Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا اَتَوْا وَيُحِبُّونَ اَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

lā teHsebenne (e)lleƶīne yefraHūne bimā etev ve yuHibbūne en yuHmedū bimā lem yef'ǎlū fe lā teHsebennehum bi mefāzetin mine l-ǎƶābi ve lehum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَا
2تَحْسَبَنَّteHsebenneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.sanma
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
4يَفْرَحُونَyefraHūneف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevinen
5بِمَاbimā
6اَتَوْاetevا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeko ettiklerine
7وَيُحِبُّونَve yuHibbūneح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.ve sevenlerin
8اَنْen
9يُحْمَدُواyuHmedūح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.övülmeyi
10بِمَاbimāşeylerle
11لَمْlem
12يَفْعَلُواyef'ǎlūف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmadıkları
13فَلَاfe lā
14تَحْسَبَنَّهُمْteHsebennehumح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ve zannetme
15بِمَفَازَةٍbi mefāzetinف و زBaşarmak, zafer kazanmak, hedefe ulaşmak, galip gelmek, sahip olmak, arzularını elde etmek, kaçmak, kurtuluş, güvenlik, edinmek, kazanmak. Güvenlik/sığınma/mutluluk/huzur yeri/zamanı, kaçış yeri.kurtulacaklarını
16مِنَmine-dan
17الْعَذَابِl-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab-
18وَلَهُمْve lehumve Onların
19عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
20اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sakın sanma yaptıklarıyla sevinenlerin, yapmadıkları işlerden dolayı övülmeyi arzulayanların azaptan kurtulacakları bir yer olabileceğini, sakın sanma onların azaptan kurtulacağını. Onlar içindir elemli bir azap.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sakın sanma yaptıklarıyla sevinenlerin, yapmadıkları işlerden dolayı övülmeyi arzulayanların azaptan kurtulacakları bir yer olabileceğini, sakın sanma onların azaptan kurtulacağını. Onlar içindir elemli bir azap.

Adem Uğur

Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

O yaptıklarıyla mağrur olup, yapmadıkları ile övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Onların azaptan kurtulacağını da sanma! Onlara feci bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Muhammed’in hak peygamber olduğunu gizleyerek, yalanlayarak, nifaklarıyla sevinen, İbrâhim dinine mensup olduklarını söyleyerek, hayata geçirmedikleri İbrâhim’in sünnetiyle övülmek isteyenlerin azaptan kurtulacaklarını sanma, evet sanma. Onlar için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.

Ahmet Varol

Kesinlikle şu yaptıklarına sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını zannetme. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

Ali Fikri Yavuz

O ettikleri fenalıklara sevinen ve yapmadıkları şeyde (hakka bağlanmamak hususunda) övünmeyi seven kimseleri de sakın azâbdan kurtulmuş bir yerde sanma, onlar için çok acıklı bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Yaptıklarıyla sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin, cezadan kurtulacak bir yerde olduklarını sanma. Onlar için, acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Bekir Sadak

Ettiklerine sevinen ve yapmadiklariyla ovulmekten hoslananlarin, sakin onlarin azabdan kurtulacaklarini sanma; elem verici azab onlaradir.

Celal Yıldırım

Yaptıklarına ferahlanan, yapmadıkları şey ile övülmesini sevenlerin sakın azâbdan kurtulacaklarını sanma ; sakın sanma, çünkü onlar için çok acıklı bir azâb vardır.

Diyanet İşleri

Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.

Diyanet Vakfi

Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları işle övülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ettiklerine sevinen ve yaptıkları işle metholunmayı seven kimseleri de sakın azabdan azade sanma, hem onlara elim bir azab var

Erhan Aktaş

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaptıkları ile sevinen, yapmadıkları ile övülmek istenen kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Yaptıklarına sevinen ve yapmadıklarına karşılık övülmekten hoşlananlar var ya, sakın onların azaptan kurtulabileceklerini sanma, onları acıklı bir azap beklemektedir,

Gültekin Onan

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

Hamdi Döndüren

Yaptıklarına sevinenlerin ve yapmadıkları ile de övülmekten hoşlananların azaptan kurtulacaklarını sanma! Çünkü onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Getirdikleriyle (etdikleri kötülüklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de öğütmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azabdan kurtulacak (selamet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azab vardır.

