(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظِيمًا وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَاِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا

ve bi kufrihim ve ḳavlihim ǎlā meryeme buhtānen ǎZīmen / ve ḳavlihim innā ḳatelnā l-mesīHa ǐysā bne meryeme rasūle (a)llahi ve mā ḳatelūhu ve mā Salebūhu ve lākin şubbihe lehum ve inne (e)lleƶīne ḣtelefū fīhi le fī şekkin minhu mā lehum bihi min ǐlmin illā ttibāǎ Z-Zenni ve mā ḳatelūhu yeḳīnen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَبِكُفْرِهِمْve bi kufrihimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve küfürlerinden (ötürü)
2وَقَوْلِهِمْve ḳavlihimق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve sözlerinden
3عَلٰىǎlākarşı
4مَرْيَمَmeryemeمريمMeryem'e
5بُهْتَانًاbuhtānenب ه تŞaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlamabir iftira
6عَظِيمًاǎZīmenع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük
1وَقَوْلِهِمْve ḳavlihimق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demelerinden (ötürü)
2اِنَّاinnāelbette
3قَتَلْنَاḳatelnāق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakbiz öldürdük
4الْمَسِيحَl-mesīHaالمسيحMesih'i
5عِيسَىǐysāعيسىÎsa
6ابْنَbneب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğlu
7مَرْيَمَmeryemeمريمMeryem
8رَسُولَrasūleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçisi
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
10وَمَاve māoysa
11قَتَلُوهُḳatelūhuق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakonu öldürmediler
12وَمَاve māve
13صَلَبُوهُSalebūhuص ل بÇarmıha germek suretiyle öldürmek, kemiklerden ilik çıkarmak. Salb - iyi bilinen bir öldürme şekli, çarmıha germe. Salabahuu - onu belli ve bilinen bir şekilde öldürdü, onu çarmıha gerdi. Aslaab (sulbun'un çoğulu) - omurgalar, beller. Masluub - çarmıha gerilmiş. Saliibun - belli ve bilinen bir şekilde öldürülmüş.asmadılar
14وَلٰكِنْve lākinfakat
15شُبِّهَşubbiheش ب هbenzemek, benzetmek, özdeşleştirmek, taklit etmek, bir şeyi başka bir şeyle ortak veya bağlantılı olan bir özellik nedeniyle karşılaştırmakbenzer gösterildi
16لَهُمْlehumkendilerine
17وَاِنَّve inneve şüphesiz
18الَّذِينَ(e)lleƶīne
19اخْتَلَفُواḣtelefūخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekayrılığa düşenler
20فِيهِfīhionun hakkında
21لَفِيle fīiçindedirler
22شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmektam bir kuşku
23مِنْهُminhuondan yana
24مَاyoktur
25لَهُمْlehumonların
26بِهِbihio hususta
27مِنْminhiç
28عِلْمٍǐlminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgileri
29اِلَّاillāsadece
30اتِّبَاعَttibāǎت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuyuyorlar
31الظَّنِّZ-Zenniظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zanna
32وَمَاve mā
33قَتَلُوهُḳatelūhuق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakonu öldürmediler
34يَقِينًاyeḳīnenي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişiyakinen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu ve Mesîh İsa'yı öldürdük demeleri yüzünden cezalarını buldular. Onu öldüremediler de, asamadılar da, onlara öyle göründü. Zâten ihtilâfa düştükleri şeyde de onun hakkında zan içindedir onlar, ona ait bir bilgileri yoktur da ancak şüpheye kapılırlar. Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve biz Allahʼın peygamberi Meryemoğlu ve Mesîh İsaʼyı öldürdük demeleri yüzünden cezalarını buldular. Onu öldüremediler de, asamadılar da, onlara öyle göründü. Zâten ihtilâfa düştükleri şeyde de onun hakkında zan içindedir onlar, ona ait bir bilgileri yoktur da ancak şüpheye kapılırlar. Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.

Adem Uğur

Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

Ahmed Hulusi

"Biz, Allah Rasulü Mesih, Meryemoğlu İsa'yı katlettik" sözleri yüzünden. . . Gerçekte Onu ne katlettiler ne de haça astılar; sadece onlara öyle benzetildi (asılan). Onun hakkında tartışanlar bu konuda tam bir şüphe içindedirler; bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanlarına göre konuşurlar. Kesin olan, İsa'nın katledilmediğidir!

