İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

هَاأَنْتُمْ اُو۬لَٓاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّهِ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُوا اٰمَنَّاۗ وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

hā entum ūlā'i tuHibbūnehum ve lā yuHibbūnekum ve tu'minūne bi l-kitābi kullihi ve iƶā leḳūkum ḳālū āmennā ve iƶā ḣalev ǎDDū ǎleykumu l-enāmile mine l-ğayZi ḳul mūtū bi ğayZikum inne (a)llahe ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1هَاأَنْتُمْhā entumişte sizin
2اُو۬لَٓاءِūlā'iöyle kimselersiniz ki
3تُحِبُّونَهُمْtuHibbūnehumح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.onları seversiniz
4وَلَاve lā
5يُحِبُّونَكُمْyuHibbūnekumح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.halbuki onlar sizi sevmezler
6وَتُؤْمِنُونَve tu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve inanırsınız
7بِالْكِتَابِbi l-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabın
8كُلِّهِkullihiك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsine
9وَاِذَاve iƶāzaman
10لَقُوكُمْleḳūkumل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.sizinle karşılaştıkları
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
12اٰمَنَّاۗāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
13وَاِذَاve iƶāve zaman
14خَلَوْاḣalevخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizyalnız kaldıkları
15عَضُّواǎDDūع ض ضÜzüntüden elleri ısırmak, ısırmak, dişlerle kavramak.ısırırlar
16عَلَيْكُمُǎleykumusize karşı
17الْاَنَامِلَl-enāmileن م لİftira atmak, kötü niyetle bir şeyi ifşa etmek, tırmanmak. Ant. namil - akıllı adam. Gazze'nin 12 mil kuzeyinde deniz kıyısında bulunan Asqalaan ile Jibrin arasında Sina'da yer alan bir vadinin adı ve namlah bu vadide yaşayan bir kabilenin adıdır. anaamil - parmaklar.parmak uçlarını
18مِنَmine-den
19الْغَيْظِl-ğayZiغ ي ظkızdırmak, öfkelendirmek, kışkırtmak, kafasını karıştırmak, sinirlendirmek, öfke, hiddet, şiddet, sıkıntı; tencereöfke-
20قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
21مُوتُواmūtūم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölün
22بِغَيْظِكُمْbi ğayZikumغ ي ظkızdırmak, öfkelendirmek, kışkırtmak, kafasını karıştırmak, sinirlendirmek, öfke, hiddet, şiddet, sıkıntı; tencereöfkenizden
23اِنَّinneşüphesiz
24اللّٰهَ(a)llaheAllah
25عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilir
26بِذَاتِbi ƶātiözünü
27الصُّدُورِS-Sudūriص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.göğüslerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte siz o kişilersiniz ki onları seversiniz, fakat onlar sizi sevmez. Siz, kitabın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştular mı inandık derler, yalnız kaldılar mı size karşı besledikleri kin yüzünden parmaklarını ısırırlar. De ki: Geberin kininizle. Şüphe yok Allah, gönüllerde ne varsa hepsini bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte siz o kişilersiniz ki onları seversiniz, fakat onlar sizi sevmez. Siz, kitabın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştular mı inandık derler, yalnız kaldılar mı size karşı besledikleri kin yüzünden parmaklarını ısırırlar. De ki: Geberin kininizle. Şüphe yok Allah, gönüllerde ne varsa hepsini bilir.

Adem Uğur

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

Ahmed Hulusi

İşte siz öyle (inanca sahip) kişilersiniz ki (inandığınız hakikat dolayısıyla) onları seversiniz. Onlar ise (sizinle aynı inançta olmadıkları için) sizi sevmezler! Siz hakikat bilgisinin tümüne iman edersiniz. Sizinle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar! "Öfkenizin ateşiyle kahrolun!" de. . . Muhakkak ki Allah, Esma'sıyla varlığınızın hakikati olarak içinizdekini bilir.

