Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ وَلَوْ شَاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا

e lem tera ilā rabbike keyfe medde Z-Zille ve lev şā'e le ceǎlehu sākinen ṧumme ceǎlnā ş-şemse ǎleyhi delīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi?
3اِلٰىilā
4رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbini
5كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl?
6مَدَّmeddeم د دçekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemekuzattı
7الظِّلَّZ-Zilleظ ل لKalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak, kulübe, örtü, gölge veren bulut, koruma, rahatlık ve mutluluk hali.gölgeyi
8وَلَوْve levve şayet
9شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
10لَجَعَلَهُle ceǎlehuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakonu yapardı
11سَاكِنًاsākinenس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekdurgun
12ثُمَّṧummesonra, ayrıca
13جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkıldık
14الشَّمْسَş-şemseش م سGüneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş.güneşi
15عَلَيْهِǎleyhiona
16دَلِيلًاdelīlenد ل لGöstermek, işaret etmek, belirtmek, yönlendirmek, işaret etmek, rehberlik etmek, yanıltmak, keşfetmek, yönetmekbir delil

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbinin işini görmedin mi? Nasıl da gölgeyi uzattı, dileseydi onu sâkin eder, uzatıp kısaltmazdı; elbette, sonra güneşi, delîl ettik gölgeye.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbinin işini görmedin mi? Nasıl da gölgeyi uzattı, dileseydi onu sâkin eder, uzatıp kısaltmazdı; elbette, sonra güneşi, delîl ettik gölgeye.

Adem Uğur

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, ona delil kıldık.

Ahmed Hulusi

Görmedin mi Rabbini, (Hakikat güneşi tam yükselmemişken) gölgeyi (benliği) nasıl uzattı? Eğer dileseydi onu elbette sakin (hareketsiz, sürekli) kılardı. . . Sonra, Güneş'i (hakikatin farkındalığını) ona delil kıldık.

Ahmet Tekin

Rabbinin, gölgeyi nasıl uzattığını, koyulaştırdığını düşünmüyor musun? Eğer Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onun kesinlikle bir kararda, sabit bir halde durmasını planlayabilirdi. Dahası var! Güneşin gölgeyle irtibatını nasıl planladığımıza bakmıyor musun?

Ahmet Varol

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? İsteseydi onu durgun kılardı. Sonra güneşi onun üzerine delil kıldık.

Ali Bulaç

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.

Ali Fikri Yavuz

Rabbinin kudretine bakmaz mısın (fecirle güneşin doğuşu arasında) gölgeyi nasıl yayıyor? (Ne karanlık var, ne de aydınlık). Dileseydi, o gölgeyi devamlı ve sabit yapardı (onu güneşle gidermezdi). Sonra biz, güneşi de, o gölge üzerine bir delil yaptık (güneşin varlığından gölge bilinir).

Ali Rıza Safa

Efendinin, gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Oysa dileseydi, kesinlikle onu durağan yapardı. Sonra, güneşi, ona yol gösteren yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz,güneşi ona delil kıldık.

Bekir Sadak

(45-46) Rabbinin golgeyi nasil uzattigini gormez misin? Isteseydi onu durdururdu. Sonra Biz gunesi, ona delil kilip yavas yavas Kendimize cekmisizdir.

Celal Yıldırım

Rabbin (kurduğu düzen, koyduğu kanun uyarınca) gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu yerinde sakin bırakırdı. Sonra biz güneşi ona sebep ve delil yaptık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra güneşi gölgeye yol gösterici kılmışızdır.

Diyanet İşleri

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.

Diyanet İşleri (eski)

(45-46) Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

Diyanet Vakfi

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, ona delil kıldık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi elbette onu hareketsiz de kılardı. Sonra Biz güneşi ona nasıl delil kılmışız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakmaz mısın rabbına? Gölgeyi nasıl uzatmakta? Dilese idi elbet onu sakin de kılardı, sonra nasıl Güneşi, ona delil kılmışız?

Erhan Aktaş

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

Fizilal-il Kuran

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Eğer dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra da güneşi onun belirleyici göstergesi yaptık.

Gültekin Onan

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.

Hamdi Döndüren

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzattı? İsteseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra nasıl güneşi, ona delil kıldık.

Hasan Basri Çantay

Rabbin (in sun'un) a bir bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzat (ıb yay) mışdır O? Eğer dileseydi onu elbet sakin de kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil yapmışızdır.

Hasib Asutay

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır. (16) (16. Güneş olmasaydı gölge anlaşılmazdı.)

Hayrat Neşriyat

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbette sâbit kılardı. Sonra (biz) güneşi onun üzerine bir delil (o gölgenin sebebi) kıldık.

