Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫تِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدِي اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهِ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ

ḳāle innemā ūtītuhu ǎlā ǐlmin ǐndī e ve lem yeǎ'lem enne (a)llahe ḳad ehleke min ḳablihi mine l-ḳurūni men huve eşeddu minhu ḳuvveten ve ekṧeru cem'ǎn ve lā yuselu ǎn ƶunūbihimu l-mucrimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2اِنَّمَٓاinnemāşüphesiz
3اُو۫تِيتُهُūtītuhuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeko bana verildi
4عَلٰىǎlāsayesinde
5عِلْمٍǐlminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebir bilgi
6عِنْدِيǐndīع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.bende bulunan
7اَوَلَمْe ve lem
8يَعْلَمْyeǎ'lemع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmedi mi ki
9اَنَّenneşüphesiz
10اللّٰهَ(a)llaheAllah
11قَدْḳadelbette
12اَهْلَكَehlekeه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak etmiştir
13مِنْmin
14قَبْلِهِḳablihiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkendisinden önceki
15مِنَminearasıda
16الْقُرُونِl-ḳurūniق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.kuşaklar
17مَنْmenniceleri
18هُوَhuveo
19اَشَدُّeşedduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.daha güçlü
20مِنْهُminhukendisinden
21قُوَّةًḳuvvetenق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvet bakımından
22وَاَكْثَرُve ekṧeruك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.ve daha çok
23جَمْعًاcem'ǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.cemaati bulunan
24وَلَاve lāve
25يُسْـَٔلُyuseluس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorulmaz
26عَنْǎn-ndan
27ذُنُوبِهِمُƶunūbihimuذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçları
28الْمُجْرِمُونَl-mucrimūneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suçlulara

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O, bu dedi, ancak bendeki bilgi sâyesinde bana verilmiştir. Bilmez miydi ki Allah, hiç şüphesiz ondan önce, kuvvet bakımından ondan daha üstün, topluluk bakımından ondan daha fazla nice nesilleri helâk etmiştir ve suçluların suçlarını bile sormaya hâcet yok zâten.

Abdulkadir Gölpınarlı

O, bu dedi, ancak bendeki bilgi sâyesinde bana verilmiştir. Bilmez miydi ki Allah, hiç şüphesiz ondan önce, kuvvet bakımından ondan daha üstün, topluluk bakımından ondan daha fazla nice nesilleri helâk etmiştir ve suçluların suçlarını bile sormaya hâcet yok zâten.

Adem Uğur

Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).

Ahmed Hulusi

(Karun) dedi ki: "O (hazineler) bana bildiklerimin sonucu olarak verilmiştir!" Bilmedi ki Allah, ondan önce, kuvvetçe ondan daha güçlü ve çok daha zengin nice nesiller helak etmiştir! Suçlulara, suçları sorulmaz (yalnızca sonuçlarını yaşarlar)!

Ahmet Tekin

Karun: 'O servet bana, ancak bendeki ticarî bilgi ve maharet sayesinde verildi' demişti. Bilmiyor muydu ki, Allah kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerden, suçlulardan, günahkârlardan günahları sorulmaz. Allah onların hepsini bilir.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Bu bana ancak bendeki bir ilim dolayısıyla verildi.' Allah'ın, kendinden önceki nesillerden ondan daha güçlü ve daha çok şey biriktirmiş [7] kimseleri helak ettiğini bilmedi mi? Suçlular günahlarından sorulmazlar.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.

Ali Fikri Yavuz

Karûn dediki: “- Bana bu mal, ancak bendeki ilim sayesinde verildi.” Allah’ın, ondan evvel, geçmiş asırlar halkı içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli, mal ve etrafça daha çok, nice kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Mücrimler günahlarından da sorulmaz. (Allah günahlarını bilir de cehenneme atılırlar).

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Ancak, bir bilgi sayesinde bu bana verildi!" Aslında, ondan önceki kuşaklardan, güç yönünden daha üstün ve daha çok toplamış olanları, Allah'ın yıkıma uğrattığını bilmiyor muydu? Suçlulara, kendi suçları sorulmaz.

