(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًا يَاجِبَالُ اَوِّبِي مَعَهُ وَالطَّيْرَ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ اَنِ اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا اِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

ve leḳad āteynā dāvūde minnā feDlen yā cibālu evvibī meǎhu ve T-Tayra ve elennā lehu l-Hadīde / eni ǎ'mel sābiğātin ve ḳaddir fī s-serdi ve ǎ'melū SāliHen innī bimā teǎ'melūne beSīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun ki
2اٰتَيْنَاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverdik
3دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud'a
4مِنَّاminnātarafımızdan
5فَضْلًاfeDlenف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbir üstünlük
6يَاجِبَالُyā cibāluج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakEY/HEY/AH dağlar
7اَوِّبِيevvibīا و بGeri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak.tesbih edin
8مَعَهُmeǎhuonunla beraber
9وَالطَّيْرَve T-Tayraط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansve (ey) kuşlar
10وَاَلَنَّاve elennāل ي نYumuşak, yumuşaklık, gevşeklik, zayıflık, esneklik, nezaket, kolaylık, narinlikve yumuşattık
11لَهُlehuona
12الْحَدِيدَl-Hadīdeح د دBir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek, yasaklamak, geri püskürtmek/uzaklaştırmak/önlemek, ceza veya ceza vermek, bir şeyi diğerinden işaret veya not ile ayırt etmek veya ayırmak, bir bıçağı bilemek veya keskinleştirmek, bir kişiye veya şeye keskin veya dikkatli veya özenle bakmak, hitabet veya zeka veya anlayış veya öfke açısından keskin [veya etkili] olmak.demiri
1اَنِeni
2اعْمَلْǎ'melع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyap
3سَابِغَاتٍsābiğātinس ب غBol olmak, geniş olmak, uzun olmak, tam olmak, eksiksiz olmak, boyamak, yıkamak, daldırmak, suya batırmakgeniş zırhlar
4وَقَدِّرْve ḳaddirق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışölçülü yap
5فِي
6السَّرْدِs-serdiس ر دÖrmek, dokumak, dizmek, sıralamak, birbiri ardınca anlatmak, hikaye etmek, zırh örmekdokumasını
7وَاعْمَلُواve ǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve (hepiniz) yapın
8صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
9اِنِّيinnīçünkü ben
10بِمَاbimā
11تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınızı
12بَصِيرٌbeSīrunب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmekteyim

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zırhlar yap dedik ve onları ne ince, ne kalın, tam münâsip bir metânette ör ve iyi işlerde bulunun; şüphe yok ki ben ne yaparsanız hepsini görürüm.

Abdulkadir Gölpınarlı

Zırhlar yap dedik ve onları ne ince, ne kalın, tam münâsip bir metânette ör ve iyi işlerde bulunun; şüphe yok ki ben ne yaparsanız hepsini görürüm.

Adem Uğur

Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Davud hanedanı!) İyi işler yapın. Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı görmekteyim, diye (vahyettik).

Ahmed Hulusi

"Zırh gibi koruyucu mükemmel bir düşünce sistemi oluştur; ve imanınızın gereğini uygulayın! Doğrusu ben yaptıklarınızı Basıyr'im. "

Ahmet Tekin

'Bütün bedeni koruyacak geniş ve uzun zırhlar imal et. Zırh parçalarını ve halkalarını üretirken, birbirine eklerken, plana, ölçüye, hesaba riayet et, zırh imalâtındaki çalışma süreni de belirleyecek bir program yap' dedik. 'Siz de ey Muhammed ümmeti, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olun, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyin. Ben sizin yaptıklarınızı biliyor, görüyor, takip ediyorum.'

Ahmet Varol

'Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü biçimde yap ve (hepiniz) salih ameller işleyin. Şüphesiz ben sizin yaptıklarınızı görmekteyim' diye (bildirdik).

Ali Bulaç

"Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim" (diye vahyettik).

Ali Fikri Yavuz

Geniş zırhlar yap ve dokuma hususunda ölçü kullan diye, kendisine emrettik. Siz de ey Davud ailesi! Salih amel işleyin; çünkü ben bütün yaptıklarınızı görürüm.

Ali Rıza Safa

"Geniş ve uzun zırhlar yap; örgü biçiminde düzenle!" "Erdemli edimler yapın. Kuşkusuz, Ben, yaptıklarınızı Görenim!"

Bayraktar Bayraklı

"Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap! Ey Davud hanedanı, iyi işler yapınız. Şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim" dedik.

