Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
وَلَقَدْ كُنْتُمْ تَمَنَّوْنَ الْمَوْتَ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَاَيْتُمُوهُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ
ve leḳad kuntum temennevne l-mevte min ḳabli en telḳavhu fe ḳad raeytumūhu ve entum tenZurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun, ölümle karşılaşmadan önce arzulamıştınız ölümü. İşte onu gördünüz, bakıp duruyordunuz ona.
Abdulkadir Gölpınarlı
Andolsun, ölümle karşılaşmadan önce arzulamıştınız ölümü. İşte onu gördünüz, bakıp duruyordunuz ona.
Adem Uğur
Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.
Ahmed Hulusi
Andolsun siz, ölümle karşı karşıya kalmadan önce şehid olmayı temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, bakıp duruyorsunuz!
Ahmet Tekin
Andolsun ki siz, savaşa girmeden önce, zafere ulaşmak için şehitliği, ölümü temenni ediyordunuz. İşte âkıbetinizi gördünüz. Bunun sebeplerini düşünmeli, tahlil etmelisiniz.
Ahmet Varol
Siz ona kavuşmadan önce ölümü arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz; ama öyle bakıp duruyordunuz. [18]
Ali Bulaç
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten siz, savaşa tutuşmazdan önce, ölüp şehid olmayı arzu etmiştiniz. Fakat işte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Bu âyet-i kerime, Bedir savaşında bulunamayıp Medine’de kalanlar hakkında nâzil olmuştur. Bunlar Bedir savaşında bulunup şehid olmayı arzu etmişlerdi. Fakat daha sonra Uhud savaşında bulundukları halde, çokları savaşa karşı ayak direyememişti).
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, karşınıza çıkmadan önce, ölümü istiyordunuz. İşte, onu gördünüz; ama bakıp duruyorsunuz.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz.
Bekir Sadak
And olsun ki, olumle karsilasmadan once onu temenni ediyordunuz; iste onu gozlerinizle bakarak gordunuz. *
Celal Yıldırım
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni edip duruyordunuz. İşte onu gözlerinizle bakarak görüyorsunuz.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Gerçek şu ki, ölümle karşılaşmadan önce onu istiyordunuz; işte şimdi onu apaçık görmektesiniz.
Diyanet İşleri
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; işte onu gözlerinizle bakarak gördünüz.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat işte onu gördünüz, izleyiciler gibi bakıp duruyordunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için siz o ölümle karşılaşmadan evvel onu temenni ediyordunuz, fakat işte onu gördünüz bakıb duruyordunuz
Erhan Aktaş
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Fizilal-il Kuran
Sizler ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Oysa onu görünce bakıp duruyorsunuz.
Gültekin Onan
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Hamdi Döndüren
Andolsun ki siz, ölümle karşılaşmadan önce, onu temenni ediyordunuz; işte şimdi onu bizzat kendi gözlerinizle gördünüz!
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamışdınız. İşte onu gerçekden gördünüz de. (Fakat) siz (seyirciler gibi) bakıyordunuz.
Hasib Asutay
Gerçekten siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Hayrat Neşriyat
Ve and olsun ki (siz) onunla karşılaşmadan önce ölümü (şehâdeti) temennî ediyordunuz; işte siz (kardeşleriniz şehîd edilirken) bakakaldığınız bir hâlde, yakinen onu(ölümü) gördünüz.
İbni Kesir
Gerçekten siz, ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamıştınız. İşte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni etmiştiniz. Bakıp dururken onu (karşınızda) gördünüz.
Muhammed Esed
Nitekim siz, ölümle yüzyüze gelmeden önce, (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız: işte şimdi kendi gözlerinizle onu görmektesiniz!
Mustafa İslamoğlu
Nitekim siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce (Allah yolunda) can vermeyi arzuluyordunuz; işte şimdi onu gösterdiğimiz halde seyirci kalan da (yine) siz oluyorsunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, siz ölümü onunla karşılaşmadan evvel temenni ediyordunuz. İşte siz bekleyip durduğunuz halde onu görüverdiniz.
Ömer Öngüt
Andolsun ki siz ölümle yüz yüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. Şimdi onunla karşılaştınız ve gözlerinizle bakıp duruyorsunuz.
Suat Yıldırım
Siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, şehid olmayı temenni etmiştiniz. İşte şimdi onu ayan beyan gördünüz.
Süleyman Ateş
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı
Ölümle burun buruna gelinceye kadar, gerçekten ölmek istiyordunuz. Ama ölümü görünce bakakaldınız!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ölümle burun buruna gelinceye kadar, ölmek istiyordunuz. Ama ölümü görünce donup kaldınız!
Şaban Piriş
Oysa siz, (Uhud'da) ölümle karşılaşmadan önce (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız. İşte şimdi onu gözlerinizle gördünüz.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Ümit Şimşek
Oysa siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; şimdi ise, onu beklemekteyken karşınızda görüverdiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki siz, onunla karşılaşmadan önce ölümü arzuluyordunuz. İşte gördünüz onu ve bakıp duruyorsunuz.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Siz ölümlə qarşılaşmamışdan öncə onu arzulayırdınız. İndi isə siz onu öz gözlərinizlə gördünüz.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Siz (Bədr vuruşunda) ölümlə qarşılaşmadan əvvəl ölüm (şəhid olmaq) arzulayırdınız. (Ühüd vuruşunda isə) artıq onu gördünüz və durub baxdınız.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Ihr habt vorher schon den Tod willkommen geheißen, bevor ihr ihm begegnet seid. Nun habt ihr ihn erlebt und mit eigenen Augen gesehen.