Bayraktar Bayraklı

Karun, "Bu servet bana, ancak bendeki bir ilimden dolayı verilmiştir" demişti. Allah'ın ondan önce, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha çok olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.

Bekir Sadak

Karun: «Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden oturu bana verilmistir» demisti. Allah'in, onceleri, ondan daha guclu ve topladigi sey daha fazla olan nice nesilleri yok ettigini bilmez mi? Suclularin suclari kendilerinden sorulmaz.

Celal Yıldırım

Karun, «bu hazineler tendeki bir bilgi (ve beceri) sayesinde bana verilmiştir» dedi. Bilmez mi ki Allah ondan önceki nesillerden daha güçlü ve daha cok servet toplayan nicelerini yok etmiştir. Suçlu günahkârların suç ve günahı kendilerinden sorulmaz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kārûn, “Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim” diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz!

Diyanet İşleri

Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

Diyanet İşleri (eski)

Karun: 'Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir' demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.

Diyanet Vakfi

Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Karun ise: «O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi.» demiştir. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helak etmişti. Günahkarlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O: "Ben, ona yalnızca bendeki bir ilim sayesinde nail oldum." dedi. Allah'ın ondan önce o nesiller içinden ondan kuvvetçe daha çetin ve taraftarları daha çok nice kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlular, günahlarından sorgulanmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben ona, sırf bendeki bir ılim sayesinde nail oldum dedi, Allahın ondan evvel o kurun içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli ve cem'ıyyetce daha kesretli nice kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Mücrimler günahlarından sual de olunmaz

Erhan Aktaş

Karun: "Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere suçlarından sorulmaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Karun: "Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere suçlarından sorulmaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Karun: "Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kimseleri yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Suçlulara suçlarından sorulmaz.

Fizilal-il Kuran

Karun: «Bu servet, ancak bende mevcut bir bilgi sayesinde bana verildi» dedi. O bilmiyor mu ki, kendisinden daha güçlü ve ondan daha çok cemaati bulunan nice kimseleri Allah helâk etmişti. Suçlulardan günahları sorulmaz. Çünkü Allah onları bilir.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." Bilmez mi ki gerçekten Tanrı, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.

Hamdi Döndüren

Karun dedi ki: “Bu (servet) bana, bendeki bilgiden dolayı verilmiştir.” O, Allah’ın kendisinden önceki nesiller arasında, ondan daha güçlü ve ondan daha çok servet toplamış olan kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor mu? Ancak suçlulara, günahlarından sorulmaz!

Hasan Basri Çantay

(Kaarun) dedi ki: "Bu (servet) bana ancak bende olan ilimle (ilim sayesinde) verilmişdir". (O, madem ki aalimdi) kendisinden evvelki nesillerden kuvvetçe ondan daha üstün, Cem'iyyetce daha kesretli kimseleri Allahın hakıykaten helak etmiş olduğunu bilmedi mi? Mücrimlerden günahları sorulmaz.

Hasib Asutay

(Karun) dedi ki: 'O (servet), bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi,' (37) Bilmiyor muydu ki Allah kendisinden önceki kuşaklar arasında kendisinden daha güçlü ve daha çok taraftarı olan nice kimseleri helâk etmişti! Suçlulara günâhlarından sorulmaz.' (38) (37. Rivâyete göre Tevrat'ı en iyi bilenlerden idi.) (38. Yüce Allah'ın sormaya ihtiyacı yoktur. Çünkü o her şeyi bilir.)

Hayrat Neşriyat

(Karun:) 'Bu (servet) bana ancak, bende bulunan bir bilgi sâyesinde verildi' dedi. Ama (o) bilmedi mi ki şübhesiz Allah, kendisinden önceki nesillerden, ondan kuvvetçe daha güçlü ve (mal) toplama cihetiyle daha çok (varlıklı) olan kimseleri gerçekten helâk etmiştir. (Allah, onların ne yaptığını bildiği için) o günahkârlara, (azarlayarak sorgulanmalarının dışında öğrenmek üzere) günahlarından sorulmaz.