Ahmet Tekin

'Mesih’i, Meryem’in oğlu Îsâ’yı, Allah’ın Rasulünü biz öldürdük' demeleri sebebiyle kalplerini mühürledik. Halbuki onlar onu öldürmediler, onu çarmıha da germediler. Fakat öldürdükleri onlara Îsâ’ya benzetilerek gösterildi. Öldürdükleri ile ilgili ihtilâfa düşenler, ondan yana tam bir şüphe içindeydiler. Bu konuda bir bilgileri yoktu. Zan ile karar veriyorlardı. Kesinlikle onu öldürmediler.

Ahmet Varol

Ve yine 'Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Mesih İsa'yı öldürdük' demelerinden dolayı. Gerçekte ise onlar onu ne öldürebilmiş ne de asabilmişlerdir. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında aralarında ayrılığa düşenler ondan yana bir tereddüt içindedirler. Bu konuda onlar zanna dayanmaktan başka bir bilgiye sahip değildirler. Kesin olarak onu öldürmediler.

Ali Bulaç

Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Ali Fikri Yavuz

Ve: “-Biz, Allah’ın peygamberi olan Meryem’in oğlu İsa’yı öldürdük”, demeleri sebebiyle kendilerini lânetledik, rahmetimizden kovduk. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. (onlardan biri İsa şeklinde kendilerine gösterildi ve bu adam öldürüldü). Esasen İsa’nın katli hakkında kendileri de ihtilâfa düşüp kesin bir şüphe içindedirler. Onların bu öldürme hâdisesine ait bir bilgileri yoktur. Ancak kuru bir zan peşindedirler. Onu gerçekten öldürememişlerdir.

Ali Rıza Safa

Ve "Allah'ın elçisi Meryem Oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük!" dedikleri için. Oysa Onu öldürmediler ve Onu asmadılar. Fakat onlara, öyle gibi gösterildi. Aslında, Onun hakkında uyuşmazlığa düşenler, gerçekte kuşku içindeler. Onun hakkında, sanıya uymaktan başka hiçbir bilgileri yoktur; kesinlikle, Onu öldürmediler.

Bayraktar Bayraklı

- Bir de, inkar etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve"Allah'ınpeygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

Bekir Sadak

(156-15) 8 Bu, bir de inkarlarindan Meryem'e buyuk bir iftirada bulunmalarindan ve: «Meryem oglu Isa Mesih'i, Allah'in elcisi oldurduk» demelerinden oturudur. Oysa onu oldurmediler ve asmadilar, fakat onlara oyle gorundu. Ayriliga dustukleri seyde dogrusu suphededirler, bu husustaki bilgileri ancak saniya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu oldurmediler, bilakis Allah onu kendi katina yukseltti. Allah Guclu'dur, Hakim'dir.

Celal Yıldırım

(156-157-158) (Yahudiler, İsâ Peygamberi) inkârları, Meryem'e zina (gibi) büyük bir iftirada bulunmaları ve Allah'ın Peygamberi Meryem oğlu isa'yı gerçekten öldürdük, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini mühürledi). Oysa onlar İsa'yı öldüremediler ve asamadılar; (öldürülen başkası idi). kendilerine (İsâ gibi) benzetildi. İsâ' nın öldürülmesi hakkında ihtilâfa düşenler elbette bu hususta şüphe içindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan başka bir, bilgileri yoktur. İsa'yı kesinlikle öldüremediler; bilâkis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah yegâne üstündür, hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

Diyanet İşleri (eski)

(156-158) Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: 'Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük' demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

Diyanet Vakfi

Ve «Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük» demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de «Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük» demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve: "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Onda anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı şüphe içindedirler, o hususta tahmin peşinde gitmekten başka hiç bir bilgileri yoktur. Kesin olarak O'nu öldürmediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve "biz Allahın Resulü Mesih Isa ibni Meryemi katlettik" demeleri sebebiyle, halbuki onu ne katlettiler ne salbettiler ve lakin kendilerine bir benzetme yapıldı, ve filhakıka onda ıhtilaf edenler bundan dolayı şekk içindedirler, ona dair bir ilimleri yoktur ancak zann ardında giderler, halbuki onu yakinen katletmediler

Erhan Aktaş

Ve yine Allah'ın Resulü Meryem Oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve yine Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve yine Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Fizilal-il Kuran

Ve 'Biz Allah'ın resulü Meryemoğlu İsa- Mesihi öldürdük' demelerinden ötürü. Oysa O'nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat kendilerine öyle göründü. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda tam bir kuşku içindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir. Yoksa onu kesinlikle öldürmediler.

