Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغِي لَهُ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُبِينٌ

ve mā ǎllemnāhu ş-şiǎ'ra ve mā yenbeğī lehu in huve illā ƶikrun ve ḳur'ānun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2عَلَّمْنَاهُǎllemnāhuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiz ona öğretmedik
3الشِّعْرَş-şiǎ'raش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözşiir
4وَمَاve māve
5يَنْبَغِيyenbeğīب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakyakışmaz da
6لَهُlehuona
7اِنْinhayır
8هُوَhuveO
9اِلَّاillāsadece
10ذِكْرٌƶikrunذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbir öğüt
11وَقُرْاٰنٌve ḳur'ānunق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneve Kur'an'dır
12مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kur'ân.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kurʼân.

Adem Uğur

Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Ahmed Hulusi

O'na şiir öğretmedik! O'na yakışmaz da! O ancak bir hatırlatma ve apaçık bir Kuran'dır!

Ahmet Tekin

Biz Muhammed’e şiir öğretmedik. Bu ona yakışmazdı da... Onun okuduğu kitap, ancak Allah’tan gelmiş okunması ibadet olan bir öğüt, bir ikaz ve Allah-insan-kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık seçik Kur’ân’dır.

Ahmet Varol

Biz ona şiir öğretmedik. Ona yakışmaz da. Bu yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Ali Bulaç

Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Ali Fikri Yavuz

Biz O’na (Peygambere) şiir öğretmedik, O’na yaraşmaz da... O kitab, sade bir öğüddür ve (haramla helâlı) açıklayan bir Kur’an’dır.

Ali Rıza Safa

Zaten Ona şiir öğretmedik; Ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir öğreti ve apaçık Kur'an'dır.

Bayraktar Bayraklı

Biz peygambere şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Bekir Sadak

Biz ona siir ogretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir ogut ve apacik Kuran'dir.

Celal Yıldırım

Biz O'na (Muhammed'e) şiir öğretmedik; aslında şiir ona yaraşmaz da. O ancak katıksız bir öğüt ve açık ortada bir Kur'ân'dır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz ona şiir öğretmedik; zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.

Diyanet İşleri

Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Diyanet İşleri (eski)

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.

Diyanet Vakfi

Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da; o sadece bir öğüt ve parlak bir Kur'an'dır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ona şiir öğretmedik, ona yaraşmaz da, o sade bir zikir ve parlak bir Kur'andır

Erhan Aktaş

Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur'an'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur'an'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur'an'dır.

Fizilal-il Kuran

Biz Muhammed'e şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kur'an'dır.

Gültekin Onan

Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kuran'dır.

Hamdi Döndüren

Biz, ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik, zâten bu ona gerekmez de. Onun getirdiği sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.

Hasan Basri Çantay

Biz ona şiir öğretmedik. (Bu) ona yakışmaz da. O (nun getirdiği kitab) bir öğütden ve (hükümleri) açıklayan bir Kur'andan başkası değildir.

Hasib Asutay

(Ey müşrikler!) Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik. (Bu) ona yaraşmaz da. O (na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Hayrat Neşriyat

Ve ona (o Resûlümüze), şiir öğretmedik; (bu) ona yaraşmazdı da. Doğrusu o, ancak bir nasîhattir ve apaçık beyân eden bir Kur’ân’dır.

İbni Kesir

Biz, ona şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmezdi de. Bu, ancak bir zikirdir. Ve apaçık bir Kur'an'dır.

Mehmet Okuyan

Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de. O(nun söyledikleri), sağ olanları uyarsın ve kâfirlere de (azap) sözü gerçekleşsin diye (gerçeğin) hatırla(tıl)ması ve apaçık bir Kur’an’dan başka bir şey değildir.

