(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِ وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَهُ اَوَّابٌ

innā seḣḣarnā l-cibāle meǎhu yusebbiHne bi l-ǎşiyyi ve l-'işrāḳi / ve T-Tayra meHşūraten kullun lehu evvābun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّاinnāelbette biz
2سَخَّرْنَاseḣḣarnāس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmekboyun eğdirmiştik
3الْجِبَالَl-cibāleج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakdağları
4مَعَهُmeǎhuonunla beraber
5يُسَبِّحْنَyusebbiHneس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih ederlerdi
6بِالْعَشِيِّbi l-ǎşiyyiع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.akşam
7وَالْاِشْرَاقِve l-'işrāḳiش ر قBölmek, yükselmek, yarmak anlamlarına gelir. Sharqiyyun - doğuya ait veya doğu ile ilgili, doğulu. Mashriq - güneşin doğduğu yer, doğu. Mashriqain - iki doğu/ufuk, güneşin doğduğu iki yer (kış ve yaz, Doğu ve Batı). Mashaariq - güneşin yıl boyunca doğduğu farklı noktalar, ışın, parıltı, doğu bölgeleri. Ashraqa (fiil 4) - parlamak, yükselmek. Ishraaq - gün doğumu. Mushriqun - üzerine güneş doğan kişi, gün doğumunda bir şey yapan kişi, gün doğumunda giren kişi.ve sabah
1وَالطَّيْرَve T-Tayraط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansve kuşlar
2مَحْشُورَةًmeHşūratenح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).toplanıp gelen
3كُلٌّkullunك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsi
4لَهُlehuona
5اَوَّابٌevvābunا و بGeri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak.katılırdı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve kuşlar da toplanmıştı, hepsi de ona itâat ederdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve kuşlar da toplanmıştı, hepsi de ona itâat ederdi.

Adem Uğur

Kuşları da toplu halde onun emri altına vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.

Ahmed Hulusi

Toplanmış kuşları da (kendisine iman etmiş kimseler). . . Hepsi Ona evvab (hakikatini yaşayan) idi.

Ahmet Tekin

Toplu halde kuşları da onun emrine verdik. Hepsi de Dâvûd’a uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.

Ahmet Varol

Toplanıp gelen kuşları da. Hepsi ona dönerlerdi. [3]

Ali Bulaç

Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip dönmekte olanlar idi.

Ali Fikri Yavuz

Kuşları da toplu olarak onun emrine bağlı kıldık. (Dağlardan ve kuşlardan) her biri onun tesbihi sebebiyle devamlı tesbih ediyordu.

Ali Rıza Safa

Toplanıp gelen kuşlar da öyle. Tümü, Ona katılırdı.

Bayraktar Bayraklı

Kuşları da onun emrine topladık. Hepsi Allah'a yönelmektedirler.

Bekir Sadak

(18-19) Dogrusu Biz, aksam sabah onunla beraber tesbih eden daglari, kuslari da toplu halde onun buyrugu altina vermistik. Herbiri ona yonelmekteydi.

Celal Yıldırım

Kuşları da toplu halde ona boyun eğdirdik. Hepsi de ona yönelip uyum içinde bulunurlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(18-19) Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.

Diyanet İşleri

(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

(18-19) Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Diyanet Vakfi

(18-19) Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kuşları da toplu olarak (onun emrine vermiştik). Hepsi onun için terci yapardı (ona uyarak ahenkle içli zikir ve tesbih ederlerdi).

Elmalılı Hamdi Yazır

Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi

Erhan Aktaş

Kuşların tamamı toplu halde ona yönelmişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşların tamamı toplu halde ona yönelmişlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşların tamamı toplu olarak ona yönelmişlerdi.

Fizilal-il Kuran

Her taraftan toplanıp gelen kuşları da onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Gültekin Onan

Ve toplanıp gelen kuşları da. Onların hepsi [Tanrı'yı tesbih etmede uyum içinde] yönelip dönmekte (evvab) idiler.

Hamdi Döndüren

Her yandan toplanıp gelen kuşları (ona bağladık). Her biri Allah’a yönelmişti.

Hasan Basri Çantay

(Her yandan ona doğru) toplanıb gelen kuşları da (kendisine ram etdik). (Gerek o dağlardan, gerek bu kuşlardan) herbiri (itaatle ona) dönücü idi.

Hasib Asutay

Kuşları da toplu olarak (ona tâbi kıldık). Hepsi de ona (Allah'a) yönelmiştir.

Hayrat Neşriyat

Kuşları da toplanmış olarak (ona itâat ettirdik)! Hepsi onun (zikrine katılmak) için dönüp gelici idiler.

İbni Kesir

Kuşları da toplu olarak. Her biri ona yönelmişti.

Mehmet Okuyan

Toplanıp gelen kuşları da (emrine vermiştik). Hepsi de O’na (Allah’a) çok yönelicilerdi.

Muhammed Esed

ve (aynı şekilde) bölük bölük kuşları da. Bunlar (hep birlikte) O'na, (kendilerini yaratmış olana,) tekrar tekrar yönelirlerdi.