Ahmet Tekin

İşte siz öyle iyi insanlarsınız ki, onlar sizi sevmezken siz onları seversiniz. Onlar sizin kitabınızı inkâr ederken siz kitapların hepsine iman edersiniz. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman, sözde: 'İman ettik' derler. Kendi takımlarıyla başbaşa kaldıkları zaman size olan kinlerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. Sen: 'Kininizle geberin. Allah kalplerinizdeki kinlerinizi biliyor.' de.

Ahmet Varol

İşte siz böyle kimselersiniz: Onlar sizi sevmezken siz onları seviyorsunuz ve Kitab'ın tümüne inanıyorsunuz. Sizinle karşılaştıkları zaman 'iman ettik' derler. Yalnız kaldıklarında ise size karşı olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizden ölün. Şüphesiz Allah kalplerde olanı bilmektedir.'

Ali Bulaç

Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Ali Fikri Yavuz

İşte siz (müminler) o kimselersiniz ki, kâfirleri seversiniz. Halbuki onlar sizi sevmezler. Siz kitapların hepsine iman edersiniz. Onlar ise ancak sizinle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler. Tenhada başbaşa kaldıkları vakit ise, size olan kinlerinden ötürü parmaklarının uclarını ısırırlar. Rasûlüm, de ki: “- Kininizle ölün, mahvolun”. Gerçekten Allah kalblerin kin ve hasedlerini tamamıyla bilicidir.

Ali Rıza Safa

İşte, siz böylesiniz; onları seversiniz. Oysa onlar, tüm kitaplara inansanız bile sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında, "İnandık!" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle ölün!" Kuşkusuz, Allah, içlerinden geçenleri Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Siz onları sevmeye hazırsınız ama onlar, kitapların tamamına inansanız bile sizi sevmeyecekler. Sizinle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında da size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun!" Allah,sinelerdekini hakkıyla bilmektedir.

Bekir Sadak

Iste siz, onlar sizi sevmezken onlari seven ve Kitablarin butunune inanan kimselersiniz. Size rasladiklari zaman: «Inandik"derler, yalniz kaldiklarinda da, size ofkelerinden parmaklarini isirirlar. De ki: «Ofkenizden catlayin". Allah kalblerde olani bilir.

Celal Yıldırım

Siz (ey mü'min)ler, öylesiniz ki onları seversiniz, onlar ise sizi sevmez ve siz (kutsal) kitab(lar)ın hepsine imân edersiniz. Onlar ise sizinle karşılaşınca «inandık» derler, kendi başlarına kalınca size karşı öfkelerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizle ölün ! Şüphesiz ki Allah kalblerde olanları bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Size gelince, bakın siz onları seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmiyorlar. Siz kitabın tamamına inanıyorsunuz; onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” diyorlar; yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırıyorlar. De ki: “Öfkenizden çatlayın!” Şüphesiz Allah kalplerde olanı bilmektedir.

Diyanet İşleri

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

Diyanet İşleri (eski)

İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların bütününe inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: 'İnandık' derler, yalnız kaldıklarında da, size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizden çatlayın'. Allah kalblerde olanı bilir.

Diyanet Vakfi

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık» derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman «inandık» derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: «kininizle geberin!». Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ha sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaba inandığınız halde sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında: "Biz inandık?" derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: "Kininizle ölünüz!" Allah, kesinlikle bütün sinelerin özünü bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ha, sizler öyle kimselersinizdir ki onları seversiniz onlar ise bütün kitaba iman ettiğiniz halde sizi sevmezler, hem yüzünüze geldiler mi "inandık" derler, ve tenha kaldılarmı gayızlarından aleyhinizde parmaklarını ısırdılar, de ki: gayzınızla ölün, her halde Allah bütün sinelerin künhünü bilir

Erhan Aktaş

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; "iman ettik." derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Fizilal-il Kuran

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler; bir de kitabın tümüne inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıklarında 'inandık' derler fakat kendi başlarına kaldıkları zaman size duydukları öfke yüzünden parmak uçlarını ısırırlar. De ki; 'Öfkenizden ölün (çatlayın). Hiç şüphesiz Allah kalplerin içini dışını bilir.'

