Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

وَقَالَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ اللّٰهِ خَيْرٌ لِمَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا وَلَا يُلَقّٰيهَٓا اِلَّا الصَّابِرُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme veylekum ṧevābu (a)llahi ḣayrun li men āmene ve ǎmile SāliHen ve lā yuleḳḳāhā illā S-Sābirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler)
2الَّذِينَ(e)lleƶīneolanlar
3اُو۫تُواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilmiş
4الْعِلْمَl-ǐlmeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgi
5وَيْلَكُمْveylekumyazık size
6ثَوَابُṧevābuث و بGeri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmeksevabı
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
8خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha hayırlıdır
9لِمَنْli menkimse için
10اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
11وَعَمِلَve ǎmileع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve yapan
12صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
13وَلَاve lāve
14يُلَقّٰيهَٓاyuleḳḳāhāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.buna kavuşturulmaz
15اِلَّاillābaşkası
16الصَّابِرُونَS-Sābirūneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabredenlerden

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve kendilerine bilgi verilenlerse yazıklar olsun size dediler, inanan ve iyi işlerde bulunana Allah'ın sevâbı, daha da hayırlıdır ve buna da ancak sabredenler nâil olur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve kendilerine bilgi verilenlerse yazıklar olsun size dediler, inanan ve iyi işlerde bulunana Allahʼın sevâbı, daha da hayırlıdır ve buna da ancak sabredenler nâil olur.

Adem Uğur

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.

Ahmed Hulusi

Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: "Yazıklar olsun size! İman edip imanının gereğini uygulayanlara, Allah'ın vereceği karşılık daha hayırlıdır. . . Ona da ancak sabredenler kavuşturulur!"

Ahmet Tekin

Kendilerine ilim verilen sorumluluk sahibi âlimler ise: 'Yazıklar olsun size, Allah’ın mükâfatı, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler için daha hayırlıdır. Ona da ancak sabrederek mücadeleye devam edenler kavuşabilir.' dediler.

Ahmet Varol

Kendilerine ilim verilenler ise şöyle dediler: 'Yazık size! Allah'ın sevabı iman edip salih amel işleyen için daha hayırlıdır. Ona ise ancak sabredenler kavuşturulurlar.'

Ali Bulaç

Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine (ahiret ahvali hakkında) ilim verilenler de şöyle dedi: “- (Ey Karûn gibi, dünyayı istiyenler), yazıklar olsun size! İman edip salih amel işliyen için, Allah’ın (cennetteki) sevabı daha hayırlıdır. Ona (cennete ve sevaba ise) ancak ibadet üzerine sabredenler kavuşur.”

Ali Rıza Safa

Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise şöyle dediler: "Yazıklar olsun size; inanmış olarak erdemli edimler yapan kimse için, Allah'ın ödülü daha iyidir. Dirençli olanlardan başkası, zaten buna eriştirilmez!"

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın sevabı/nimeti daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir."

Bekir Sadak

Kendilerine ilim verilmis olanlar ise: «Size yaziklar olsun; Allah'in mukafati, inanip yararli is isleyenler icin daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavusabilir» demislerdi.

Celal Yıldırım

Kendilerine ilim verilenler ise, «yazıklar olsun size ! Allah'ın sevabı, dosdoğru imân edip iyi-yararlı amelde bulunan için daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler kavuşabilir,» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle derlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlar için Allah’ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.”

Diyanet İşleri

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: 'Size yazıklar olsun; Allah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: «Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükafatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, iman edip iyi işler yapanlar için daha hayırlıdır. Ona ise sadece sabredenler kavuşturulur." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine ılim verilmiş olanlar ise yazıklar olsun size dediler: Allahın sevabı iyman edip salah ile çalışan kimseler için daha hayırlıdır, ona ise ancak sabredenler kavuşdular

Erhan Aktaş

İlim verilmiş olanlar: "Size yazıklar olsun! İman eden ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İlim verilmiş olanlar: "Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İlim verilenler: "Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise; «Size yazıklar olsun, inanan ve yararlı iş yapanlar için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavuşur» dediler.