Muhammed Esed

Ve (işte böyle:) Biz bu (Peygamber'e) şiir (yeteneği) bahşetmedik, zaten (şiir) bu (mesaj)a uygun düşmezdi: o yalnızca bir uyarı ve öğüttür; ve o özünde apaçık olan ve gerçeği dosdoğru gösteren bir (ilahi) hitabedir,

Mustafa İslamoğlu

Biz ona şiir öğretmedik; bu onun için gerekli de değil: o (vahiy) sadece bir uyarı ve öğüttür; dahası açık ve açıklayıcı bir hitaptır;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz O'na şiiri talîm etmedik ve O'nun için lâyık da olmaz. O, başka değil bir mev'izedir ve pek bedîhi bir Kur'an'dır.

Ömer Öngüt

Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi de. Bu ancak bir zikirdir ve apaçık bir Kur'an'dır.

Suat Yıldırım

Biz Resûl’e Kur’ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur’ân’dır.

Süleyman Ateş

Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Süleymaniye Vakfı

Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi de. Ona öğrettiğimiz, bir zikirden /akılda tutulması gereken doğru bilgiden ve apaçık olan Kur'an'dan başka bir şey değildir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Muhammed'e şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi. Bu, sadece zikirdir ve açıklayıcı Kur'an'dır.

Şaban Piriş

Ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apaçık Kur'an'dır.

Tefhim-ul Kuran

Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık olan bir Kur'an'dır.

Ümit Şimşek

Biz Peygambere şiir öğretmedik; bu ona yakışmaz da. O ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değildir;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz ona (Muhəmmədə) şer öyrətmədik, bu ona heç yaraşmaz da. Bu ancaq öyüd-nəsihət və aydın Qurandır ki,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz ona (Muhəmməd əleyhissəlama) şeʼr öyrətmədik və bu ona heç yaraşmaz da (lazım da deyildir). Ona vəhy olunan ancaq öyüd-nəsihət və (haqla batili ayırd edən) açıq-aşkar Qurʼandır ki,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben ihn (Muhammad) nicht das Dichten gelehrt, und das steht ihm auch nicht an. Der ihm herabgesandte Koran ist eine Ermahnung und ein offenkundiges Heiliges Buch.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben ihn nicht das Dichten gelehrt, und es ziemt ihm (auch) nicht. Das ist doch nur eine Ermahnung und ein deutlicher Qurʹan,

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir haben ihn nicht die Dichtung gelehrt, noch ziemte sie sich für ihn. Dies ist nichts als eine Ermahnung und ein deutlicher Quran

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR lehrten ihn nicht das Dichten und dies gebührt ihm nicht! Er ist doch nichts anderes außer Ermahnung und ein klarer Quran,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We did not teach him poetry nor did We instruct him to play the poet or compose poetry nor does it befit him as a Messenger of Allah. What he discourses is indeed a divine message and nothing but a Quran that is intelligible, imparting illumination and enlightenment,

Abdul Haleem

We have not taught the Prophet poetry, nor could he everhave been a poet.

Abdullah Yusuf Ali

We have not instructed the (Prophet) in Poetry, nor is it meet for him: this is no less than a Message and a Qur'an making things clear:

Abul A'la Maududi

We did not teach him (to wit, the Messenger) poetry and it does not behove him. This is none but an Admonition, and a Clear Book

Aisha Bewley

We did not teach him poetry nor would it be right for him. It is simply a reminder and a clear Qur’an

Al-Hilali & Khan

And We have not taught him (Muhammad صلى الله عليه وسلم) poetry, nor is it suitable for him. This is only a Reminder and a plain Qur’ân.

Ali Quli Qarai

We did not teach him poetry, nor does it behoove him. This is just a reminder and a manifest Qur’ān,

Amatul Rahman Omar

We have not taught him (- the Prophet Muhammad the art of composing) verses, nor does it become him (to be a poet). This (Qur'ân) is but a means to attain to eminence; a (Book) that is widely read, and tells the right from the wrong.

Arthur John Arberry

We have not taught him poetry; it is not seemly for him. It is only a Remembrance and a Clear Koran,

Bijan Moeinian

Know that Qur’an is not a work of poetry. Neither Mohammad is a poet. It is revealed to serve as an easy to understand book of profound value.