Gültekin Onan

Ve: "Biz, Tanrı'nın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik). Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Hamdi Döndüren

Ve “Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük!” demeleri yüzünden (onları lânetledik). Oysa onlar İsa’yı ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler, ama öldürülen kişi onlara öyle gösterildi. Onun hakkında görüş ayrılığına düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Onların bu konuda, zanna uyma dışında bir bilgileri yoktur ve onu kesinlikle öldürmediler.

Hasan Basri Çantay

Ve: "Biz Allahın peygamberi, Meryem oğlu Mesih İsayı öldürdük" demeleri sebebiyle (dir ki kendilerini rahmetimizden koğduk). Halbuki onlar onu öldürmediler, onu asmadılar da. Fakat (öldürülen ve asılan adam) kendilerine (İsa) gibi gösterildi. (Zaten ve) hakıykaten (isa ve onun katli) hakkında kendileri de ihtilafa düşdüler. (Bu babda) kat'i bir şek ve şübhe içindedirler. Onların buna (onun katline) aid hiç bir bilgileri yokdur. Ancak (kupkuru bir) zanna uymak (dadırlar). Onu yakıynen öldürmemişlerdir.

Hasib Asutay

'Biz Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük!' demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (öldürdükleri) onlara benzer gösterildi. (62) Onun hakkında ayrılığa düştüler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler. (62. O adam Yahudilerin Hz. İsa'nın yanında bulundurduğu bir casustu.)

Hayrat Neşriyat

(156-157) Bir de inkâr etmeleri ve (babasız çocuk doğurması üzerine) Meryem’e karşı büyük bir iftirâ söylemeleri ve: 'Doğrusu biz, Allah’ın elçisi Meryemoğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük' demeleri sebebiyle (onlara lâ'net ettik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de onu astılar; fakat (öldürdükleri kişi) kendilerine, ona (Îsâ’ya) benzer gösterildi.

İbni Kesir

Ve Allah elçisi Meryem oğlu İsa Mesihi öldürdük, demelerinden. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Ancak onlara (İsa'ya) benzer gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşerler. Ondan yana şüphe içindedirler. Bu husustaki bilgileri ancak zanna dayanmaktan ibarettir. Onu gerçekten öldürememişlerdir.

Mehmet Okuyan

(İsrailoğulları'nın) “Allah elçisi (olduğunu sanan) Mesîh'i (yani) Meryem’in oğlu İsa’yı öldürdük!” demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememişler ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.

Muhammed Esed

ve "Bakın, biz, Allahın Elçisi (olduğunu iddia eden) Meryemin oğlu İsa Mesihi öldürdük!" diye böbürlendikleri için. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle (olmuş gibi) göründü ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili (gerçek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler.

Mustafa İslamoğlu

ve "Allah'ın elçisi (olduğunu söyleyen) Meryem'ın oğlu İsa Mesih'i işte biz öldürdük!" demeleri nedeniyle... Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat (kafa karışıklığıyla) onlara öyle olmuş gibi geldi. Bu konuda farklı görüşler ileri sürenler ise, ondan dolayı gerçekten şaşkınlık içerisindedirler; onunla ilgili bir bilgileri yoktu ve yalnızca zanna dayanıyorlardı. Sonuç olarak kesinlikle onu öldürmediler:

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve «Muhakkak biz Meryem'in oğlu Allah'ın peygamberi İsâ'yı öldürdük,» demeleri sebebiyle (lânete hedef olmuşlardır). Halbuki, O'nu ne öldürdüler ve ne de asıverdiler. Fakat onlar için bir benzetilmiş oldu. Ve şüphe yok ki, onda ihtilâf edenler, ondan dolayı şekk içindedirler. Onlar için buna dair zanna uymaktan başka bir bilgi yoktur ve O'nu hakikaten katletmiş değildirler.

Ömer Öngüt

Ve “Allah'ın Resul'ü Meryem oğlu İsâ Mesih'i öldürdük!” demelerinden ötürü. Halbuki onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara, benzer gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düştüler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler.