Gültekin Onan

Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Tanrı'nın sevabı inanan ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler.

Hamdi Döndüren

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise; “Yazıklar olsun size! İnanan ve iyi iş yapan kimse nazarında, Allah’ın vereceği ücret daha hayırlıdır. Ama ona da ancak sabredenler ulaşabilir.” dediler.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine ilim verilenler de (şöyle) dedi: "Yazıklar olsun size. Allahın sevabı iman ve iyi amel (ve hareket) eden kimseler için daha hayırlıdır. Buna da sabr (ve sebat) edenlerden başkası kavuşdurulamaz".

Hasib Asutay

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, 'Yazıklar olsun size! İman edip salih amel işleyenler için Allah'ın mükâfatı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur' dediler.

Hayrat Neşriyat

Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: 'Yazıklar olsun size! Îmân edip sâlih amel işleyen bir kimse için, Allah’ın sevâbı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur.'

İbni Kesir

Kendilerine bilgi verilmiş olanlar da şöyle demişti: Yazıklar olsun size Allah'ın mükafatı, iman edip salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.

Mehmet Okuyan

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle demişlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi iş(ler) yapan için Allah’ın (vereceği) ödül hayırlı olandır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulabilir.”

Muhammed Esed

Kendilerine doğru, güvenilir bilgi bahşedilmiş olanlarsa: "Yazıklar olsun size!" derlerdi, (Bilmiyor musunuz ki,) gerçekten inanmış olan, dürüst ve erdemli davranışlarda bulunan kimseler için Allah'ın tasvip ettiği şeyler daha hayırlıdır; ama şüphesiz, böyle bir nimete güçlüklere göğüs geren kimselerden başkası erişemez".

Mustafa İslamoğlu

Fakat bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar da; "Yazıklar olsun size! İman eden ve Allah'ın razı olduğu iş işleyen kimselere Allah'ın verdiği ödül daha hayırlıdır; ama ona sabredenlerden başkası kavuşamaz!" derlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise dedi ki: «Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, imân eden ve sâlih amelde bulunanlar için daha hayırlıdır. Ona ise ancak sabredenler kavuşurlar.»

Ömer Öngüt

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: “Yazıklar olsun size!” dediler. Allah'ın mükâfâtı, iman edip sâlih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.

Suat Yıldırım

Âhirete dair ilimden nasibi olanlar ise: "Yazıklar olsun size! Bu dünyalıkların böylesine peşine düşmeye değer mi? Oysa iman edip güzel ve makbul işler yapanlara Allah’ın cennette hazırladığı mükâfat elbette daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler nail olur."

Süleyman Ateş

Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise: "Yazık size, dediler, inanan ve iyi iş yapan kimse için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavuşturulur."

Süleymaniye Vakfı

ٍİlim sahibi olanlar ise şöyle dediler: "Yazık size! Allah'ın, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. Buna da ancak sabırlı olanlar /duruşunu bozmayanlar ulaştırılır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine ilim verilenler de şöyle dediler: "Yazık size! Allah'ın, inanan ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. O da sabırlı olanlardan başkasına verilmez."

Şaban Piriş

Kendilerine ilim verilenler ise: -Yazıklar olsun size, iman eden ve doğruları yapanlar için Allah'ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşur, demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerine ilim verilenler ise: «Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz» dediler.

Ümit Şimşek

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, 'Yazık size,' dediler. 'İman eden ve güzel bir iş yapan kimse için Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşur.'