İbni Kesir

Dedi ki: Bu, bana; ancak bende olan bilgiden ötürü verilmiştir. Bilmez mi ki; Allah, önceleri ondan daha güçlü ve topladığı daha fazla olan nice nesilleri yok etmiştir. Suçlulardan günahları sorulmaz.

Mehmet Okuyan

(Karun ise) “O (servet), bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi!” demişti. Bilmiyor muydu ki Allah kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü ve (maddi) birikimi çok daha fazla olan kişileri elbette helak etmişti. Suçlulara günahları(nın ne olduğu)ndan sorulmaz (bile).

Muhammed Esed

(Karun, onlara:) "Bu (servet) bendeki bilgi sayesinde bana verildi!" diye karşılık verdi. Oysa, Allah'ın, ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve ondan daha fazla servet toplamış nicelerini (kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmaları yüzünden) yok ettiğini bilmiyor muydu (sanki)? Ama, şu var ki, suçluluğu kesinleşmiş olanlara (artık) günahlarından sual olunmaz!..

Mustafa İslamoğlu

(Karun) "Herken iyi bilsin ki bu servete ben, kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım" dedi. O bilmez miydi ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar içerisinden ondan daha güçlü kuvvetli ve maddi birikimi daha fazla olan nicelerini helak etmiştir. Artık, suçu tabiat haline getirenlerin günahlarından sual olunmaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Bu, ancak bende olan ilim sebebiyle bana verilmiştir. O bilmedi mi ki, Allah ondan evvelki nesillerden daha kuvvetli ve daha ziyâde cemiyetli kimseleri helâk etmiştir ve mücrimler günahlarından sorulmaz.

Ömer Öngüt

Karun: “Bu bana ancak bende olan bilgiden ötürü verilmiştir. ” dedi. Bilmez mi ki Allah, önceleri ondan daha güçlü ve topladığı daha fazla olan nice nesilleri yok etmiştir? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.

Suat Yıldırım

Karun "Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum." dedi. Peki şunu da bilmiyor muydu ki Allah, daha önce kendisinden daha güçlü ve serveti daha fazla olan kimseleri helâk etmişti? Ama suç işlemeyi meslek edinen sicillilere artık suçları hakkında soru sorulmaz.

Süleyman Ateş

"Bu (servet) bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi" dedi. Bilmedi mi ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar arasında kendisinden daha güçlü ve daha çok cemaati bulunan nice kimseleri helak etmiştir? Suçlulara günahlarından sorulmaz.

Süleymaniye Vakfı

Karun dedi ki: "Bu zenginlik bana, sadece bende olan bilgi sayesinde verildi." O, kendisinden önceki nesiller içinden daha güçlü ve daha zengin nice kimseleri Allah'ın helak ettiğini bilmiyor muydu? Suçlulara işledikleri günahlar sorulmayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki; "Bu bana, bendeki bir ilimden dolayı verildi". Karun bilmiyor muydu ki, Allah kendinden önce nice nesilleri yok etti; hem de onlar daha güçlü ve daha zengindiler. Suçlulara suçlarını sormaya gerek duyulmaz.

Şaban Piriş

-Ancak bunlar bana, bilgim sayesinde verilmiştir, dedi. O bilmiyor mu ki Allah, ondan önce, kendisinden daha güçlü ve toplulukça daha çok olan nice nesilleri helak etti? Günahkarlara suçları sorulmaz.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.» Bilmez mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki kuşaklardan kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu günahkârlardan kendi günahları sorulmaz.

