Zümer Suresi 45. Ayet — Elfaz
Allah, bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah'tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler.
1وَاِذَاve iƶāve zamanBağlaç+Zaman Zarfı
2ذُكِرَƶukiraanıldığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermek
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
5اشْمَاَزَّتْşmeezzetürkerMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İfti'âl Bâbıش م زKüçümsemek, kendini beğenmişlikle burun kıvırmak, tiksinti duymak, nefret etmek, kibirlenmek
7الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8لَاlāHarf-i Nefi
9يُؤْمِنُونَyu'minūneinanmayan(ların)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
10بِالْاٰخِرَةِbi l-āḣiratiahireteHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
11وَاِذَاve iƶāve zamanBağlaç+Zaman Zarfı
12ذُكِرَƶukiraanıldığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermek
13الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14مِنْminHarf-i Cer
15دُونِهِdūnihiO'ndan başkaİsim+Zamirد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında
16اِذَاiƶāhemenZaman Zarfı
17هُمْhumonlarZamir
18يَسْتَبْشِرُونَyestebşirūnesevinirlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş