Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

اَلَّذِينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلٰى مَا اَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلٰوةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

(e)lleƶīne iƶā ƶukira (a)llahu vecilet ḳulūbuhum ve S-Sābirīne ǎlā mā eSābehum ve l-muḳīmī S-Salāti ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
2اِذَاiƶāzaman
3ذُكِرَƶukiraذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekanıldığı
4اللّٰهُ(a)llahuAllah
5وَجِلَتْveciletو ج لTitremek/korkmak, korku duymak, hızlı hissetmektitrer
6قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
7وَالصَّابِرِينَve S-Sābirīneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve sabrederler
8عَلٰىǎlāüstlerine
9مَا-şeylere
10اَصَابَهُمْeSābehumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.isabet ettirlen-
11وَالْمُقِيمِيve l-muḳīmīق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve doğrulurlar
12الصَّلٰوةِS-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
13وَمِمَّاve mimmāve şeylerden
14رَزَقْنَاهُمْrazeḳnāhumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızıklandırıldıkları
15يُنْفِقُونَyunfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.harcarlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle kişilerdir onlar ki Allah anılınca yürekleri oynar korkudan ve uğradıkları müsîbetlere katlanırlar, namaz kılmaya devâm ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını harcarlar yoksullara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle kişilerdir onlar ki Allah anılınca yürekleri oynar korkudan ve uğradıkları müsîbetlere katlanırlar, namaz kılmaya devâm ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını harcarlar yoksullara.

Adem Uğur

Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

Ahmed Hulusi

Onlar ki, "Allah" anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur. . . Kendilerine isabet edenlere sabredenler ve salatı ikame edenlerdir. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.

Ahmet Tekin

Onlar, Allah zikredilirken, Allah’a ibadet edilirken, Allah’ın dini, şeriatı anlatılırken, lâyıkı veçhile ilgilenememe endişesiyle kalpleri ürperenlerdir. Başlarına gelen musibetlere, belâlara karşı sabrederek mücadeleye devam edenlerdir. Namazı âdâbına riayet ederek aksatmadan âşikâre kılanlardır. Kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten karşılık gözetmeden gönüllü harcayanlardır.

Ahmet Varol

Onlar ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir; başlarına gelenlere sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar.

Ali Bulaç

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Bunlar, o kimselerdir ki, Allah anılınca kableri titrer, kendilerine isabet eden musibetlere karşı da sabırlıdırlar, namaza devamlıdırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan bir kısmını (hayır için) harcarlar.

Ali Rıza Safa

Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperir ve başlarına gelene karşı dirençli olurlar. Namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler, başlarına gelene sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve verdiğimiz rızklardan Allah rızası için harcayanlardır.

Bekir Sadak

(34-35) Her ummet icin, Allah'in kendilerine rizk olarak verdigi kurbanlik hayvanlarin uzerlerine O'nun adini anarak kurban kesmeyi mesru kildik. Sizin Tanriniz tek bir Tanri'dir, O'na teslim olun. Allah anildigi zaman kalbleri titreyen, baslarina gelene sabreden, namaz kilan, kendilerine verdigimiz riziktan sarfeden ve Allah'a gnul vermis olan kimselere mujde et.

Celal Yıldırım

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri korku ve saygıdan titrer; kendilerine dokunan şeye (sıkıntı ve üzüntüye) karşı sabrederler; namazı vaktinde kılarlar ve kendilerine sunduğumuz rızıktan (Allah için) harcarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri titrer, başlarına gelen musibetlere sabrederler, namazlarını özenle kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.

Diyanet İşleri

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Diyanet İşleri (eski)

(34-35) Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.

Diyanet Vakfi

Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki Allah anıldığı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden başkalarına dağıtırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Allah anıldığı vakıt kalbleri oynar ve kendilerine isabet edene sabırlı ve namaza devamlıdırlar ve kısmet ettiğimiz şeylerden infak da ederler

Erhan Aktaş

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

Fizilal-il Kuran

Onlar ki, yanlarında Allah'ın adı anıldığında kalpleri ürperir, başlarına gelen belalara karşı sabrederler, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıkların bir bölümünü Allah yolunda harcarlar.

Gültekin Onan

Onlar ki, Tanrı anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

Hamdi Döndüren

Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah için harcarlar.

Hasan Basri Çantay

(Öyle mutıy' ve mütevazi' olanlar ki) Allah anılınca onların kalbleri kork (u ile oyn) ar. Onları kendilerine isaabet eden (mihnetlere, zorluklara) sabredenlerdir. Namazı dosdoğru kılanlardır. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah için) harcarlar.

