Kasas Suresi 81. Ayet — Elfaz
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
1فَخَسَفْنَاfe ḣasefnānihayet batırdıkİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrخ س فToprağa veya yere batmak veya gömülmek (yer veya kişi), çökmek (göz gibi başta çökmesi), görüşü kaybetmek/kör olmak, ışığını kaybetmek (güneş veya ay tutulması sırasında olduğu gibi), kusurlu veya eksik hale gelmek, zayıflamak veya bir deri bir kemik kalmak, iyileşmek (hastalıktan), birinin gözünü çıkarmak, bir şeyde delik açmak, alçaltmak veya tevazu göstermek veya aşağılamak, rezil etmek, aşağılık olmak.
2بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
3وَبِدَارِهِve bi dārihive evini barkınıBağlaç+Harf-i Cer+İsim+Zamirد و رDönmek, devretmek, dolaşmak
4الْاَرْضَl-erDeyereMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
5فَمَاfe māİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
6كَانَkāneolmadıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
7لَهُlehuonunHarf-i Cer+Zamir
8مِنْminhiçbirHarf-i Cer
9فِئَةٍfietintopluluğuİsimف ا يGölgelik, Örtü, Koruyucu tente, Korunacak yer, Sığınılacak yer, Barınak
10يَنْصُرُونَهُyenSurūnehuona yardım edecekMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak
11مِنْminHarf-i Cer
13اللّٰهِۗ(a)llahiAllah'aLafza-i Celal
14وَمَاve māveBağlaç+Harf-i Nefi
15كَانَkānedeğildiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16مِنَmine-danHarf-i Cer
17الْمُنْتَصِرِينَl-munteSirīnekendini kurtaranlar-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak