Zalim oldukları halde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.
وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَا وَاِلَيَّ الْمَصِيرُ
ve keeyyin min ḳaryetin emleytu lehā ve hiye Zālimetun ṧumme eḣaƶtuhā ve ileyye l-meSīru
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَكَاَيِّنْ | ve keeyyin | ve niceleri var ki | |
| 2 | مِنْ | min | -den | |
| 3 | قَرْيَةٍ | ḳaryetin | ق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek. | kentler- |
| 4 | اَمْلَيْتُ | emleytu | م ل وDoldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmak | biraz süre vermişimdir |
| 5 | لَهَا | lehā | ona | |
| 6 | وَهِيَ | ve hiye | o | |
| 7 | ظَالِمَةٌ | Zālimetun | ظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak | zulmederken |
| 8 | ثُمَّ | ṧumme | sonra, ayrıca | |
| 9 | اَخَذْتُهَا | eḣaƶtuhā | ا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek | onu yakalamışımdır |
| 10 | وَاِلَيَّ | ve ileyye | ancak banadır | |
| 11 | الْمَصِيرُ | l-meSīru | ص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak. | dönüş |
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve nice şehir var ki halkı zâlim olduğundan mühlet verdik onlara da sonra helâk ediverdim ve dönüp gelecekleri yer de benim tapımdır.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve nice şehir var ki halkı zâlim olduğundan mühlet verdik onlara da sonra helâk ediverdim ve dönüp gelecekleri yer de benim tapımdır.
Adem Uğur
Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Ahmed Hulusi
Zalim oldukları için, kendilerine mühlet verdiğim nice şehir vardı. . . Hepsini yakaladım. . . Dönüş sadece banadır!
Ahmet Tekin
Baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellerlerken, kendilerine mühlet verdiğim nice memleketi, sonunda cezalandırdım. Sonuçta hepiniz benim huzuruma gelip bir daha hesap vereceksiniz.
Ahmet Varol
Nice kentlere zalim oldukları halde süre tanıdım sonra yakalayıverdim. Dönüş ancak banadır.
Ali Bulaç
Nice ülkeler vardır ki, (halkı) zulmediyorken Ben ona bir süre tanıdım, sonra yakalayıverdim; dönüş yalnızca banadır.
Ali Fikri Yavuz
Zulmedib dururlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket halkı vardı ki, ben onları azabımla yakalayıvermiştim. Sonunda muhakkak dönüş banadır.
Ali Rıza Safa
Haksızlık yapmalarına karşın süre verdiğim, sonra da onları yakaladığım nice kentler vardır. Çünkü dönüş, Bana olacaktır.
Bayraktar Bayraklı
Zulmedip dururlarken, kendilerine süre tanıdığım nice ülkeler vardır. Sonunda onları yakalayıp yok ettim. Dönüş yalnız banadır.
Bekir Sadak
Nice kasabalara, haksiz olduklari halde, mehil vermistim; sonunda onlari yakalayiverdim. Donus ancak Bana'dir. *
Celal Yıldırım
Nice kasabalar zâlim oldukları halde onlara mühlet vermişizdir; sonra (sırası ve vakti gelince) onları yakalayıverdim. Dönüş ise ancak banadır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Nice belde var ki, ahalisi zulme dalmış olduğu halde onlara biraz süre verdim, sonra da onları kıskıvrak yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Diyanet İşleri
Zalim oldukları halde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.
Diyanet İşleri (eski)
Nice kasabalara, haksız oldukları halde, mehil vermiştim; sonunda onları yakalayıverdim. Dönüş ancak Bana'dır.
Diyanet Vakfi
Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket halkı vardı ki, sonunda onları yakalayıvermiştim. Dönüş ancak banadır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket (halkı) vardı ki, Ben onu tutmuş alıvermişimdir. Bütün dönüş (ler) sonunda Banadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Zulm etmektelerken kendilerine mühlet verdiğim nice memleket vardı ki ben onu tutmuş alıvermiştim, bütün inkılab nihayet banadır
Erhan Aktaş
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.
Fizilal-il Kuran
Halkı zalim olan nice kente önce mühlet tanıdım, sonra yakasına yapıştım. Sonunda bana dönülecektir.
Gültekin Onan
Nice ülkeler vardır ki, (halkı) zulmediyorken ben ona bir süre tanıdım, sonra yakalayıverdim; dönüş yalnızca banadır.