Hasib Asutay

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, kendilerine dokunan musibetlere sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.

Hayrat Neşriyat

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer; (ve onlar) başlarına gelen musîbetlere sabredenler ve namazı hakkıyla edâ edenlerdir; hem (onlar) kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.

İbni Kesir

Onlar ki; Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelenlere sabr eder, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namazı kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edenlerdir.

Muhammed Esed

Onlar ki, ne zaman Allah'tan söz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) başlarına gelen her türlü darlığa, sıkıntıya göğüs gererler; salatta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına da harcarlar.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, ne zaman Allah anılsa kalpleri saygıyla ürperir ve başlarına gelen şeylere sabrederler; üstelik namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan çömertçe sarf ederler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar ki, zikrolunduğu vakit kalpleri korkudan titrer ve kendilerine isabet etmiş olana sabredenlerdir ve namazı ikame edenlerdir ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden infakta bulunurlar.

Ömer Öngüt

Onlar o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

Suat Yıldırım

Onlar ki; yanlarında Allah anıldığında kalpleri saygı ile ürperir. Başlarına gelen dertlere sabrederler. Namazlarını hakkıyla ifa eder, Allah’ın kendilerine nasib ettiği nimetlerden, O’nun rızasında harcayıp dururlar.

Süleyman Ateş

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yoluna) harcarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar; Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenler karşısında sabırlı davranan /duruşunu bozmayan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenlere sabreden, namazı tam kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.

Şaban Piriş

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışlarlar.

Tefhim-ul Kuran

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; onlar, kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

Ümit Şimşek

Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperen, başlarına gelene sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunan kimselerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

o kəslərə ki, Allah anıldığı zaman qəlbi qorxuya düşər, başına gələnə səbir edər, namaz qılar və onlara verdiyimiz ruzidən Allah yolunda xərcləyərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O kəslər ki, Allahın adı çəkiləndə (zikr ediləndə) qəlbləri (qorxudan) titrəyər, üz verən müsibətlərə səbr edər, namaz qılar və onlara verdiyimiz ruzidən (ehtiyacı olanlara) sərf edərlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Das sind die Gläubigen, deren Herzen - wenn Gottes gedacht wird - erzittern, die alles geduldig ertragen, was ihnen geschieht, die das Gebet gebührend verrichten und von dem, was Wir ihnen geben, spenden.

Almanca — Der Edle Quran

denjenigen, deren Herzen sich vor Ehrfurcht regen, wenn Allahs gedacht wird, die das standhaft ertragen, was sie trifft, das Gebet verrichten und von dem, womit Wir sie versorgt haben, ausgeben.

Almanca — M. A. Rassoul

deren Herzen mit Furcht erfüllt sind, wenn Allah erwähnt wird, und die geduldig ertragen, was sie trifft, und die das Gebet verrichten und von dem spenden, was Wir ihnen gegeben haben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

b) Who lift to Allah their inward sight while their innermost being is actuated with the feeling of dread mingled with veneration at the mention and the thought of Him.

Abdul Haleem

whose hearts fill with awe whenever God is mentioned, who endure whatever happens to them with patience, who keep up the prayer, who give to others out of Our provision to them.

Abdullah Yusuf Ali

To those whose hearts when Allah is mentioned, are filled with fear, who show patient perseverance over their afflictions, keep up regular prayer, and spend (in charity) out of what We have bestowed upon them.

Abul A'la Maududi

whose hearts shiver whenever Allah is mentioned, who patiently bear whatever affliction comes to them, who establish Prayer, and who spend (for good purposes) out of what We have provided them.

Aisha Bewley

whose hearts quake at the mention of Allah, and who are steadfast in the face of all that happens to them, those who establish salat and give of what We have provided for them.

Al-Hilali & Khan

Whose hearts are filled with fear when Allâh is mentioned and As-Sabirûn [who patiently bear whatever may befall them (of calamities)]; and who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and who spend (in Allâh’s Cause) out of what We have provided them.

Ali Quli Qarai

—those whose hearts tremble with awe when Allah is mentioned, and who are patient through whatever visits them, and who maintain the prayer and spend out of what We have provided them.

Amatul Rahman Omar

Whose hearts are filled with awe when the name of Allâh is mentioned and who are patiently persevering in whatever (of the afflictions) befalls them, and who observe Prayer and spend from that which We have provided them.

Arthur John Arberry

who, when God is mentioned, their hearts quake, and such as endure patiently whatever visits them, and who perform the prayer, and expend of what We have provided them.