Gültekin Onan

Sizler işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün". Şüphesiz Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Hamdi Döndüren

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde, siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında, “İnandık” derler; kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “Kininizden dolayı (kahrolup) ölün!” Çünkü Allah, kalplerde olanı çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

İşte siz o kimselersiniz ki onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, Siz Kitab (lar) ın hepsine inanırsınız, onlarsa (yalınız) sizinle buluşdukları zaman "inandık" derler. Aralarında başbaşa kaldıkları vakit da (size karşı olan) kin (lerin) den dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki "Kininizle geberin". Şübhesiz ki Allah onların sinelerindeki bütün özü hakkıyle bilicidir.

Hasib Asutay

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz (34), hâlbuki onlar sizi sevmezler. Siz, kitap(lar)ın hepsine inanırsınız onlar ise sizinle karşılaştıklarında, 'İnandık' derler. Kendi başlarına kaldıklarında da, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki, 'Öfkenizden ölün.' Şüphesiz Allah göğüslerin özünü bilendir. (34. Bazı müfessirlere göre âyette geçen 'Siz onları seversiniz' sözünden kasıt, 'onların Müslüman olmalarını istersiniz' demektir.)

Hayrat Neşriyat

İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz; (onlar ise) kitabların tamâmına îmân ettiğiniz hâlde sizi sevmezler. Hâlbuki sizinle karşılaştıkları zamân: 'Îmân ettik!' derler. Kendi başlarına kalınca da, size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizle geberin!' Muhakkak ki Allah, sînelerin içinde olanı hakkıyla bilendir.

İbni Kesir

İşte siz; öyle kimselersiniz ki; onlar sizi sevmezken, siz onları seversiniz. Ve kitabın bütününe inanırsınız. Onlar ise ancak sizinle karşılaştıkları zaman; İman ettik, derler. Yalnız başlarına kaldıkları vakit de, size karşı öfkeden parmaklarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün. Gerçekten Allah, göğüslerin özünü bilir.

Mehmet Okuyan

İşte siz şöyle kişilersiniz ki kitabın tamamına inandığınız hâlde, onlar sizi sevmezken siz onları seviyorsunuz. Onlar sizinle karşılaştıklarında “İnandık.” derler. Kendi başlarına kaldıklarında da size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “Kininizle (kahrolup) ölün! Şüphesiz ki Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.”

Muhammed Esed

Siz onları sev(meye haz)ırsınız, ama onlar, bütün vahiylere inansanız bile sizi sevmeyecekler. Ve sizinle karşılaştıklarında, "Biz (sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler: ama kendi başlarına kalınca size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun! Unutmayın, Allah (insanların) kalplerinde ne varsa hepsini bilir!"

Mustafa İslamoğlu

Hadi siz onları sevip bağrınıza bastınız; ama onlar, (kendilerine indirilen de dahil) vahyin tümüne inandığınız halde sizi sevmezler. Ve sizinle karşılaştıklarında "Biz de inandık" derler, fakat yalnız kalınca size olan kinlerinden dolayı parmaklarına diş geçirirler. De ki: Kininizle geberin! Allah, göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Ve siz kitabın hepsine inanırsınız ve size mülâki oldukları zaman «İmân ettik,» derler. Ve kendi kendilerine kaldıklarında ise sizin aleyhinizdeki gayızdan dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: «Gayzınız ile ölünüz.» Şüphe yok ki Allah Teâlâ sinelerdeki olanı hakkıyla bilicidir.

