(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ

li yunƶira men kāne Hayyen ve yeHiḳḳa l-ḳavlu ǎlā l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِيُنْذِرَli yunƶiraن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarman için
2مَنْmenkimseleri
3كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolan
4حَيًّاHayyenح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekdiri
5وَيَحِقَّve yeHiḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekve hak olsun diye
6الْقَوْلُl-ḳavluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(azab) söz(ü)
7عَلَىǎlākarşı
8الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenlere

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Diri olanı korkutması ve kâfirler hakkındaki sözün gerçeğe çıkması için.

Abdulkadir Gölpınarlı

Diri olanı korkutması ve kâfirler hakkındaki sözün gerçeğe çıkması için.

Adem Uğur

Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.

Ahmed Hulusi

Ta ki diri olanı uyarsın ve hakikat bilgisini inkar edenler üzerine de o hüküm gerçekleşsin.

Ahmet Tekin

Bu, hakikati gören, hakkı duyan, söyleneni anlayacak uyanıklığa, düşünebilen bir akla sahip olanı uyarmak; hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmeyerek ölü gibi davranan, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, nankörler üzerinde de, ceza ile ilgili gerekçeli kararımızın, hükmümüzün gerçekleşmesi içindir.

Ahmet Varol

Diri olanı uyarması ve kâfirler hakkındaki sözün hak olması için (Kur'an ona indirildi).

Ali Bulaç

(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).

Ali Fikri Yavuz

Aklı olanı korkutmak, kâfirlere de azab gerçekleşmek için...

Ali Rıza Safa

Yaşayanları uyarsın ve nankörlük edenlerin üzerine sözü verilen gerçekleşsin diye.

Bayraktar Bayraklı

Diri olanları uyarabilsin ve kafirlere ceza hak olsun diye.

Bekir Sadak

Diri olan kimseyi uyarsin ve verilen soz de inkarcilarin aleyhine ciksin.

Celal Yıldırım

Diriyi uyarmak ve kâfirler üzerine (azâbla ilgili) sözün hakk olması içindir (bu Kur'ân)!.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Diri olanları uyarsın ve inkârcılar hakkındaki o söz (ceza) gerçekleşsin diye (gönderilmiştir).

Diyanet İşleri

(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın.

Diyanet Vakfi

Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Diri olanı uyandırmak, nankörlere de o azap sözünün gerekmesi için.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayatı olanı uyandırmak, nankörlere de o söz hakk olmak için

Erhan Aktaş

O, diri olanları uyarmak ve Kafirlerin üzerine Söz'ün hak olması içindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, diri olanları uyarmak ve Kafirlerin üzerine Söz'ün hak olması içindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, diri olanları uyarmak ve gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerine Söz'ün hak olması içindir.

Fizilal-il Kuran

Diri olanları uyarsın ve inkâr edenlere de azab hak olsun.

Gültekin Onan

(Kuran,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).

Hamdi Döndüren

(Biz onu indirdik) ki diri olanı uyarsın ve inkâr edenlere azap sözü gerekli olsun.

Hasan Basri Çantay

(Bu da) hayatı olan kimselere (gelecek tehlikeleri) haber vermek ve kafirlere o söz hak olmak için (dir).

Hasib Asutay

Diri olanları (18) uyarsın ve inkâr edenlere de (azap) söz(ü) gerçekleşsin diye. (18. Aklı ve şuuru olanları.)

Hayrat Neşriyat

Tâ ki hayatta olanları (Allah’ın azâbıyla) korkutsun, kâfirlerin üzerine ise (azab husûsundaki) söz hak olsun!

İbni Kesir

Diri olanları uyarsın ve kafirlerin üzerine söz hak olsun diye.

Mehmet Okuyan

Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de. O(nun söyledikleri), sağ olanları uyarsın ve kâfirlere de (azap) sözü gerçekleşsin diye (gerçeğin) hatırla(tıl)ması ve apaçık bir Kur’an’dan başka bir şey değildir.

Muhammed Esed

ki (kalben) diri olanları uyarabilsin ve (Allah'ın) sözü hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı tanıklık yapabilsin diye.

Mustafa İslamoğlu

ki bu sayede, (kalben) diri olanları uyarsın ve bunu ısrarla inkar edenlere karşı verilmiş söz gerçekleşsin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hayat sahibi olan kimseyi korkutması ve kâfirler üzerine de azabın tahakkuk etmesi için (O Kur'an'ı) indirdik.

Ömer Öngüt

Tâ ki diri olan kimseyi uyarasın ve verilen söz de kâfirlerin aleyhine gerçekleşsin.

Suat Yıldırım

Yaşayan her kişiyi uyarsın diye, böylece ilahî hüküm kâfirler hakkında kesinleşsin diye, gönderilmiştir.

Süleyman Ateş

(Bu Kur'an Muhammed'e vahyedilmiştir) ki, diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azab) söz(ü) hak olsun.

Süleymaniye Vakfı

Bu, hayatta olanları (Kur'an ile) uyarması, onu görmezlikten gelenlere de o sözün /cezalandırma sözünün hak olması içindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Diri olan kimseleri uyarsın ve onun Allah'ın sözü olduğu, görmezlik edenler açısından da kesinleşsin diye indirilmiştir.