Bekir Sadak

(10-11) «Ey daglar ve kuslar! Davud tesbih ettikce siz de onu tekrarlayin» diyerek and olsun ki, ona katimizdan lutufta bulunduk; «genis zirhlar yap, dokumasini saglam tut» diye ona demiri yumusak kildik. Ey insanlar! Yararli is isleyin; dogrusu Ben yaptiklarinizi grenim.

Celal Yıldırım

«Uzunca, genişçe zırhlar yap: (halkalarının) işlenmesini düzenli biçimde tut; iyi-yararlı amelde bulun. Şüphesiz ki, ben sizin yaptıklarınızı görenim» (diye vahyettik).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Ona şöyle buyurduk:) “Geniş zırhlar imal et, örgüsünü ölçülü yap.” Siz de (ey müminler) dünya ve âhirete faydalı işler yapın; şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim.

Diyanet İşleri

(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

Diyanet İşleri (eski)

(10-11) 'Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın' diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk; 'geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut' diye ona demiri yumuşak kıldık. Yararlı iş işleyin; doğrusu Ben yaptıklarınızı görenim.

Diyanet Vakfi

Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Davud hanedanı!) İyi işler yapın. Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı görmekteyim, diye (vahyettik).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bol bol zırhlar yap ve biçimlemede ölçüyü gözet dedik. Siz de iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Geniş zırhlar yap ve iyi biçime yatır (iyi biçim ver). Siz de iyi işler de bulunun; çünkü Ben, bütün yapacaklarınızı gözetiyorum, dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bol bol zırhlar yap ve iyi biçime yatır diye. Siz de salah ile çalışın, daha iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum

Erhan Aktaş

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı yapın. Ben, yaptıklarınızı Bütün Gerçeğiyle Gören'im.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı yapın. Ben, yaptıklarınızı bütün gerçeğiyle görenim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı yapın. Ben, yaptıklarınızı bütün gerçeğiyle görenim.

Fizilal-il Kuran

Ona «İnsan vücudunu iyice saracak geniş zırhlar yap ve zırhların parçalarını biribirine ölçülü biçimde tak» dedik. Ey Davudoğulları, iyi ameller işleyiniz. Çünkü ben yaptıklarınızı görüyorum.

Gültekin Onan

"Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim" diye (vahyettik).

Hamdi Döndüren

“Geniş zırhlar yap, dokumasında ölçü kullan ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü Ben yaptıklarınızı görmekteyim.” diye (vahyettik).

Hasan Basri Çantay

"(Bütün bedeni örtecek) uzun zırhlar yap, (onları) dokumada intizaamı gözet" diye (buyurduk). "(Ey Davuud haanedanı) iyi amel (ve hareketler) de bulunun. Çünkü hakıykat ben, ne yaparsanız tastamam görenim".

Hasib Asutay

(Ona) 'Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Davud ailesi!) salih ameller işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim.' (diye vahyettik).

Hayrat Neşriyat

(10-11) Şânım hakkı için, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik. 'Ey dağlar ve kuşlar! Onunla berâber tesbîh edin!' (dedik). Ve 'Geniş zırhlar yap!' diye demiri ona yumuşattık. 'Hem dokumasında ölçüyü gözet (güzel ve yeteri kadar yap) ve (ehlinle birlikte) sâlih amel işleyin! Çünki ben ne yaparsanız hakkıyla görenim' (diye vahyettik).

İbni Kesir

Geniş zırhlar yap ve dokumasını sağlam tut, diye. Ve salih ameller işleyin. Muhakkak ki Ben; yapmakta olduğunuz şeyi görenim.

Mehmet Okuyan

“Geniş zırhlar yap; dokumasında ölçülü davran!” diye (vahyetmiştik). (Siz de) iyi işler yapın! Şüphesiz ki ben yaptıklarınızı görenim.

Muhammed Esed

(ve o'na şu telkinde bulunduk:) "Güzel işleri çokça, hiçbir sınır gözetmeden yap ve onların düzenli akışına derin bir anlam kazandır". Ve (böylece ey müminler, hepiniz) doğru ve yararlı işler yapınız, çünkü Ben bütün yaptıklarınızı görürüm!

Mustafa İslamoğlu

"İşleri en güzel, en ideal bir şekilde hakkını vererek yap ve onlar arasındaki ölçü ve uyumu gözet!" Ve hepiniz Allah'ı razı edecek işler yapın! Çünkü Ben, yaptığınız her işi görmekteyim.

