Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
ve sevā'un ǎleyhim e enƶertehum em lem tunƶirhum lā yu'minūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.
Adem Uğur
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Ahmed Hulusi
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!
Ahmet Tekin
Onları uyarsan da, uyarmasan da farketmez. Onlar iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
Onları uyarsan da uyarmasan da kendileri için birdir. İman etmezler.
Ali Bulaç
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
Sen onları korkutsan da, korkutmasan da onlarca birdir; iman etmezler.
Ali Rıza Safa
Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.
Bayraktar Bayraklı
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Bekir Sadak
Onlari uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Celal Yıldırım
(Ey Peygamber!) Onları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyarsan da uyarmasan da birdir; imân etmezler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kendilerini uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.
Diyanet İşleri
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Diyanet İşleri (eski)
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Diyanet Vakfi
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar
Erhan Aktaş
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Fizilal-il Kuran
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Gültekin Onan
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Hamdi Döndüren
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, artık inanmazlar.
Hasan Basri Çantay
Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.
Hasib Asutay
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Hayrat Neşriyat
(Habîbim, yâ Muhammed!) Onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir; îmân etmezler.
İbni Kesir
Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.
Mehmet Okuyan
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Muhammed Esed
artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onları korkutmuş olsan da, korkutmasan da onlara karşı müsavîdir, imân etmezler.
Ömer Öngüt
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Onlar iman etmezler.
Suat Yıldırım
Kendilerine müsavidir; ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...
Süleyman Ateş
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Süleymaniye Vakfı
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez, inanıp güvenmiyorlar!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.
Şaban Piriş
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Tefhim-ul Kuran
Kendilerini uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.
Ümit Şimşek
Uyarsan da onlar için birdir, uyarmasan da; artık iman etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sən onları qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar üçün eynidir, iman gətirməyəcəklər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Peyğəmbər!) Sən onları qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar çün birdir: iman gətirməzlər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es ist gleich, ob du sie warnst oder nicht, sie werden nicht glauben.
Almanca — Der Edle Quran
Und gleich ist es in Bezug auf sie, ob du sie warnst oder sie nicht warnst; sie glauben nicht.
Almanca — M. A. Rassoul
Und ihnen ist es gleich, ob du sie warnst oder ob du sie nicht warnst; sie werden nicht glauben.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und ihnen ist es gleich, ob du sie warnst oder ob du sie nicht warnst, sie verinnerlichen den Iman nicht.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Such persons O Muhammad whether you warn them of impending danger and misfortunes or you do not, it is one and the same; they counsel deaf and will not open their hearts' ears nor their minds’ eyes.
Abdul Haleem
It is all the same to them whether you warn them or not: they will not believe.
Abdullah Yusuf Ali
The same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe.
Abul A'la Maududi
It is all the same for them whether you warn them or do not warn them for they shall not believe.
Aisha Bewley
It makes no difference to them whether you warn them or do not warn them: they will not have iman.
Al-Hilali & Khan
It is the same to them whether you warn them or you warn them not, they will not believe.
Ali Quli Qarai
It is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.
Amatul Rahman Omar
And it is all the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not believe (for they have deliberately shut their eyes and ears to the truth).
Arthur John Arberry
Alike it is to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them, they do not believe.
Bijan Moeinian
And it is useless if you present Islam to them, they are already deprived of the faculty of grasping (the truth. ) and they will not believe.
E. Henry Palmer
and it is all, the same to them if thou dost warn them or dost warn them not, they will not believe.
Edip-Layth
Whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.
George Sale
It shall be equal unto them whether thou preach unto them, or do not preach unto them; they shall not believe.
Hamid S. Aziz
And We have made before them a barrier and a barrier behind them, then We have covered them over so that they see not.
Mahmoud Ghali
And it is equal to them whether you have warned them or you have not warned them, they do not believe.
Marmaduke Pickthall
Whether thou warn them or thou warn them not, it is alike for them, for they believe not.
Mohamed Ahmed - Samira
Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Muhammad Asad
thus, it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.
Mustafa Khattab
It is the same whether you warn them or not—they will never believe.
Progressive Muslims
And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
Sahih International
And it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.
Sam Gerrans
And it is the same to them whether thou warnedst them, or thou hast not warned them: they do not believe.
Shabbir Ahmed
Whether you warn them or you warn them not, it is the same for them. Their attitude bars them from attaining faith.
Syed Vickar Ahamed
It is the same to them whether you warn them or you do not warn them: They will not believe.
Taqi Usmani
It is all equal for them whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
The Monotheist Group
And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Cela leur est égal que tu les avertisses ou que tu ne les avertisses pas: ils ne croiront jamais.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ji wan re wekhev e, çi tu wan (ji ezabê Xwedê) hişyar bikî, çi tu wan hişyar nekî, her ew bawerî nayînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En het maakt voor hen niet uit of jij hen waarschuwt of niet; zij geloven niet.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Het zal hun gelijk zijn, hetzij gij al of niet tot hen predikt: zij zullen niet gelooven.
Hollandaca — Siregar
En het maakt geen verschil of jij hen waarschuwt of niet waarschuwt, zij geloven niet.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И одинаково для них, увещаешь ты их или не увещаешь: они не веруют. {Если Аллах позволит человеку заблудиться, то ему будет бесполезным любое увещание и наставление.}
Rusça — Osmanov
Безразлично им, увещеваешь ты их или нет: они [все равно] не уверуют.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Det är likgiltigt för dem om du varnar dem eller inte varnar dem; de vill inte tro.