İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَا وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

ve iƶā eƶeḳnā n-nāse raHmeten feriHū bihā ve in tuSibhum seyyietun bimā ḳaddemet eydīhim iƶā hum yeḳneTūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَٓاve iƶāve zaman
2اَذَقْنَاeƶeḳnāذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygubiz taddırdığımız
3النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
4رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmet
5فَرِحُواferiHūف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevinirler
6بِهَاbihāonunla
7وَاِنْve inve eğer
8تُصِبْهُمْtuSibhumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.onlara erişirse
9سَيِّئَةٌseyyietunس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekbir kötülük
10بِمَاbimādolayı
11قَدَّمَتْḳaddemetق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.öne sürdüklerinden
12اَيْدِيهِمْeydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitelleriyle (yapıp)
13اِذَاiƶāderhal
14هُمْhumonlar
15يَقْنَطُونَyeḳneTūneق ن طÜmitsizliğe kapılmak, cesaretini kaybetmek, engellemek, umudu terk etmekumutsuzluğa düşerler

Tüm mealler

Meal seçin (65 / 65 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulkadir Gölpınarlı

İnsanlara bir rahmet tattırdık mı onunla sevinir, övünürler ve onlara, elleriyle yapıp hazırladıkları bir kötülük gelip çatınca da hemen ümitlerini keserler.

Ahmed Hulusi

İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinirler. . . Kendi elleriyle yaptıkları sonucu olarak bir kötülük yaşarlarsa, hemen onlar ümitsizliğe düşerler!

Ali Bulaç

Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Ali Rıza Safa

İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinirler. Yaptıklarından dolayı kendilerine bir kötülük geldiğinde ise hemen umutlarını yitirirler.

Bayraktar Bayraklı

İnsanlara katımızdan bir bolluk tattırdığımızda buna sevinirler. Fakat yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde hemen ümitsizliğe düşerler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnsanlara bir nimet tattırdığımızda buna sevinirler; fakat kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir belâ gelse hemen ümitsizliğe düşerler.

Diyanet İşleri

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar; ellerinin yaptığı birşey sebebiyle başlarına bir kötülük gelince de (hemen) her ümidi kesiveriyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız vakıt ona güveniyorlar da ellerinin takdim ettiği bir sebeble başlarına bir fenalık gelirse her ümidi kesiveriyorlar

Erhan Aktaş

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Gültekin Onan

Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Hamdi Döndüren

Biz, insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler. Kendi işledikleri sürdükleri yüzünden, başlarına bir kötülük gelince de hemen ümitsizliğe düşerler.

Hasan Basri Çantay

Ne zaman insanlara bir rahmet tatdırdı isek onunla şımarmışlardır. Kendi ellerinin öne sürdükleri (günahlar) yüzünden onlara bir fenalık isaabet edince de hemen onlar ümidlerini kesiverirler.

Hasib Asutay

İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinirler. Kendi ellerinin öne sürdükleri (günâhlar) yüzünden onlara bir kötülük erişince de, hemen umutsuzluğa düşerler.

İbni Kesir

Ne zaman da insanlara bir rahmet tattırdık ise; onunla sevinirler. Ama yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse; hemen ümidlerini kesiverirler.

Mehmet Okuyan

İnsanlara bir rahmet (bolluk) tattırdığımızda ona sevinirler. Yaptıkları nedeniyle başlarına bir kötülük gelse bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

Muhammed Esed

(Her zaman olduğu gibi,) insanlara rahmetimizi tattırdığımız zaman buna sevinirler; fakat kendi yapıp ettikleri sonucunda başlarına bir bela gelince de bütün ümitlerini yitirirler!

Mustafa İslamoğlu

Evet, ne zaman insanlara bir rahmet tattıracak olsak onunla sevince gark olurlar; ama elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelse, o zaman da hemen umutsuzluğa kapılıverirler.

Süleyman Ateş

Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman onunla sevinirler. Elleriyle yapıp öne sürdükleri(işleri)nden dolayı onlara bir kötülük erişince de, derhal umutsuzluğa düşerler.

Süleymaniye Vakfı

İnsanlara bir ikram tattırdığımızda onunla mutlu olurlar. Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük geldiğinde de hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara ikramımızdan tattırdığımızda sevinirler. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına kötülük gelse hemen umutsuzluğa düşerler.

Şaban Piriş

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinirler; ve eğer kendi yaptıkları yüzünden bir kötülük dokunursa hemen ümitsizliğe düşerler.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla ferahlar, şımarırlar. Kendi ellerinin hazırladıkları yüzünden kendilerine bir kötülük gelip çatsa, hemencecik ümitsizliğe düşerler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İnsanlara mərhəmət göstərdikdə ona sevinərlər. Öz əlləri ilə etdikləri günahlara görə onlara bir bəla üz verdikdə isə dərhal ümidlərini üzərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İnsanlara bir mərhəmət (firavan həyat, sağlamlıq, cah-calal) daddırdığımız zaman ona sevinərlər. Onları öz əlləri ilə etdikləri əməllərə (qazandıqları günahlara) görə bir müsibətə düçar etdikdə isə dərhal məʼyus olarlar (hər şeydən ümidlərini üzərlər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir die Menschen Barmherzigkeit kosten lassen, freuen sie sich darüber, doch wenn sie wegen ihrer Untaten Unheil trifft, sind sie verzweifelt.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn Wir die Menschen Barmherzigkeit kosten lassen, sind sie froh darüber. Wenn sie aber etwas Böses trifft für das, was ihre Hände vorausgeschickt haben, verlieren sie sogleich die Hoffnung.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn Wir die Menschen Barmherzigkeit kosten lassen, freuen sie sich darüber; doch wenn sie ein Übel um dessentwillen befällt, was ihre eigenen Hände vorausgeschickt haben, siehe, dann verzweifeln sie.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn WIR die Menschen eine Gnade von Uns erfahren ließen, freuen sie sich darüber, und wenn sie Schlechtes trifft wegen dem, was sie eigenhändig vollbrachten, da verzweifeln sie.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And should We extend to people Our mercy and make them taste benediction they rejoice beyond a common joy and if they happen to meet with a misfortune as a result of what their wrongful and unclean hands have committed they nurse despair.

Abdul Haleem

When We give people a taste of Our blessing, they rejoice, but when something bad happens to them- because of their own actions- they fall into utter despair.

Abdullah Yusuf Ali

When We give men a taste of Mercy, they exult thereat: and when some evil afflicts them because of what their (own) hands have sent forth, behold, they are in despair!

Abul A'la Maududi

When We make people have a taste of Our Mercy, they exult in it; and when any misfortune befalls them in consequence of their deeds, then lo and behold, they despair.

Aisha Bewley

When We give people a taste of mercy, they rejoice in it, but when something bad happens to them because of what they themselves have done, they immediately lose all hope.

Al-Hilali & Khan

And when We cause mankind to taste of mercy, they rejoice therein; but when some evil afflicts them because of (evil deeds and sins) that their (own) hands have sent forth, behold, they are in despair!

Ali Quli Qarai

And when We let people taste [Our] mercy, they exult in it; but should an ill visit them because of what their hands have sent ahead, behold, they become despondent!

Amatul Rahman Omar

And when We let people enjoy Our mercy they rejoice over it. But no sooner does an evil befall them, because of their own evil deeds, then they grow despondent.

Arthur John Arberry

And when We let men taste mercy, they rejoice in it; but if some evil befalls them for that their own hands have forwarded, behold, they despair.

Bijan Moeinian

When I shower people with some favor, they welcome and enjoy it. When, in account of their [ungrateful] behavior, they are caught in a distressful situation, they loose faith!

E. Henry Palmer

And when we have made men taste of mercy, they rejoice therein; and if there befall them evil for what their hands have sent before, behold! they are in despair.

Edip-Layth

If We grant the people a taste of mercy, they become happy with it, but if evil afflicts them for what they have done, they become in despair!

