağlantılı olan bir özellik nedeniyle karşılaştırmak
16لَهُمْlehumkendilerineHarf-i Cer+Zamir
17وَاِنَّve inneve şüphesizİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb
18الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
19اخْتَلَفُواḣtelefūayrılığa düşenlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
20فِيهِfīhionun hakkındaHarf-i Cer+Zamir
21لَفِيle fīiçindedirlerLam-ı Te'kid+Harf-i Cer
23مِنْهُminhuondan yanaHarf-i Cer+Zamir
24مَاmāyokturHarf-i Nefi
25لَهُمْlehumonlarınHarf-i Cer+Zamir
26بِهِbihio husustaHarf-i Cer+Zamir
27مِنْminhiçHarf-i Cer
28عِلْمٍǐlminbilgileriİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
29اِلَّاillāsadeceİstisna Edatı
30اتِّبَاعَttibāǎuyuyorlarİsimت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
31الظَّنِّZ-ZennizannaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.
32وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
33قَتَلُوهُḳatelūhuonu öldürmedilerMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
34يَقِينًاyeḳīnenyakinenİsimي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişi