Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِۗ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ

fe ḣasefnā bihi ve bi dārihi l-erDe fe mā kāne lehu min fietin yenSurūnehu min dūni (a)llahi ve mā kāne mine l-munteSirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَخَسَفْنَاfe ḣasefnāخ س فToprağa veya yere batmak veya gömülmek (yer veya kişi), çökmek (göz gibi başta çökmesi), görüşü kaybetmek/kör olmak, ışığını kaybetmek (güneş veya ay tutulması sırasında olduğu gibi), kusurlu veya eksik hale gelmek, zayıflamak veya bir deri bir kemik kalmak, iyileşmek (hastalıktan), birinin gözünü çıkarmak, bir şeyde delik açmak, alçaltmak veya tevazu göstermek veya aşağılamak, rezil etmek, aşağılık olmak.nihayet batırdık
2بِهِbihionu
3وَبِدَارِهِve bi dārihiد و رDönmek, devretmek, dolaşmakve evini barkını
4الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyere
5فَمَاfe mā
6كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmadı
7لَهُlehuonun
8مِنْminhiçbir
9فِئَةٍfietinف ا يGölgelik, Örtü, Koruyucu tente, Korunacak yer, Sığınılacak yer, Barınaktopluluğu
10يَنْصُرُونَهُyenSurūnehuن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakona yardım edecek
11مِنْmin
12دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındakarşı
13اللّٰهِۗ(a)llahiAllah'a
14وَمَاve māve
15كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğildi
16مِنَmine-dan
17الْمُنْتَصِرِينَl-munteSirīneن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakkendini kurtaranlar-

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onu da, sarayını da yere geçirdik, Allah'tan başka ona yardım edecek bir topluluğa sâhip değildi ve kendisinin de kendisine bir yardımı dokunamadı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken onu da, sarayını da yere geçirdik, Allahʼtan başka ona yardım edecek bir topluluğa sâhip değildi ve kendisinin de kendisine bir yardımı dokunamadı.

Adem Uğur

Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Ahmed Hulusi

Nihayet onu (Karun'u) da onun mekanını da yerin dibine geçirdik! Allah dununda ona yardım edecek birileri de yoktu. . . O kendini kurtaranlardan olmadı!

Ahmet Tekin

Nihayet, onu da, konağını, hazinelerini ve yurdunu da yerin dibine geçirdik. Artık Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden, kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Ahmet Varol

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Ali Bulaç

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet Karûn’u, hem de sarayı ile yere geçirdik. Artık Allah’a karşı kendisine yardım edecek bir cemaatı yoktu onun. Allah’ın azabından kendini kurtarıcılardan da olmadı.

Ali Rıza Safa

Sonunda, onu ve konağını yerin dibine geçirdik. Artık, Allah'ın karşısında ona yardım edebilecek yardakçıları yoktu; kendisi de kendisine yardım edemedi.

Bayraktar Bayraklı

Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek yandaşları da yoktu; o, kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Bekir Sadak

Sonunda, onu da, sarayini da yerin dibine gecirdik. Allah'a karsi ona yardim edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de degildi.

Celal Yıldırım

Biz Karun'u da, evini de yere geçirdik. Allah'a karşı ona yardımda bulunacak çevresi de olmadı. O da (bu durumda) kendine yardım edip savunabilenlerden değildi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonunda biz onu ve evini barkını yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtarabilecek durumda da değildi.

Diyanet İşleri

Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

Diyanet İşleri (eski)

Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Diyanet Vakfi

Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek taraftarları olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken Biz onu, hem de sarayı ile birlikte yerin dibine geçirdik. O zaman Allah'a karşı yardımına gelecek taraftarları da olmadı kendisini kurtaracaklardan da değildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken biz onu hem de sarayı ile yere geçiriverdik o vakıt Allaha karşı yardımına gelecek tarafdarları da olmadı, kendini kurtaracaklardan da değildi

Erhan Aktaş

Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.

Fizilal-il Kuran

Sonunda biz onu da sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Gültekin Onan

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Tanrı'ya karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Hamdi Döndüren

Sonunda, onu da sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık, Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.

Hasan Basri Çantay

Nihayet biz onu da, sarayını da yere geçiriverdik. Artık Allaha karşı kendisine yardım edecek hiçbir cemaati da yokdu onun. Bizzat kendisini müdafaa edebileceklerden de değildi o.