Hasib Asutay

O (bu gibi kötü) amellerine sevinen ve sahip olmadıkları (iman, ahde vefa, dürüstlük vb.) şeylerle övünmeyi sevenlerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Hayrat Neşriyat

Sakın zannetme ki o yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle de övülmeyi arzu edenler, evet, sakın onları sanma ki azabdan kurtulacaklar! Çünki onlar için (pek) acı bir azab vardır.

İbni Kesir

Ettikleri ile sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin azabtan kurtarılacaklarını sanma. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Sanma ki yaptıklarına sevinip yapmadıkları ile övülmek isteyenler, (evet) sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.

Muhammed Esed

Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıkları ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları (ahirette) şiddetli bir azap beklemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Sanma ki yaptıkları (bu tür) işlerle sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet onlar, sanma ki azaptan kurtulabilecekler: Onları şiddetli bir azap beklemektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları ile de metholunmalarını arzu eden kimseleri sakın sanma, artık onları zannetme ki, onlar azabtan kurtulacakları bir yerde bulunacaklardır. Ve onlar için pek acıklı bir azab vardır.

Ömer Öngüt

O yaptıkları ile sevinen ve yapmadıkları ile de övülmeyi sevenleri sakın azaptan kurtulacak sanma! Onlar için elem verici bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Yaptıklarından ötürü sevinen, öbür taraftan yapmadıkları işlerden dolayı övülmek isteyen kimselerin sakın azaptan yakayı kurtaracaklarını sanma! Çünkü onlara o can yakıcı azap vardır.

Süleyman Ateş

O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Yaptıkları ile mutlu olan, yapmadıklarından dolayı da övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Sanma ki onlar azaptan kurtulacaklar! Onlar için acı veren bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yaptıklarıyla mutlu olan, yapmadıklarıyla övülmek isteyen bu kimselerin azaptan kurtulacaklarını düşünme. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

Şaban Piriş

Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) ferahlayan, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmeden hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acıklı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananları azaptan kurtulurlar sanma. Onlar için acı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Etdikləri əməllərə görə sevinən və görmədikləri işlərə görə təʼrif olunmağı sevən kimsələrin əzabdan xilas olacaqlarını güman etmə. Onları şiddətli bir əzab gözləyir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Denke nicht, daß die Menschen, die über ihre Taten selbstgefällig frohlocken und gern für Dinge gelobt werden wollen, die sie nicht getan haben, den Höllenqualen entrinnen werden. Auf sie wartet qualvolle Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

Und meine ja nicht, daß diejenigen, die froh sind über das, was sie begangen haben, und denen es lieb ist, für etwas gelobt zu werden, was sie nicht getan haben, - meine ja nicht, sie seien der Strafe entronnen! Für sie wird es schmerzhafte Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Du sollst nicht meinen, daß diejenigen, die sich ihrer Tat freuen und gerühmt zu werden wünschen für das, was sie nicht getan haben, der Strafe entronnen seien. Ihnen wird eine schmerzliche Strafe zuteil sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Denkt nicht, daß diejenigen, die sich über das freuen, was ihnen zuteil wurde, und es lieben, gelobt zu werden für das, was sie nicht getan haben, denkt nicht, daß diese von der Peinigung gerettet werden. Und für sie ist qualvolle Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do not think, O Muhammad; that those who rejoice at their successful perversion of their own Scriptures from its original purity to what accords with their own desire, and love to be credited with theological virtues which they do not possess, that they shall escape torment!. They shall in fact be put to the torture.

Abdul Haleem

Do not think [Prophet] that those who exult in what they have done and seek praise for things they have not done will escape the torment; agonizing torment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Think not that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done,- think escape the penalty. For them is a penalty Grievous indeed.

Abul A'la Maududi

Do not think that those who exult in their misdeeds and love to be praised for what indeed they have not done, do not think that they are secure from chastisement. A painful chastisement awaits them.

Aisha Bewley

Those who exult in what they have done and love to be praised for what they have not done should not suppose that they have escaped the punishment. They will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Think not that those who rejoice in what they have done (or brought about), and love to be praised for what they have not done, - think not you that they are rescued from the torment, and for them is a painful torment.

Ali Quli Qarai

Do not suppose those who exult in what they have done, and love to be praised for what they have not done —do not suppose them saved from punishment, and there is a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

You should not think - indeed you should not think that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done, are secure from punishment; rather a woeful punishment awaits them.

