Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
ve ceǎlnā min beyni eydīhim sedden ve min ḣalfihim sedden fe eğşeynāhum fe hum lā yubSirūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.
Adem Uğur
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.
Ahmed Hulusi
Onların önlerinden bir set (geleceği göremezler) ve arkalarından bir set (geçmişlerinden ders almazlar) oluşturduk da böylece onları bürüdük. . . Artık onlar görmezler.
Ahmet Tekin
Önlerinden, sağlarından, sollarından ve arkalarından setler çektik. Onları sardık. Artık, baksalar da göremezler.
Ahmet Varol
Onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylece onları örtüverdik. Artık görmezler.
Ali Bulaç
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Ali Fikri Yavuz
Biz onların önlerine (ahiret işlerine) bir engel, arkalarına (dünya işlerine) bir engel çekip kendilerini sarmışız da artık onlar (hakkı) göndermezler.
Ali Rıza Safa
Önlerine ve arkalarına set çekerek onları perdeledik; onlar, artık görmezler.
Bayraktar Bayraklı
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.
Bekir Sadak
Onlerine ve arkalarina sed cekmisizdir. Gozlerini perdeledigimizden artik goremezler.
Celal Yıldırım
Önlerine de, arkalarına da bir sed koyduk, gözlerini de bir perdeyle örtüverdik, artık onlar görmezler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; onlar artık göremezler.
Diyanet İşleri
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
Diyanet İşleri (eski)
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
Diyanet Vakfi
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler
Erhan Aktaş
Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.
Fizilal-il Kuran
Önlerine ve arkalarına set çektik. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
Gültekin Onan
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Hamdi Döndüren
Önlerinden bir set, arkalarından bir set çekip onları kapattık; artık onlar göremezler.
Hasan Basri Çantay
Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Önlerinden bir set, arkalarından bir set çektik de onları sarıverdik. Artık onlar göremezler. (2) (2. Küfürde aşırı giden kişilere iman yollarının kapalı olduğunu ifade eder.)
Hayrat Neşriyat
(İsyanlarındaki ısrarları yüzünden) önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik de onları(n gözlerini) perdeledik; artık onlar görmezler.
İbni Kesir
Önlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.
Mehmet Okuyan
Önlerinden de bir set çektik; arkalarından da bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.
Muhammed Esed
önlerine ve arkalarına setler çektik ve göremesinler diye üzerlerine perdeler geçirdik:
Mustafa İslamoğlu
Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.
Ömer Öngüt
Biz onların önlerine bir sed, arkalarına bir sed çektik. Gözlerini de bir perdeyle örtüverdik, artık görmezler.
Suat Yıldırım
Hem önlerinden hem arkalarından bir set yaparak, öylesine çepeçevre sardık ki, artık hiç göremezler onlar...
Süleyman Ateş
Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.
Süleymaniye Vakfı
(Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar.
Şaban Piriş
Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.
Tefhim-ul Kuran
Biz onların önlerinde bir sed, arkalarında da bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Ümit Şimşek
Önlerine bir sed, arkalarına bir sed çekip onları öyle bir kuşattık ki, birşey görecek halleri yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz onların önlərindən bir sədd, arxalarından da başqa bir sədd çəkdik və gözlərinə pərdə saldıq. Buna görə də onlar haqqı görmürlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz onların önlərinə və arxalarına sədd çəkib (gözlərini) bağlamışıq. Buna görə də (Allahın qüdrətinə dəlalət edən əlamətləri) görmürlər. (Kafirlərin qəlb gözü kor edilmiş, bütün iman yolları üzlərinə bağlanmışdır. Onlar zahirən görsələr də, məʼnən kordurlar).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Und Wir haben ihnen eine Trennwand von vorn und eine von hinten errichtet, die ihnen die Sicht so verdeckt, daß sie nicht sehen können.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir haben vor ihnen eine Sperrmauer errichtet und hinter ihnen eine Sperrmauer und sie so überdeckt, daß sie nicht sehen (können).
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir haben vor ihnen einen Wall errichtet und ebenso hinter ihnen einen Wall (errichtet), und Wir haben sie verhüllt, so daß sie nicht sehen können.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR errichteten vor ihnen Trennendes und hinter ihnen Trennendes, dann umhüllten wir sie, so sehen sie nicht.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We erected a barrier before them and a barrier behind them to eclipse their minds' eyes to deny them forethought and foresight; and Allah's marvels around them and in themselves they fail to see.