Ümit Şimşek

Karun ise 'Bu servet, bilgim sayesinde benim oldu' dedi. Kendisinden önce daha güçlü ve daha varlıklı nice nesilleri Allah'ın helâk ettiğini o bilmiyor muydu? Fakat öyle mücrimlerden günahları sorulmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helak etmiştir. Günahlarının ne olduğu, günahkarlardan sorulmaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qarun dedi: “Bu mənə ancaq məndə olan biliyə görə verilmişdir”. Məgər o bilmirdi ki, Allah ondan əvvəlki nəsillərdən, ondan daha qüvvətli və daha çox var-dövlət yığan kəsləri məhv etmişdir? Günahkarlar öz günahları barəsində sorğu-sual olunmaz (üzlərindən tanınarlar).

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qarun) dedi: ″Bu (var-dövlət) mənə yalnız məndə olan elm (Tövratı gözəl bilmək, yaxud əlkimyaya yaxşı bələd olmaq, ticarətdən baş çıxartmaq) sayəsində verilmişdir. Məgər o (Qarun) Allahın ondan əvvəl özündən daha qüvvətli və daha varlı olan neçə-neçə kəsləri məhv etdiyini bilmirdimi? Günahkarlar öz günahları barəsində sorğu-sual olunmazlar. (Onların günahkar olduqları üzlərindən bilinər və buna görə də heç bir sorğu-sual edilmədən cəhənnəm oduna atılarlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺWas ich habe, das habe ich durch mein eigenes Wissen erworben.ʺ Wußte er denn nicht, daß Gott vor ihm schon Geschlechter vernichtet hat, die mächtiger waren und größeren Reichtum als er besaßen? Die vermessenen Frevler werden nicht gleich nach ihren bösen Taten gefragt.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺEs ist mir nur gegeben worden aufgrund von Wissen, das ich besitze.ʺ Wußte er denn nicht, daß Allah bereits vor ihm solche Geschlechter vernichtet hatte, die eine stärkere Kraft als er besaßen und eine größere Ansammlung (an Helfern) hatten? Und die Übeltäter werden nicht nach ihren Sünden befragt.

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺEs (die Schätze) wurde mir nur um des Wissens willen, das ich besitze, gegeben.ʺ Wußte er denn nicht, daß Allah vor ihm schon Generationen vernichtet hatte, die noch gewaltigere Macht und größeren Reichtum als er besaßen? Und die Schuldigen werden nicht nach ihren Sünden befragt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺZuteil wurde mir dies nur wegen dem Wissen, über das ich verfüge!ʺ Wußte er etwa nicht, daß ALLAH bereits vor ihm von Generationen zugrunde richten ließ, die über noch mehr Macht verfügten als er und die noch mehr an Vermögen anhäuften?! Und die schwer Verfehlenden werden nach ihren Verfehlungen nicht gefragt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But -Qarun- said: "I have acquired what came into my possession by reason of the knowledge inherent in me and for my intellectual acquaintance with fact". Did he not know that Allah had reduced to a useless form before him people who were stronger and greater in affluence! However, there is no need to question those who had been steeped in crime.

Abdul Haleem

but he answered, ‘This wealth was given to me on account of the knowledge I possess.’ Did he not know that God had destroyed many generations before him, who had greater power than him and built up greater wealth? The guilty will not be questioned about their sins.

Abdullah Yusuf Ali

He said: "This has been given to me because of a certain knowledge which I have." Did he not know that Allah had destroyed, before him, (whole) generations,- which were superior to him in strength and greater in the amount (of riches) they had collected? but the wicked are not called (immediately) to account for their sins.

Abul A'la Maududi

He replied: "All this has been given to me on account of a certain knowledge that I have." Did he not know that Allah had destroyed before him those who were stronger in might than he and were more numerous in multitude? The wicked are not asked about their acts of sin.

Aisha Bewley

he said, ‘I have only been given it because of knowledge I have. ’ Did he not know that before him Allah had destroyed generations with far greater strength than his and far more possessions? The evildoers will not be questioned about their sins.