Bijan Moeinian

When such people hear the name of God, their hearts are filled with awe. They patiently deal with the difficulties of life, worship god on regular basis, and spend a part of what God has given them in the way of God (charity.)

E. Henry Palmer

whose hearts when God is mentioned are afraid, and to those who are patient of what befalls them, and to those who are steadfast in prayer and of what we have given them expend in alms.

Edip-Layth

Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they give charity.

George Sale

whose hearts, when mention is made of God, are struck with fear; and unto those who patiently endure that which befalleth them; and who duely perform their prayers, and give alms out of what We have bestowed on them.

Hamid S. Aziz

To every nation have We appointed rites, that they may mention the name of Allah over the sustenance He has provided them from animals fit for food; and your God is one God; to Him then surrender, and give glad tidings to the humble,

Mahmoud Ghali

Who, when Allah is mentioned, their hearts are tremulous, and the patient ones (in face) of whatever afflicts them, and the ones keeping up the prayer and (who) expend of whatever We have provided them.

Marmaduke Pickthall

Whose hearts fear when Allah is mentioned, and the patient of whatever may befall them, and those who establish worship and who spend of that We have bestowed on them.

Mohamed Ahmed - Samira

Whose hearts are filled with awe when the name of God is mentioned before them, who endure with fortitude what befalls them, and fulfil their moral obligations, and expend of what We have given them.

Muhammad Asad

all whose hearts tremble with awe whenever God is mentioned, and all who patiently bear whatever ill befalls them, and all who are constant in prayer and spend on others out of what We provide for them as sustenance.

Mustafa Khattab

those whose hearts tremble at the remembrance of Allah, who patiently endure whatever may befall them, and who establish prayer and donate from what We have provided for them.

Progressive Muslims

Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact-method, and from what We provide them they spend.

Sahih International

Who, when Allah is mentioned, their hearts are fearful, and [to] the patient over what has afflicted them, and the establishers of prayer and those who spend from what We have provided them.

Sam Gerrans

Whose hearts are afraid when God is remembered, and those patient over what befalls them, and who uphold the duty, and of what We have provided them they spend.

Shabbir Ahmed

The truly humble are those whose hearts tremble with awe whenever Allah is mentioned (8:2). And they steadfastly bear whatever ill befalls them. And they constantly strive to establish and consolidate the Divine System and spend the wealth that We have given them, on their fellow human beings.

Syed Vickar Ahamed

(To those) whose hearts are filled with fear, when (the Name of) Allah is mentioned— And who show patient steadfastness over their sorrows, perform regular prayer, and spend (in charity) from what We have given to them.

Taqi Usmani

those whose hearts are filled with awe when Allah is remembered, and who observe patience against whatever befalls them, and who are steadfast in Salāh, and who spend (in the way of Allah) out of what We have given to them.

The Monotheist Group

Those who, when God is mentioned, their hearts reverence, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they spend.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ceux dont les cœurs frémissent quand le nom dʹAllah est mentionné, ceux qui endurent ce qui les atteint et ceux qui accomplissent la Salât et dépensent de ce que Nous leur avons attribué.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku dema (navê) Xwedê tê gotin, dilên wan dilerize û dema belayek bê serê wan xwe radigrin, nimêjê bi awayê pêdivî dikin û ji risqê me daye wan (di riya xwedê de) xerc dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

van wie, wanneer Gods naam vermeld wordt, de harten vol ontzag zijn, die geduldig volharden bij wat hen treft en die de salaat verrichten en die bijdragen geven van wat Wij hun voor hun levensonderhoud gegeven hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wier harten, als Gods naam wordt vermeld, door vrees, worden getroffen, en hun, die geduldig doorstaan wat hun overkomt, die hunne gebeden in acht nemen, en aalmoezen geven van hetgeen wij hun hebben geschonken.

Hollandaca — Siregar

Degenen waarvan, als de Naam van Allah genoemd wordt de harten trillen en die geduldigen zijn met wat ben treft en die de shalât onderhouden en uitgeven van dat waar Wij hen mee voorzien hebben.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

сердца коих при упоминании имени Аллаха трепещут от страха, которые терпеливы к тому, что их постигает, творят обрядовую молитву и расходуют [на пути Аллаха] из того, что Мы дали им в удел.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de vars hjärtan bävar då Hans namn uttalas och som med jämnmod bär de (motgångar) som drabbar dem och som regelbundet förrättar bönen och ger (åt andra) av det som Vi har skänkt dem för deras försörjning.