Ömer Öngüt

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz bütünüyle kitaba inanırsınız. Onlar ise, sizinle karşılaştıkları zaman: “İnandık!” derler. Kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden ötürü parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin!” Şüphesiz ki Allah göğüslerin özünü bilendir.

Suat Yıldırım

İşte siz o kimselersiniz ki o düşmanlarınızı seversiniz, halbuki siz bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, onlar sizi sevmezler. Hem huzurunuza geldiler mi "âmenna!" biz de "inandık!" derler. Aralarında başbaşa kaldıkları vakit de, size duydukları kin ve düşmanlık sebebiyle, parmaklarını ısırırlar. De ki: "Geberin kininizle!". Allah bütün kalplerin künhünü bilir.

Süleyman Ateş

İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "İnandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü bilir."

Süleymaniye Vakfı

Bakın, siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz; ama onlar sizi sevmezler. Siz bütün kitaplara inanırsınız; ama onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca size olan kızgınlıklarından dolayı tırnaklarını kemirirler. Onlara de ki: "Kızgınlığınızdan çatlayın!" Allah, sinelerde olanı daima bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bakın! Siz onları seven kimselersiniz ama onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tamamına inanırsınız oysa onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca nefretlerinden tırnaklarını yerler. Onlara de ki "Nefretinizden çatlayın!". Onların içinde neler olduğunu Allah bilir.

Şaban Piriş

Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaba iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında "iman ettik" derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmaklarını ısırırlar. De ki: -Öfkenizden çatlayın! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Tefhim-ul Kuran

Sizler, işte böylesiniz: onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında «inandık» derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size karşı olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: «Kin ve öfkenizle ölün.» Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Ümit Şimşek

Siz onları seven kimselersiniz; oysa onlar sizi sevmezler. Ayrıca siz kitabın bütününe inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında 'İnandık' derler; kendi başlarına kaldıkları zaman da size duydukları kin yüzünden parmaklarını ısırırlar. Onlara 'Kininizle geberin!' de. Allah, hiç şüphesiz, gönüllerde yatanı bilmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz öyle kişilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Ve Kitap'ın tümüne inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında "İnandık!" derler; başbaşa kaldıklarında size öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar. De ki onlara: "Öfkenizle geberin!" Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bax, siz o kəslərsiniz ki, onlara məhəbbət bəsləyir, onlar isə sizi sevmirlər. Siz nazil olan kitabların hamısına inanırsınız. Onlar sizinlə rastlaşanda: “Biz iman gətirdik!”– deyirlər, təklikdə qalanda isə sizə qarşı qəzəbdən barmaqlarının ucunu gəmirirlər. De: “Qəzəbinizdən ölün!” Şübhəsiz ki, Allah kökslərdə olanları bilir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bəli, siz o kimsələrsiniz ki, onları sevirsiniz, onlar isə sizləri sevməzlər. Siz kitabın hamısına (bütün ilahi kitablara) inanırsınız. Onlar sizinlə görüşdükləri zaman: ″Biz də inandıq″, - deyir, xəlvətdə olduqda isə sizə qarşı qəzəblərindən barmaqlarını gəmirirlər. (Ya Rəsulum!) De: ″Acığınızdan ölün!″ Əlbəttə, Allah ürəklərdə olanları biləndir.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Da habt ihr sie doch geliebt, während sie euch nicht lieben, und ihr glaubt an das gesamte Buch. Wenn sie euch treffen, sagen sie: ʺWir glauben.ʺ Wenn sie jedoch allein sind, beißen sie sich in die Fingerspitzen vor Grimm gegen euch. Sag: Sterbt an eurem Grimm! Gewiß, Allah weiß über das Innerste der Brüste Bescheid.