Ömer Nasuhi Bilmen

Geniş, uzun zırhlar yap ve zırh halkalarını güzelce tanzim et ve iyi amel işleyin. Şüphe yok ki, Ben ne yapar olduklarınızı görücüyüm.

Ömer Öngüt

"Uzunca genişce zırhlar yap! Dokumasını sağlam tut!" Sâlih ameller işleyin! Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görmekteyim.

Suat Yıldırım

(10-11) Biz Davud’a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah’ın yüceliğini terennüm edin." dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) "Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum." buyurduk.

Süleyman Ateş

"Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim." diye (vahyettik).

Süleymaniye Vakfı

"Vücudu kaplayan zırhlar yap, örgüsündeki ölçüyü iyi belirle!" Siz, iyi işler yapın. Ben yaptığınız her şeyi görmekteyim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Vücudu tümüyle örten zırhlar yap, dokumasını sağlam tut" dedik. Ey insanlar! Siz de iyi işler yapın. Ben ne yaptığınızı görürüm.

Şaban Piriş

Geniş zırhlar yap, dokumasını da sağlam tut; diye. İyi çalışın, çünkü ben yaptıklarınızı görürüm.

Tefhim-ul Kuran

«Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok; ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yapmakta olduklarınızı görenim» (diye vahyettik).

Ümit Şimşek

'Dokusu düzenli, bol zırhlar yap,' dedik. 'Güzel işler yapmaya bakın; çünkü Ben sizin yaptıklarınızı görüyorum.'

Yaşar Nuri Öztürk

Geniş ve uzun zırhlar yap! Dokumasında titiz davran! Siz de hayra ve barışa yönelik iş yapın. Kuşkusuz, ben, yaptıklarınızı görüyorum.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra buyurduq: “Geniş zirehlər düzəlt və halqaları toxuduqda ölçüyə riayət et. Ey Davud ailəsi, yaxşı işlər görün! Mən, həqiqətən də, sizin nə etdiyinizi görürəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Biz Davuda belə buyurduq:) ″Geniş, uzun (insanın bədənini örtən) zirehlər düzəlt, (onları) toxuduğun zaman ölçüyə riayət et! (Zirehin həlqələri bir-birinə uyğun gəlsin, biri böyük, biri kiçik olmasın!) Və (siz də ey Davud ailəsi!) yaxşı işlər görün. Həqiqətən, Mən sizin etdiyiniz əməlləri görürəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

ʺStelle Panzerhemden her, und füge die Ringe richtig bemessen sorgfältig ineinander!ʺ Ihm und seinen Angehörigen sagten Wir: ʺTut gute Werke! Ich sehe genau, was ihr macht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

ʺFertige Panzergewänder an und füge im richtigen Maß die Panzermaschen aneinander. Und handelt rechtschaffen, denn Ich sehe wohl, was ihr tut.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

(Und Wir sprachen:) ʺVerfertige lange Panzerhemden und füge die Maschen des Kettenwerks fein ineinander. Und verrichtet gute Taten; denn Ich sehe alles, was ihr tut.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

ʺStelle Panzerhemden her und füge die Ringe nach Maß ineinander.ʺ Und tut gottgefällig Gutes! Gewiß, ICH bin dessen, was ihr tut, allsehend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We directed him, thus: "Make coats of arms", We said, "and use your skill and talent in the construction of the chain- work and in the overlapping of the plates to be fastened upon the ground-work". And We said to him and his family: "Do good and imprint your deeds and thoughts with wisdom and piety, I am Bassirun of all that you do".

Abdul Haleem

saying, ‘Make coats of chain mail and measure the links well.’ ‘Do good, all of you, for I see everything you do.’

Abdullah Yusuf Ali

(Commanding), "Make thou coats of mail, balancing well the rings of chain armour, and work ye righteousness; for be sure I see (clearly) all that ye do."

Abul A'la Maududi

"Fashion coats of mail and measure their links with care and act righteously. I am watching over whatever you do."

Aisha Bewley

‘Make full-length coats of mail, measuring the links with care. And act rightly, all of you, for I see what you do.’

Al-Hilali & Khan

Saying: "Make you perfect coats of mail, and balance well the rings of chain armour, and work you (men) righteousness. Truly, I am All-Seer of what you do."

Ali Quli Qarai

saying, ‘Make easy coats of mail, and keep the measure in arranging [the links], and act righteously. Indeed I see best what you do.’

