Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

قَالُوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلِيمٌ

ḳālū innā teTayyernā bikum le in lem tentehū le nercumennekum ve le yemessennekum minnā ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2اِنَّاinnādoğrusu biz
3تَطَيَّرْنَاteTayyernāط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansuğursuzluğa uğradık
4بِكُمْbikumsizin yüzünüzden
5لَئِنْle ineğer
6لَمْlem
7تَنْتَهُواtentehūن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakvazgeçmezseniz
8لَنَرْجُمَنَّكُمْle nercumennekumر ج مTaşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı iş, mermi. Rujum - kayan yıldızlar, atmak, lanetlenmek, lanetlenerek atılmak. Marajim - kötü konuşma. Marjum - taşlanmış.sizi mutlaka taşlarız
9وَلَيَمَسَّنَّكُمْve le yemessennekumم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.ve size dokunur
10مِنَّاminnābizden
11عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
12اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Demişlerdi ki: Gerçekten de sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğramadayız, andolsun ki bu işten vazgeçmezseniz elbette taşlarız sizi ve elbette bizden, elemli bir azâba uğrarsınız.

Adem Uğur

(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Kuşkusuz sizde uğursuzluk olduğunu düşünüyoruz. . . Andolsun ki, eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlayarak öldüreceğiz ve elbette size bizden feci bir azap dokunacaktır. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Kesinlikle biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlayarak öldürürüz. Bizden size, can yakıcı müthiş bir kötülük dokunur.' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (yaptığınıza) son vermezseniz andolsun sizi taşlayacağız ve bizden size acıklı bir azap dokunacaktır.'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."

Ali Fikri Yavuz

(Onlar, elçilere) dediler ki: “- Doğrusu biz, sizinle uğursuzlandık. Eğer (bu sözünüzden) vaz geçmezseniz, muhakkak sizi taşla öldürürüz; ve her halde size bizden çok acıklı bir azap dokunur.”

Ali Rıza Safa

"Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık!" dediler; "Buna son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve kesinlikle acı bir biçimde cezalandıracağız!"

Bayraktar Bayraklı

Ülke halkı şöyle dedi: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık, biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."

Bekir Sadak

Kasabalilar: «Dogrusu sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradik; vazgecmezseniz and olsun ki sizi taslayacagiz ve bizden size can yakici bir azap dokunacaktir» demislerdi

Celal Yıldırım

Kasaba halkı onlara: «Doğrusu sizin yüzünüzden başımıza uğursuzluk çöktü. Eğer (bu iddia ve uyarınızdan) vazgeçmezseniz elbette sizi taşlar ve elbette bizden size elem verici bir azâb dokunur,» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(İnkârcılar) şu karşılığı verdiler: “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

Diyanet İşleri (eski)

'Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır' dediler.

Diyanet Vakfi

(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar dediler ki: «Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Doğrusu, biz sizi uğursuzluk nedeni saydık. Yemin ederiz ki, vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan taşlarız ve kesinlikle size bizden acıklı bir azap dokunur." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azab dokunur

Erhan Aktaş

"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.

Fizilal-il Kuran

Kentliler dediler ki; «doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."

Hamdi Döndüren

Kent halkı dediler: “Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki sizi taşlarız ve bizden size can yakıcı bir ceza dokunur!”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzlandık. Eğer vaz geçmezseniz, andolsun, sizi mutlak taşlarız. Bizden size muhakkak acıklı bir işkence de dokunur".

Hasib Asutay

(Kentliler) dediler ki: 'Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu işten) vazgeçmezseniz andolsun sizi taşlarız ve bizden size mutlaka can yakıcı bir azap dokunacaktır.'

Hayrat Neşriyat

(Şehir halkı:) 'Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Yemîn olsun ki, eğer (bu söylediklerinizden) vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşla(yarak öldürü)rüz ve bizden size gerçekten elemli bir azab dokunur' dediler.

İbni Kesir

Doğrusu, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır, dediler.

Mehmet Okuyan

(Şehir halkı) “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) vazgeçmezseniz, şüphesiz ki sizi kovacağız; elbette bizden size elem verici bir azap dokunacak!” demişti.