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine ilim verilmiş olanlar şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapan kişi için Allah'ın vereceği karşılık daha üstündür. Ama buna, sadece sabredenler ulaştırılır."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Elm verilmiş kəslər isə dedilər: “Vay halınıza! İman gətirib yaxşı əməl işlədən kimsə üçün Allahın mükafatı daha xeyirlidir. Buna isə yalnız səbir edənlər nail olarlar”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Axirət barəsində) elm verilmiş kəslər isə belə dedilər: ″Vay halınıza! (Ay yazıqlar!) İman gətirib yaxşı əməl edən kimsə üçün Allahın mükafatı (təmənnasında olduğunuz var-dövlətdən, dəbdəbədən) daha yaxşıdır. Buna (bu neʼmətə) yalnız səbr edənlər (Allaha itaət və ibadət etməyi fani dünya malından üstün tutanlar, həyatın çətinliklərinə dözənlər) qovuşarlar!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die aber, denen das Wissen um die Wahrheit zuteil geworden war, sagten: ʺWehe euch! Gottes Belohnung ist die beste für den wahren Gläubigen, der gute Werke verrichtet. Nur die Geduldigen erlangen sie.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Aber diejenigen, denen das Wissen gegeben worden war, sagten: ʺWehe euch! Allahs Belohnung ist besser für jemanden, der glaubt und rechtschaffen handelt.ʺ Aber es wird nur den Standhaften dargeboten.

Almanca — M. A. Rassoul

Die aber, denen Wissen zuteil geworden war, sagten: ʺWehe euch, Allahs Lohn ist besser für den, der glaubt und gute Werke tut; und keiner wird ihn erlangen außer den Geduldigen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, denen Wissen zuteil wurde, sagten: ʺEuer Untergang! ALLAHs Belohnung ist besser für denjenigen, der den Iman verinnerlichte und gottgefällig Gutes tat! Und erhalten werden es nur die Duldsamen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Whereas those gifted with divine and spiritual knowledge exclaimed: "Woe betide you -people of vanities-", "the reward conferred by Allah Hereafter is infinitely better for those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and their deeds wisdom and piety, a status attained only by the patient who exercise forbearance under provocation, bear with others their faults and limitations and sit like patience on a monument smiling at grief. "

Abdul Haleem

but those who were given knowledge said, ‘Alas for you! God’s reward is better for those who believe and do good deeds: only those who are steadfast will attain this.’

Abdullah Yusuf Ali

But those who had been granted (true) knowledge said: "Alas for you! The reward of Allah (in the Hereafter) is best for those who believe and work righteousness: but this none shall attain, save those who steadfastly persevere (in good)."

Abul A'la Maududi

But those endowed with true knowledge said: "Woe to you. The reward of Allah is best for those who believe and act righteously. But none except those who are patient shall attain to this."

Aisha Bewley

But those who had been given knowledge said, ‘Woe to you! Allah’s reward is better for those who have iman and act rightly. But only the steadfast will obtain it.’

Al-Hilali & Khan

But those who had been given (religious) knowledge said: "Woe to you! The Reward of Allâh (in the Hereafter) is better for those who believe and do righteous good deeds, and this none shall attain except those who are As-Sâbirûn (the patient in following the truth)."

Ali Quli Qarai

Those who were given knowledge said, ‘Woe to you! Allah’s reward is better for someone who has faith and acts righteously, and no one will receive it except the patient. ’

Amatul Rahman Omar

But the men of knowledge said, `Woe to you! The reward which Allâh has for those who believe and do good deeds is much better (than all this), but it shall be granted only to those who are patiently persevering. '

Arthur John Arberry

But those to whom knowledge had been given said, 'Woe upon you! The reward of God is better for him who believes, and works righteousness; and none shall receive it except the steadfast. '

Bijan Moeinian

Those who were knowledgeable said: "Shame on you; God’s blessing is far superior than your wealth and only those who choose to believe, do good deeds and are patient will earn it. "

E. Henry Palmer

But those who had been given knowledge said, 'Woe to you! the reward of God is better for him who believes and does right; but none shall meet with it except the patient.

Edip-Layth

Those who were blessed with knowledge said, "Woe to you! The reward from God is far better for those who acknowledge and promote reforms. None attains it except the steadfast."

George Sale

But those on whom knowledge had been bestowed, answered, alas for you! The reward of God in the next life, will be better unto him who shall believe and do good works: But none shall attain the same, except those who persevere with constancy.

Hamid S. Aziz

And he went out amongst the people in his pomp. Those who desired the life of this world said, "O would that we had the like of what Qarun has been given! Verily, he is lord of mighty fortune!"

Mahmoud Ghali

And the ones to whom knowledge was brought said, "Woe to you! The requital of Allah is more charitable (i. e., better) for him who believes and does righteousness; and none will be granted (Literally: made to receive) except the patient.