E. Henry Palmer

We have not taught him poetry, nor was it proper for him; it is but a reminder and a plain Qur'an,

Edip-Layth

We did not teach him poetry, nor does he need it. This is a reminder and a clear Quran.

George Sale

We have not taught Mohammed the art of poetry; nor is it expedient for him to be a poet. This book is no other than an admonition from God, and a perspicuous Koran;

Hamid S. Aziz

And We have not taught him poetry, nor is it meet for him; it is nothing but a reminder and a plain (clarifying) Quran,

Mahmoud Ghali

And in no way did We teach him (The Prophet) poetry; and in no way does it behoove him. Decidedly (this revelation) it is nothing (else) except a Remembrance and an evident Qur'an.

Marmaduke Pickthall

And We have not taught him (Muhammad) poetry, nor is it meet for him. This is naught else than a Reminder and a Lecture making plain,

Mohamed Ahmed - Samira

We have not taught (Muhammad) to versify, nor is it worthy of him. This is nothing but a reminder and illuminating discourse,

Muhammad Asad

AND [thus it is:] We have not imparted to this [Prophet the gift of] poetry, nor would [poetry] have suited this [message]: it is but a reminder and a [divine] discourse, clear in itself and clearly showing the truth,

Mustafa Khattab

We have not taught him poetry, nor is it fitting for him. This ˹Book˺ is only a Reminder and a clear Quran

Progressive Muslims

And We did not teach him poetry, nor does he need it. This is a reminder and a clear Quran.

Sahih International

And We did not give Prophet Muúammad, knowledge of poetry, nor is it befitting for him. It is not but a message and a clear Qur'an

Sam Gerrans

And We taught him not poetry, and it does not behove him; it is only a remembrance and a clear recitation

Shabbir Ahmed

(Know about the Prophet that) We have not taught him poetry, nor is it meet for his dignity. This is no less than a Divine Reminder and an Articulate Qur'an clear in itself and clearly showing the Way. (26:224).

Syed Vickar Ahamed

And We have not taught the (Prophet) poetry, and (poetry) is suited not for him: This is no less than a Message and Quran making things clear:

Taqi Usmani

We did not teach him (the Holy Prophet) poetry, and it is not proper for him. It is nothing (of that sort,) but (it is) an advice and a readable book that explains (the Truth),

The Monotheist Group

And We did not teach him poetry, nor does he need it. This is a reminder and a clear Qur'an.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous ne lui (à Muhammad) avons pas enseigné la poésie; cela ne lui convient pas non plus. Ceci nʹest quʹun rappel et une Lecture (Coran) claire,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me şi’r fêrî Pêxember nekiriye û ev ne babetê wî ye jî. Ya ku me fêrî wî kiriye, bes haydarî û Qurana ronak e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben hem de dichtkunst niet geleerd, zij betaamt hem ook niet. Het is niets anders dan een vermaning en een duidelijke Koran

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben Mahomet de dichtkunst niet geleerd; ook is het niet nuttig voor hem, een dichter te wezen. Dit boek is slechts eene vermaning van God en een duidelijke Koran.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben hem (Mohammed) het dichten niet onderwezen en het past hem niet. Het is niets dan een Vermaning en een duidelijke Koran.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не учили Мы его [пророка Мухаммада] стихам [он не поэт], и не подобает это [поэзия] ему. Это [то, с чем он пришел] – только напоминание (для обладающих разумом) и ясный Коран [в котором содержатся ясные доказательства, очевидные решения, мудрости и наставления],

Rusça — Osmanov

Мы не учили его (Пророка) складывать стихи, да и не подобает ему это. [То, что дано ему], - это откровение и ясный Коран,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR inte låtit (Profeten) få undervisning i diktkonsten och denna (konst) har inte med hans uppgift att göra. (Vad han läser upp) är bara en påminnelse och en klar och klargörande framställning av (Guds) sanning