Almanca — M. A. Rassoul

Seht da! Ihr seid es, die ihr sie liebt, doch sie lieben euch nicht; und ihr glaubt an das ganze Buch. Und wenn sie euch begegnen, sagen sie: ʺWir glaubenʺ; sind sie jedoch allein, so beißen sie sich in die Fingerspitzen aus Grimm gegen euch. Sprich: ʺSterbt an eurem Grimm.ʺ Siehe, Allah kennt das Innerste eurer Herzen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Da seid ihr, ihr liebt sie, während sie euch nicht lieben, und ihr habt den Iman an die ganze Schrift verinnerlicht. Und wenn sie euch begegnen, sagen sie: ”Wir haben den Iman verinnerlicht.ʺ Doch wenn sie unter sich sind, beißen sie sich in die Fingerspitzen vor Wut gegen euch. Sag: ʺSterbt mit eurer Wut.ʺ Gewiß, ALLAH ist allwissend über das, was in den Brüsten ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You see how you hold them dear and entertain great regard for them while they do not reciprocate the same feeling. You give credence to all the Books which Allah has revealed while they do not. When they come face to face with you they declare that they have conformed their will to Allah’s blessed will but when they are apart from you, they bite their lips and their finger tips in the rage of distemper. Say to them O Muhammad: "Perish those whose minds are backwards and perish you in the rage of your distemper; Allah is indeed 'Alimun of all private thoughts and feelings in the breast".

Abdul Haleem

This is how it is: here you are, you love them, but they do not love you; you believe in all the Scriptures and when they meet you, they say, ‘We believe,’ but when they are alone, they bite their fingertips in rage at you. [Prophet], say, ‘Die of rage [if you wish]!’ God knows exactly what is in everyone’s hearts.

Abdullah Yusuf Ali

Ah! ye are those who love them, but they love you not,- though ye believe in the whole of the Book. When they meet you, they say, "We believe": But when they are alone, they bite off the very tips of their fingers at you in their rage. Say: "Perish in your rage; Allah knoweth well all the secrets of the heart."

Abul A'la Maududi

Lo! It is you who love them but they do not love you even though you believe in the whole of the (heavenly) Book. When they meet you they say: 'We believe', but when they are by themselves they bite their fingers in rage at you. Say: 'Perish in your rage.' Allah knows even what lies hidden in their breasts.

Aisha Bewley

There you are, loving them when they do not love you, even though you have iman in all the Books. When they meet you, they say, ‘We have iman.’ But when they leave they bite their fingers out of rage against you. Say, ‘Die in your rage.’ Allah knows what your hearts contain.

Al-Hilali & Khan

Lo! You are the ones who love them but they love you not, and you believe in all the Scriptures [i.e. you believe in the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel), while they disbelieve in your Book, the Qur’ân]. And when they meet you, they say, "We believe." But when they are alone, they bite the tips of their fingers at you in rage. Say: "Perish in your rage. Certainly, Allâh knows what is in the breasts (all the secrets)."

Ali Quli Qarai

Ah! You are the ones who bear love towards them, while they do not love you, though you believe in all the Books; and when they meet you, they say, ‘We believe,’ but when they are alone, they bite their fingertips out of rage at you. Say, ‘Die of your rage!’ Indeed Allah knows best what is in the breasts.

Amatul Rahman Omar

Behold! You are those who love them while they do not love you, though you believe in every (Divine) Book, in the whole of it. And when they meet you they say, `We believe,' and when they are alone they bite their finger-tips out of rage against you. Say, `Perish in your rage. Surely, Allâh knows the inmost secrets of your hearts.'

Arthur John Arberry

Ha, there you are; you love them, and they love you not; you believe in the Book, all of it, and when they meet you they say, 'We believe,' but when they go privily, they bite at you their fingers, enraged. Say: 'Die in your rage; God knows the thoughts in the breasts.'

Bijan Moeinian

You extend your love towards them out of your belief in their (original/ lost) Scripture. They, on the contrary, seek a common ground with you at your presence and bite their fingers out of rage at your absence [as they cannot beat you in argument]! Say to them: "Die in your rage." [They can not hide their wicked attitude from the Lord as] God is aware of the most innermost thoughts of every one.