İbni Kesir

Görmedin mi; Rabbın, gölgeyi nasıl uzatmıştır. İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz, güneşi ona delil kıldık.

Mehmet Okuyan

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra Güneş'i ona (gölgeye) kılavuz yaptık.

Muhammed Esed

Görmez misin (ey insanoğlu), Rabbin gölgeyi (akşama doğru) nasıl uzatıyor; eğer dileseydi, hiç şüphesiz onu olduğu gibi bırakırdı; fakat sonra gölgeye güneşi yol gösterici kılmışızdır;

Mustafa İslamoğlu

(Ey insan!) Görmez misin Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını? Ama, eğer isteseydi, onu hareketsiz kılardı. Fakat Biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır;

Ömer Nasuhi Bilmen

Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzatmıştır? Eğer dileyecek olsa idi onu elbette sakin kılardı. Sonra güneşi gölge üzerine bir delil kıldık.

Ömer Öngüt

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzattı? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi o gölgeye delil kıldık.

Suat Yıldırım

(45-46) Bakmaz mısın Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş’i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize doğru dilediğimiz yere alıyoruz.

Süleyman Ateş

Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?

Süleymaniye Vakfı

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? İsteseydi onu hareketsiz kılardı. Güneşi de gölgenin delili /sebebi yaptık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sahibinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Tercihi farklı olsaydı onu hareketsiz kılardı. Güneşi de ona delil yapmıştır.

Şaban Piriş

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? İsteseydi onu durdururdu. Güneşi ona kılavuz yaptık.

Tefhim-ul Kuran

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.

Ümit Şimşek

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Biz güneşi ona yol gösterici yapmış bulunuyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil yapmışız!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər Rəbbinin kölgəni necə uzatdığını görmürsənmi? Əgər O istəsəydi, onu hərəkətsiz halda saxlayardı. Sonra Biz günəşi onun bələdçisi etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər Rəbbinin kölgəni (günçıxandan günbatanadək) necə uzatdığını görmürsənmi? Əgər istəsəydi, onu daim öz yerində saxlayardı. Sonra Biz günəşi (kölgəyə) bir əlamət etdik. (Əgər günəş olmasaydı, kölgə bilinməzdi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Hast du nicht gesehen, wie dein Herr den Schatten langzieht? Wenn Er gewollt hätte, hätte Er ihn unveränderlich gelassen. Wir haben die Sonne auf den Schatten hinweisen lassen.

Almanca — Der Edle Quran

Siehst du nicht deinen Herrn, wie Er den Schatten lang werden läßt? Wenn Er wollte, würde Er ihn fürwahr stillstehen lassen. Hierauf machen Wir die Sonne zu einem Hinweis auf ihn.

Almanca — M. A. Rassoul

Hast du nicht gesehen, wie dein Herr den Schatten verlängert? Und hätte Er gewollt hätte Er ihn stillstehen lassen. Dann haben Wir die Sonne zu seinem Wegweiser gemacht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Siehst du etwa nicht (die Schöpfung) deines HERRN, wie ER den Schatten ausbreiten läßt?! Und hätte ER gewollt, hätte ER ihn stillstehend gemacht. Dann machten WIR die Sonne als Hinweis auf ihn.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do you not see how Allah, your Creator, prolonged and lengthened the shadow of any object intercepting the sun or other luminary! Had He willed He would have made it still, and We made the sun the indication asserting the phenomenon, its presence and its dimensions

Abdul Haleem

Do you not see how your Lord lengthens the shade? If He had willed, He could have made it stand still- We made the sun its indicator-

Abdullah Yusuf Ali

Hast thou not turned thy vision to thy Lord?- How He doth prolong the shadow! If He willed, He could make it stationary! then do We make the sun its guide;

Abul A'la Maududi

Have you not seen how your Lord spreads the shade? If He will, He could have made it stationary; instead, We have made the sun its pilot.

Aisha Bewley

Do you not see how your Lord stretches out shadows? If He had wished He could have made them stationary. Then We appoint the sun to be the pointer to them.

Al-Hilali & Khan

Have you not seen how your Lord spread the shadow. If He willed, He could have made it still - But We have made the sun its guide (i.e. after the sunrise, the shadow shrinks and vanishes at midnoon and then again appears in the afternoon with the decline of the sun, and had there been no sunlight, there would have been no shadow).

Ali Quli Qarai

Have you not regarded how your Lord spreads the twilight? (Had He wished He would have made it still. ) Then We made the sun a beacon for it.

Amatul Rahman Omar

Do you not see (the wonderful doing of) your Lord how He stretches the shadow? If He had pleased He could have made it still. Not only that (We stretch the shadow) We make (the position of) the sun its indicator.

