Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ve sevā'un ǎleyhim e enƶertehum em lem tunƶirhum lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَسَوَاءٌve sevā'unس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyebirdir
2عَلَيْهِمْǎleyhimonlar için
3ءَاَنْذَرْتَهُمْe enƶertehumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarsan (da)
4اَمْemyada
5لَمْlem
6تُنْذِرْهُمْtunƶirhumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarmasan (da)
7لَا
8يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmazlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.

Adem Uğur

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Ahmed Hulusi

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler!

Ahmet Tekin

Onları uyarsan da, uyarmasan da farketmez. Onlar iman etmeyecekler.

Ahmet Varol

Onları uyarsan da uyarmasan da kendileri için birdir. İman etmezler.

Ali Bulaç

Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Sen onları korkutsan da, korkutmasan da onlarca birdir; iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Onları uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Bekir Sadak

Onlari uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Celal Yıldırım

(Ey Peygamber!) Onları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyarsan da uyarmasan da birdir; imân etmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerini uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.

Diyanet İşleri

Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Diyanet İşleri (eski)

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Diyanet Vakfi

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlarca müsavidir, ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar

Erhan Aktaş

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.

Fizilal-il Kuran

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Gültekin Onan

Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Hamdi Döndüren

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, artık inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

Onları (azab ile) ha korkutmuşsun, ha korkutmamışsın onlarca birdir. İman etmezler.

Hasib Asutay

Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Onları korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir; îmân etmezler.

İbni Kesir

Onları ister korkut, ister korkutma; onlar için birdir, iman etmezler.

Mehmet Okuyan

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Muhammed Esed

artık onları uyarsan da uyarmasan da onlarca birdir, inanmazlar.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için fark etmez: iman etmezler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onları korkutmuş olsan da, korkutmasan da onlara karşı müsavîdir, imân etmezler.

Ömer Öngüt

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Onlar iman etmezler.

Suat Yıldırım

Kendilerine müsavidir; ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...

Süleyman Ateş

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez, inanıp güvenmiyorlar!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.

Şaban Piriş

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerini uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da onlar için birdir; onlar iman etmezler.

Ümit Şimşek

Uyarsan da onlar için birdir, uyarmasan da; artık iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən onları qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar üçün eynidir, iman gətirməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Sən onları qorxutsan da, qorxutmasan da, onlar çün birdir: iman gətirməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es ist gleich, ob du sie warnst oder nicht, sie werden nicht glauben.

Almanca — Der Edle Quran

Und gleich ist es in Bezug auf sie, ob du sie warnst oder sie nicht warnst; sie glauben nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und ihnen ist es gleich, ob du sie warnst oder ob du sie nicht warnst; sie werden nicht glauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ihnen ist es gleich, ob du sie warnst oder ob du sie nicht warnst, sie verinnerlichen den Iman nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such persons O Muhammad whether you warn them of impending danger and misfortunes or you do not, it is one and the same; they counsel deaf and will not open their hearts' ears nor their minds’ eyes.

Abdul Haleem

It is all the same to them whether you warn them or not: they will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

The same is it to them whether thou admonish them or thou do not admonish them: they will not believe.

Abul A'la Maududi

It is all the same for them whether you warn them or do not warn them for they shall not believe.

Aisha Bewley

It makes no difference to them whether you warn them or do not warn them: they will not have iman.

Al-Hilali & Khan

It is the same to them whether you warn them or you warn them not, they will not believe.

Ali Quli Qarai

It is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

And it is all the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not believe (for they have deliberately shut their eyes and ears to the truth).

Arthur John Arberry

Alike it is to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them, they do not believe.

Bijan Moeinian

And it is useless if you present Islam to them, they are already deprived of the faculty of grasping (the truth. ) and they will not believe.

E. Henry Palmer

and it is all, the same to them if thou dost warn them or dost warn them not, they will not believe.

Edip-Layth

Whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.

George Sale

It shall be equal unto them whether thou preach unto them, or do not preach unto them; they shall not believe.

Hamid S. Aziz

And We have made before them a barrier and a barrier behind them, then We have covered them over so that they see not.

Mahmoud Ghali

And it is equal to them whether you have warned them or you have not warned them, they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Whether thou warn them or thou warn them not, it is alike for them, for they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.

Muhammad Asad

thus, it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.

Mustafa Khattab

It is the same whether you warn them or not—they will never believe.

Progressive Muslims

And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Sahih International

And it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.

Sam Gerrans

And it is the same to them whether thou warnedst them, or thou hast not warned them: they do not believe.

Shabbir Ahmed

Whether you warn them or you warn them not, it is the same for them. Their attitude bars them from attaining faith.

Syed Vickar Ahamed

It is the same to them whether you warn them or you do not warn them: They will not believe.

Taqi Usmani

It is all equal for them whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

The Monotheist Group

And whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cela leur est égal que tu les avertisses ou que tu ne les avertisses pas: ils ne croiront jamais.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan re wekhev e, çi tu wan (ji ezabê Xwedê) hişyar bikî, çi tu wan hişyar nekî, her ew bawerî nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En het maakt voor hen niet uit of jij hen waarschuwt of niet; zij geloven niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het zal hun gelijk zijn, hetzij gij al of niet tot hen predikt: zij zullen niet gelooven.

Hollandaca — Siregar

En het maakt geen verschil of jij hen waarschuwt of niet waarschuwt, zij geloven niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И одинаково для них, увещаешь ты их или не увещаешь: они не веруют. {Если Аллах позволит человеку заблудиться, то ему будет бесполезным любое увещание и наставление.}

Rusça — Osmanov

Безразлично им, увещеваешь ты их или нет: они [все равно] не уверуют.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det är likgiltigt för dem om du varnar dem eller inte varnar dem; de vill inte tro.