Hasib Asutay

Sonunda onu da konağını da yere batırdık. Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o kendi kendine yardım edeceklerden de değildi.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet, onu da sarayını da yere geçiriverdik; artık Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluk da olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

İbni Kesir

Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edebilecek kimsesi de yoktu. Bizzat kendisini koruyabileceklerden de değildi.

Mehmet Okuyan

Sonunda biz onu da evini de yerin dibine geçirmiştik. Allah’a karşı kendisine yardım edecek grubu da (kimsesi de) yoktu; kendini kurtarabileceklerden de değildi.

Muhammed Esed

Ve sonunda onu da, evini barkını da yere batırdık: öyle ki, Allah'a karşı hiçbir şey, hiç kimse onun yardımına yetişmedi; pek tabii, kendi kendine yardım edebilecek durumda da değildi.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet (Karun'u) da, onun evini barkını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'tan başka hiç kimse onun yardımına yetişemezdi: (ama ona Allah da yardım etmedi), zira yardımı hak edenlerden değildi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken onu konağı ile beraber yere geçirdik. Ve ona Allah'dan başka yardım eder bir cemaat bulunmadı ve kendisine yardım edeceklerden olmadı.

Ömer Öngüt

Nihayet Karun'u da sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edebilecek kimsesi de yoktu. Kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Suat Yıldırım

Derken Biz onu da, sarayını da yerin dibine geçiriverdik. Ne yardımcıları Allah’a karşı kendisine yardım edip, onu kurtarabildi, ne de kendi kendisini savunabildi.

Süleyman Ateş

Nihayet onu da, evini barkını da yere batırdık. Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Kendi kendini (savunup) kurtaranlardan da değildi.

Süleymaniye Vakfı

Sonra onu da konağını da yerin dibine geçirdik. Allah'tan başka yardım edecek kimsesi olmadı. Kendi kendine de bir şey yapamadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nihayet onu, yeriyle yurduyla birlikte batırdık. Allah'tan başka ona yardımcı olacak bir ekip ortaya çıkmadı. Herhangi bir yardım da görmedi.

Şaban Piriş

Karun'u da, sarayını da yerin dibine geçirdik. O'na, Allah'a karşı yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Ümit Şimşek

Sonra Biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık ne Allah'a karşı ona yardım eden bir topluluk vardı, ne de o kendisine yardım edecek haldeydi.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, Karun'u da sarayını da yere geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek yandaşları da yoktu. Kendi kendisine yardım edebileceklerden de değildi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu öz evi ilə birlikdə yerə batırdıq. Allaha qarşı ona kömək edə biləcək havadarları yox idi. Və özü də özünə kömək edə bilmədi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, (Musanın duasını qəbul buyurub bir zəlzələ nəticəsində) onu (Qarunu) sarayı ilə birlikdə yerə gömdük. Allaha qarşı ona yardım edə biləcək (Allahın əzabından onu qurtaracaq) bir camaat da yox idi. O özü də özünə heç bir kömək edə bilmədi. (Bu qədər cah-calalın, dəbdəbənin müqabilində nə özü, nə də başqası Allahın əzabını ondan dəf etməyə qadir olmadı. Allahın əzab vermək istədiyi bir kimsəni Allahın Özündən başqa o əzabdan heç kəs qurtara bilməz!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir ließen die Erde ihn und seine Wohnstätte verschlingen. Er hatte weder eine Anhängerschar, die ihm gegen Gottes vernichtende Strafe hätte helfen können, noch konnte er sich selbst helfen.

Almanca — Der Edle Quran

Da ließen Wir mit ihm und mit seiner Wohnstätte die Erde versinken. Und da hatte er weder eine Schar, die ihm vor Allah half, noch konnte er sich selbst helfen.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann ließen Wir ihn von der Erde verschlingen und (auch) sein Haus; und er hatte keine Schar, die ihm gegen Allah helfen konnte, noch konnte er sich (selbst) retten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Da ließen WIR mit ihm und mit seinem Haus die Erde versinken, so gab es für ihn keine Gruppe, die ihm anstelle von ALLAH beistand, und er war nicht von den Unterstützten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to set him -Qarun- as a deterrent, We eclipsed him and his splendour, his wealth and his house in one swallow by the yawning earthly gulf We created by quaking the earth beneath him and his house and He had no supporters to defend him from Allah nor was he able to protect himself.

Abdul Haleem

We caused the earth to swallow him and his home: he had no one to help him against God, nor could he defend himself.

Abdullah Yusuf Ali

Then We caused the earth to swallow up him and his house; and he had not (the least little) party to help him against Allah, nor could he defend himself.