Mustafa İslamoğlu

katar katar dizilmiş kuşlar da: bunların hepsi her daim O'na yönelmişlerdi!

Ömer Nasuhi Bilmen

Kuşları da toplanmış olarak (O'na tâbi kıldık). Hepsi de O'na rücu ediciler idi.

Ömer Öngüt

Kuşları da toplu halde ona boyun eğdirdik. Her biri ona yönelmekteydi.

Suat Yıldırım

(18-19) Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi.

Süleyman Ateş

Toplanıp gelen kuşları da (ona ram etmiştik). Hepsi onun nağmesine katılır (beraber tesbih ederler)di.

Süleymaniye Vakfı

Toplanmış haldeki kanatlı canlıları da (boyun eğdirdik). Hepsi daima Allah'a yönelirdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kuşlar da (hizmetindeydi, onunla) toplu halde ibadet ederlerdi. Hepsi ona pek saygılıydı.

Şaban Piriş

Bütün kuşları da... Hepsi de ona hizmet ediyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi de onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip dönmekte olanlar idi.

Ümit Şimşek

Kuşları da toplu halde onun emrine vermiştik; hepsi birden ona yönelirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nağmelerine katılırdı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz quşları da toplum halda ona ram etmişdik. Hamısı daima Allaha üz tutardı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz quşları da toplu halda (onun ixtiyarına vermişdik), hamısı ona tərəf yönəlməkdə idi.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

und auch die (in Scharen) versammelten Vögel. Alle waren immer wieder zu ihm umkehrbereit.ʹ

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Vögel in Scharen - alle waren sie ihm gehorsam.

Almanca — Muhammad Zaidan

Auch die Vögel waren versammelt, alle waren zu Ihm umkehrend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the birds were inspired to throng unto him, each and all at his command and each and all to play the echo to his praises of Allah and join him in repenting their temerities; if any.

Abdul Haleem

and the birds, too, in flocks, all echoed his praise.

Abdullah Yusuf Ali

And the birds gathered (in assemblies): all with him did turn (to Allah).

Abul A'la Maududi

and the birds, too, in their flocks, and turn again and again to celebrating Allah's glory.

Aisha Bewley

And also the birds, flocking together, all of them turned to Him.

Al-Hilali & Khan

And (so did) the birds assembled: all obedient to him [Dâwûd (David)] [i.e. they came and glorified Allâh’s Praises along with him]. (Tafsir Al-Qurtubi ).

Ali Quli Qarai

and the birds [as well], mustered [in flocks], all echoing him [in a chorus].

Amatul Rahman Omar

And (We made) the birds and the people (who were) full of dislike for habitations to flock together (to him). All of them were always turning in obedience (to God) on his account.

Arthur John Arberry

and the birds, duly mustered, every one to him reverting;

Bijan Moeinian

The birds too would join him in praise.

E. Henry Palmer

and the birds too gathered together, each one would oft return to him;

Edip-Layth

The birds were gathered; all were obedient to him.

George Sale

and also the birds, which gathered themselves together unto him: All of them returned frequently unto him for this purpose.

Hamid S. Aziz

And the birds gathered together; all joined in singing with him.

Mahmoud Ghali

And the birds, mustered all to him a constant resorter.

Marmaduke Pickthall

And the birds assembled; all were turning unto Him.

Mohamed Ahmed - Samira

And the levied Tair. They were all obedient to him.

Muhammad Asad

and [likewise] the birds in their assemblies: [together] they all Would turn again and again unto Him [who had created them].

Mustafa Khattab

And ˹We subjected˺ the birds, flocking together. All turned to him ˹echoing his hymns˺.

Progressive Muslims

And the birds were gathered; all were obedient to him.

Sahih International

And the birds were assembled, all with him repeating [praises].

Sam Gerrans

And the birds assembled, all turning in repentance to Him.

Shabbir Ahmed

And the nomad riders of the Ta'er Tribe were all obedient to him. (21:79), (27:16), (34:10).

Syed Vickar Ahamed

And all the birds gathered (in flocks), did turn (to Allah) with him (Dawood).

Taqi Usmani

and the birds as well, mustered together. All were turning to Allah with him.

The Monotheist Group

And the birds were gathered; all were obedient to him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

de même que les oiseaux assemblés en masse, tous ne faisant quʹobéir à lui (Allah).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me teyr jî stuxwarkirin ku ew komdibin û ev hemî bi bal Wî ve, vedigerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en ook de verzamelde vogels; alles wendde zich schuldbewust tot Hem.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Alsook de vogelen die zich tot hem verzamelen, en die allen dikwijls met dat doel bij hem terug keerden.

Hollandaca — Siregar

En (ook) de verzamelde vogels, allen wendden zich voortdurend tot Hem.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и (подчинили ему) птиц, собранными вместе. Все (они) [и горы и птицы] к нему обращаются [подчиняются пророку Дауду].

Rusça — Osmanov

а также всех птиц. И все они обращаются [со славословием к Аллаху].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

liksom fåglarnas skaror, som alla lydigt återvände (till honom).