Arthur John Arberry

Reckon not that those who rejoice in what they have brought, and love to be praised for what they have not done -- do not reckon them secure from chastisement; for them awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

Those who pretend that they are engaged in good deeds and like to be praised for what they have not done [refer to the above mentioned covenant] will not escape the punishment. . The fact is that a terrible punishment is waiting for them.

E. Henry Palmer

Count not that those who rejoice in what they have produced, and love to be praised for what they have not done,- think not that they are in safety from woe,- for them is grievous woe!

Edip-Layth

Do not count that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

George Sale

Think not that they who rejoice at what they have done, and expect to be praised for what they have not done; think not, O prophet, that they shall escape from punishment, for they shall suffer a painful punishment;

Hamid S. Aziz

Think not that those who rejoice in what they have given, and love to be praised for what they have not done, - think not that they are in safety from woe - for them is painful woe!

Mahmoud Ghali

Definitely do not reckon that the ones who exult with what they have come up with and love to be praised for what they have not performed, so definitely do not reckon them exempted (i. e., that they will have a place of safety, or triumph) from torment, and they will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

Think not that those who exult in what they have given, and love to be praised for what they have not done - Think not, they are in safety from the doom. A painful doom is theirs.

Mohamed Ahmed - Samira

Think not that those who exult at what they have done, and who love to be praised for what they have not done, shall escape the punishment, for grievous indeed will be their doom.

Muhammad Asad

Think not that those who exult in what they have thus contrived, and who love to be praised for what they have not done - think not that they will escape suffering: for grievous suffering does await them [in the life to come].

Mustafa Khattab

Do not let those who rejoice in their misdeeds and love to take credit for what they have not done think they will escape torment. They will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

Sahih International

And never think that those who rejoice in what they have perpetrated and like to be praised for what they did not do - never think them [to be] in safety from the punishment, and for them is a painful punishment.

Sam Gerrans

Think not those who exult at what they have accomplished, and love to be praised for what they have not done[...]. And think them not in a place of safety from the punishment; and they have a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(And yet they exult in that!) Think not that those who boast about their works, and love to be praised for what they have not done -- Think not, they can escape chastisement. For them is an awful suffering.

Syed Vickar Ahamed

Think not that those (people) who take (extreme) joy in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done— Think not that they can escape the Penalty for them (such people) is a Penalty painful indeed.

Taqi Usmani

Do not think of those who are delighted with what they did, and love to be praised for what they never did - do not think they are secure from the punishment. For them there is a painful punishment.

The Monotheist Group

Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne pense point que ceux-là qui exultent de ce quʹils ont fait, et qui aiment quʹon les loue pour ce quʹils nʹont pas fait, ne pense point donc, quʹils trouvent une échappatoire au châtiment. Pour eux, il y aura un châtiment douloureux!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Hey Muhemmed!) Tu guman meke ew (cihû)yên ku bi kar û kiryarên xwe dilxweş dibin û hez dikin ku bi ya nekirine bêne pesindan -erê tu guman meke- ku ew ê ji ezab xelas bibin. Ji bo wan her ezabekî dijwar heye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Denk niet dat zij die zich verheugen over wat zij bereikt hebben en die graag geprezen worden voor wat zij niet gedaan hebben, denk toch niet dat zij voor de straf in veiligheid zijn. Voor hen is er een pijnlijke bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Denk niet dat zij, die zich verblijden in hetgeen zij gedaan hebben, en wenschen geprezen te worden om hetgeen zij niet gedaan hebben, denk niet dat zij van de straf zijn uitgesloten; eene groote straf wacht hen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не думай же (о, Пророк), что те [иудеи], которые радуются тому, с чем они пришли [какое зло они совершили, изменив Слова Аллаха и Его Закон], и (при этом они еще) любят, чтобы их хвалили за то [за благое], чего они не делали, – ты не считай их, что они преуспеют в (избежании) наказания. Поистине, для них (в День Суда) – мучительное наказание!

Rusça — Osmanov

Не думай, что спасутся от адского огня те, которые радуются своим деяниям и любят похвалы за то, что они не совершали вовсе. Уготовано им мучительное наказание!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Tro inte att de som gläder sig åt det som de (anser sig ha) uträttat men också gärna vill få beröm för vad de inte har gjort - tro inte att straffet för dem skall utebli; nej, ett svårt lidande väntar dem.