Almanca — Der Edle Quran
Und ihr habt euch ja wiederholt den Tod gewünscht, bevor ihr ihm begegnet seid. Nun habt ihr ihn mit eigenen Augen geschaut.
Almanca — M. A. Rassoul
Und ihr wünschtet doch auch den Tod, bevor ihr ihm begegnetet. Nun sahet ihr ihn mit eigenen Augen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits habt ihr euch den Tod herbeigesehnt, bevor ihr ihm begegnet seid. So seid ihr bereits ihm begegnet, während ihr (die Gefallenen) anschaut.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Before the encounter with death, you had always wished yourselves dead in the cause of Allah, and now that you have seen it executed in your companions, you falter and let go; you quit your posts and seek much after booty.
Abdul Haleem
Before you encountered death, you were hoping for it. Well, now you have seen it with your own eyes.
Abdullah Yusuf Ali
Ye did indeed wish for death before ye met him: Now ye have seen him with your own eyes, (And ye flinch!)
Abul A'la Maududi
You previously longed for death (in the way of Allah): now you have faced it, observing it with your own eyes.
Aisha Bewley
You were longing for death before you met it. Now you have seen it with your own eyes.
Al-Hilali & Khan
You did indeed wish for death (Ash-Shahâdah - martyrdom) before you met it. Now you have seen it openly with your own eyes.
Ali Quli Qarai
Certainly you were longing for death before you had encountered it. Then certainly you saw it, as you looked on.
Amatul Rahman Omar
And you used to long for (Jihâd and a martyr's) death before you met it, but now you have seen it and you will see yet (many more wonders happen).
Arthur John Arberry
You were longing for death before you met it; now you have seen it, while you were beholding.
Bijan Moeinian
You were wishing for the death (martyrdom) and now you saw it with your own eyes [in this battle and realize that it is not an easy honor to earn. ]
E. Henry Palmer
Why, ye longed for death before ye met it! Now ye have looked upon it and ye halt!
Edip-Layth
You used to long for death before you came upon it, and now you see it right in front of you!
George Sale
Moreover ye did sometime wish for death before that ye met it; but ye have now seen it, and ye looked on, but retreated from it.
Hamid S. Aziz
Verily, you used to long for death before you met it! Now you see it (and flinch)!
Mahmoud Ghali
And indeed you readily coveted death even before you met it; then you have already seen it, and you were looking (at it).
Marmaduke Pickthall
And verily ye used to wish for death before ye met it (in the field). Now ye have seen it with your eyes!
Mohamed Ahmed - Samira
You had wished to know death before you faced it (in battle); so now you have seen it before your own eyes.
Muhammad Asad
For, indeed, you did long for death [in God’s cause] before you came face to face with it; and now you have seen it with your own eyes!
Mustafa Khattab
You certainly wished ˹for the opportunity˺ for martyrdom before encountering it, now you have seen it with your own eyes.
Progressive Muslims
And you used to long for death before you came upon it; so now you see it right in-front of you!
Sahih International
And you had certainly wished for martyrdom before you encountered it, and you have [now] seen it [before you] while you were looking on.
Sam Gerrans
And you had wished for death before you met it; and now you have seen it with your own eyes[...].
Shabbir Ahmed
You used to long for death in the Cause of Allah before you faced it. Now you have faced it, right before your eyes. You understand that honorable life in this world belongs to those who have conquered the fear of death, and that death is the gateway to the Eternal life.
Syed Vickar Ahamed
You did indeed wish for death before you met it: Now you have seen it (in battles) with your own two eyes, (and you draw back!)
Taqi Usmani
You had longed for death before you faced it. Now, you have seen it with your eyes wide open.
The Monotheist Group
And you used to long for death before you came upon it; so now you see it right in-front of you!
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Bien sûr, vous souhaitiez la mort avant de la rencontrer. Or vous lʹavez vue, certes, tandis que vous regardiez!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman beriya ku hûn rastî cengê bên, we daxwaza mirinê dikir (da ku hûn şehîd bibin), vêca birastî va ye we mirin li ber çavan dît.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Jullie hadden de dood gewenst voordat jullie hem tegenkwamen. Nu hebben jullie hem gezien, terwijl jullie toekeken.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Gij verlangdet den dood vóór hij nabij was, gij hebt dien gezien en gij beschouwdet dien.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, jullie hadden de dood gewenst, voordat jullie hem (de dood) tegenkwamen en waarlijk, jullie hebben hem gezien en jullie waren getuigen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот вы (о, верующие) желали смерти (на пути Аллаха) (еще) прежде, чем встретили ее (на поле битвы). [После битвы при Бадре верующие желали, чтобы им опять предоставился случай погибнуть ради Аллаха на Его пути]. И вот же вы увидели ее [смерть] в то время, как вы смотрите [вот произошло то, чего вы так сильно желали]!
Rusça — Osmanov
Вы желали смерти, пока не встретились с нею лицом к лицу. Вот она перед вами, и вы взираете на нее [растерянно].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Innan ni hade mött döden ville ni dö (för er tro); nu har ni mött den ansikte mot ansikte.