Muhammed Esed

(Ötekiler,) "Doğrusu," dediler, "bize uğursuzluk getirdiniz! Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!"

Mustafa İslamoğlu

(Şehir halkı) dediler ki: "Şüphesiz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer buna bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşa tutar ve sizi keyfimizce şiddetli bir biçimde cezalandırırız."

Ömer Nasuhi Bilmen

(O münkirler de) Dediler ki: «Biz sizinle teşe'ümde bulunduk. Andolsun ki, eğer vazgeçmez iseniz elbette sizi taşlayacağız. Ve elbette ki, bizim tarafımızdan size pek acıklı bir azap dokunacaktır.»

Ömer Öngüt

Onlar dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur. "

Suat Yıldırım

Ahâli dedi ki: "Uğursuzsunuz siz, şayet vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz."

Süleyman Ateş

(Kentliler) Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur."

Süleymaniye Vakfı

Kent ahalisi dedi ki: "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz kesinlikle sizi taşa tutarız, tarafımızdan size mutlaka acıklı bir azap gelir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız."

Şaban Piriş

Onlar dediler ki: -Sizin yüzünüzden bize uğursuzluk geldi. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.

Tefhim-ul Kuran

Onlar dediler ki: «Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acıklı bir azab dokunacaktır.»

Ümit Şimşek

Onlar 'Biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık,' dediler. 'Vazgeçmeyecek olursanız sizi taşlarız; bizden size acı bir azap dokunur.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Biz sizdə bəd əlamət gördük. Əgər dəvətinizə son qoymasanız, sizi mütləq daşqalaq edəcəyik və bizdən sizə mütləq ağrılı-acılı bir əzab toxunacaqdır”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Antakiyalılar) dedilər: ″Biz sizdə bir nəhslik gördük. (Sizin ucbatınızdan bizi bədbəxtlik basdı, bizə uğursuzluq üz verdi. Gəlişinizlə aramıza nifaq düşdü, yurdumuzun bərəkəti çəkildi, yağışımız kəsildi). Həqiqətən, əgər (Allahın elçiləri olmaq iddianızdan) əl çəkməsəniz, sizi mütləq daşqalaq edəcəyik və bizdən sizə mütləq bir şiddətli əzab toxunacaqdır″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺWir sehen in euch ein böses Omen. Wenn ihr nicht aufhört mit eurem Gerede, werden wir euch mit Steinen bewerfen, und ihr werdet von uns eine peinvolle Strafe erleiden.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺWir sehen in euch ein böses Vorzeichen. Wenn ihr nicht aufhört, werden wir euch ganz gewiß steinigen, und euch wird ganz gewiß schmerzhafte Strafe von uns widerfahren.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺWir ahnen Böses von euch. Wenn ihr (davon) nicht ablaßt, so werden wir euch gewiß steinigen, und euch wird sicher unsere schmerzliche Strafe treffen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺGewiß, wir prophezeien etwas Unheilvolles mit euch. Wenn ihr nicht aufhören würdet, würden wir euch doch steinigen und euch wird gewiß von uns eine qualvolle Peinigung treffen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But again the people said to the Messengers: "We augur from you and we esteem you as omens presaging some direful calamity, therefore unless you stop holding discourse of this faked message, we will pelt you with stones and you shall suffer grievously at our hands".

Abdul Haleem

but they answered, ‘We think you are an evil omen. If you do not stop, we shall stone you, and inflict a painful torment on you.’

Abdullah Yusuf Ali

The (people) said: "for us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."

Abul A'la Maududi

The people of the town said: "We believe you are an evil omen for us. If you do not desist, we will stone you or you will receive a grievous chastisement from us."

Aisha Bewley

They said, ‘We see an evil omen in you. If you do not stop we will stone you and you will suffer a painful punishment at our hands.’

Al-Hilali & Khan

They (people) said: "For us, we see an evil omen from you: if you cease not, we will surely stone you, and a painful torment will touch you from us."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Indeed we take you for a bad omen. If you do not relinquish we will stone you, and surely a painful punishment will visit you from us.’