Abul A'la Maududi

At last We caused the earth to swallow him and his house. Thereafter there was no group of people that could come to his aid against Allah; nor was he able to come to his own aid.

Aisha Bewley

We caused the earth to swallow up both him and his house. There was no group to come to his aid, besides Allah, and he was not someone who is helped.

Al-Hilali & Khan

So We caused the earth to swallow him[1] and his dwelling place. Then he had no group or party to help him against Allâh, nor was he one of those who could save themselves.

Ali Quli Qarai

So We caused the earth to swallow him and his house, and he had no party that might protect him from Allah, nor could he rescue himself.

Amatul Rahman Omar

Then (it came about that) We made him and his household extinct into the bowels of the earth so that he had no party who could help him against Allâh, nor was he of those who could defend themselves and could ask for help.

Arthur John Arberry

So We made the earth to swallow him and his dwelling and there was no host to help him, apart from God, and he was helpless;

Bijan Moeinian

Eventually I punished him, his followers and all his wealth by sinking them underground. Neither him nor any force could have helped him against God; he turned to be a looser.

E. Henry Palmer

And we clave the earth with him and with his house; and he had no troop to help him against God, nor was he of those who were helped!'

Edip-Layth

We then caused the earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.

George Sale

And We caused the ground to cleave in sunder, and to swallow up him and his palace: And he had no forces to defend him, besides God; neither was he rescued from punishment.

Hamid S. Aziz

But those who had been given knowledge said, "Woe to you! The reward of Allah is better for him who believes and does right; but none shall obtain it except the steadfast.

Mahmoud Ghali

So We caved in him and his home (into) the earth; then in no way did he have a community to vindicate him, apart from Allah; and in no way did he vindicate (himself).

Marmaduke Pickthall

So We caused the earth to swallow him and his dwelling-place. Then he had no host to help him against Allah, nor was he of those who can save themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

So We opened up the earth and sunk him and his mansion. There was not a body that could help him against (the will) of God, nor was he able to save himself.

Muhammad Asad

And thereupon We caused the earth to swallow him and his dwelling; and he had none and nothing to succour him against God, nor was he of those who could succour themselves.

Mustafa Khattab

Then We caused the earth to swallow him up, along with his home. There was no one to help him against Allah, nor could he even help himself.

Progressive Muslims

We then caused the Earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.

Sahih International

And We caused the earth to swallow him and his home. And there was for him no company to aid him other than Allah, nor was he of those who [could] defend themselves.

Sam Gerrans

(Then We caused the earth to swallow him and his abode. And there was for him no band to help him besides God; and he was not of those who help themselves.

Shabbir Ahmed

And thereupon We caused the earth to swallow him and his dwelling. And he had none and nothing to help him against Allah's Laws, nor could he help himself.

Syed Vickar Ahamed

So, then We made the earth to swallow him up and his house; And he had not (the smallest) group to help him against Allah, and he could not protect himself.

Taqi Usmani

Then We made him and his home sink into the earth. So there was no group for him who could help him against Allah, nor was he one of those who could defend themselves.

The Monotheist Group

We then caused the earth to swallow him and his mansion. He had no group that could protect him against God; nor would he be victorious.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous fîmes donc que la terre lʹengloutît, lui et sa maison. Aucun clan en dehors dʹAllah ne fut là pour le secourir, et il ne pût se secourir lui-même.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca me Qarûn bi mal û xanî ve di erdê de bire xwarê. Êdî jê re tu desteyek nebû ku li hemberî Xwedê arîkariya wî bike û wî bi xwe jî nekarî arîkariya xwe bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen lieten Wij de aarde met hem en zijn huis wegzinken en er was voor hem geen groep (mensen) die hem in plaats van God konden helpen; hij behoorde niet tot hen aan wie hulp geboden werd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij spleten den grond, om hem en zijn paleis te verzwelgen, en zijne knechten konden hem niet redden en hij werd van de straf niet verlost.

Hollandaca — Siregar

Daarom deden wij hem en zijn woning in de aarde wegzinken. En voor hem was er geen groep die hem kon helpen, behalve Allah. En hij behoorde niet tot de weerbaren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И заставили Мы землю поглотить его [Каруна] и его жилище. И не оказалось у него толпы, которая помогла бы ему вместо Аллаха. И (сам) он не смог помочь себе (когда пало на него наказание Аллаха).

Rusça — Osmanov

И тогда Мы повелели земле поглотить Каруна и дом его. Не было у него сподвижников, которые помогли бы ему против Аллаха, и сам он не смог помочь себе.