Suat Yıldırım

(155-158) İşte sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "kalplerimiz perdelidir" demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmış olmayıp, Allah inkârcılıkları sebebiyle kalplerini mühürledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkârları ve Meryem aleyhinde müthiş bir iftira atmaları ve "Biz Allah’ın resulü(!) Meryem oğlu Mesih Îsâ’yı katlettik!" demeleri yüzünden, onların başlarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini mühürledik. Oysa onlar Îsâ’yı öldüremediler, asamadılar da; öldürülen başkası idi, lâkin kendilerine ona benzer gösterildi. Îsâ hakkında ihtilâfa düşenler de bu hususta şüphe içindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar. Onu kesinlikle öldüremediler. Doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

"Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük!" demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).

Süleymaniye Vakfı

"Biz, Allah'ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden de dışlanmışlardır. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; ama (öldürdükleri kişi) onlara onun gibi gösterildi. Bu konuda ihtilaf edenler tam bir ikilem içindedirler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur; sadece varsayımlarının peşinden giderler. Onu kesinlikle öldürmediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de Meryem oğlu İsa Mesih'i; yani Allah'ın Elçisini "Biz öldürdük" demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar ama böyle bir şüpheye düşürüldüler. Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.

Şaban Piriş

-Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. fakat onlara öyle gösterildi. ihtilaf ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu öldürmediler.

Tefhim-ul Kuran

Ve: «Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük» demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Ümit Şimşek

Bir de 'Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa'yı öldürdük' demeleri yüzündendir. Onu ne öldürdüler, ne de astılar; ancak şüpheye düşürüldüler. İsa hakkında anlaşmazlığa düşenler de bu konuda şüphe içindedirler. Onların bildiği birşey yoktur; sadece tahminlerinin peşine takılıyorlar. Onu kesin olarak öldüremediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

bir də: “Həqiqətən, biz Allahın elçisi Məryəm oğlu İsa Məsihi öldürdük!”– dediklərinə görə lənətə düçar edildilər. Halbuki onu nə öldürdülər, nə də çarmıxa çəkdilər. Onlara ancaq İsanın bənzəri göstərildi. Şübhəsiz ki, bunda ixtilaf edənlər onun barəsində şəkk-şübhə içindədirlər. Bu haqda onların, zənnə uymaqdan başqa heç bir məlumatı yoxdur. Onlar onu öldürdüklərinə yəqinliklə əmin deyillər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onların ləʼnətə düçar olmalarının bir səbəbi də:)″ Biz, Allahın elçisi Məryəm oğlu İsa əl-Məsihi öldürdük″, - demələridir. Halbuki onlar İsanı nə öldürdülər, nə də çarmıxa çəkdilər. Onlarda yalnız belə bir təsəvvür yarandı. Bu haqlı ixtilafda olanlar onun (şəxsən öldürülməsi) barəsində, əlbəttə, şəkk-şübhə içərisindədirlər. Onların buna dair heç bir məʼlumatı yoxdur. Onlar ancaq zənnə qapılırlar. Həqiqətdə onu (İsanı) öldürməmişdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und weil sie sagten: ʺWir haben Gottes Gesandten, Jesus Christus, den Sohn Marias, getötet.ʺ Die Wahrheit ist, daß sie ihn weder getötet noch gekreuzigt haben, sondern es war ein anderer, den sie für Jesus hielten. Sie sind über ihn im Zweifel, und ihre Ansichten gehen auseinander. Sie wissen darüber nichts, sondern gehen ausgeklügelten Vermutungen nach. Sie haben ihn gewiß nicht getötet.

Almanca — Der Edle Quran

und dafür, daß sie sagten: ʺGewiß, wir haben al-Masih ʹIsa, den Sohn Maryams, den Gesandten Allahs getötet.ʺ - Aber sie haben ihn weder getötet noch gekreuzigt, sondern es erschien ihnen so. Und diejenigen, die sich darüber uneinig sind, befinden sich wahrlich im Zweifel darüber. Sie haben kein Wissen darüber, außer daß sie Mutmaßungen folgen. Und sie haben ihn mit Gewißheit nicht getötet.

