Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

ve ceǎlnā min beyni eydīhim sedden ve min ḣalfihim sedden fe eğşeynāhum fe hum lā yubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve kıldık (çektik)
2مِنْmin
3بَيْنِbeyniب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinönlerinden
4اَيْدِيهِمْeydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönlerinden
5سَدًّاseddenس د دDoğru yapmak, doğruya yöneltmek, isabet etmek, kapamak, tıkamak, engel olmak, düzeltmek, ödemek, borç ödemek, yardım etmekbir sed
6وَمِنْve minve
7خَلْفِهِمْḣalfihimخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarından
8سَدًّاseddenس د دDoğru yapmak, doğruya yöneltmek, isabet etmek, kapamak, tıkamak, engel olmak, düzeltmek, ödemek, borç ödemek, yardım etmekbir sed
9فَاَغْشَيْنَاهُمْfe eğşeynāhumغ ش وaldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamakve onları kapattık
10فَهُمْfe humartık onlar
11لَا
12يُبْصِرُونَyubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmezler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.

Adem Uğur

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

Ahmed Hulusi

Onların önlerinden bir set (geleceği göremezler) ve arkalarından bir set (geçmişlerinden ders almazlar) oluşturduk da böylece onları bürüdük. . . Artık onlar görmezler.

Ahmet Tekin

Önlerinden, sağlarından, sollarından ve arkalarından setler çektik. Onları sardık. Artık, baksalar da göremezler.

Ahmet Varol

Onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylece onları örtüverdik. Artık görmezler.

Ali Bulaç

Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Ali Fikri Yavuz

Biz onların önlerine (ahiret işlerine) bir engel, arkalarına (dünya işlerine) bir engel çekip kendilerini sarmışız da artık onlar (hakkı) göndermezler.

Ali Rıza Safa

Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.

Bayraktar Bayraklı

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.

Bekir Sadak

Onlerine ve arkalarina sed cekmisizdir. Gozlerini perdeledigimizden artik goremezler.

Celal Yıldırım

Önlerine de, arkalarına da bir sed koyduk, gözlerini de bir perdeyle örtüverdik, artık onlar görmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; onlar artık göremezler.

Diyanet İşleri

Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.

Diyanet Vakfi

Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler

Erhan Aktaş

Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.

Fizilal-il Kuran

Önlerine ve arkalarına set çektik. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.

Gültekin Onan

Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Hamdi Döndüren

Önlerinden bir set, arkalarından bir set çekip onları kapattık; artık onlar göremezler.

Hasan Basri Çantay

Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Önlerinden bir set, arkalarından bir set çektik de onları sarıverdik. Artık onlar göremezler. (2) (2. Küfürde aşırı giden kişilere iman yollarının kapalı olduğunu ifade eder.)

Hayrat Neşriyat

(İsyanlarındaki ısrarları yüzünden) önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik de onları(n gözlerini) perdeledik; artık onlar görmezler.

İbni Kesir

Önlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.

Mehmet Okuyan

Önlerinden de bir set çektik; arkalarından da bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.

Muhammed Esed

önlerine ve arkalarına setler çektik ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:

Mustafa İslamoğlu

Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.

Ömer Öngüt

Biz onların önlerine bir sed, arkalarına bir sed çektik. Gözlerini de bir perdeyle örtüverdik, artık görmezler.

Suat Yıldırım

Hem önlerinden hem arkalarından bir set yaparak, öylesine çepeçevre sardık ki, artık hiç göremezler onlar...

Süleyman Ateş

Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.

Süleymaniye Vakfı

(Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar.

Şaban Piriş

Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

Tefhim-ul Kuran

Biz onların önlerinde bir sed, arkalarında da bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

Ümit Şimşek

Önlerine bir sed, arkalarına bir sed çekip onları öyle bir kuşattık ki, birşey görecek halleri yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onların önlərindən bir sədd, arxalarından da başqa bir sədd çəkdik və gözlərinə pərdə saldıq. Buna görə də onlar haqqı görmürlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onların önlərinə və arxalarına sədd çəkib (gözlərini) bağlamışıq. Buna görə də (Allahın qüdrətinə dəlalət edən əlamətləri) görmürlər. (Kafirlərin qəlb gözü kor edilmiş, bütün iman yolları üzlərinə bağlanmışdır. Onlar zahirən görsələr də, məʼnən kordurlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und Wir haben ihnen eine Trennwand von vorn und eine von hinten errichtet, die ihnen die Sicht so verdeckt, daß sie nicht sehen können.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben vor ihnen eine Sperrmauer errichtet und hinter ihnen eine Sperrmauer und sie so überdeckt, daß sie nicht sehen (können).