Hamdi Döndüren
Nice kentler vardı ki, halkı zulmedip dururken onlara süre tanıdım. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Hasan Basri Çantay
(Halkı sizin gibi) zulümde devam edib dururken kendisine mühlet verdiğim nice memleket vardır ki ben onları nihayet (azabımla) yakalayıverdim. Dönüş ancak banadır.
Hasib Asutay
Nice ülkeler vardır ki (halkı) zulmederken onlara süre verdim, sonra onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Hayrat Neşriyat
Hem o (halkı) zâlim olan nice şehirler vardır ki onlara mühlet verdim, sonra onları(azâbımla) yakaladım! Dönüş ise, ancak banadır!
İbni Kesir
Nice kasabalar var ki; zalim oldukları halde onlara mühlet vermiştim. Sonunda onları yakalayıverdim. Dönüş yalnız Banadır.
Mehmet Okuyan
Nice şehir (halkı) vardı ki haksızlık edip dururlarken onlara süre vermiş, sonunda onları yakalamış (cezalandırmış)tım. Dönüş sadece banadır.
Muhammed Esed
Ve onmaz zulüm ve haksızlıklara dalıp gitmiş nice toplumlara bir süre için fırsat vermiştim! Ama günü gelince onları kıskıvrak yakalayıverdim: çünkü bütün yolculukların sonu Banadır!
Mustafa İslamoğlu
ve Ben, zulme gömülüp gitmiş nice toplumlara (önce) süre tanımış, sonra enselemişimdir: nihayet dönüş Banadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve nice belde vardır ki, o zalim olduğu halde ona mühlet verdim. Sonra da onu yakaladım. Ve bütün dönüş de Bana'dır.
Ömer Öngüt
Nice memleket var ki, zulümlerine devam ederlerken mühlet verdim, sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır.
Suat Yıldırım
Zulümde aşırı giden nice memleket vardı ki Ben onlara önce mühlet verip sonra da tuttuğum gibi işlerini bitirdim! Herkesin dönüşü ancak Banadır.
Süleyman Ateş
Nice kent var ki zulmederken ona biraz süre vermişim, sonra onu yakalamışımdır. Sonunda dönüş ancak banadır.
Süleymaniye Vakfı
Yanlışlar içinde oldukları halde nice kente süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Dönüp varılacak yer benim huzurumdur.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yanlışlar içinde oldukları halde nice kentlere, önce süre tanıdım sonra da onları kıskıvrak yakaladım. Dönüş banadır.
Şaban Piriş
Nice ülkeler vardır ki, zalim olmalarına rağmen ben, onlara süre tanıdım. Sonra da onları aldım. Dönüş banadır.
Tefhim-ul Kuran
Nice ülkeler vardır ki, (halkı) zulmediyorken ben ona bir süre tanıdım, sonra yakalayıverdim; dönüş yalnızca banadır.
Ümit Şimşek
Nice zalim beldeler vardı ki, Ben onlara süre tanıdım, sonra da yakalayıverdim. Sonunda herkesin dönüşü Banadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Nice kent/medeniyet var ki, zulme saptığı halde, ona süre tanıdım. Ama sonra kendisini yakalayıverdim. Dönüş yalnız banadır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Neçə-neçə şəhərlərə, əhalisi zülm edərkən möhlət verdim, sonra onları əzabla yaxaladım. Dönüş də ancaq Mənədir!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Neçə-neçə məmləkətə (məmləkət əhlinə) zülm etdikləri (kafir olduqları) halda möhlət verdim, sonra onları (əzabla) yaxaladım. Axır dönüş ancaq Mənədir! (Onlar, nəhayət, Mənim hüzuruma gələcək, qazandıqları günaha görə əbədi əzaba düçar olacaqlar).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Vielen ungerechten Stadtgemeinschaften habe ich Aufschub gewährt, dann aber habe Ich sie vernichtend bestraft. Zu Mir allein werden sie am Ende zurückgebracht werden.
Almanca — Der Edle Quran
Und wie vielen Städten, die Unrecht taten, gewährte Ich Aufschub! Hierauf ergriff Ich sie, und zu Mir ist der Ausgang.
Almanca — M. A. Rassoul
Und manch einer Stadt gewährte Ich Aufschub, obgleich sie voll des Frevels war. Zuletzt aber erfaßte Ich sie, und zu Mir ist die Heimkehr.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und wie manch eine Ortschaft, der ICH noch längere Zeit gewährte, während (ihre Bewohner) unrecht- 2 begehend waren, dann beseitigte ICH sie, und zu Mir ist dasWerden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And how many towns of wrongful inhabitants did I grant respite then I cast them down from a position of prosperity and power and brought them to ruin and to Me shall in the end be the destination.