Almanca — M. A. Rassoul

und wegen ihrer Rede: ʺWir haben den Messias, Jesus, den Sohn der Maria, den Gesandten Allahs, getötetʺ, während sie ihn doch weder erschlagen noch gekreuzigt hatten, sondern dies wurde ihnen nur vorgetäuscht; und jene, die in dieser Sache uneins sind, sind wahrlich im Zweifel darüber; sie haben keine Kenntnis davon, sondern folgen nur einer Vermutung; und sie haben ihn nicht mit Gewißheit getötet.

Almanca — Muhammad Zaidan

ihrer Äußerung: ʺGewiß, wir haben Almasih , ʹIsa Ibnu-Maryam, den Gesandten ALLAHs getötet.ʺ Doch weder haben sie ihn getötet, noch gekreuzigt, sondern es erschien ihnen nur etwas Ähnliches. Und gewiß, diejenigen, die über ihn uneins sind, sind doch im Zweifel über ihn. Sie haben kein Wissen davon, sie folgen nur einer Spekulation. Und sie haben ihn gewiß nicht getötet!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And their false allegation that they slew the Messiah, Isa, the son of Maryam, the Messenger of Allah, when in fact they never killed him nor did they crucify him but they thought they did (See introduction). And those who disputed his fate were themselves in a state of uncertainty as to the truth and reality of the incident; their belief was based on empty knowledge and their supposition was formed on grounds admittedly insufficient, for indeed they just did not slay him but the guilt nevertheless resided in the intention.

Abdul Haleem

and said, ‘We have killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the Messenger of God.’ (They did not kill him, nor did they crucify him, though it was made to appear like that to them; those that disagreed about him are full of doubt, with no knowledge to follow, only supposition: they certainly did not kill him-

Abdullah Yusuf Ali

That they said (in boast), "We killed Christ Jesus the son of Mary, the Messenger of Allah";- but they killed him not, nor crucified him, but so it was made to appear to them, and those who differ therein are full of doubts, with no (certain) knowledge, but only conjecture to follow, for of a surety they killed him not:-

Abul A'la Maududi

and their saying: 'We slew the Messiah, Jesus, son of Mary', the Messenger of Allah - whereas in fact they had neither slain him nor crucified him but the matter was made dubious to them - and those who differed about it too were in a state of doubt! They have no definite knowledge of it, but merely follow conjecture; and they surely slew him not,

Aisha Bewley

and their saying, ‘We killed the Messiah, ‘Isa son of Maryam, Messenger of Allah. ’ They did not kill him and they did not crucify him but it was made to seem so to them. Those who argue about him are in doubt about it. They have no real knowledge of it, just conjecture. But they certainly did not kill him.

Al-Hilali & Khan

And because of their saying (in boast), "We killed Messiah ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary), the Messenger of Allâh," - but they killed him not, nor crucified him, but it appeared so to them [the resemblance of ‘Îsâ (Jesus) was put over another man (and they killed that man)], and those who differ therein are full of doubts. They have no (certain) knowledge, they follow nothing but conjecture. For surely; they killed him not [i.e. ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary) عليهما السلام]:

Ali Quli Qarai

and for their saying, ‘We killed the Messiah, Jesus son of Mary, the apostle of Allah’ —though they did not kill him nor did they crucify him, but so it was made to appear to them. Indeed those who differ concerning him are surely in doubt about him: they do not have any knowledge of that beyond following conjectures, and certainly they did not kill him.

Amatul Rahman Omar

And because of their (falsely) claiming, `We did kill the Messiah, Jesus, son of Mary, the (false) Messenger of Allâh,' whereas they killed him not, nor did they cause his death by crucifixion, but he was made to them to resemble (one crucified to death). Verily, those who differ therein are certainly in (a state of) confusion about it. They have no definite knowledge of the matter but are only following a conjecture. They did not kill him, this much is certain (and thus could not prove the Christ as accursed).

Arthur John Arberry

and for their saying, 'We slew the Messiah, Jesus son of Mary, the Messenger of God' -- yet they did not slay him, neither crucified him, only a likeness of that was shown to them. Those who are at variance concerning him surely are in doubt regarding him; they have no knowledge of him, except the following of surmise; and they slew him not of a certainty -- no indeed;

Bijan Moeinian

They [proudly] spread a rumor that: "We killed Jesus, son of Mary. " For sure they did neither kill Jesus nor crucify him. Their wishful thinking has created so much confusion in account of the lack of [historical] proof for their saying. Know for sure that they did not kill him.

