← Sureler

Mushaf — 338. Sayfa

‹
/ 604
›
22. Hac Suresi

Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ

ve yesteǎ'cilūneke bi l-ǎƶābi ve len yuḣlife (a)llahu veǎ'dehu ve inne yevmen ǐnde rabbike ke elfi senetin mimmā teǔddūne

Zalim oldukları halde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.

وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَا وَاِلَيَّ الْمَصِيرُ

ve keeyyin min ḳaryetin emleytu lehā ve hiye Zālimetun ṧumme eḣaƶtuhā ve ileyye l-meSīru

De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."

قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَٓا اَنَا۬ لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ

ḳul yā eyyuhā n-nāsu innemā enā lekum neƶīrun mubīnun

Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır.

فَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

fe(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun

Ayetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.

وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي اٰيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَحِيمِ

ve(e)lleƶīne seǎv fī āyātinā muǎācizīne ulāike eSHābu l-ceHīmi

Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ اِلَّٓا اِذَا تَمَنّٰٓى اَلْقَى الشَّيْطَانُ فِي اُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللّٰهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللّٰهُ اٰيَاتِهِ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

ve mā erselnā min ḳablike min rasūlin ve lā nebiyyin illā iƶā temennā elḳā ş-şeyTānu fī umniyyetihi fe yenseḣu (a)llahu mā yulḳī ş-şeyTānu ṧumme yuHkimu (a)llahu āyātihi ve(a)llahu ǎlīmun Hakīmun

Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ

li yec'ǎle mā yulḳī ş-şeyTānu fitneten li(e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun ve l-ḳāsiyeti ḳulūbuhum ve inne Z-Zālimīne le fī şiḳāḳin beǐydin

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.

وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِهِ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

ve li yeǎ'leme (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme ennehu l-Haḳḳu min rabbike fe yu'minū bihi fe tuḣbite lehu ḳulūbuhum ve inne (a)llahe le hādi (e)lleƶīne āmenū ilā SirāTin musteḳīmin

İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.

وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ

ve lā yezālu (e)lleƶīne keferū fī miryetin minhu Hattā te'tiyehumu s-sāǎtu beğteten ev ye'tiyehum ǎƶābu yevmin ǎḳīmin