Marmaduke Pickthall

But those who had been given knowledge said: Woe unto you! The reward of Allah for him who believeth and doeth right is better, and only the steadfast will obtain it.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who knew better, said: "Alack-a-day! God's guerdon is better for those who believe and do the right. Only those who persevere will receive it."

Muhammad Asad

But those who had been granted true knowl­edge said: "Woe unto you! Merit in the sight of God is by far the best for any who attains to faith and does what is right: but none save the patient in adversity can ever achieve this [blessing]. "

Mustafa Khattab

But those gifted with knowledge said, "Shame on you! Allah’s reward is far better for those who believe and do good. But none will attain this except the steadfast."

Progressive Muslims

And those who were blessed with knowledge said: "Woe to you! The reward from God is far better for those who believe and do good works. And none attains it except the steadfast."

Sahih International

But those who had been given knowledge said, "Woe to you! The reward of Allah is better for he who believes and does righteousness. And none are granted it except the patient."

Sam Gerrans

But those given knowledge said: “Woe to you! The reward of God is better for him who believes and works righteousness”; and none is granted it save the patient.

Shabbir Ahmed

But those who knew better said, "Woe unto you! Merit in the Sight of Allah is far better for anyone who believes and works for equity among people. (The real wealthy is one who believes in Divine Laws, helps the needy, and creates balance in the society). This reward is reserved for those who do not fall for instant gains, and work hard steadfastly."

Syed Vickar Ahamed

But those who had been given (true) knowledge said: "Sorrow for (woe unto) you! The reward of Allah (in the Hereafter) is best for those who believe and act righteousness: But this no one will get, except those who continuously persevere (in good). "

Taqi Usmani

And said those who were given knowledge, "Woe to you, Allah’s reward is much better for him who believes and acts righteously. But this is given to none but to those who observe restraint."

The Monotheist Group

And those who were blessed with knowledge said: "Woe to you! The reward from God is far better for those who believe and do good work. And none attains it except the steadfast."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tandis que ceux auxquels le savoir a été donné dirent: ʺMalheur à vous! La récompense dʹAllah est meilleure pour celui qui croit et fait le bienʺ. Mais elle ne sera reçue que par ceux qui endurent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku zanîn ji wan re hatibû dayîn, ji wan re wiha gotin: Xwelî li serê we be! Qenciya Xwedê ya ji bo wî kesê ku bawerî bîne û karê qenc bike çêtir e. Ew jî tenê ji sebirkêşan re tê dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij aan wie kennis gegeven was zeiden: ʺWee jullie! Gods beloning is beter voor wie gelooft en deugdelijk handelt. En het wordt slechts aan hen die geduldig volharden aangeboden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij, aan welke verstand werd geschonken, antwoordden: Ongelukkigen die gij zijt! de belooning van God in het volgende leven zal beter wezen voor hem, die gelooven en goede werken doen zal; maar niemand zal die erlangen dan zij, die met vastberadenheid volharden.

Hollandaca — Siregar

En degenen aan wie de kennis gegeven was, zeiden: ʺWee jullie, de beloning van Allah is beter voor wie gelooft en goede daden verricht. En zij wordt niet bereikt, behalve door de geduldigen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, кому даровано было знание [знание об Аллахе, о Его Законе]: «Горе вам! (Остерегайтесь наказания Аллаха и повинуйтесь Ему)! Награда Аллаха лучше (чем богатства Каруна) для тех, кто уверовал и творил праведное; и будет дано это [наставление] только терпеливым [только они примут его и только им оно будет полезным]».

Rusça — Osmanov

А те, которым было даровано знание, сказали: ʺГоре вам! Аллах лучше вознаграждает тех, кто уверовал и творил праведное дело. И обретут награду только терпеливыеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som hade fått del av kunskap sade: ʺArma stackare! (Ni inser inte att) för den som tror och lever rättskaffens är Guds belöning vida bättre (än det som ni kan vinna i detta liv); men denna (belöning) vinner ingen utom den som visar tålamod och uthållighet.ʺ