E. Henry Palmer

and for their saying, 'Verily, we have killed the Messiah, Jesus the son of Mary, the apostle of God'. ... but they did not kill him, and they did not crucify him, but a similitude was made for them. And verily, those who differ about him are in doubt concerning him; they have no knowledge concerning him, but only follow an opinion. They did not kill him, for sure!

Edip-Layth

For their saying, "We have killed the Messiah Jesus the son of Mary, the messenger of God!" They did not kill him, nor did they crucify him, but it appeared to them as if they had. Those who dispute are in doubt of him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

George Sale

and have said, verily we have slain Christ Jesus the son of Mary, the apostle of God; yet they slew him not, neither crucified him, but he was represented by one in his likeness; and verily they who disagreed concerning him, were in a doubt as to this matter, and had no sure knowledge thereof, but followed only an uncertain opinion. They did not really kill him;

Hamid S. Aziz

And because of their boastful saying, "Verily, we have killed the Messiah, Jesus, the son of Mary, the Messenger of Allah," - but they killed him not, nor did they crucify him, but it was obscured for them (or it appeared so to them). And verily, those who differ about him are in doubt concerning him; they have no knowledge thereof, but only follow a conjecture. Certainly, they slew him not!

Mahmoud Ghali

And for their saying, "Surely we killed the Masih, Isa son of Maryam, (The Messiah, Jesus son of Mary) the Messenger of Allah. " And in no way did they kill him, and in no way did they crucify him, but a resemblance of him was presented to them (i.e. the matter was made obscure for them through mutual resemblance). And surely the ones who differed about him are indeed in doubt about him. (Or: it, "that") In no way do they have any knowledge about him except the close following of surmise, and in no way did they kill him of a certainty.

Marmaduke Pickthall

And because of their saying: We slew the Messiah, Jesus son of Mary, Allah's messenger - they slew him not nor crucified him, but it appeared so unto them; and lo! those who disagree concerning it are in doubt thereof; they have no knowledge thereof save pursuit of a conjecture; they slew him not for certain.

Mohamed Ahmed - Samira

And for saying: "We killed the Christ, Jesus, son of Mary, who was an apostle of God;" but they neither killed nor crucified him, though it so appeared to them. Those who disagree in the matter are only lost in doubt. They have no knowledge about it other than conjecture, for surely they did not kill him,

Muhammad Asad

and their boast, "Behold, we have slain the Christ Jesus, son of Mary, [who claimed to be] an apostle of God!" However, they did not slay him, and neither did they crucify him, but it only seemed to them [as if it had been] so; and, verily, those who hold conflict­ing views thereon are indeed confused, having no [real] knowledge thereof, and following mere con­jecture. For, of a certainty, they did not slay him:

Mustafa Khattab

and for boasting, "We killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of Allah." But they neither killed nor crucified him—it was only made to appear so.[1] Even those who argue for this ˹crucifixion˺ are in doubt. They have no knowledge whatsoever—only making assumptions. They certainly did not kill him.

Progressive Muslims

And their saying: "We have killed the Messiah Jesus the son of Mary, the messenger of God!" They did not kill him, nor did they crucify him, but it appeared to them as if they had. Those who dispute are in doubt of him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

Sahih International

And [for] their saying, "Indeed, we have killed the Messiah, Jesus, the son of Mary, the messenger of Allah. " And they did not kill him, nor did they crucify him; but [another] was made to resemble him to them. And indeed, those who differ over it are in doubt about it. They have no knowledge of it except the following of assumption. And they did not kill him, for certain.

Sam Gerrans

And for their saying: “We killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of God,” — and they killed him not nor crucified him, but it seemed so to them; and those who dispute concerning it are in doubt thereof, no knowledge have they thereof save the pursuit of conjecture — and they killed him not of a certainty;

Shabbir Ahmed

And for claiming, "We killed the Messiah Jesus son of Mary, Allah's Messenger. " They never killed him and never crucified him. But it appeared so to them and the matter remained dubious to them. Those who hold conflicting views on this issue are indeed confused. They have no real knowledge but they are following mere conjecture. Very certainly, they never killed him.

