Ahzab Suresi 20. Ayet — Elfaz
Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.
1يَحْسَبُونَyeHsebūnesanıyorlardıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.
2الْاَحْزَابَl-eHzābeordularınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.
3لَمْlemHarf-i Nefi
4يَذْهَبُواyeƶhebūgitmedikleriniMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek
5وَاِنْve ineğerBağlaç+Şart Edatı
6يَأْتِye'tigelselerMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
7الْاَحْزَابُl-eHzābuordularMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.
8يَوَدُّواyeveddūarzu ederlerdiMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو د دSevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek
9لَوْlevkeşkeŞart Edatı
10اَنَّهُمْennehumkendileriHarf-i Nasb+Zamir
12فِيfīarasındaHarf-i Cer
13الْاَعْرَابِl-eǎ'rābiAraplarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak
14يَسْـَٔلُونَyeselūnesorup öğrenmeyiMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
15عَنْǎn--denHarf-i Cer
16اَنْبَٓائِكُمْenbāikumsizin haberleriniz-İsim+Zamirن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber
17وَلَوْve levve şayetBağlaç+Şart Edatı
18كَانُواkānūbulunsalardıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
19فِيكُمْfīkumiçinizdeHarf-i Cer+Zamir
20مَاmāHarf-i Nefi
21قَاتَلُواḳātelūdövüşmezlerdiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
22اِلَّاillādışındaHasr Edatı