George Sale

When We cause men to taste mercy, they rejoice therein; but if evil befalleth them, for that which their hands have before committed, behold, they despair.

Hamid S. Aziz

Or, have We sent down upon them an authority so that it speaks of that which they associate with Him?

Mahmoud Ghali

And when We make mankind to taste a mercy, they exult with it; and in case odious (time) afflicts them for what their hands had forwarded, only then do they despond.

Marmaduke Pickthall

And when We cause mankind to taste of mercy they rejoice therein; but if an evil thing befall them as the consequence of their own deeds, lo! they are in despair!

Mohamed Ahmed - Samira

When We give men a taste of Our benevolence they start rejoicing in it. When misfortune befalls them as a result of what they have done themselves, they begin to despair.

Muhammad Asad

And [thus it is:] when we let men taste [Our] grace, they rejoice in it; but if evil befalls them as an outcome of what their own hands have wrought lo! they lose all hope!

Mustafa Khattab

If We give people a taste of mercy, they become prideful ˹because˺ of it. But if they are afflicted with an evil for what their hands have done, they instantly fall into despair.

Progressive Muslims

And if We grant the people a taste of mercy, they become happy with it, but if evil afflicts them for what they have done, they become in despair!

Sahih International

And when We let the people taste mercy, they rejoice therein, but if evil afflicts them for what their hands have put forth, immediately they despair.

Sam Gerrans

And when We let men taste mercy, they exult thereat; but if evil befalls them because of what their hands sent ahead, then they despair.

Shabbir Ahmed

And thus it is: When We let people taste Grace they are quick to rejoice therein. But when adversity befalls them as a result of their own works - behold, they are in despair! (Constancy in personality is attainable only by living upright).

Syed Vickar Ahamed

And when We give men a gift of (Our) Mercy, they are very happy (as if in pride) with it: But when some evil comes upon them because of the doings of their (own) hands, behold! They are sorrowful!

Taqi Usmani

When We give people a taste of mercy, they are happy with it, and if they are touched by an evil because of what their hands sent ahead, they are at once in despair.

The Monotheist Group

And if We grant the people a taste of mercy, they become happy with it, but if evil afflicts them for what they have done, they become in despair!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Nous faisons goûter une miséricorde aux gens, ils en exultent. Mais si un malheur les atteint à cause de ce que leurs propres mains ont préparé, voilà quʹils désespèrent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema em xweşiyekê bi mirovan bidin çêjkirin, ji ser xwe ve diçin û eger bi sedema ya ku destên wan kiriye belayek were serê wan, di cih de ew bêhêvî dibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer Wij de mensen Onze barmhartigheid laten proeven, dan verheugen zij zich erover, maar als hen kwaad treft om wat hun handen eerder gedaan hebben, dan geven zij de hoop op.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als wij de menschen de weldaden der genade doen smaken, verblijden zij zich daarin; doch indien hun kwaad overkomt, om hetgeen hunne handen te voren hebben bedreven, wanhopen zij.

Hollandaca — Siregar

En wanneer Wij de mensen Barmhartigheid doen proeven, dan zijn zij daar blij mee, maar wanneer kwaad hen treft, wegens wat zij bedreven, dan wanhopen zij.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда Мы даем вкусить людям [большинству людей] милосердие [здоровье, благополучную жизнь, урожай,...], они радуются ему (высокомерно) (вместо того, чтобы быть благодарными). А если постигает их (нечто) плохое [болезнь, бедность, страх] за то, что уготовали их руки [за те грехи, что они совершили], – вот, они отчаиваются (в милосердии Аллаха)! {Верующие же благодарят Аллаха за дарованные Им блага, и надеются на своего Господа во время трудностей.}

Rusça — Osmanov

Когда Мы даем людям вкусить от милости, они радуются ей. Если же их постигает беда в [наказание] за то, что вершили их десницы, тогда они в отчаянии.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När Vi visar människorna Vår nåd gläds de åt detta; men när de drabbas av ett ont som är följden av deras egna handlingar, förlorar de allt hopp.