Syed Vickar Ahamed

And because they said (in boast): "We killed the Messiah, Isa (Christ, Jesus) the son of Maryam (Mary), the messenger of Allah;" — But they did not kill him, nor crucified him, but so it was made to appear to them, and those who differ in this (matter) are full of doubts, with no (certain) knowledge; They follow nothing but idle talk, for sure they did not kill him:—

Taqi Usmani

and for their saying, "We have certainly killed the MasīH ‘Īsā the son of Maryam, the Messenger of Allah", while in fact they did neither kill him, nor crucify him, but they were deluded by resemblance.Those who disputed in this matter are certainly in doubt about it. They have no knowledge of it, but they follow whims. It is absolutely certain that they did not kill him,

The Monotheist Group

And their saying: "We have killed the Messiah, Jesus, son of Mary, messenger of God!" And they had not killed him, nor crucified him, but it appeared to them as if they had. And those who dispute are in doubt regarding him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et à cause de leur parole: ʺNous avons vraiment tué le Christ, Jésus, fils de Marie, le Messager dʹAllahʺ... Or, ils ne lʹont ni tué ni crucifié; mais ce nʹétait quʹun faux semblant! Et ceux qui ont discuté sur son sujet sont vraiment dans lʹincertitude: ils nʹen ont aucune connaissance certaine, ils ne font que suivre des conjectures et ils ne lʹont certainement pas tué,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hem jî bi sedema ku digotin: “Bêguman me pêxemberê Xwedê, Îsayê kurê Meryemê Mesîh kuşt.” Hal ev e ku wan ew nekuştiye, ne jî wan ew li çarmixê daye. Lê belê ji wan re hat şibandin. Bêguman ew ên ku ketine îxtîlafê, der barê (kuştina) wî de bi biguman in. Ji gumanê pêştir qet zanîna wan bi tiştekî nîn e û birastî jî wan, ew nekuştiye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

hun zeggen: ʺWij hebben de masieh ʹIsa, de zoon van Marjam, Gods gezant gedood.ʺ -- Zij hebben hem niet gedood en zij hebben hem niet gekruisigd, maar het werd hun gesuggereerd. Zij die het daarover oneens zijn, verkeren erover in twijfel. Zij hebben er behalve het afgaan op vermoedens geen kennis van; zij hebben hem vast en zeker niet gedood.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En gezegd hebben: Waarlijk wij hebben Christus Jezus, den zoon van Maria, den gezant van God gedood; doch zij sloegen hem niet dood en kruisigden hem niet, maar iemand, die hem geleek, werd in zijne plaats gesteld, en waarlijk zij, die nopens hem twistten, verkeerden in eene dwaling, en hadden geene bepaalde kennis daarvan, maar volgden slechts eene meening. Zij doodden hem niet werkelijk;

Hollandaca — Siregar

En (wegens) hun uitspraak ʺWij hebben de Masîh ʹIsa, zoon van Maryam, gedood.ʺ Maar zij doodden hem niet an zij kruisigden hem niet, maar iemand die voor hen op hem leek. En voorwaar, degenen die daar van mening over verschillen, twijfelen daar onderling over. Zij hebben daar geen kennis ever, zij volgen slechts vermoedens, en zij zijn er niet van overtuigd dat zij ʹÎsa gedood hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (также проклятие пало на них) за их слова [за то, что они сказали, издеваясь и насмехаясь]: «Поистине, мы убили Мессию, Иису, сына Марьям, посланника Аллаха». А (ведь) они не убили его и не распяли, но это только показалось им. [Они распяли другого, думая, что он Ииса]. И, поистине, те [люди Писания], которые разногласят об этом [об этом убийстве], – однозначно, (пребывают) в сомнении об этом. Нет у них [у людей Писания] об этом никакого знания, кроме следования за предложением. И (ведь) они не убивали его [Иису], – достоверно [действительно],

Rusça — Osmanov

за их слова: ʺВоистину, мы убили Мессию, ʹИсу, сына Марйам, посланника Аллахаʺ (но они не убили его и не распяли, а это только показалось им); воистину, те, которые расходятся во мнениях по этому поводу, находятся в сомнении и не ведают ничего о том, а лишь следуют за догадками. А они, конечно же, не убивали его.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och för deras ord: ʺVi har dödat Kristus Jesus, Marias son, (som påstod sig vara) Guds sändebud!ʺ Men de dödade honom inte och inte heller korsfäste de honom, fastän det för dem tedde sig så. De som är av annan mening är inte säkra på sin sak; de har ingen (verklig) kunskap om detta utan stöder sig på antaganden. Det är med visshet så att de inte dödade honom.