Neml Suresi 87. Ayet — Elfaz
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.
2يُنْفَخُyunfeḣuüfleneceğiMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibن ف خAğızla üflemek, nefes almak.
3فِيfīHarf-i Cer
4الصُّورِS-SūriSur'aMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmak
5فَفَزِعَfe feziǎkorku içinde kalırlar (bayılır)Bağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibف ز عKorkmak, korkmuş olmak, dehşete düşmek, korkuya kapılmak
6مَنْmenkimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7فِيfīHarf-i Cer
8السَّمٰوَاتِs-semāvātigöklerde bulunanMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
9وَمَنْve menve kimselerBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10فِيfīHarf-i Cer
11الْاَرْضِl-erDive yerde bulunanMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
12اِلَّاillādışındakiHasr Edatı
13مَنْmenkimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14شَاءَşā'ediledikleriMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
15اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
16وَكُلٌّve kullunve hepsiBağlaç+İsimك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
17اَتَوْهُetevhuO'na gelirlerMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
18دَاخِرِينَdāḣirīneboyun bükerekİsimد خ رKüçük olmak, değersiz olmak, alçakgönüllü olmak, hiçbir değeri veya önemi olmamak, sefil olmak, alçaltılmış olmak