Abdul Haleem
To many a town steeped in wrongdoing I gave more time and then struck them down: they all return to Me in the end.
Abdullah Yusuf Ali
And to how many populations did I give respite, which were given to wrong-doing? in the end I punished them. To me is the destination (of all).
Abul A'la Maududi
How many towns did I respite at first though they were steeped in iniquity, and then I seized them! To Me are all destined to return.
Aisha Bewley
How many wrongdoing cities I allowed time to and then I seized them. I am their final destination!
Al-Hilali & Khan
And many a township did I give respite while it was given to wrong-doing. Then (in the end) I seized it (with punishment). And to Me is the (final) return (of all).
Ali Quli Qarai
To how many a town did I give respite while it was wrongdoing! Then I seized it, and toward Me is the destination.
Amatul Rahman Omar
And so many (people of) townships were given to wicked ways but I respited them long. Then I took them to task and to Me alone shall be the return (of all of them).
Arthur John Arberry
How many a city I have respited in its evildoing; then I seized it, and to Me was the homecoming.
Bijan Moeinian
I gave ample time to any a community in the past before punishing them in account of their wickedness. To God is everyone’s destiny.
E. Henry Palmer
And to how many a city have I given full range while it yet did wrong! then I seized on it, and unto me was the return.
Edip-Layth
Many a town I have given it respite while it was doing wrong, then I seized it! To Me is the destiny.
George Sale
Unto how many cities have I granted respite, though they were wicked? Yet afterwards I chastised them: And unto Me shall they come to be judged, at the last day.
Hamid S. Aziz
They will bid you to hasten on the torment, but Allah will never fail in his promise; for, verily, a day with your Lord is as a thousand years of what you number.
Mahmoud Ghali
And (similarly) many a town I have reprieved, (while) it was unjust; thereafter I took it (away), and to Me is the Destiny.
Marmaduke Pickthall
And how many a township did I suffer long though it was sinful! Then I grasped it. Unto Me is the return.
Mohamed Ahmed - Samira
To how many habitations did We give respite, though given to wickedness, and then seized them. To Me they had to come back in the end.
Muhammad Asad
And to how many a community that was immersed in evildoing have I given rein for a while! But then I took it to task: for with Me is all journeys’ end!
Mustafa Khattab
Many are the societies whose end We delayed while they did wrong, then seized them. And to Me is the final return.
Progressive Muslims
And many a town I have given it respite while it was doing wrong, then I seized it! And to Me is the destiny.
Sahih International
And for how many a city did I prolong enjoyment while it was committing wrong. Then I seized it, and to Me is the [final] destination.
Sam Gerrans
And how many a city did I grant respite when it was doing wrong! — then I seized it; and to Me is the journey’s end.
Shabbir Ahmed
("As you sow, so shall you reap", is a rock-solid Law, as evidenced by the history of the rise and fall of nations. ) How many communities have gone before whom I gave respite although they were transgressors, but then My Law of Requital seized them. For with Me is the end of all journeys.
Syed Vickar Ahamed
And to how many populations did I (Allah) give relief, those who were used to doing wrong? In the end I (Allah) punished them. To Me is the destination (of all).
Taqi Usmani
And how many towns were there to whom I allowed respite, while they were wrongdoers, then I seized them. And to Me is the final return.
The Monotheist Group
Andmany a town I have given it respite while it was doing wrong, then I seized it! And to Me is the destiny.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Pir welatên ku (xelkê wan) zilm dikirin min muhlet da wan, paşê min ew (bi ezab) helak kirin û veger her bi bal min ve ye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En hoeveel steden heb Ik al niet uitstel gegeven, hoewel zij onrecht pleegden. Toen heb Ik haar gegrepen. En tot Mij is de bestemming.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Aan hoevele steden gaf ik niet uitstel? maar zij waren goddeloos. Doch daarna kastijdde ik haar; en tot mij zullen zij komen, om op den laatsten dag geoordeeld te worden.
Hollandaca — Siregar
En hoeveel steden heb ik geen uitstel gegeven, terwijl zij onrecht pleegden, waarna Ik hen bestrafte. En tot Mij is de terugkeer.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
И как было много поселений, [жителям] которых я дал отсрочку, хотя они и были неправедны! Потом же я наказал их, и ко Мне они вернутся.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och hur många städer, vars (invånare) ständigt begick orätt har Jag inte beviljat en frist; men (när fristen hade löpt ut) lät Jag Min vrede drabba dem. Jag är färdens mål!