Al-Hilali & Khan

He said: "This has been given to me only because of the knowledge I possess." Did he not know that Allâh had destroyed before him generations, men who were stronger than him in might and greater in the amount (of riches) they had collected? But the Mujrimûn (criminals, disbelievers, polytheists, sinners) will not be questioned of their sins (because Allâh knows them well, so they will be punished without being called to account).

Ali Quli Qarai

He said, ‘I have indeed been given [all] this because of the knowledge that I have. ’ Did he not know that Allah had already destroyed before him some of the generations who were more powerful than him and greater in amassing [wealth]? The guilty will not be questioned about their sins.

Amatul Rahman Omar

(Korah) said, `(All) this (wealth) that I have been given is because of the knowledge I possess. ' But did he not know that Allâh had destroyed before him generations of people who were mightier than he and greater in riches and number? And the guilty shall not be questioned about their sins (their sins being self evident).

Arthur John Arberry

He said, 'What I have been given is only because of a knowledge that is in me. ' What, did he not know that God bad destroyed before him generations of men stronger than he ill might, and more numerous in multitude? And yet the sinners shall not be questioned concerning their sins.

Bijan Moeinian

Korah’s response was: "I have earned my wealth by using my brain!" Did he [who was so proud of his knowledge] not know that God [was the one who multiplied and safeguarded his wealth for him for the simple reason that God] had destroyed many wealthier and stronger than him in the past? The guilty ones, however, are judged according to the law [and not according to their own criteria. ]

E. Henry Palmer

Said he, 'I have only been given it for knowledge which I have!' did he not know that God had destroyed before him many generations of those who were stronger than he, and had amassed more? But the sinners need not to be asked concerning their crimes.

Edip-Layth

He said, "I have attained all this only because of my own knowledge." Did he not realize that God had annihilated before him generations that were much stronger than he, and greater in riches? The transgressors were not asked about their crimes.

George Sale

He answered, I have received these riches, only because of the knowledge which is with me. Did he not know that God had already destroyed, before him, several generations, who were mightier than he in strength, and had amassed more abundance of riches? And the wicked shall not be asked to discover their crimes.

Hamid S. Aziz

"But seek the abode of the Hereafter through what Allah has given you, and forget not your portion in this world, and do good as Allah has done good to you; and seek not corruption in the earth; verily, Allah loves not corrupters. "

Mahmoud Ghali

He said, "Surely what has been brought to me is only for a knowledge that is in my presence. " And did he not know that Allah had already caused to perish, even before him, of the generations, (men) who were stronger than he in power and more multiplying in (heaping) together? (Of wealth, or followers) And the criminals will not be questioned for their guilty (deeds)."

Marmaduke Pickthall

He said: I have been given it only on account of knowledge I possess. Knew he not that Allah had destroyed already of the generations before him men who were mightier than him in strength and greater in respect of following? The guilty are not questioned of their sins.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "This has come to me through my own acumen. " Did he not know that God had destroyed many generations before him who possessed far more acumen than he, and more wealth? The sinners will not be asked about their sins.

Muhammad Asad

Answered he: "This [wealth] has been given to me only by virtue of the knowledge that is in me!" Did he not know that God had destroyed [the arrogant of] many a generation that preceded him - people who were greater than he in power, and richer in what they had amassed? But such as are lost in sin may not be asked about, their sins.

Mustafa Khattab

He replied, "I have been granted all this because of some knowledge I have."[1] Did he not know that Allah had already destroyed some from the generations before him who were far superior to him in power and greater in accumulating ˹wealth˺? There will be no need for the wicked to be asked about their sins.[2] 

Progressive Muslims

He said: "I have attained all this only because of my own knowledge. " Did he not realise that God had annihilated before him generations that were much stronger than he, and greater in riches The transgressors were not asked about their crimes.

Sahih International

He said, "I was only given it because of knowledge I have. " Did he not know that Allah had destroyed before him of generations those who were greater than him in power and greater in accumulation [of wealth]? But the criminals, about their sins, will not be asked.

Sam Gerrans

He said: “I have been given it only because of knowledge I have,” — knew he not that God had destroyed before him generations stronger than him in power, and greater in accumulation? — “and the lawbreakers will not be questioned about their transgressions!”