Amatul Rahman Omar

They (- the people of the town) said, `We augur ill from you (for we are always seize with one calamity or the other after your advent). If you do not give it (- your preaching) over we will certainly excommunicate you and a painful punishment shall befall you at our hands.'

Arthur John Arberry

They said, 'We augur ill of you. If you give not over, we will stone you and there shall visit you from us a painful chastisement.'

Bijan Moeinian

People said: "We consider you bad omens and if you do not stop this nonsense we will either stone you or punish you in a horrible manner. "

E. Henry Palmer

They said, 'Verily, we have augured concerning you, and if ye do not desist we will surely stone you, and there shall touch you from us a grievous woe. '

Edip-Layth

They replied: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone/excommunicate you, and you will receive a painful retribution from us!"

George Sale

Those of Antioch said, verily we presage evil from you: If ye desist not from preaching, we will surely stone you, and a painful punishment shall be inflicted on you by us.

Hamid S. Aziz

"And nothing devolves on us but a clear deliverance (of the message). "

Mahmoud Ghali

They said, "Surely we augur ill of you. Indeed in case you do not give over, indeed we will definitely stone you, and indeed there will definitely touch you from us a painful torment."

Marmaduke Pickthall

(The people of the city) said: We augur ill of you. If ye desist not, we shall surely stone you, and grievous torture will befall you at our hands.

Mohamed Ahmed - Samira

They rejoined: "We feel you augur ill. If you do not desist, we shall stone you to death, and inflict a grievous punishment on you."

Muhammad Asad

Said [the others]: "Truly, we augur evil from you! Indeed, if you desist not, we will surely stone you, and grievous suffering is bound to befall you at our hands!"

Mustafa Khattab

The people replied, "We definitely see you as a bad omen for us. If you do not desist, we will certainly stone you ˹to death˺ and you will be touched with a painful punishment from us."

Progressive Muslims

They replied: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone you, and you will receive a painful retribution from us!"

Sahih International

They said, "Indeed, we consider you a bad omen. If you do not desist, we will surely stone you, and there will surely touch you, from us, a painful punishment."

Sam Gerrans

Said they: “We think you an evil omen. If you cease not, we will stone you; and there will touch you from us a painful punishment.”

Shabbir Ahmed

The people said, "We consider you bad omens. Indeed, if you desist not, we will surely stone you, and grievous punishment will befall you at our hands."

Syed Vickar Ahamed

The (people) said: "About us, we see an evil sign from you: If you do not stop, we will surely stone you, and a truly painful punishment will be given to you by us. "

Taqi Usmani

They (the People of the Town) said, "We take you as a bad omen for us. If you do not desist, we will certainly stone you and you will be afflicted by a painful punishment from us."

The Monotheist Group

They said: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone you, and you will receive a painful retribution from us!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺNous voyons en vous un mauvais présage. Si vous ne cessez pas, nous vous lapiderons et un douloureux châtiment de notre part vous toucheraʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Ji rûyê we de bêqudoşî bi ser me de hat. Sond be, eger hûn ji vê doza xwe venegerin em ê her we bi keviran birecimînin û ji cem me ve teqez îşkenceyeke erjeng dê bihingive we.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWij zien in jullie een slecht voorteken. Als jullie niet ophouden zullen wij jullie stenigen en dan zal jullie van onze kant een pijnlijke bestraffing treffen.ʺ

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺVoorwaar, wij zien een kwaad lot in jullie, als jullie dan niet ophouden, dan zullen wij jullie zeker stenigen en dan zal jullie zeker een pijnlijke bestraffing van ons treffen.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Им] ответили: ʺВоистину, вы приносите нам дурное предзнаменование. Если вы не оставите нас [в покое], мы непременно побьем вас камнями и вас постигнет Наше мучительное наказаниеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Invånarna) sade: ʺVi ser er ankomst som ett varsel om kommande olyckor! Om ni inte avstår (från ert uppsåt), skall vi sannerligen stena er, ja, vi skall låta er utstå ett plågsamt straff!ʺ