Amatul Rahman Omar

(We said to him, ) `Make full length coats of mail (to cover the whole body) forging links of proper measure (for their smooth working). ' (And We also said to him and his followers,) `Do righteous deeds. I am a keen Observer of what you do.'

Arthur John Arberry

'Fashion wide coats of mail, and measure well the links. ' -- And do ye righteousness, for surely I see the things you do.

Bijan Moeinian

I subdued the mountains and the birds to him so that they join him in worshipping Me. I also taught him how to build the weapons from Iron. O people of David [the Jews] please Me with good deeds and do not forget that I am watching whatever you are doing.

E. Henry Palmer

Make thou coats of mail and adapt the rings thereof, and do right; verily, I at what ye do do look. '

Edip-Layth

That you may make Armour coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

George Sale

saying, make thereof complete coats of mail, and rightly dispose the small plates which compose the same: And work ye righteousness, O family of David; for I see that which ye do.

Hamid S. Aziz

And certainly We gave David grace from Us, saying, "O mountains! Echo his psalms of praise with him, and you birds also; and We made the iron pliant unto him,

Mahmoud Ghali

(Saying), "Make (wide) coats of mail, and determine well the links. " And do all of you righteousness, (for) surely I am Ever-Beholding whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Saying: Make thou long coats of mail and measure the links (thereof). And do ye right. Lo! I am Seer of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

"Make long coats of mail, " (We said), "and fix their links, and do the right. I surely see whatsoever you do."

Muhammad Asad

[and inspired him thus:] "Do good deeds lavishly, without stint, and give deep thought to their steady flow. " And [thus should you all, O believers,] do righteous deeds: for, verily, I see all that you do!

Mustafa Khattab

instructing: "Make full-length armour, ˹perfectly˺ balancing the links. And work righteousness ˹O family of David!˺. Indeed, I am All-Seeing of what you do."

Progressive Muslims

That you may make armour coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

Sahih International

[Commanding him], "Make full coats of mail and calculate [precisely] the links, and work [all of you] righteousness. Indeed I, of what you do, am Seeing."

Sam Gerrans

“Do thou abundant good works, and decree thou their continuance.” And work righteousness; I see what you do.

Shabbir Ahmed

(And We said to him), "Set up means for making coats of armor, and design a strong defense (with infantry and cavalry) linked in command. And (O People of David) you all shall use this power to serve humanity. Verily, whatever you do, I am Seer thereof."

Syed Vickar Ahamed

(By saying to him), "You make perfect coats of (metallic) rings and by balancing the rings of chain in the (defensive) clothing, and you work rightful deeds; For be sure, I am All Seeing (Baseer) of all that you do. "

Taqi Usmani

(saying to him,) "Make coats of armour, and maintain balance in combining rings, and do, all of you, righteous deeds. Surely I am watchful of what you do."

The Monotheist Group

That you may make armor coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(en lui disant): ʺFabrique des cottes de mailles complètes et mesure bien les maillesʺ. Et faites le bien. Je suis Clairvoyant sur ce que vous faites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Me ji malbata Dawud re got:) Zirxên fireh çêkin, fesala wan bi endaz bikin û karên hêja bikin, bêguman ez li ser ya ku hûn dikin bîner im.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maak pantserhemden en meet het vlechtwerk goed af en handel deugdelijk; Ik doorzie wel wat jullie doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeggende: Maak hiervan volkomen maliënkolders, en schik de kleine plaatjes waaruit zij zijn samengesteld, op juiste wijze, en oefen rechtvaardigheid uit, o gezin van David! want ik zie wat gij doet.

Hollandaca — Siregar

(Allah zei:) ʺMaak maliënkolders en bepaal de maat van de ringen,ʺ En verricht goede werken. Voorwaar, Ik zie wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

«Делай (кольчуги) длинными (чтобы они хорошо покрывали тело воина) и определи меру в кольцах (кольчуги) [чтобы они не были тонкими, что кольчуга не будет защищать тело, и чтобы также не были толстыми, чтобы кольчуга не стала тяжелой]. И делайте (о, Дауд и твоя семья) праведное [дела повиновения Аллаху], (ведь) поистине Я вижу то, что вы делаете!»

Rusça — Osmanov

[и повелели]: ʺВыкуй кольчуги во весь рост и соблюдай меру в звеньях [кольчуг]. Творите добрые деяния, Я ведь вижу то, что вы вершитеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(och befallde honom) att tillverka rymliga brynjor och att avpassa ringarna väl. ʺOch (ni, Davids folk, handla och) gör det goda och det rätta! Jag ser vad ni gör.ʺ