Şaban Piriş

Diri olanları uyarmak ve sözün nankörler aleyhinde gerçekleşmesi içindir.

Tefhim-ul Kuran

(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve küfre sapanların üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).

Ümit Şimşek

Diri olanı uyarsın ve kâfirler hakkındaki hüküm yerini bulsun diye Biz ona Kur'ân'ı verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Diri olanı uyarsın ve inkarcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

diri olanları qorxutsun və kafirlər barəsindəki söz gerçəkləşsin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onunla diri olanları (ağıl və bəsirət sahiblərini) qorxutsun və o deyilən söz (əzəldən buyurduğumuz əzab hökmü) kafirlər barəsində gerçək olsun.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Er soll diejenigen warnen, die wahrhaftig in Frömmigkeit leben und damit Gottes Urteil über die Ungläubigen berechtigt ist.

Almanca — Der Edle Quran

damit er warne, wer (da) lebt, und das Wort gegen die Ungläubigen unvermeidlich fällig werde.

Almanca — M. A. Rassoul

auf daß er jeden warne, der am Leben ist und auf daß das Wort gegen die Ungläubigen in Erfüllung gehe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

To use it as the means for a profitable end and to exhort those who are living and spiritually receptive to Allah's commands and to warn those who are spiritually dead to alter their irreverent course of action when warned of its danger, wherefore infidelity shall be justly laid to their charge.

Abdul Haleem

This is a revelation, an illuminating Quran to warn anyone who is truly alive, so that God’s verdict may be passed against the disbelievers.

Abdullah Yusuf Ali

That it may give admonition to any (who are) alive, and that the charge may be proved against those who reject (Truth).

Abul A'la Maududi

that he may warn him who is alive and establish an argument against those that deny the Truth.

Aisha Bewley

so that you may warn those who are truly alive and so that the Word may be carried out against the kafirun.

Al-Hilali & Khan

That he or it (Muhammad صلى الله عليه وسلم or the Qur’ân) may give warning to him who is living (a healthy minded - the believer), and that Word (charge) may be justified against the disbelievers (dead, as they reject the warnings).

Ali Quli Qarai

so that anyone who is alive may be warned, and that the word may come due against the faithless.

Amatul Rahman Omar

(It has been revealed) so that he (- the Prophet) may warn those who are still (somewhat spiritually) alive (and so capable of receiving and responding to the call of truth), and (that) the verdict (of condemnation) be justified against the disbelievers.

Arthur John Arberry

that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.

Bijan Moeinian

Qur’an is revealed to guide every living person [who is not thoughtless and motionless like a statue] to the right path and to disclose the irrationality of the disbelievers.

E. Henry Palmer

to warn him who is living; but the sentence is due against the misbelievers.

Edip-Layth

To warn those who are alive, and so that the retribution will be deserved by the ingrates.

George Sale

that he may warn him who is living: And the sentence of condemnation will be justly executed on the unbelievers.

Hamid S. Aziz

That it may warn him who would have life, and that the word may prove true against the disbelievers.

Mahmoud Ghali

That he may warn whomever is living and that the Saying may come true against the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

To warn whosoever liveth, and that the word may be fulfilled against the disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

So that he may warn him who is alive and feels, and justify the word against those who do not believe.

Muhammad Asad

to the end that it may warn everyone who is alive [of heart], and that the word [of God] may bear witness against all who deny the truth.

Mustafa Khattab

to warn whoever is ˹truly˺ alive and fulfil the decree ˹of torment˺ against the disbelievers.

Progressive Muslims

To warn those who are alive, and so that the retribution will be deserved by the rejecters.

Sahih International

To warn whoever is alive and justify the word against the disbelievers.

Sam Gerrans

To warn whoso is alive, and that the word might become binding against the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

That it may warn everyone who is alive of heart and that the Word may prove True concerning the rejecters. (That violation of the Divine Laws brings Requital in both lives).

Syed Vickar Ahamed

(And also) that it may warn anyone (who is alive), and that its Word (Message) may be justified against the disbelievers.

Taqi Usmani

so that it may warn him who is alive (to listen to the truth), and so that the word may prove true against the disbelievers.

The Monotheist Group

To warn those who are alive, and so that the retribution will be deserved by the rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pour quʹil avertisse celui qui est vivant et que la Parole se réalise contre les mécréants.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

om wie er leven te waarschuwen en opdat de uitspraak aan de ongelovigen bewaarheid wordt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Opdat hij die leeft, daardoor moge gewaarschuwd worden; en het vonnis der veroordeeling zal rechtvaardig op de ongeloovigen worden uitgevoerd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы увещевать [предостерегать] (Кораном) тех, кто жив (и принимает истину), и чтобы сбылось слово [обещание о наказании] над неверными. {Коран – милость для верующих, и довод против неверующих.}

Rusça — Osmanov

чтобы он увещевал тех, кто жив [разумом], чтобы оправдалось предопределение [Аллаха] относительно неверных.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

för att varna dem som är levande (i anden), och för att (Guds) dom över dem som förnekar sanningen, som den måste, skall bli verklighet.