E. Henry Palmer

Ye it is who love them, but they love not you; and ye believe in the Book, all of it. But when they meet you they say, 'We believe;' and when they go aside they bite their finger tips at you through rage. Say, 'Die in your rage, for God doth know the nature of men's breasts.'

Edip-Layth

Here you love them while they do not love you, and you acknowledge the whole book. When they meet you they say, "We acknowledge," and when they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say, "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

George Sale

Behold, ye love them, and they do not love you: Ye believe in all the scriptures, and when they meet you, they say, we believe; but when they assemble privately togeher, they bite their fingers ends out of wrath against you. Say unto them, die in your wrath: Verily God knoweth the innermost part of your breasts.

Hamid S. Aziz

Verily, it is you who love them, but they love not you; and you believe in the whole of the Scripture. But when they meet you they say, "We believe;" and when they go aside they bite their fingertips at you through rage. Say, "Die in your rage, for Allah does know what is in your heart."

Mahmoud Ghali

Now, you are those ones who love them, and they do not love you, and you believe in the Book, all of it. And when they meet you, they say, "We have believed." And when they go away in private, they bite at you their finger-tips in rage. Say, "Die in your rage; surely Allah is Ever-Knowing of the inmost (thoughts) in the breasts " (Literally: what the breasts own).

Marmaduke Pickthall

Lo! ye are those who love them though they love you not, and ye believe in all the Scripture. When they fall in with you they say: We believe; but when they go apart they bite their finger-tips at you, for rage. Say: Perish in your rage! Lo! Allah is Aware of what is hidden in (your) breasts.

Mohamed Ahmed - Samira

Just think! You hold them as your friends but they do not, even though you believe in all the Scriptures. When they meet you they say: "We believe;" but when they are alone they bite their fingers in rage. Say: "Die of your rage. God is aware of the secrets of the hearts."

Muhammad Asad

Lo! It is you who [are prepared to] love them, but they will not love you, although you believe in all of the revelation. And when they meet you, they assert, "We believe [as you believe]"; but when they find themselves alone, they gnaw their fingers in rage against you. Say: "Perish in your rage! Behold, God has full knowledge of what is in the hearts [of men]!"

Mustafa Khattab

Here you are! You love them but they do not love you, and you believe in all Scriptures. When they meet you they say, "We believe." But when alone, they bite their fingertips in rage. Say, ˹O Prophet,˺ “˹May you˺ die of your rage!” Surely Allah knows best what is ˹hidden˺ in the heart.

Progressive Muslims

Here you love them while they do not love you, and you believe in the whole Scripture. And if they meet you they Say: "We believe," and if they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say: "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

Sahih International

Here you are loving them but they are not loving you, while you believe in the Scripture - all of it. And when they meet you, they say, "We believe." But when they are alone, they bite their fingertips at you in rage. Say, "Die in your rage. Indeed, Allah is Knowing of that within the breasts."

Sam Gerrans

Here you are, those who love them; and they love you not, when you believe in the Writ — all of it. And when they meet you, they say: “We believe,” but when they are alone, they bite their fingertips at you from rage. Say thou: “Die in your rage, God knows what is in the breasts.”

Shabbir Ahmed

You endear them though they endear you not. You believe in all the Scriptures. When they meet you they say, " We believe as you believe"; but as soon as they leave, they bite their fingers out of rage towards you. Say, "Die in your rage." Allah is fully Aware of what is hidden in your hearts.

Syed Vickar Ahamed

Oh! You are those who love them, but they do not love you— Though you believe in the whole of the Book. When they meet you, they say: "We believe:" But when they are alone, they bite off the very tips of their fingers in their rage at you. Say: "Perish in your rage; Allah knows well all the secrets of the hearts."