Arthur John Arberry

Hast thou not regarded thy Lord, how He has stretched out the shadow? Had He willed, He would have made it still. Then We appointed the sun, to be a guide to it;

Bijan Moeinian

Have you not seen how your Lord spreads the shadow? Had He willed, He would have made it constant. But I have decided to make the sun its pilot.

E. Henry Palmer

Hast thou not looked to thy Lord how He prolongs the shadow? but had He willed He would have made it stationary; then we make the sun a guide thereto,

Edip-Layth

Did you not see to your Lord how He casts the shadow? If He wished, He could have made it still, then We would have made the sun as a guide to it.

George Sale

Dost thou not consider the works of thy Lord, how He stretcheth forth the shadow before sun-rise? If he had pleased, he would have made it immovable for ever. Then We cause the sun to rise, and to shew the same;

Hamid S. Aziz

Or do you think that most of them hear or understand? They are but like the cattle, nay, they are further astray in the path.

Mahmoud Ghali

Have you not regarded your Lord, how He has extended the shade? And if He had so decided, He would indeed have made it still. Thereafter We made the sun a constant indicator of it.

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen how thy Lord hath spread the shade - And if He willed He could have made it still - then We have made the sun its pilot;

Mohamed Ahmed - Samira

Have you not seen how your Lord lengthens out the shadow? He could have kept it motionless if He liked. Yet We make the sun its pilot to show the way.

Muhammad Asad

Art thou not aware of thy Sustainer [through His works]? - how He causes the shadow to lengthen [towards the night] when, had He so willed, He could indeed have made it stand still: but then, We have made the sun its guide;

Mustafa Khattab

Have you not seen how your Lord extends the shade—He could have simply made it ˹remain˺ still if He so willed—then We make the sun its guide,

Progressive Muslims

Did you not see to your Lord how He casts the shadow And if He wished, He could have made it still, then We would have made the sun as a guide to it.

Sahih International

Have you not considered your Lord - how He extends the shadow, and if He willed, He could have made it stationary? Then We made the sun for it an indication.

Sam Gerrans

Hast thou not considered thy Lord, how He spread the shadow? And had He willed, He would have made it still. Then We made the sun its guide;

Shabbir Ahmed

Are you not aware of your Lord by His Works? - How He spread the shade. And if He Willed, He could have made it still! Then We have made the sun its pilot. (He could have designed the Solar System differently with the earth remaining stationary).

Syed Vickar Ahamed

Have you not turned your sight (and thoughts) towards your Lord? How He pulls the shadow (longer during the evenings and mornings)! If He willed, He could make it fixed! Then We make the sun its guide (as it lengthens);

Taqi Usmani

Have you not observed how your Lord stretched out the shadow (of the sun)? If He so willed, He would have made it stand still. Then We made the sun an indicator for it.

The Monotheist Group

Didyou not see to your Lord how He casts the shadow? And if He wished, He could have made it still, then We would have made the sun as a guide to it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹas-tu pas vu comment ton Seigneur étend lʹombre? SʹIl avait voulu, certes, Il lʹaurait faite immobile. Puis Nous lui fîmes du soleil son indice,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma tu nanêrî ku Xwedayê te çawa sî dirêj kiriye? Eger bixwesta teqez dê ew nelebitanda. Piştre me roj jî li ser hebûna wê kire nişan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Heb jij niet gezien naar jouw Heer, hoe Hij de schaduw heeft uitgestrekt? En als Hij het gewild had, dan had Hij gemaakt dat hij stilstond. Vervolgens maken Wij de zon tot een aanwijzer ervoor.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Beschouwt gij de werken van uwen Heer niet, hoe hij de schaduw vóór het opgaan der zon uitdrijft? Indien het hem had behaagd, zou hij deze voor eeuwig onbewegelijk hebben gemaakt. Daarna doen wij de zon oprijzen en tot gids strekken.

Hollandaca — Siregar

Zie jij niet hoe jouw Heer de schaduwen verlengt? En als Hij het had gewild, had Hij die zeker kunnen doen stilstaan. Toen hebben Wij de zon tot een wijzer gemaakt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты (о, Пророк) не видишь, как Господь твой протянул тень (с восхода солнца и до его захода)? А если бы Он пожелал, то непременно сделал бы ее [тень] неизменной. Затем Мы сделали солнце ее указателем.

Rusça — Osmanov

Разве ты не видишь, как твой Господь сделал тень меняющейся [по размеру]? А если бы Он захотел, то сделал бы ее неизменной [по размерам]. Вдобавок Мы определили солнце ее указателем.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

HAR DU inte sett hur Gud låter skuggan förlängas? Om Han hade velat kunde Han ha låtit den stå stilla. Men Vi har bestämt att solen skall visa den dess väg,