Abdul Haleem
and set barriers before and behind them, blocking their vision: they cannot see.
Abdullah Yusuf Ali
And We have put a bar in front of them and a bar behind them, and further, We have covered them up; so that they cannot see.
Abul A'la Maududi
and We have put a barrier before them and a barrier behind them, and have covered them up, so they are unable to see.
Aisha Bewley
We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, blindfolding them so that they cannot see.
Al-Hilali & Khan
And We have put a barrier before them, and a barrier behind them, and We have covered them up, so that they cannot see.
Ali Quli Qarai
And We have put a barrier before them and a barrier behind them, then We have blind-folded them, so they do not see.
Amatul Rahman Omar
And We have placed barriers (of their stubbornness rendering them unable to look forward to the bright future of Islam and rise to eminence by accepting it) in front of them, and barriers (of their prejudices) behind them (thus rendering them unable to look back at the doom of those who rejected the truth in the past). Thus We have kept them behind the veil so that they cannot see (so have become totally devoid of spiritual light).
Arthur John Arberry
and We have put before them a barrier and behind them a barrier; and We have covered them, so they do not see.
Bijan Moeinian
In account of a barrier placed by Me around them, they can not see (the truth. )
E. Henry Palmer
and we will place before them a barrier, and behind them a barrier; and we will cover them and they shall not see;
Edip-Layth
We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.
George Sale
And We have set a bar before them, and a bar behind them; and We have covered them with darkness; wherefore they shall not see.
Hamid S. Aziz
Surely We have placed chains on their necks, and these reach up to their chins, so they are stiff-necked.
Mahmoud Ghali
And We have made before them (Literally: between their hands) a barrier and behind them a barrier, then We enveloped them, so they do not behold (the Truth).
Marmaduke Pickthall
And We have set a bar before them and a bar behind them, and (thus) have covered them so that they see not.
Mohamed Ahmed - Samira
And We shall raise a barrier in front of them and a barrier behind them, and cover them over so that they will not be able to see.
Muhammad Asad
and We have set a barrier before them and a barrier behind them, and We have enshrouded them in veils so that they cannot see:
Mustafa Khattab
and have placed a barrier before them and a barrier behind them and covered them ˹all˺ up, so they fail to see ˹the truth˺.
Progressive Muslims
And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.
Sahih International
And We have put before them a barrier and behind them a barrier and covered them, so they do not see.
Sam Gerrans
And We made a barrier before them and a barrier behind them, and covered them, so they see not.
Shabbir Ahmed
And We have set a bar before them and a bar behind them, and thus have covered them that they cannot see. (They neither look to the future nor derive any lesson from history).
Syed Vickar Ahamed
And We have put a barrier in front of them and a barrier behind them, and also, We have covered them up (in their disbelief); So that they cannot see.
Taqi Usmani
And We have placed a barrier in front of them and a barrier behind them, and (thus) they are encircled by Us; so they do not see.
The Monotheist Group
And We have placed a barrier in front of them, and a barrier behind them, thus We shielded them so they cannot see.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et Nous mettrons une barrière devant eux et une barrière derrière eux; Nous les recouvrirons dʹun voile: et voilà quʹils ne pourront rien voir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij hebben vóór hen een barrière en achter hen een barrière gemaakt en hen met een sluier bedekt zodat zij dus niets kunnen zien.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij hebben een staak vóór hen, en een staak achter hen geplaatst, en wij hebben hen met duisternis bedekt; daarom zullen zij niet zien.
Hollandaca — Siregar
En Wij hebben vóór hen een hindernis geplaatst en achter hen een hindernis en Wij hebben hun ogen bedekt, zodat zij niet kunnen zien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы устроили перед ними [неверующими] преграду и позади их преграду (так, что они не могут выйти из неверия к Вере) и накрыли их, и (поэтому) они не видят (из-за своего неверия и высокомерия).
Rusça — Osmanov
Мы воздвигли преграду перед ними, а также позади них, набросили покров [на глаза], так что они не видят [пути истины].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och Vi har satt ett hinder framför dem och ett hinder bakom dem, och Vi har täckt över deras (ansikten) så att de inte kan se.