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben vor ihnen einen Wall errichtet und ebenso hinter ihnen einen Wall (errichtet), und Wir haben sie verhüllt, so daß sie nicht sehen können.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR errichteten vor ihnen Trennendes und hinter ihnen Trennendes, dann umhüllten wir sie, so sehen sie nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We erected a barrier before them and a barrier behind them to eclipse their minds' eyes to deny them forethought and foresight; and Allah's marvels around them and in themselves they fail to see.

Abdul Haleem

and set barriers before and behind them, blocking their vision: they cannot see.

Abdullah Yusuf Ali

And We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see.

Abul A'la Maududi

and We have put a barrier before them and a barrier behind them, and have covered them up, so they are unable to see.

Aisha Bewley

We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, blindfolding them so that they cannot see.

Al-Hilali & Khan

And We have put a barrier before them, and a barrier behind them, and We have covered them up, so that they cannot see.

Ali Quli Qarai

And We have put a barrier before them and a barrier behind them, then We have blind-folded them, so they do not see.

Amatul Rahman Omar

And We have placed barriers (of their stubbornness rendering them unable to look forward to the bright future of Islam and rise to eminence by accepting it) in front of them, and barriers (of their prejudices) behind them (thus rendering them unable to look back at the doom of those who rejected the truth in the past). Thus We have kept them behind the veil so that they cannot see (so have become totally devoid of spiritual light).

Arthur John Arberry

and We have put before them a barrier and behind them a barrier; and We have covered them, so they do not see.

Bijan Moeinian

In account of a barrier placed by Me around them, they can not see (the truth. )

E. Henry Palmer

and we will place before them a barrier, and behind them a barrier; and we will cover them and they shall not see;

Edip-Layth

We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

George Sale

And We have set a bar before them, and a bar behind them; and We have covered them with darkness; wherefore they shall not see.

Hamid S. Aziz

Surely We have placed chains on their necks, and these reach up to their chins, so they are stiff-necked.

Mahmoud Ghali

And We have made before them (Literally: between their hands) a barrier and behind them a barrier, then We enveloped them, so they do not behold (the Truth).

Marmaduke Pickthall

And We have set a bar before them and a bar behind them, and (thus) have covered them so that they see not.

Mohamed Ahmed - Samira

And We shall raise a barrier in front of them and a barrier behind them, and cover them over so that they will not be able to see.

Muhammad Asad

and We have set a barrier before them and a barrier behind them, and We have enshrouded them in veils so that they cannot see:

Mustafa Khattab

and have placed a barrier before them and a barrier behind them and covered them ˹all˺ up, so they fail to see ˹the truth˺.

Progressive Muslims

And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

Sahih International

And We have put before them a barrier and behind them a barrier and covered them, so they do not see.

Sam Gerrans

And We made a barrier before them and a barrier behind them, and covered them, so they see not.

Shabbir Ahmed

And We have set a bar before them and a bar behind them, and thus have covered them that they cannot see. (They neither look to the future nor derive any lesson from history).

Syed Vickar Ahamed

And We have put a barrier in front of them and a barrier behind them, and also, We have covered them up (in their disbelief); So that they cannot see.

Taqi Usmani

And We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, and (thus) they are encircled by Us; so they do not see.

The Monotheist Group

And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et Nous mettrons une barrière devant eux et une barrière derrière eux; Nous les recouvrirons dʹun voile: et voilà quʹils ne pourront rien voir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben vóór hen een barrière en achter hen een barrière gemaakt en hen met een sluier bedekt zodat zij dus niets kunnen zien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij hebben een staak vóór hen, en een staak achter hen geplaatst, en wij hebben hen met duisternis bedekt; daarom zullen zij niet zien.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben vóór hen een hindernis geplaatst en achter hen een hindernis en Wij hebben hun ogen bedekt, zodat zij niet kunnen zien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы устроили перед ними [неверующими] преграду и позади их преграду (так, что они не могут выйти из неверия к Вере) и накрыли их, и (поэтому) они не видят (из-за своего неверия и высокомерия).

Rusça — Osmanov

Мы воздвигли преграду перед ними, а также позади них, набросили покров [на глаза], так что они не видят [пути истины].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Vi har satt ett hinder framför dem och ett hinder bakom dem, och Vi har täckt över deras (ansikten) så att de inte kan se.