Shabbir Ahmed

He replied, "This wealth has been given to me because of the knowledge that is in me. " Did he not know that Allah's Law of Requital had annihilated, before him, whole generations which were superior to him in strength and richer in what they had amassed? But such guilty need no questioning since their guilt is obvious and yet, they are not exempt from the Law of Respite.

Syed Vickar Ahamed

He said: "This (wealth) has been given to me only because of a certain knowledge which I have. " Did he not know that Allah had ruined, before him, (whole) generations— Which were superior to him in strength and exceeded in the amount (of riches) that they h.ad collected? But the wicked are not called (right away) to account for their sins.

Taqi Usmani

He said, "This is given to me because of the knowledge (I have) with me." Did he not know that Allah had destroyed, from the generations before him, those who were stronger than him in power and greater than him in multitude? And the sinners have not to be asked about their sins.

The Monotheist Group

He said: "I have attained all this only because of my own knowledge." Did he not realize that God had annihilated before him generations that were much stronger than he, and greater in riches? The transgressors were not asked about their crimes.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺCʹest par une science que je possède que ceci mʹest venuʺ. Ne savait-il pas quʹavant lui Allah avait fait périr des générations supérieures à lui en force et plus riches en biens? Et les criminels ne seront pas interrogés sur leurs péchésʺ!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Qarûn got: Ew (serwet û mal) tenê bi zanîna min ji min re hatiye dayîn. Qey Qarûn nizanîbû ku Xwedê ji wan umetên beriya wî, gelek miletên jê bihêztir û têrmaltir jî ji navê biribûn? Gunehkar (roja qiyametê) ji gunehên xwe nayên pirsyarkirin (lewra Xwedê bi gunehên wan dizane, bes ji bo li xwe mikur werin û pîs bibin têne pirsyarkirin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺHet is mij gegeven op grond van kennis die ik heb.ʺ Wist hij dan niet dat God voor zijn tijd generaties heeft vernietigd die sterker waren dan hij en die meer bijeengebracht hadden? Maar de boosdoeners worden niet langdurig over hun zonden ondervraagd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij antwoordde: Ik heb deze rijkdommen slechts ontvangen, om de kennis, die met mij is. Wist hij niet, dat God vóór hem reeds onderscheiden geslachten had vernietigd, die machtiger dan hij in sterkte waren en grooteren overvloed van rijkdommen hadden verzameld? En den zondaren zal niet gevraagd worden, hunne misdaden te ontdekken.

Hollandaca — Siregar

Hij (Qârôen) zei: ʺVoorwaar, dat wat aan mij gegeven is, berust op kennis die ik bezit.ʺ Wist hij dan niet dat Allah vóór zijn tijd generaties heeft vernietigd die veel sterker waren dan hij en meer (rijkdom) verzameld hadden? En de misdadigers hoeven niet over hun zonden ondervraagd te werden (want Allah kent hun zonden al).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Карун) сказал (тем людям, которые делали ему наставление): «То, что мне даровано [все мои богатства], – по моему знанию». Неужели он [Карун] не знал, что Аллах погубил до него тех, кто был сильнее его мощью и богаче по накоплениям из (прежних) поколений? И не будут спрошены о своих грехах бунтари (так как Аллах Всевышний знает о них)!

Rusça — Osmanov

[Карун] ответил: ʺТо, что даровано мне, [даровано] за мое умениеʺ. Неужели он не знал, что Аллах до него погубил [целые] поколения, которые превосходили его мощью и богатством? Подобных грешников даже допрашивать не станут [в Судный день].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han svarade: ʺDet (jag äger) har jag fått tack vare mina kunskaper (och min klokhet).ʺ Visste han inte att Gud har låtit tidigare släkten gå under, som ägde mera makt och samlat större (rikedomar) än han? Men de obotfärdiga, trotsiga syndarna behöver inte tillfrågas om sina synder.