Taqi Usmani

Look, you are the ones who love them and they do not love you. You believe in all the books; (On the other hand,) when they meet you, they say, "We believe", and when they are alone, they bite their finger-tips out of rage against you. Say, “May you perish in your rage.” Surely, Allah is All-Aware of what lies in the hearts.

The Monotheist Group

Here you love them while they do not love you, and you believe in the entire Book. And if they meet you they say: "We believe," and if they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say: "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vous, (Musulmans) vous les aimez, alors quʹils ne vous aiment pas; et vous avez foi dans le Livre tout entier. Et lorsquʹils vous rencontrent, ils disent: ʺNous croyonsʺ et une fois seuls, de rage contre vous, ils se mordent les bouts des doigts. Dis: ʺmourez de votre rageʺ. En vérité, Allah connaît fort bien le contenu des cœurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha hûn ev ên ha ji wan hez dikin û ew ji we hez nakin, hûn bi tevahî kitêban bawer dikin (û ew ne wiha ne). Dema rastî we tên dibêjin: Me jî bawerî aniye û dema bi pişt we dikevin jî, ji kîna xwe ya li hemberî we tiliyên xwe gez dikin. (Ya Muhemmed! Ji wan re) Bibêje: Bi kîna xwe bimirin! Teqez Xwedê zanayê bi ya di dilan de ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zo zijn jullie nu. Jullie beminnen hen, maar zij beminnen jullie niet. Jullie geloven in het hele boek. Wanneer zij jullie ontmoeten zeggen zij: ʺWij geloven.ʺ Maar wanneer zij alleen zijn, bijten zij uit woede over jullie op hun vingertoppen. Zeg: ʺSterft in jullie woede.ʺ God weet wat er binnen in de harten is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ziet, gij bemint hen, en zij beminnen u niet. Gij gelooft aan de geheele schrift; indien zij u ontmoeten, zeggen zij: wij gelooven; zijn zij echter heimelijk bij elkander gekomen, dan bijten zij zich uit toorn tegen u op de nagels. Zeg hun: sterft van toorn; God kent het binnenste uws harten.

Hollandaca — Siregar

Ah, jullie zijn degenen die van hen houden, maar zij houden niet van jullie en jullie geloven in het gehele Boek. En als zij jullie ontmoeten, zeggen zij ʹWij geloven,ʹ maar wanneer zij alleen zijn bijten zij de toppen van hun vingers af van woede. Zegt: ʺSterft in jullie woede, Allah is op de hoogte van het binnenste van de harten.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Ошибочность вашего доверительного отношения к неверующим состоит в том, что) вот, вы (о, верующие) – те, которые любят их [неверующих], а они вас не любят. И вы веруете в Писание целиком [во все ниспосланные от Аллаха книги, среди которых и их книги], (а они не веруют в вашу книгу – Коран). И когда они [неверующие] встречаются с вами, то говорят: «Мы уверовали». А когда они остаются одни, то кусают от злобы к вам кончики (своих) пальцев (когда видят объединение и взаимное согласие верующих). Скажи (им) (о, Пророк): «Умрите от своей злобы! Поистине, Аллах знает про то, что в грудях [душах] (Его творений) (и каждому Он воздаст по его делам)».

Rusça — Osmanov

Вот вы любите их, а они вас не любят. Вы верите во все писания. Когда же они встречаются с вами, то говорят: ʺМы уверовалиʺ. Когда же остаются одни, то кусают пальцы от злобы к вам. Скажи: ʺУмрите от своей злобы! Воистину, Аллах ведает о том, что в ваших сердцахʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det är ni som visar dem tillgivenhet; de hyser däremot inga varma känslor för er, fastän ni tror på uppenbarelsen hel och hållen. När de möter er säger de: ʺVi tror.ʺ Men när de är ensamma, biter de sig i fingertopparna i ursinne. Säg: ʺMåtte ni gå under i ert ursinne! Gud vet vad som rör sig i människans innersta.ʺ